Mihail Yuryeviç Lermontov

Mihail Yuryeviç Lermontov

Yazar
8.6/10
149 Kişi
·
392
Okunma
·
59
Beğeni
·
4.430
Gösterim
Adı:
Mihail Yuryeviç Lermontov
Unvan:
Rus Yazar ve Şair
Doğum:
Moskova, Rusya İmparatorluğu, 15 Ekim 1814
Ölüm:
Pyatigorsk, Rusya İmparatorluğu, 27 Temmuz 1841
Mihail Yuryeviç Lermontov (15 Ekim 1814 - 27 Temmuz 1841), Rus yazar ve şair.

Emekli bir subayın oğlu olarak dünyaya gelen Lermontov, bir süre Moskova Üniversitesi'ne devam etti. Üniversite yılları Lermontov'a, toplumsal sorunların büyük bir heyecanla tartışıldığı çok canlı bir entelektüel ortamdan yararlanma fırsatı sağlamıştır.

1832 yılında üniversiteden ayrılmış, Harp Okuluna kaydolmuştur. 1834 yılında asteğmen rütbesiyle mezun olup St. Petersburg'da hafif süvari olarak askerlik kariyerine başlamıştır. 1837 yılında Puşkin'in bir düelloda öldürülmesi üzerine derinden etkilenerek "Şairin Ölümü" adını verdiği bir şiir kaleme almıştır. Ne yazık ki dönem, öncelikle monarşinin sınırsız yetkilerinin bir anayasayla sınırlandırılmasını savunan akımların ve genelde tüm ilerici, özgürlükçü düşünce ve etkinliklerin yoğun baskı altında tutulduğu bir dönemdir. Lermontov da bu şiirinde Puşkin'in bir düello sonucu ölümünü cinayet olarak nitelemekte ve Çarlık yönetimin suçlamaktadır. Bunun üzerine tutuklanarak Kafkasya'daki bir birliğe sürülmüştür.

1838 yılında sürgün cezası kaldırılan Lermontov St. Petersburg'a döndü ve kısa sürede dönemin parlak edebiyatçıları arasına girdi. Şiirleri edebiyat çevrelerinde çok beğenilen Lermontov'a, Puşkin'in ardılı gözüyle bakılmaya başlanmıştır. "Çağımızın Bir Kahramanı" adlı romanıyla da büyük bir beğeni toplamıştır.

1840 yılın başlarında St. Petersburg'daki Fransız büyükelçisinin oğluyla giriştiği bir düello, bu özgürlük yanlısı genç şairin Petersburg'dan uzaklaştırılması için bir bahane oluşturdu. Çarlık yönetimi onu tekrar Kafkasya'ya sürgüne gönderdi.

1841 yılının şubat ayında izinli olarak St. Petersburg'a dönen Lermontov, umut doludur. Bir dergi çıkartmak konusunda girişimlerde bulunur. Ne var ki izin süresinin bitiminde görev yerine dönmesi için kesin emir alacaktır. Yolculuk sırasında hastalanır ve Piyatigorsk kentinde bir süre dinlenmek zorunda kalır. Bu kentte 27 Ekim 1841 günü, kralcı bir Fransız subayla düello yapar ve bu düellonun sonunda yaşamını yitirir. Özgürlükçü aydın kesimde, tıpkı Puşkin gibi bir düello sonucu genç yaşta ölmesi, derin bir üzüntüye neden olmuştur.

