Gerhart Hauptmann

Gerhart Hauptmann

Yazar
7.3/10
35 Kişi
·
94
Okunma
·
6
Beğeni
·
1.361
Gösterim
Adı:
Gerhart Hauptmann
Tam adı:
Gerhart Johann Robert Hauptmann
Unvan:
Nobel Ödüllü Alman yazar
Doğum:
Szczawno-Zdrój, Polonya, 15 Kasım 1862
Ölüm:
Jagniątkowo, Polonya, 6 Haziran 1946
Gerhart Johann Robert Hauptmann (* 15 Kasım 1862 Szczawno Zdrój; ö. 6 Haziran 1946 Jagniątków), Alman dramatist ve oyun yazarı olup, Natüralizm akımının en önemli Alman temsilcisi olarak bilinir. Ancak çalışmalarında başka tarzlarla da bütünleşmiştir. 1912 yılında Nobel Edebiyat Ödülüne lâyık görülmüştür.

Hayatı
Çocukluğu ve Gençliği

Gerhart Hauptmann 15 Kasım 1862'de Aşağı Silezya'nın Obersalzbrunn şehrinde doğdu. Ebeveyni, yörede bir otel işleten Robert ve Marie (Straehler) Hauptmann çiftiydi. Hauptmann'ın kendinden büyük üç kardeşi vardı: Georg (1853–1899), Johanna (1856–1943) ve Carl (1858–1921). Genç Hauptmann muhitte masalcı olarak tanınıyordu.

1868'de köy okuluna başladı. 10 Nisan 1874'te Breslau'da ön yeterlilik sınavını geçtiği liseye yazıldı. Hauptmann büyükşehirde gördüğü yeni çevreye alışmakta zorluklar yaşadı. Bir papazın yanında barınmadan önce, ağabeyi Carl'la birlikte perişan bir öğrenci pansiyonunda kaldı. Bundan başka, okulu ona problemler çıkardı. Okulda onu en çok rahatsız eden şey öğretmenlerinin ona karşı sert, soylu ailelerin çocuklarına karşı ise iyi davranmasıydı. Kendinde bu sebeplerle isteksizlik ve yakalndığı hastalıklar nedeniyle derslere katılamadığından ilk yılını tekrarlamak zorunda kaldı. Hauptmann 1878 baharında amcası Gustav Schubert'in Udanin'deki çiftliğinde tarım öğrenmek için ortaokuldan ayrıldı. Bir buçuk yıl sonra bu öğrenimi tamamlamak zorunda kaldı. Fiziksel açıdan yetersizdi ve onu 20 yıl boyunca ölümle burun buruna getirecek olan bir akciğer hastalığına yakalanmıştı.

1880 yılında Breslau Sanat Enstitüsünde heykeltıraşçılık eğitimi alan Hauptmann 1883 yılında heykeltıraş olarak Roma’ya yerleşir. İki yıl sonra zengin bir işadamının kızı olan Marie Thielmann ile evlenir ve çiftin üç çocuğu olur. Berlin yakınlarında Erkner semtine yerleşirler ve Hauptmann natüralist düşünceye sahip şairlerin derneği olan “Durch” ile iletişime geçer. Hauptmann 1889 yılında “Freie Bühne” (Serbest Sahne) isimli derneği kurar ve birçok eseri burada sahnelenir. “Vor Sonnenaufgang” (Güneşin doğuşu) isimli ilk yapıtının prömiyesi bu sahnede yapılır. Böylelikle modern çağın dramasının ileri gelen temsilcisi olur. Gerhart Hauptmann 1904 yılında eşinden boşandıktan sonra müzisyen öğrencisi Margarete Marschalke ile evlenir. İkinci eşinden bir oğlu dünyaya gelir. “Die Ratten” (Fareler) yapıtının prömiyesi 1911 yılında Berlin’de bulunan Lessing tiyatrosunda sahnelenir. Birçok ödüle layık görülen Hauptmann, 1918 yılında Alman Cumhuriyetinin kuruluşunda da aktif olur. Nasyonal sosyalizm’e bir beyanatta bulunmayan Hauptmann 1933 de kamu hayatından çekilir. 6 Haziran 1946 yılında 84 yaşında Agnetendorf’ da hayata veda eden Hauptmann’ın Yahudilere uygulanan tatbikatı anlatan öyküsü “Die Finsternisse” (Karanlıklar) ölümünden sonra yayınlanır. Türkçeye çevrilmiş eserinin adı "Dokumacılar"dır.