Yirmi yedi yıllık kısa yaşamına karşın Lermontov, şiirleri, tiyatro oyunları ve romanıyla Rus edebiyatının gelişimi üzerinde derin etkiler yaratmıştır. Kendisinden sonraki pek çok Rus edebiyatçı üzerinde Lermontov'un etkilerini görmek mümkündür. Fransız özgürlükçü düşüncesinden belirgin biçimde etkilenen aydın bir edebiyatçıdır.
Gerçek dostluk kuramam ben. Çünkü, bunu hiçbiri itiraf etmese de, iki dosttan biri her zaman köledir.
Her zaman içimden geldiği gibi söylerim ben. Duymak isteyen duyar, duyması gerekmeyen ise anlamaz.
Ve eğer bir an unutabilsem kendimi.
Tıpkı özgür, özgür bir kuş gibi.
Uçarım daha dün yaşanmış geçmişe.
Konak, yıkılmış limonluk, bahçe,
- Bütün o sevgili aile çevresi -
Küçük bir çocuk olurum yine.
Mihail Yuryeviç Lermontov
Sayfa 43 - İşB. Kültür Y.
Kimi zaman küçümserim kendimi... Başkalarını da küçümsemem bundan mıdır acaba?
Tüm geçmişimi defettim hiçliğe;
Cennetim , cehennemim senin gözlerinde!
Seni dünyanın tanımadığı
Bir tutkuyla seviyorum,
Senin sevemeyeceğin gibi..
Mihail Yuryeviç Lermontov
Sayfa 92 - İş B. Kültür Y.
172 syf.
·8 günde·Puan vermedi
" Bir mezar taşının, yol üstünde durdurması gibi bir yabancıyı."

Yabancıyım Lermontov ben buralara, kendime, dünyaya.. Durdurdun beni ama kimin mezar taşıydı beni durduran. Bir yerlerde ölmüş ve kendimi ararken kendi mezar taşımı mı bulmuştum ve bir yabancı gibi adımı zorlanarak mı okumuştum ...?

Hiç şüphesiz Lermontov sadece eserleri ile değil devrimci kişiliği, dönemin (1814- 1841) baskıcı Rusya' sına karşı da kesin tavrıyla örnek olmuştur. Nitekim Puşkin' in komplo düelloda öldürülmesinden bir gün sonra "Şairin Ölümü " adlı devasa kütleli olduğuna inandığım ve çokça sevilen şiiri kaleme almıştır. Kendisi de Çarlık dönemi Rusya' nın baskısından nasibini almış ve eserlerinde çokça dile getirdiği Kafkasya' ya sürülmüştür. Ve malesef dört yıl sonra benzeri bir düelloda dünyanın kirli ellerinden kayıp gitmiş ve ölmüştür. ( özetle değinecek oldum)

Kitapta en beğendiğim yan şüphesiz Lermontov' un devrimci kalemi ve bu kalemi kirli elleri hareket ettiren kalplere ölesiye değdirmesidir. Ve pek tabiki " İblis ile Tamara" nın manzumesi. Bir an iblisi gerçekten ne kadar doğru anlamış olabiliriz diye sorguladım. Yaw bu nasıl iblis bir kurlar yapıyor ki tutsak edilmiş Tamara' ya hayret ettim. Kız Tamara dedim he de şu iblise bir tanı belki o kadar da kötü değildir diye. Devamı kitabı okuyacak olana kalsın..:)
Tamara ya bende aşık oldum.
Sırf bu yüzden üstüme ceket almıyorum bu ayaza çalan yarı gecede. Üşürsem belki hissedersin Tamara...
Ah Tamara seni anlamak anlamları başka bir anlamaktır.
Ve sen Lermontov her sayfasında kirli ruhlara indirdiğin hançerin bir başka şairin ruhunda yaşayacak.
Güzel Devrimci... Yazdıkların bir ömür, yüzüm güneşe dönükken sana ayırdığım yarı zifiri gölgem olacak...
Çok uzattım farkındayım. Affola...
Saygılarımla...
243 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
“Lermontov uzun yaşasaydı, bizler halkın gerçeğini kabullenmiş, belki de halkın acıları için ağıtlar yakan, halkın gerçek savunucusu büyük bir ozana sahip olurduk?”
(Dostoyevski, Bir Yazarın Günlüğü’nden)

Rus yazarlarını çok severim. Özellikle Dostoyevski. Lermontov’ un ismini ilk ondan duyduğumu hatırlıyorum. Ve bu kitabı okumak bu zaman kadar süründü. Geç kalmışım.