wikipedia
Kafasından sayısız düşünce geçiyor, ruhu büyük duygularla doluyordu. Bir an için sonsuzlukta kaybolduğunu sandı.
Gerhart Hauptmann
Everest yayınları
Wanda, gelip de boynuna asıldığında, ona sokuldugunda, dans ederken kulağına güzel sözler fısıldamaya başladığında, heykeltıraş karşı koyacak gücü bulamamıştı kendinde. Satranç tahtası ve tüm planlar daha oyun başlamadan bir kenara itilmişti.
Gerhart Hauptmann
Everest yayınları
124 syf.
·2 günde
Hauptmann bu eserinde 1849 Mart Devrimi öncesinde Silezya'da meydana gelen dokumacıların isyanını natüralist bakış açısıyla okurlarına aktarır. Yazar bu tarihi olay için Silezya'daki dokumacıların yaşam koşullarını, içinde bulundukları sefaleti kayda geçmeden önce belge ve dokümanları inceler, olayın meydana geldiği yöreye inceleme gezisine çıkar ve gerçek olaylara büyük ölçüde bağlı kalarak eserini yazar.

Kitapta anlattığı üzere oradaki dokumacıları sefaleti çok büyüktür. Sabah akşam demeden, gece yarılarına kadar çalışan çoluk çocuk, hasta yaşlı pek çok insan bu sefaletten payına düşeni fazlasıyla almaktadır. Dur durak bilmeden üreten bu kesim yine de aç, sefil ve hastalıklıdır. 5-6 kişi aynı saman döşeğini paylaşır, hayvan leşleriyle açlıklarını bastırır, köpek etiyle ziyafet çeker, dışkı içinde yiyecek bir şey arar. Verem, çocuk ölümleri, geri zekalılık ve alkol tutkusu başlıca sefalet göstergesidir. Ve tüm bunların karşılığında işverenlerden sadaka miktarınca bir gelir elde ederler; bunu da binbir rica ve minnetle alırlar.

Yazar eser boyunca sosyal zıtlıkları fazlasıyla gözler önüne serer. Çalışan kitleyle işveren kesim arasındaki uçurumu tasvirleriyle okuyucuya sömürünün ne boyutta olduğunu gösterir. Dokumacılar önce sabır gösterirler, sonra tepkisel davranışlar sergilerler ve en sonunda bu tepkisel davranışlar isyana dönüşür. Yazarın dokumacılar lehine taraf tuttuğu aşikârdır ancak olaylara fabrikatörlerin gözüyle de bakar. Onların yaşadığı sıkıntıları, makineleşme ile hız kazanan pazar ve rekabet sorununu da işin içine katar. Aslında burada yazar, insan hayatının sanayi öncesi ile sanayi sonrasının özetini sunar. Pek çok insan sanayi öncesi bağımsız işlerde çalışırken, nispeten barış içinde yaşam sürerken makineler ekonomik bağımsızlığa son verir. Ayaklanmada da dokumacıların dokuma tezgâhlarını parçalamaları aslında sömürülen emeklerinin bir intikamıdır.