Peçorin -kahramanımızın adı- vurdumduymaz, bağlanmaktan korkan aslında korkan değil de istemeyen bir asker. Kafasına ne eserse onu anında yaşama geçirmek isteyen bir genç. Evlenmeyi ayak bağı olarak görüyor. Onun gibi kişiliğe sahip olan biri için normal bir görüş aslında. Ama ona kötü bir insan diyenlere inatla onun gerçekten zamanının gerçek bir kahramanı olduğunu düşünüyorum -o zamanki Rusya-.

Özellikle Vera’ ya olan o saf aşkı ki başka bir kadına böyle hisler asla beslemiyor onun aslında çok duygusal bir adam olduğunun kanıtı. Ama o zamanın şartları içinde kendini ne kadar ifade etse bile anlaşılamadığı için her şeyi artık “adam sendeciliğe” dökmüş. Hatta bununla ilgili kitapta çok güzel anlatımlar var. Bence Peçorin gerçek bir kahramandır. O ne yaparsa yapsın sevdirdi kendini bana :)

Lermontov’ a gelince... Eğer yaşasa idi ‘ki yirmiyedi yaşında çok sevdiği Puşkin gibi o da bir düello sonucu hayatını kaybetmişti ‘
bu okuduğumuz kitabı Peçorin’ in hatıralarına istinaden seri yapabilirdi. Anlatımı çok güzel. Ben büyük bir zevkle okudum. “Dostoyevski seviyorsa ben illaki severim” gibi güzel bir önyargı ile başladım kitaba ve o şekilde de oldu.

Lermontov’ un o kadar güzel psikolojik yorumları var ki hayranlık duymamak elde değil. Özellikle kadınlar ile ilgili olanları... Ve dahi karşısına kim çıksa saçlarından, yüz şeklinden, konuşmasından çıkarımlara varıyor. Mentalist bir kafa yapısı. (- Ah bende de olaydı, ne güzel olurdu. Bende olmasını istediğim en büyük özellik :))-)

Okunması gereken bir kitap. Zaten bildiğim kadarı ile yazarın sadece bir romanı var. Şiirlerine de bir ara gözatmak lazım gelir bu vakitten sonra.

Sonuca gelince “ Peçorin bir kahramandır ve hep kahraman olarak kalacaktır “ :)
536 syf.
·57 günde·Beğendi·10/10
" Lermontov uzun yaşasaydı, bizler halkın gerçeğini kabullenmiş, belki de halkın acıları için ağıtlar yakan, halkın gerçek savunucusu büyük bir ozana sahip olurduk" demiş Dostoyevski.

Lermontov' un hayatı kısaca;
Üç yaşında annesini kaybeder ve kısa bir süre sonra babası evi terkeder. Büyükannesiyle yaşamaya başlayan Lermontov, ilk kez o zaman tanışır, hemen hemen tüm eserlerinde yer bulan Kafkasya ile.
Gençlik yıllarında asi ruhunun etkileriyle üniversiteden çıkmak zorunda kalır ve asteğmen olarak süvari birliğinde yerini alır. Lâkin insan haksızlık ve adaletsizliğe karşı kavgacı bir ruha sahipse elbetteki onu hiçbir güç durduramaz. Sonrası ise sürgün hayatı olarak Kafkasya dır. Sürgündeyken bile aktif bir şekilde yazarlığına ve şairliğine devam eden Lermontov;
" Gerçek benim kutsalımdır " diyerek üretmeye devam eder. Kısacık hayatında en çok etkilendiği ve sevdiği yazarlardan olan Puşkin'in komplo düelloda hayatını kaybetmesi onu derinden etkiler ve Rusya da en çok dolaşan şiirler arasına giren Şairin ölümünü yazar.
" Şair öldü kuluydu namusun
Düştü karalanmış, söylentilerle."
Dönemin adalet anlayışını yerden yere vurur ve toplumcu dizelerle göndermeler yapar. Sonra mı? Gelişen olaylar ve yine sürgün...
Aleksandr Herzenin bir cümlesiyle Lermontov' un Puşkin ' i ne kadar sevdiğini en güzel şekilde açıklar.
" Puşkin'i vuran tabanca, Lermontov'a da isabet etmişti " der Herzenin.

1841 yılında henüz 27 yaşındayken ve kısacık ömrüne yığınca eser bırakan Lermontov, güçlü iddialarla dile getirildiği gibi bir komplo düello da yaşamını yitirmiş ve bizi yazacağı şiir, hikaye ve poemalardan mahrum bırakmıştır, ruhu şad olsun.

Kitaba gelelim.

ÖZGÜRLÜĞÜN SON OĞLU.
Poema; duygusal içeriği bakımından şiire benzeyen düzyazıdır. Lermontov bu kitabında da yine Toplumcu yazar olarak çıkar karşımıza. Gerek toplumun aksayan yanlarını, gerek rejimlerin, hükümetlerin adaletsizliklerini dize dize işler satırlarında. Tabiki Kafkasya ' ya olan sevgisini hissetmemek imkansızdır. Kazbek dağlarına sık sık yer verir.
Elbetteki aşkı da çok iyi harmanlar bu kitabında. Kaderi yalnızlık olan insanları da es geçmez.
Onu okurken bazen Nazım gelir akla bazen Cem Karaca bazen Barış Manço( çocuklar için masal adlı poeması kitapta mevcuttur.)
Kimi zaman ihanetin de serpiştirildiği satırlarda kimi zaman keskin bir mizah devreye girer, sonra biraz aşk ve tabiki adaletsizlikler...
Şair toplumun aynası olmalıdır nitekim onun satırlarında siyasi kokuşmuşluk gizlenemez.
Lermontov okumamış ve okumayacak olan ne kaybeder bilmem, ancak okunduğunda pişman olunmayacak kadar güzeldir. Incelememi bu kitapta yer almayan ancak Hançer ( Hasan Ali Yücel klasikler dizisi ) kitabında mevcut olan "Şairin ölümü" nün son dizeleriyle bitiriyorum. ( bu şiir en çok sevdiğim şiirlerdendir)

Ve sizler, kibirli çocukları!
Bilinen alçaklıkla ün salmış ataların!
Köle topuklarıyla çiğneyen yıkıntılarını
Bahtın oyunu ile incinmiş soyların!
Özgürlük, Deha, ve Şan cellatları!
Tahtın yanındaki açgözlü yığın!
Susturun gerçeği ve yargıyı
Gizlenin örtüsü altına yasanın!
Fakat ey ahlaksızlar, tanrısal bir yargı
Ve müthiş bir yargıç bekliyor sizleri!
Onu kandıramaz altın şıkırtısı
O bilir önceden her şeyi.
O zaman boşa gidecek ama
Kötülemeler, başvuracağınız!
Ve tüm kara kanınızla, şairin
Haklı kanını yıkayamayacaksınız!