Yazarın Nobel ödülü almasından sonra bu eserin Almancaya çevrilmesi biraz zaman almıştır. Oyunun Silezya lehçesiyle yazılmış olmasından dolayı çeviriyle uğraşılmak istenmemiş ya da o sırada baskıcı bir zihniyet buna izin vermemiş olabilir. Türkçe çevirisinde bozuk olarak nitelendirilen cümle ve kelimeler ise eserin orijinal haliyle ilgilidir. Bozuk olarak düşünülen Türkçe aslında bozuk Almanca çevirisidir.
248 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Modern edebiyat dalında ve Almanya'nin naturelist yazarlarından ayrıca Nobel edebiyat ödülü sahibi olan Gerhart Hauptmann 'nın romanını sevdiğimi söylemek isterim. Roman akıcı ve sade dilde yazılmış olduğundan sıkılacagınızı düşünmüyorum.
Konusu ise: Almanya'nın Görlitz kentinde olan heykeltıraş Paul Haake ve sevdiği kadın Wanda'nin çalkantılı aşk hayatını anlatıyor. Wanda, sirkte çalışan bir kadın. Wanda, Haake 'ye modellik yaparmış ama bir gün evden kaçmış Haake de onu bulmaya gidiyor, derken finali sürpriz sonlu bitiyor. İyi okumalar dilerim...
92 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Yalnızlık sizlere neyi ifade ettirir? İnsan yalnızlıktan korkmalı mı, yoksa çoğu insanın bazen toplum sıkıntısından yalnızlığa koşmalı mı? İşte esas konusu insan yalnızlığı olan bu eserde açıkçası bu tür sorulara cevap bulabiliyor insan...

Çok güzel tiyatrasal bir metin. Zevkle okuduğun bir eser oldu. Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi kitap genel olarak insanın yalnızlığı üzerinde durmuş olup bu yalnızlığın etkilerini ifade etmeye çalışmış.

Açıkçası yazarın iç dünyasına tanıklık etmeye başladığınızda yalnızlığın ne olduğunu işte o zaman daha iyi anlıyorsunuz.

Yalnızlık ikileminden biraz olsun psikolojik olarak kurtulmak istiyorsanız okumanızı tavsiye ederim. Oldukça başarılı buldum.
Keyifli okumalar dilerim...
62 syf.
·2 günde
Alman Edebiyatında önemli bir eşikte duran “Hat Bekçisi Thiel” G. Hauptmann’ın en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir. Hauptmann 20’li yaşlarda kendini yeni bir edebiyat akımının içinde bulur. Üstelik bu akım 19 yüzyılın ilk yarısında baskın olan Romantik akımın tam zıddı tezlere sahip bir akımdır: Natüralizm. Edebi kariyerine 1880’lerde başlayan yazar önce kısa roman da denen novella tarzı eserler sonrasında ise drama alanında pek çok eser vermiştir. 1887’de kaleme alınan bu eser proleter yaşamı konu alır. Yazarın kendisi demiryolu işçilerinin yaşamını bizzat inceleyerek bu kısa romanda Natüralizmin tüm özelliklerini okuyucuya hissettirir. Özellikle işçi sınıfına mensup birini yaşadığı çevreye göre incelenmesi, kalıtıma verilen önem, cinselliğe göndermelerin olması, gerçek yer isimlerinin kullanılması, zekâ geriliği ve akıl sağlığının yitirilmesi, delirme durumları dikkatli okuyucularda hemen Emile Zola ismini çağrıştıracaktır. Bu eser gerçekten Zola’nın kaleminden çıkmış gibidir bir bakıma.

Burada biraz bu eserin ne derecede novella olarak kabul edilmesi gerektiğine dair birkaç açıklamada bulunmak istiyorum: Zaman ve mekân olarak çok sınırlı ve düz bir anlatımın bulunması, az sayıda karakterin olması, karakter tasviri ve analizlerinin derinlik kazanmaması eseri novella olarak kabul etmemiz için yeterli sebeplerdir ancak bu edebiyat türüne uymayan bazı unsurları da göz ardı etmemek gerekir. Yazar bu forma içerik olarak o zamanın şartlarına göre okuyucuların pek de görmeye alışık olmadığı korkunç cinayetler de ekler. Novella gibi bir tür için anlatılanlar fazlasıyla şok edicidir. Ancak tren kazası ve cinayetler uzun uzadıya anlatılmaz, bir iki kelimeyle geçiştirilir.

Kitabı birkaç cümleyle özetlemek mümkündür. Thiel Alman Demiryollarında hat bekçisi olarak çalışır. Görevi tren raylarının temiz olmasını sağlamaktır. Tanrı’dan korkan, düzenli olarak kiliseye giden vicdanlı ve uysal karakterde bir işçidir. Tüm hayatı mekanik bir şekilde ev, görev yeri ve kilise arasında geçer. İlk eşini doğum sırasında kaybeder. Tobias adını erdiği oğlu biraz zihinsel ve bedensel özürlü olarak doğar. Çocuk bakımı ve ev işlerini idare etmesi için bir yıl sonra Lena isimli bir kadınla evlenir. Tabii ki bu kadın peri masallarındaki cadıları aratmayacak kadar kötü karakterde bir kadındır. Kendi oğlu olunca da üvey evladına daha bir acımasız davranır. Thiel, Herkül gibi cüssesine rağmen eşinden biraz çekinir ve cinsel anlamda onun her dediğine boyun eğer ve kendi çocuğuna kötü davranmasını görmezden gelir. Lena’nın kazaraTobias’ın ölümüne sebep olması sakin ve düzenli giden bir hayatı altüst eder. Bundan sonra Thiel’in psikolojik durumu ön plana çıkmaya başlar. Ölüm döşeğindeki eşine söz vermesine rağmen oğlunu ikinci eşinden koruyamaz, tren hattının da temiz olması gerekiyorken tren kazasının da önüne geçemez. Çocuğunun ölümünden kendisi suçlayan Thiel bu suçun altında delirir. Zihinsel çöküş çok hızlı bir şekilde kaçınılmaz olaylara sebebiyet verir. Thiel’in tüm yaptıklarına rağmen okuyucu yine de onla sempati duymadan edemez. Kısa bir roman olması sebebiyle bir çırpıda okunabilecek güzel bir eser.
124 syf.
·2 günde·9/10 puan
Hauptmann'ın 'Dokumacılar' oyunu misali bu sosyalizm ideolojisi doğrultusunda yazılan tiyatro eserlerine Maksim Gorki'nin 'Küçük Burjuvar' ve 'Ayaktakımı Arasında' oyunları da örnek gösterilebilir. Ne var ki, bu oyunların içeriği kapitalizmin hayatın kıyısına attığı insanların, zorlu yaşam koşullarının tasvirleriyle sınırlıdır. 'Dokumacılar'da ise mağdur insanlarımız filizlenen sosyalist idea ile isyana başlarlar, isyanın vardığı yer ise doğru veya yanlış da olsa anarşizm ve bunun yanında yağmadır. Silezya dokumacılarının sefaletlerinin vardığı nokta insan haysiyetinin tahammül sınırlarını zorlayınca, takdir edersiniz ki burjuvaziye karşı yapılan bu ayaklanma ve bunun getirdiği anarşizm kaçınılmazdır. Sosyal adalet vurgulu bu oyunun içeriği Emile Zola'nın 'Germinal' romanıyla yakındır.
Oyun ülkemizde sahneleniyor mu veya geçmişte sahnelenmiş mi kesin bir bilgiye ulaşamadım. Okumanızı tavsiye edeceğim.
İyi okumalar...
158 syf.
·Puan vermedi
19.yüzyılda Silezya'da geçimlerini sabahtan akşama kadar, yaşlı-genç, kadın-erkek, hasta-engelli, çoluk çocuk demeden dokuma tezgahlarından kazandıklarıyla sağlayan yoksul kesim ile onların tam zıttı olan fabrikatörler arasındaki uçurumdan doğan eşitsizliklere bir isyanı konu edinen oyun.

Kapitalizmin insanları getirdiği iki ayrı uç noktanın sonuçlarından birini tiyatro eseri olarak görüyoruz burada. Yazar, gerçeklerden yola çıkarak, natüralist bir bakışla oluşturmuş eserini ve bu da ona ödülü kazandırmış.
248 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Ünlü bir heykeltıraş olan Haake'nin bir sirk kızı olan Wanda'ya bağlılığı... Bu narin görüntüsünün ardında kötülük zerreleri olan wanda'nın gerçek yüzünün farkına varamayan heykeltıraşa oldukça kızacaksınız.
Sevgili Wanda kitabı 1912 Nobel Edebiyat ödülünü almıştır. Kitap oldukça akıcı. Tavsiye ediyorum. İlişkiler adına farkındalık oluşturacak güzel bir roman :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Gerhart Hauptmann
Tam adı:
Gerhart Johann Robert Hauptmann
Unvan:
Nobel Ödüllü Alman yazar
Doğum:
Szczawno-Zdrój, Polonya, 15 Kasım 1862
Ölüm:
Jagniątkowo, Polonya, 6 Haziran 1946
Gerhart Johann Robert Hauptmann (* 15 Kasım 1862 Szczawno Zdrój; ö. 6 Haziran 1946 Jagniątków), Alman dramatist ve oyun yazarı olup, Natüralizm akımının en önemli Alman temsilcisi olarak bilinir. Ancak çalışmalarında başka tarzlarla da bütünleşmiştir. 1912 yılında Nobel Edebiyat Ödülüne lâyık görülmüştür.