Bir gün elbet Lermontov' u seveceksiniz,
Lermontov' u seviniz...
172 syf.
·56 günde·Beğendi·10/10
Bazı anlar vardır ya hani saatin ve zamanın durmasını ve orada kilitlenip de kalmak istediğin işte o anların içerisindeki ben ve beni bu duyguya sürükleyen bir kitap. "HANÇER" adını yaşatan ve her satırında yüreğimde derin bir ızdırap bırakan kelimelerin boşluğundan yankılan ses... Ve bir aşk ki tahmin etmenin ötesinde bir yaşanmışlık.. Nasıl anlatılır bilmem ama nasıl yaşanır onu okuyunca sizlerde anlayacaksınız .. Her şiirinde uçurumunun dibindeymiş gibi hissettiren Lermontov, Tamara Ve İblis ile olan manzumesinde adeta bırakmış kendini keşfesilmemişliğin diyarına ve geriye öyle satırlar bırakmış ki okudukça sırf sonu gelmesin diye tekrar başa döndüğüm bir yer edindirdi bana. Bu kitabı okudum diye işaretlesem de halen bitmemişliğin içerisindeyim çünkü bitecek olan değil her satırında yeni bir başlangıca aralanacak izlenimler var burada ( ve bana bu kitabı tanıştıran Metin Hocam'a da çok büyük teşekkürlerimi sunuyorum.. sayesinde yeni başlangıçlar edindim).. yanımdan ayırmadığım bir kitap ve benimle bütün diyarları gezen satırlar .. çok uzattım affola ve şunu söylemek isterim ki gözler bu satırları görmeden ve yürekler bu izleri yaşamadan gitmemeli mahşerin kapısına.. iyi okumalar dilerim..
172 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Farklı türleri deneme adına #28549333 gönderili etkinliğe katılmıştım. Şiir okumayı bilmeyen biri olarak başladığım bu kitaba, gerek yazarın gerekse bunu dilimize kazandıran çevirmenin ustalığına hayran kalarak bitirdim diyebilirim. Özellikle İblis on numaraydı. Kesinlikle tavsiye ederim.
Şiir özetle şöyle bir şeymiş; Okursun ve büyülenirsin. Bir defa daha okursun. Arkadaşlarına ya bi şurayı okusana dersin :) Okutursun :)
Ben sevdim ya şiir türünü :) Devam edeceğimi düşünüyorum.
243 syf.
·Beğendi·9/10
Kesinlikle okunmaya değer bir kitap. Kitabın kahramanı Peçorin bir askerdir ve genellikle görevi nedeniyle çok fazla gezen hayatını kafkas dağlarında geçiren bir vurdumduymaz. Yaşadığı aşkları arasında ikilemde kalması, yeri geldiğinde düellodan çekinmeyen ve anlam arayan bir kahraman. Genellikle insan ilişkilerini piskolojik olarak çok iyi tahlil etmiş Lermantov ve gerçekten betimlemeleri muhteşem. Onun kahramanı daha çok varoluşsal sıkıntılar çeken hayatına giren kadınlarla evlenmekten korkan ama sevgisi çok yalın ve olmasını istediği gibi yaşayan biri. Ve aslında gönümüzün değilde her cağda olması gereken duyguları en iyi şekilde ve en açık bir biçimde anlattığı için ona kahraman demek yadırganamaz. Çünkü şimdilerde öyle insanların sayısı tükenmek üzere. Herkes kendisini iyi hissettiği maskesinin ardına gizlenmiş, sahte duygularla sırf o aşağılık varoluşlarını sürdürmek için her zaman uyum içinde olan, başkaldırıdan yoksun insanlarla dolu dünya. Kendi duygularını en açık biçimde dışa vurmak bana göre de kahramanlıktır. Okuyacak olan arkadaşlara iyi okumalar diliyorum..
243 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Rus edebiyatı düşkünleri bilir. Lermontov’un adı illâki Puşkin’in adıyla beraber anılır. Puşkin 1837’de bir düello sonucu öldüğünde, Lermontov henüz 23 yaşında gencecik bir şairdir. Büyük şairin ölümünden öylesine etkilenmiştir ki, meşhur “Şairin Ölümü” adlı ağıtını kaleme kalır. Puşkin’in bir komploya, bir cinayete kurban gittiğini söyleyerek, yönetimi suçlar. Yönetim de boş durmaz tabii! Şair doğruca Kafkasya’ya sürülür. Ne acı bir tesadüftür ki, Puşkin’in ölümünden dört yıl sonra kendisi de bir düello sonucu 27 yaşında yaşama veda eder.

Çağımızın Bir Kahramanı, psikolojik yanı ağır basan bir serüven romanıdır: Şaşırtıcı bir çekicilikte, aşk ve ölümün, umut ve hayal kırıklığının yer aldığı olaylar, Kafkasya'nın kendine özgü tutkulu ve gizemli havası içinde geçer.

Peçorin, yönünü belirleyememiş, ne istediğini bilmeyen, kendi iç bunalımları ile ordan oraya savrulan,bütün donanımlarına rağmen bir işe yaramaktan uzak “ lüzumsuz insan” tipinin bir örneğidir. İnançsız,amaçsız ve aynı zamanda çaresiz bir insanın kendisi ile savaşıdır. Tıpkı Aylak Adam’ın Zebercet’i, Tutunamayanlar’ın Selim Işık’ı, Turgut Özben’i gibi

“Zamanımızın Bir Kahramanı” gerçekten bir portredir, ama bir tek kişinin portresi değildir; kuşağımızın gittikçe anan kötülüklerinden yaratılmış bir portredir.
Bana bir insanın bu kadar kötü olamayacağını söyleyeceksiniz yine; ben de diyeceğim ki, madem bir sürü trajik ve romantik haydutun varlığına inandınız, öyleyse neden Peçorin gerçeğine inanmıyorsunuz? Çok daha korkutucu, çok daha çirkin öykü kahramanlarını beğendiniz, yine bir öykü kahramanı olan bu kişiyi neden benimsemiyorsunuz? Yoksa bu kişideki gerçek payı sizin isteğinizden daha mı fazla?
243 syf.
·8/10
Aslında Lermontov bilmediğim bir yazardı.Kitaba o yüzden pek de hevesle başlamadım ama başladığımda sayfaların aktığını gördüm.Ve üç saat gibi bir sürede bitirdim.Gerçekten sürükleyici ve aynı zamanda etkileyici idi.Roman Gürcistan dağlarında başlıyor aslında anlatıcının ismi de yok zaten daha sonra cismi de kalmıyor anlatıcı da değişiyor.Bu yolculukta tanışılan Maksim Maksimiç 'in ağzından olaylar ilerliyor onun hatıralarında Peçorin karşımıza çıkıyor.Onun Tatar kızı Bella' yı kaçırması ve daha sonra onu elde ettikten sonra sıkılması ve bir nevi onun ölümüne sebep olması.Sonra da bir şey olamamış gibi davranması.Ve ikinci bölümde yazarımız Peçorin'in günlüklerini ele geçiriyor ve onun hatıraları anlatılıyor.Peçorin hayatının her döneminde aslında kızları bıraktığının farkında.Bunu yapıyorum ama vazgeçemiyorum diyor.Bir nevi huyum diyor.Arkadaşının peşinde koştuğu Prenses Meri 'yi de ayartır ve yine ona da sevmediğini söyler.Aynı zamanda eski sevgilisi evli Vera 'yı da yeniden baştan çıkarır.Sonunda Prenses'in namusu için düello etmiş gibi görünür ama yine bu düello da kendi gururu içindir.Belki de "tip" e dönüşebilecek bir kişi Peçorin.Kitabın içinde alıntı yapılabilecek bir çok kısım var.Ve sonunda kader sorgulması yapıyor yazar.
243 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Peçorin. Rus edebiyatının unutulmuş kahramanı. Bir asker. Kahraman dediysek zannetmeyin ki büyük bir savaşçı, bir vatanperver, bir halk kahramanı. O kendi zamanının, 19. yüzyıl Rus aristokrasisinin bir prototipi.Kötü bir kahraman. İnsanlarla alay etmekten, onların duygularıyla oynamaktan zevk alıyor. Üstelik bunu panlı ve gayet soğukkanlı bir şekilde şekilde yapıyor. Ama ona göre zaten herkes kötü, kendini yaşadığı toplumun bir ürünü olarak görüyor. Ben insanları sevmeyi denedim ama onlar benden nefret ettiler. Savunması bu.