Hayatı
Çocukluğu ve Gençliği

Gerhart Hauptmann 15 Kasım 1862'de Aşağı Silezya'nın Obersalzbrunn şehrinde doğdu. Ebeveyni, yörede bir otel işleten Robert ve Marie (Straehler) Hauptmann çiftiydi. Hauptmann'ın kendinden büyük üç kardeşi vardı: Georg (1853–1899), Johanna (1856–1943) ve Carl (1858–1921). Genç Hauptmann muhitte masalcı olarak tanınıyordu.

1868'de köy okuluna başladı. 10 Nisan 1874'te Breslau'da ön yeterlilik sınavını geçtiği liseye yazıldı. Hauptmann büyükşehirde gördüğü yeni çevreye alışmakta zorluklar yaşadı. Bir papazın yanında barınmadan önce, ağabeyi Carl'la birlikte perişan bir öğrenci pansiyonunda kaldı. Bundan başka, okulu ona problemler çıkardı. Okulda onu en çok rahatsız eden şey öğretmenlerinin ona karşı sert, soylu ailelerin çocuklarına karşı ise iyi davranmasıydı. Kendinde bu sebeplerle isteksizlik ve yakalndığı hastalıklar nedeniyle derslere katılamadığından ilk yılını tekrarlamak zorunda kaldı. Hauptmann 1878 baharında amcası Gustav Schubert'in Udanin'deki çiftliğinde tarım öğrenmek için ortaokuldan ayrıldı. Bir buçuk yıl sonra bu öğrenimi tamamlamak zorunda kaldı. Fiziksel açıdan yetersizdi ve onu 20 yıl boyunca ölümle burun buruna getirecek olan bir akciğer hastalığına yakalanmıştı.

1880 yılında Breslau Sanat Enstitüsünde heykeltıraşçılık eğitimi alan Hauptmann 1883 yılında heykeltıraş olarak Roma’ya yerleşir. İki yıl sonra zengin bir işadamının kızı olan Marie Thielmann ile evlenir ve çiftin üç çocuğu olur. Berlin yakınlarında Erkner semtine yerleşirler ve Hauptmann natüralist düşünceye sahip şairlerin derneği olan “Durch” ile iletişime geçer. Hauptmann 1889 yılında “Freie Bühne” (Serbest Sahne) isimli derneği kurar ve birçok eseri burada sahnelenir. “Vor Sonnenaufgang” (Güneşin doğuşu) isimli ilk yapıtının prömiyesi bu sahnede yapılır. Böylelikle modern çağın dramasının ileri gelen temsilcisi olur. Gerhart Hauptmann 1904 yılında eşinden boşandıktan sonra müzisyen öğrencisi Margarete Marschalke ile evlenir. İkinci eşinden bir oğlu dünyaya gelir. “Die Ratten” (Fareler) yapıtının prömiyesi 1911 yılında Berlin’de bulunan Lessing tiyatrosunda sahnelenir. Birçok ödüle layık görülen Hauptmann, 1918 yılında Alman Cumhuriyetinin kuruluşunda da aktif olur. Nasyonal sosyalizm’e bir beyanatta bulunmayan Hauptmann 1933 de kamu hayatından çekilir. 6 Haziran 1946 yılında 84 yaşında Agnetendorf’ da hayata veda eden Hauptmann’ın Yahudilere uygulanan tatbikatı anlatan öyküsü “Die Finsternisse” (Karanlıklar) ölümünden sonra yayınlanır. Türkçeye çevrilmiş eserinin adı "Dokumacılar"dır.

wikipedia

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 94 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 117 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.