Yazarımız Lermontov eğer 27 yaşında bir düelloda ölmeseydi, bize Peçorin gibi nice kahramanlar armağan edebilirdi. Kitabın ilginç bir anlatım tarzı var. Aynı karakteri önce onun hayatının belli bir dönemine şahitlik etmiş bir komutanın ağzından, sonra da günlükleri aracılığıyla kendi ağzından, kimsenin edebi metinlere kandisi kadr değer vermediğini düşünen gezgin bir postacının anlatımıyla okuyoruz. Bu da aynı karaktere hem dışardan hem de içerden bakmamızı sağlıyor.
Romanın ilk bölümü Kafkasya dağlarında geçiyor. Burda zeki, çevik, güçlü, çok iyi at binen ve silah kullanan kahraman Peçorin'i tanıyoruz. yıllarca bu dağlarda bölgenin yerli halkı olan Gürcüler, Çeçenler, Tatarlar,Kazaklar, Osetler gibi birçok eşkıya! grupla mücadele ediyor. Onun gözünde bu toplulukların hepsi cahil, kaba ve görgüsüz insanlar. Bu sadece Peçorin'in görüşü mü yoksa yazar da mı böyle düşünüyor emin olamadım ama bu durum beni rahatsız etti. Kaleye yakın bir köyden bir Tatat beyinin kızına aşık oluyor ve onu kaçırıyor. Acaba durum değişecek mi diyorsunuz ama kız onun yüzünden öldüğü halde gözünden tek damla yaş düşmüyor ve bir daha da adını anmıyor.
İkinci bölümü kendi günlüklrinden okuyoruz. Bu kez muhatapları dağlılar değil Rus sosyetsi.Yine bir prensesi kendine aşık ediyor ve sonra yüz üstü bırakıyor.
Tüm bu kin, nefret ve düello furyasının içinde ilginç olan herkes ondan nefret ediyor ama içten içe de herkesin bir hayranlığı var. Belki de onun kadar doğal ve soğukkanlı kötü olamadıkları için onu kıskanıyorlardır kim bilir.
Tüm bu psikolojik anlatımın yanında beni en çok etkileyen diğer bir kısım muhteşem doğa tasvirleri. Doğa o kadar etkileyici bir biçimde betimlenmiş ki kitabı evde tramvayda nerede okursam okuyayım o muhteşem dağ havasını içinde buldum kendimi.
İyilik ve kötülük kavramalarının ve insan psikolojisinin derinlemesine sorgulandığı kısa ama yoğun bir kitap. Mutlaka okuyun. Devamı yok çünkü.
187 syf.
·6 günde·8/10
Ah Peçorin ah! Kahramanımız nasıl bir karakter dersem, aslında oldukça aklı başında ne istediğini bilen bir Rus subayı! Zaman zaman duygusal bazen acımasız ama çok zeki. Vera'yla yaşadığı aşk sonucunda acayip işlere girişiyor. Aynı zamanda kendisine kader avcısı da dersek yanlış bir ifade olmaz sanırım. Teğet geçen kurşunların içinde kaderin oyunlarını sorgulayan ve insan davranışlarının temeline kadar inan karakterimiz felsefi laflarıyla sizin dengenizi bozabilir.

Peçorin kötü bir karakter asla değil bana göre. Belki umursamaz veya gıcık bir karakter diyebiliriz onun için.
En tehlikeli anlarda bile (bir düello veya bir prensesle konuşurken bile) rahat tavırları insanı çileden çıkarıyor.

26 yaşında bir düello sonucunda hayatını kaybetmesi kitaba çok derin bir gönderme yapıyor diyebiliriz.

Puşkinden sonra Rus edebiyatının temel yapı taşlarından biri olması kitabı daha da önemli bir yere koyuyor. Ben sevdim tavsiye..

Yazarın biyografisi

Adı:
Mihail Yuryeviç Lermontov
Unvan:
Rus Yazar ve Şair
Doğum:
Moskova, Rusya İmparatorluğu, 15 Ekim 1814
Ölüm:
Pyatigorsk, Rusya İmparatorluğu, 27 Temmuz 1841
Mihail Yuryeviç Lermontov (15 Ekim 1814 - 27 Temmuz 1841), Rus yazar ve şair.

Emekli bir subayın oğlu olarak dünyaya gelen Lermontov, bir süre Moskova Üniversitesi'ne devam etti. Üniversite yılları Lermontov'a, toplumsal sorunların büyük bir heyecanla tartışıldığı çok canlı bir entelektüel ortamdan yararlanma fırsatı sağlamıştır.

1832 yılında üniversiteden ayrılmış, Harp Okuluna kaydolmuştur. 1834 yılında asteğmen rütbesiyle mezun olup St. Petersburg'da hafif süvari olarak askerlik kariyerine başlamıştır. 1837 yılında Puşkin'in bir düelloda öldürülmesi üzerine derinden etkilenerek "Şairin Ölümü" adını verdiği bir şiir kaleme almıştır. Ne yazık ki dönem, öncelikle monarşinin sınırsız yetkilerinin bir anayasayla sınırlandırılmasını savunan akımların ve genelde tüm ilerici, özgürlükçü düşünce ve etkinliklerin yoğun baskı altında tutulduğu bir dönemdir. Lermontov da bu şiirinde Puşkin'in bir düello sonucu ölümünü cinayet olarak nitelemekte ve Çarlık yönetimin suçlamaktadır. Bunun üzerine tutuklanarak Kafkasya'daki bir birliğe sürülmüştür.

1838 yılında sürgün cezası kaldırılan Lermontov St. Petersburg'a döndü ve kısa sürede dönemin parlak edebiyatçıları arasına girdi. Şiirleri edebiyat çevrelerinde çok beğenilen Lermontov'a, Puşkin'in ardılı gözüyle bakılmaya başlanmıştır. "Çağımızın Bir Kahramanı" adlı romanıyla da büyük bir beğeni toplamıştır.

1840 yılın başlarında St. Petersburg'daki Fransız büyükelçisinin oğluyla giriştiği bir düello, bu özgürlük yanlısı genç şairin Petersburg'dan uzaklaştırılması için bir bahane oluşturdu. Çarlık yönetimi onu tekrar Kafkasya'ya sürgüne gönderdi.

1841 yılının şubat ayında izinli olarak St. Petersburg'a dönen Lermontov, umut doludur. Bir dergi çıkartmak konusunda girişimlerde bulunur. Ne var ki izin süresinin bitiminde görev yerine dönmesi için kesin emir alacaktır. Yolculuk sırasında hastalanır ve Piyatigorsk kentinde bir süre dinlenmek zorunda kalır. Bu kentte 27 Ekim 1841 günü, kralcı bir Fransız subayla düello yapar ve bu düellonun sonunda yaşamını yitirir. Özgürlükçü aydın kesimde, tıpkı Puşkin gibi bir düello sonucu genç yaşta ölmesi, derin bir üzüntüye neden olmuştur.

Yirmi yedi yıllık kısa yaşamına karşın Lermontov, şiirleri, tiyatro oyunları ve romanıyla Rus edebiyatının gelişimi üzerinde derin etkiler yaratmıştır. Kendisinden sonraki pek çok Rus edebiyatçı üzerinde Lermontov'un etkilerini görmek mümkündür. Fransız özgürlükçü düşüncesinden belirgin biçimde etkilenen aydın bir edebiyatçıdır.

Yazar istatistikleri

  • 59 okur beğendi.
  • 392 okur okudu.
  • 11 okur okuyor.
  • 321 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları