• Anne babalar için ciddi şekilde bilgiler ihtiva eden eserlerden birisi. Büyük emek verildiği pek aşikar. Hülasa her anne babanın eserde yer alan taktikleri sadece bilmesi değil YAPABILMESI gerekiyor. Özellikle islami anlamda çocuklarımıza ahlak edeb din bilgisi ibadetler vs. öğretebilmek adına da okunması gerekir. Mamafih ancak uygulanırsa etkili olacağı kanaatine sahibim. Yalnızca bilgi yükü olarak kalırsa değil.

    Eğitimci yazar ablamizin ellerine sağlık.
  •    Anahtar sözcük: Sevgi.
           Artık bütün albenisini yitirmiş, bayağılaşmış ve aşınmış bir sözcük: Sevgi...
           Her yerde aynı bıktırıcı sözcük yineleniyor; her yerde sevgi mağdurları, sevgi kırgınları, sevgi yorgunları ve o mağduriyetlerin, kırgınlıkların, yorgunlukların enkazından beslenen sevgi tüccarları, sevgi ihraççıları...
           Sevgisiz hayatların sahtekâr sevgileri, her gün sevgi adına yeni bir mevziyi daha yağmalıyorlar. Sevgi adına ıslah , sevgi adına ifşa ediyorlar…
          “Öteki”lerin farklılıklarını da “toplum sevgisi” adına, “ahlâk” adına rötuşlayıp, toplumdaki inanç farklılıklarını homojenleştiriyorlar.
           Bu toplumun sevgiye dair fütûrsuz cesareti, benimse korkularım şimdi. Artık her rezilliğin üstünü sevgiden söz ederek örtüyorlar. Artık her kötülüğün ibresinde sevgiyi de vurgulayan bir yan var...
          Yıllar önce izlediğim “14 Numara” adlı filmin finalinde, aktristin âşığını bıçaklayan psikomanyak, elindeki kanlı bıçakla genelev sokağında bağırıyordu:
         “Seviyoruz laaannn!”
          Hâlâ bu toplumun patolojik sevgileri, bu ülkenin varoşlarından bulvarlarına bir olağan merasim gibi hep aynı uğultuyla yankılanıyor sanki:
         “Seviyoruuuuz laan!”
          Anahtar sözcük: Sevgi...
          Derin devlet, vatandaş seviyor... Öyle sevgiler var ki, “ıslah” etmek için “infaz” edecek kadar (!) Bazı babalar evlatlarını, komutanlar eratlarını, amirler memurlarını, üstler astlarını; özetle bu ülkede her erk kulunu seviyor: Evire çevire, döve söve...
          Bir yerleri rastgele, içindeki “biz”leri ayırt etmeden bombalayanlar, bir “dava sevgisi” kararlılığını mazaret olarak iliştiriyorlar zalim eylemlerine...
          Gazetelerde sık sık sevgi cinayetleri. Fail: “Aşkım için yaptım, sevgim için” deyince, maktul olmak adeta bir hak oluyor; katil masum oluyordu (!)
         “Eşkıya” adlı filmde, arkadaşını jandarmaya ihbar edip sevdiğini alan Berfo, “Ne yaptımsa aşkım için yaptım” deyince, izleyicinin kolu kanadı kırılıyor; “hain adam” imgesi, anestezik etkisi olan bu cümleyle altüst oluyordu.
          Cinayetle sonuçlanan bazı evliliklerde fail, “sevişerek evlenmiştik,” diye söze giriyordu.
          Adliye koridorlarında boşanma adayı çiftler, “Biz eskiden birbirimizi çok severdik,” diye söze başlasalar da, tümü de sevgisizlikten söz ediyordu.
          Taraftarlar, takım sevgileriyle silahlanıp yollara dökülüyordu..

          Anahtar sözcük: Sevgi...
          Alkolü seviyorlar; cinnetleri malûm.
          Otomobilleri seviyorlar; katliamları malûm.
          Vatanı seviyorlar; infazları, yolsuzlukları, entrikaları malûm.
          Parayı seviyorlar; “Para için neleri yapıyorlar?” diye sorarak sürdürürsek, bu yazı hiç bitmez. Bu yüzden, “Para için neleri yapmıyorlar?” gibi yanıtsız kalacak bir soruyu yeğleyelim biz.
          Doğayı seviyorlar; çevre yağmacılığı irkiltici boyutlarda. Dünyamızda iklim dengeleri değişiyor, buzullar eriyor, erozyon sürüyor, ozon tabakası mağdur. Ormanları seviyorlar; pikniklere gidiyor, yakıp dönüyorlar.
          Çocukları seviyorlar; çalıştırıyor, kaçırıyor, satıyor, iğfal ediyor ya da sakatlıyorlar...
          Hayvanları seviyorlar; gezegenimizde birçok hayvanın nesli tükenmek üzere. İnsanlığın gereksinimleri için her gün dünyada milyonlarca hayvan boğazlanıyor. Etini yiyemediklerinin sütünü içiyor, sütünü içemediklerinin yumurtasını yiyor, hiçbir işlerine yaramayanların ise ya derilerini yüzüyor ya da kafeslere kapatıyorlar. Karada, denizde, havada ne bulurlarsa hırsla, hınçla avlıyorlar. Bazı hayvanları ise ehlileştirerek onları doğalarına yabancılaştırılıyorlar; artık papağanlar uçmaz, köpekler havlamaz, kanaryalar ötmez oluyorlar. İnsanın insanlıktan çıktığı yetmezmiş gibi, hayvanları da hayvanlıktan çıkarmayı bir maharet sayıyorlar.
          Ölüleri seviyorlar; körler öldüklerinde “badem gözlü” oluyorlar.Ölülerin ardından mevlüt okutuyor, helva dağıtıyorlar...
          Kadınları seviyorlar. Başlıkla ya da fuhuşla onları bir biçimde satıyorlar. Kadın etinden bir sektör yaratıyorlar. Kimileri bazı ünlü “manken” orospuların bir geceliğine binlerce dolar ödüyorlar; fakat  sevgi, onların dünyasında sevgi beş para etmiyor. 
          Bir “cinsel obje”ye indirgenen kadın imgesi, reklam, tekstil, hatta otomotiv sektörünün ve medyanın yegâne materyali artık... Kadın eti, cinsel açlıkların da istismarıyla sistemin teminatlarından biri oluyor giderek. Kadın imgesi, "insan" kimliğinden yalıtılarak bir metaya, bir cinsel haz nesnesine dönüştürülüyor.
          Her kentte, mahallede, sokakta aşkı, zarafeti, mutluluğu hiç tatmamış nice kadın, “godu mu oturtan” adamlar tarafından sevgisizliğin kalplerini kemiren kıskacında intihar boğuntularına terk ediliyorlar...
          Analar, yüzlerinde bir çağın matemiyle kayıp evlatlarını soruyorlar...
          Hepimizi bir ana doğurdu ve hepimiz mutlaka bir kadını çok sevdik; ama kadınlar, büyük aşklarında, yaşam ve ekmek kavgalarında, o çaresiz ve anaç acılarında  –büyük oranıyla- erkek zulmünün saçaklarından kurtulamıyorlar.
          Çünkü onlar için (de) her kötülüğün ibresinde sevgiyi de vurgulayan bir yan var...
          Anahtar sözcük: Sevgi...
          Sevgi, artık bir istila mazereti...
          Ne çok sevgisiz sevgi; artık sevgisiz sevgi... İncil’den bir cümleyle, “Bizim sevgimiz ve bütün insanlığın sevgileri...” 
          Her şeye panzehir sevgiler, kurutulmuş sevgiler, satılık sevgiler... Adı çok telaffuz edilen, ama kendisi pek ortalarda görünmeyen sevgi: “Bizim sevgimiz ve bütün insanlığın sevgileri.”
          Bu “büyük sevgi”lerin pervasız basıncı, geride yaralı kalpler, parçalanmış hayatlar, mağlup insanlar bırakarak ilerliyor; sarsarak, artarak, kırıp dökerek,imha ederek; insanlar artık bayraklarını, inançlarını, uyruklarını  birbirlerinin gözüne sokarak aslında sadece kendilerini seviyorlar.
          Seviyorlar! Amansız, acımasız seviyorlar! Sevdiler mi “Allahına kadar” seviyorlar; ölesiye, öldüresiye seviyorlar.
          Tekil, öznel, hakiki sevgilere aşina değiller; bu yüzden sevgilerini hep birlikte, adeta bir toplumsal histeriye dönüştürerek mangalar, düzneler halinde bağıra çağıra duyuruyorlar. Hırsla, hınçla ölüm kokan sevgilerini birlikte haykırıyorlar:
          “............... mezar olacak!”
          Bazen sevgilerine merhametsiz bedduâlar iliştiriyorlar:
          “Seni sevmeyen ölsün!”
          Yetmiyor, faşizanlaştırıyorlar:
          “Ya sev ya terk et!”
          Hazır, şablon sevgiler tüketiyor ve hep aidiyet öğeleri içeren sevgilerin özneleri oluyorlar. Ötekilere ise asla bu dayatma sevgileri reddetmek gibi bir şans tanımıyorlar...
          Hâlâ bu toplumun sevgileri, bu ülkenin varoşlarından bulvarlarına bir olağan merasim gibi hep aynı uğultuyla yankılanıyor sanki:
          “Seviyoruz laaannn!”

           Anahtar sözcük: Sevgi, artık istilanın meşruiyeti. Sarsarak geçiyor bu sevgi, yıkarak, artarak, boğarak! Günbegün meşrulaşan bir “sevgi” bu: Öyle hoyrat, öyle örseleyici...  
           
          Anahtar sözcük: Tiksinti!
          Şimdi bir temmuz akşamı, dışarıda güneşin bir güne daha vedasıyla üzerimize kapısı kilitlenen bir cezaevi koğuşunda ter içinde on kişiyiz. Koğuşumuzun kapısının mazgalından, dar pencerelerin demir parmaklıklarından sanki gaipten sesler kulaklarımda uğulduyor; sanki varoşlarından bulvarlarına bütün kentleriyle, kasabalarıyla bir ülke o daracık koğuşta topyekûn üzerime eğilmiş bağırıyor:
          “Seviyoruz laannn! Seviyoruuuuuuz!”
          O an, bir gün yine dışarıda serviler arasında rüzgârların hafifçe avurtlarımı okşayacağı yıldızı bir yaz gecesi düşüm birden heba oluyor! O an kalbimin sokaklarında kuşlar ölüyor...
          Anahtar sözcük “tiksinti” olunca, yüzümü de tiksintiyle buruşturuyorum. Sonra sol cebimdeki kâğıt mendili çıkarıp sıcak, havasız koğuşta alnımdaki ter tanelerini boğuntuyla silerek mırıldanıyorum:
          “Ben sevmiyorum! Ben sevmiyorum laaan! Siz de beni sevmeyin! Siz, benim sevdiklerimi sevmeyin! Çünkü kirletiyorsunuz, çünkü imha ediyorsunuz!”
          Sonra kalemimi yeniden elime alıp sımsıkı kavrayarak, kırarcasına, bağırırcasına yazıyorum:
          “Kaçalım sevgili, bu karanlıkta bir şeyimiz yook biziiiiiim!" 

          Tekirdağ Saray Kapalı Cezaevi, Temmuz 1999- (Aynı adlı kitabından/ 7.Baskı Siyah Beyaz Yayınları)
  • Ehmede Xanî - Hayatı , Eserleri
    Dünya edebiyati içinde 7 adet kitabı bulunan degerli bir yazardir. kendi döneminin bilim adamidir.Bölgenin üstün yetenekli bilgesidir. Halen mezari Ağri'da bulunmaktadir. 

    Onun yaşantısının öğrenilmesi Kürt kültür, sanat, dil ve edebiyatını öğrenmek açısından önemlidir.

    Şêx Ehmedê Xani, 1651 yılında Hakkari’nin Xani köyünde dünyaya gelmiştir. Babasının ismi İlyastır. Xani ismi hakkında çeşitli rivayetler vardır. Bazı rivayetlere göre Xani Aşiretinden olması sebebiyle, bazı rivayetler annesinin isminin Xanê olması sebebiyle ona Xani deniyor.
    Kısa bir sürede, ilim ve kültür alanında ün salmış bu alanda çok ilerlemiştir. On dört yaşlarındayken yazarlık hayatına başlamıştır.


    Ehmedê Xani, Kürt edebiyatına çok değerli hizmetler yapmış, bir çok güzel şiir ve eser armağan etmiştir. Eserlerinin şahı “MEM Û ZİN”dir. Bu kitabı 1695 yılında tamamlamıştır. “Nubıhara Bıçukan”da (Çocukların Turfandası) değerli bir eseridir. Bu eseri 1684 yılında yazmıştır.

    Ehmedê Xani çok ileri görüşlüydü. “MEM Û ZİN”den de anlaşılacağı gibi, haksızlığa, zulme , gericiliğe, feodal düzene karşı cephe almış bu yolda hayli mücadele etmişti. Zavallıların, yoksulların, çaresizlerin ve haksızlığa uğrayanların yardımcısı olmuştur. Çağdaşı olan bazı bilginler gibi yöneticilere ve zalimlere dalkavukluk etmemiş, çıkar peşinde koşmamıştır. Her zaman halktan yana olmuştur.

    Makam sahipleri için değil halk için, halk çocukları için çalışmış ve hizmet etmiştir.

    Şêx Ehmedê Xani düşüncesinde özgürdü, inandığını cesaretle anlatmış ve yazmış, bu hususta hiçbir şeyden endişe etmemiş doğruları ifade etmekten hiç geri durmamıştır.

    Şêx Ehmedê Xani o çağın aristokratik modasına uymamış ve diğer bilginler gibi eserlerini Arapça ve Farsça değil, halk diliyle, kendi ana diliyle,Kürtçe olarak yazmış ve Kürt edebiyatının öncülerinden biri olmuştur. Xani, derin bir felsefeye ve geniş bir kültüre sahipti.

    17.yy. Kürdistan, Kürtler ve Acemler arasında bölünmüştü. Bu ülkeler, büyük zorbalıklarla, Kürdistan’ı elde etmeye çalışmışlardı. Öyle bir hal almıştı ki, Kürdü Kürde vurdurtma politikaları, ortalıkta dolanıp duruyordu.Bu kötü durum, bu bozuk düzen, Şêx Ehmedê Xani’nin üzerinde çok etkili oldu. Şêx Ehmedê Xani Kürtlerin birlik olmayışından, çok fazla yakınmaktaydı.

    Şêx Ehmedê Xani, bir zaman sonra “Memê Alan” destanını temel alarak güzel ve değerli olan bir isim altında, “ Mem û Zîn” isimli eseri yazmaya başladı. Bu eseriyle, ölmeyen ve zengin bir eseri insanlara bırakmıştı. Büyük yazar Şêx Ehmedê Xani ve destanı “ Mem û Zîn” tüm dünyada duyulmuş bir destandır. Bu büyük eser tüm dünyanın önemli edebiyat parçalarında yer almıştır.

    Şêx Ehmedê Xani yalnız yazar değildi.O aynı zamanda filozof, uzman ve politik bir şahsiyetti . O, kendi zamanında Kürdistan’ın özgürleşmesi ve bağımsızlık için elinden gelen her şeyi bir bir yerine getiriyordu. Bu yüzden de vatansever biri ve kendi ülkesinde olan zulümlere karşı yüreği yanan bir kişiydi. O, kendi tüm varlığını ülkesinin özgürleşmesi yoluna feda etmişti. “Mem Û Zîn” bugün Kürt edebiyatının baş tacı olmuş ve kendi güzelliğinden, değerliliğinden hiç bir şey kaybetmeden herkes için ölmeyen bir eser haline gelmiştir.

    Ger dê hebûya me îttîfaqek
    Vêk ra bikira me înqiyadek
    Tekmîlê dikir me dîn û dewlet
    Teshîlê dikir me îlm û hîkmet

     

    “Mem Û Zin” hikayesi, “Memê Alan” adıyla halk dili arasında hayli ünlü bir eserdir. Bu hikaye milattan önceden bu yana halk arasında söylenen ve mitolojik bir nitelik kazanan bir destandır.

    Şêx Ehmedê Xani de “Memê Alan” destanından ilham alarak o hikayesi kendi çağının yaşantısına göre somut bir kalıba dökmüş, çağdaş ve modern bir üslûpla yazmıştır. Bu suretle hem destanı kaybolmaktan kurtarmış, hem de Kürt edebiyatına ölmez bir eser armağan etmiştir. Xani, bu eser de, Memo ve Zin’in aşkı etrafında çağının yaşantısını, o zamanın sosyal kültürel ve idari durumunu da güçlü bir meharetle tasvir etmiş, gözler önüne sermiştir. İyiliği, doğruluğu,suçsuzluğu, zayıflığı ve çaresizliği Mem Û Zin’in şahsında toplayarak; kötülüğü, dalkavukluğu, fitneciliği ve iki yüzlülüğü de Bekir (Beko) de somutlaştırarak gözler önüne sermiştir.

    Şêx Ehmedê Xani kendisinden sonrakilere de büyük bir örneklik teşkil etmiştir. Bediuzzaman Saîdî Kurdî onun için benim manevi üstadım der. Bediuzzaman’ın onun mezarı başında iken ondan ders aldığı rivayet edilir.

    Şêx Ehmedê Xani yüzyıllarca Kürt medreselerinde de bir ekol olmuştur. Medreselere yeni bir soluk kazandırdığı görülür.

    Şêx Ehmedê Xani’nin bize üç kitabı ulaşmıştır. Mem û Zin, Nubıhara Bıçukan ve Eqida İmanê.

    Eqida İmanê (İmanın Şartları)Xani’in İslam’ın temellerinden söz ettiği,insanlara din konularını Kürt dilinde açıklamaya çalıştığı,73 beyitten oluşan uyaklı bir dini kitaptır.Bu kitabın önemi;Kürtçe yazılmış olmasıdır.Kürtçe yazılmış olması bizler için kitabın önemini daha da artırmaktadır.İbnül Esir,İbni Xalikan,Ebul Fida ,v.b. gibi birçok ünlü Kürt din adamı ve bilgini daha önceleri eserlerini Arapça yada Farsça yazmışlardı.

    Kısa hayatına çok şeyler sığdıran Şêx Ehmedê Xani 1707 yılında Doğubeyazıt’ta vefat etti. Ziyaretgahı şu an doğubeyazıt’ta İshak Paşa Sarayına 10 dk. mesafede bulunmaktadır.

     
  • Kitaplarımı satışa çıkartıyorum, talep edenler listeden seçip mesaj yoluyla bana ulaşabilir.

    JOHN STEİNBECK-AL MİDİLLİ
    ALFRED ADLER-YAŞAMA SANATI
    JACK LONDON-DENİZİN ÇAĞRISI
    WİLLİAM SHAKESPEARE-ONİKİNCİ GECE
    THOMAS MANN-EFENDİ VE KÖPEĞİ
    PLATON-SOKRATES’İN SAVUNMASI
    WİLLİAM SHAKESPEARE-ROMEO VE JULİET
    WİLLİAM SHAKESPEARE-OTHELLO
    WİLLİAM SHAKESPEARE-KRAL LEAR
    THOMAS MANN-BÜYÜLÜ DAĞ
    ALFRED ADLER-YAŞAMSAL SORUNLAR
    JOHN STEİNBECK-BİTMEYEN KAVGA
    AHMET İNAM-DENEYEN FELSEFE
    ALFRED ADLER-İNSANI TANIMA SANATI
    PLATON-DEVLET
    KRİSHNAMURTİ-KARTALIN UÇUŞU
    DOBROLYUBOV-OBLOMOVLUK NEDİR?
    CENGİZ GÜLEÇ-USTACA YAŞAMAK VE OTANTİK VAROLUŞ
    FRİEDRİCH NİETZSCHE-ŞEN BİLİM(ŞİİRLER)
    PANAİT İSTRATİ-BARAGANIN DİKENLERİ
    GOETHE-YARAT EY SANATÇI
    HERMANN HESSE-ÖLDÜRMEYECEKSİN(09.10.2016)
    KRİSHNAMURTİ-ZİHNİN UYANIŞI
    DİNO BUZZATİ-KLİNİK BİR VAK’A
    JEAN-PAUL SARTRE-SÖZCÜKLER
    PANAİT İSTRATİ-ARKADAŞ
    ALFRED ADLER-NEVROZ SORUNLARI
    JACK LONDON-UÇURUM İNSANLARI
    PLATON-EUTHYPHRON
    PLATON-KRİTON
    CERVANTES-DON KİŞOT
    THOMAS MANN-MARİO VE SİHİRBAZ
    WİLLİAM SHAKESPEARE-BİR YAZ GECESİ RÜYASI
    CARL GUSTAV JUNG-İNSAN RUHUNA YÖNELİŞ
    WİLLİAM SHAKESPEARE-VENEDİK TACİRİ
    ANDRE GİDE-TOHUM ÖLMEZSE
    ERİCH FROOM-ÖZGÜRLÜKTEN KAÇIŞ
    WİLLİAM SHAKESPEARE-ATİNALI TİMON
    THOMAS MANN-LOTTE WEİMAR’DA
    THOMAS MANN-ZOR SAAT
    CAHİT ZARİFOĞLU-MOTORLUKUŞ
    CARL SAGAN-KOZMOS
    JACK LONDON-DEMİR ÖKÇE
    TARIK TUFAN-ŞANZELİZE DÜĞÜN SALONU
    ARTHUR SCHOPENHAUER-OKUMAK, YAZMAK VE YAŞAMAK ÜZERİNE
    ANDRE GİDE-AYRI YOL
    ANDRE GİDE-ISABELLE
    ARTHUR SCHOPENHAUER-SEÇKİNLİK VE SIRADANLIK ÜZERİNE
    ANDRE GİDE-THESEUS
    ANDRE GİDE-KADINLAR OKULU
    ANTON ÇEHOV-MARTI
    ARTHUR SCHOPENHAUER-GÜZELİN METAFİZİĞİ
    MAKSİM GORKİ-AYAKTAKIMI ARASINDA
    PANAİT İSTRATİ-PERLMUTTER AİLESİ
    ARTHUR SCHOPENHAUER-HAYATIN ANLAMI
    WİLLİAM SHAKESPEARE-MACBETH
    PANAİT İSTRATİ-KODİN
    WİLLİAM SHAKESPEARE-YANLIŞLIKLAR KOMEDYASI
    WİLLİAM SHAKESPEARE-YOK YERE YAYGARA
    WİLLİAM SHAKESPEARE-WINDSOR’IN ŞEN KADINLARI
    ERİCH FROOM-YENİ BİR İNSAN YENİ BİR TOPLUM
    JEAN-PAUL SARTRE-EDEBİYAT NEDİR?
    ARTHUR SCHOPENHAUER-OKUMAYA VE OKUMUŞLARA DAİR
    FRİEDA FORDHAM-JUNG PSİKOLOJİSİNİN ANA HATLARI
    HAKAN GÜNDAY-DAHA
    CARL GUSTAV JUNG-DÖRT ARKETİP
    THOMAS MANN-MAJESTELERİ KRAL
    ERİCH FROOM-SAHİP OLMAK YA DA OLMAK
    ALFRED ADLER-YAŞAMIN ANLAM VE AMACI
    WİLLİAM SHAKESPEARE-JULİUS CAESAR
    WİLLİAM SHAKESPEARE-CORİOLANUS
    WİLLİAM SHAKESPEARE-HUYSUZ KIZ
    ARTHUR SCHOPENHAUER-BİLMEK VE İSTEMEK
    ERİCH FROOM-KENDİNİ SAVUNAN İNSAN
    JEAN-PAUL SARTRE-ÖZNELLİK NEDİR?
    ARTHUR SCHOPENHAUER-DİN ÜZERİNE
    ARTHUR SCHOPENHAUER-ÖLÜMÜN ANLAMI
    GOETHE-FAUST
    ALFRED ADLER-BİREYSEL PSİKOLOJİ
    ARTHUR SCHOPENHAUER-BİLİM VE BİLGELİK
    EMİNE GÖĞSU-İBNİ SİNA FELSEFESİ’NDE AŞK(CUMHURİYET ÜNİ. Y.L TEZİ)
    UĞUR KOŞAR-YÜZLEŞME
    ARTHUR SCHOPENHAUER-AŞKA VE KADINLARA DAİR(AŞKIN METAFİZİĞİ)
    MELİSA BARAN-FARABİ VE İBNİ SİNA’DA FELSEFE TERİMİ VE MAHİYETİ(ANKARA ÜNİ Y.L TEZİ)
    PLATON-PROTAGORAS
    PLATON-LAKHES
    ERİK HORNUNG-MISIR TARİHİ
    PLATON-ALKİBİADES 1-2
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-KAFA KÂĞIDI
    HAKAN GÜNDAY-AZ
    JEAN VERCOUTTER-ESKİ MISIR
    PLATON-MENON
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-AYNADAKİ YALAN
    SOPHİE DESPLANCQUES-ANTİK MISIR
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-O VE BEN
    ERİCH FROOM-TANRILAR GİBİ OLACAKSINIZ
    PLATON-MİNOS&EPİNOMİS
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-HİKAYELERİM
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-BİR ADAM YARATMAK
    WİLLİAM SHAKESPEARE-YETER Kİ SONU İYİ BİTSİN
    WİLLİAM SHAKESPEARE-ANTONIUS VE KLEOPATRA
    ERİCH FROOM-MARX’IN İNSAN ANLAYIŞI
    WİLLİAM SHAKESPEARE-IV. HENRY
    FERİDÜDDİN ATTAR-MANTIKUT-TAYR
    HAKAN GÜNDAY-ZİYAN
    SOREN KIERKEGAARD-KİŞİLİĞİN GELİŞİMİNDE ETİK-ESTETİK DENGESİ
    HAKAN GÜNDAY-MALAFA
    HAYAT NUR ARTIRAN-AŞK BİR DAVAYA BENZER(MESNEVİ SOHBETLERİ)
    HAKAN GÜNDAY-ZARGANA
    WİLLİAM SHAKESPEARE-HAMLET
    HAKAN GÜNDAY-PİÇ
    CEZMİ ERSÖZ-ŞİZOFREN AŞKA MEKTUP
    NECİB MAHFUZ-MİRAMAR
    NECİB MAHFUZ-ZAMAN VE MEKÂN
    NECİB MAHFUZ-KARNAK KAFE
    NECİB MAHFUZ-ZAMANIN HÜKMÜ
    YUVAL NOAH HARIRI-HOMO SAPIENS
    NECİB MAHFUZ-KUŞTİMAR KAHVEHANESİ
    SOREN KIERKEGAARD-KORKU VE TİTREME
    NECİB MAHFUZ-YAĞMURDA AŞK
    MARCEL PROUST-SWANN’LARIN TARAFI(KAYIP ZAMANIN İZİNDE)
    NECİB MAHFUZ-SARAY GEZİSİ
    NECİB MAHFUZ-ŞEVK SARAYI
    NECİB MAHFUZ-BAŞKANIN ÖLDÜRÜLDÜĞÜ GÜN
    NECİB MAHFUZ-ŞEKER SOKAĞI
    TOBY WILKINSON-ESKİ MISIR
    NECİB MAHFUZ-KAHİRE MODERN
    NECİB MAHFUZ-CEBELAVİ SOKAĞI’NIN ÇOCUKLARI
    YUVAL NOAH HARIRI-HOMO DEUS
    NECİB MAHFUZ-HIRSIZ VE KÖPEKLER
    NECİB MAHFUZ-DÜĞÜN EVİ
    NECİB MAHFUZ-EZİLENLER
    NURETTİN TOPÇU-AHLÂK
    MARCEL PROUST-GUERMANTES TARAFI(KAYIP ZAMANIN İZİNDE)
    NURETTİN TOPÇU-VAROLUŞ FELSEFESİ-HAREKET FELSEFESİ
    VİCTOR HUGO-BİR İDAM MAHKÛMUNUN SON GÜNÜ
    MARCEL PROUST-ÇİÇEK AÇMIŞ GENÇ KIZLARIN GÖLGESİNDE(KAYIP ZAMANIN İZİNDE)
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-REİS BEY
    NURETTİN TOPÇU-VAR OLMAK
    TEVFİK EL-HAKİM-SANAT ÜZERİNE
    TEVFİK EL-HAKİM-ASÂ İLE SOHBETLER
    MARCEL PROUST-SODOM VE GOMORRA(KAYIP ZAMANIN İZİNDE)
    NURETTİN TOPÇU-REHA
    NURETTİN TOPÇU-TAŞRALI
    NURETTİN TOPÇU-BERGSON
    MARCEL PROUST-MAHPUS(KAYIP ZAMANIN İZİNDE)
    HERMANN HESSE-KLEİN VE WAGNER
    HERMAN MELVİLLE-MOBY DICK
    MARCEL PROUST-ALBERTİNE KAYIP(KAYIP ZAMANIN İZİNDE)
    PERİHAN SADIKOĞLU-ANTİK MISIR SANATI VE TARİHSEL AKIŞTAN GÜNÜMÜZE ETKİLERİ
    NURETTİN TOPÇU-MEHMET ÂKİF
    MARCEL PROUST-YAKALANAN ZAMAN(KAYIP ZAMANIN İZİNDE)
    NURETTİN TOPÇU-İSLAM VE İNSAN-MEVLANA VE TASAVVUF
    NURETTİN TOPÇU-BÜYÜK FETİH
    NURETTİN TOPÇU-İSYAN AHLÂKI
    SPİNOZA-ETİKA
    NURETTİN TOPÇU-KÜLTÜR VE MEDENİYET
    DESCARTES-RUHUN TUTKULARI
    NURETTİN TOPÇU-AHLÂK NİZAMI
    NURETTİN TOPÇU-MİLLET MİSTİKLERİ
    SPİNOZA-MEKTUPLAR
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-TOHUM
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-TOHUM
    NURETTİN TOPÇU-PSİKOLOJİ
    VİRGİNİA WOOLF-MRS. DALLOWAY
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-KÜNYE
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-PARMAKSIZ SALİH
    VİRGİNİA WOOLF-DENİZ FENERİ
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-SİYAH PELERİNLİ ADAM
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-SABIR TAŞI
    HAYATİ İNANÇ-CAN VEREN PERVANELER
    HAYATİ İNANÇ-CAN VEREN PERVANELER(2)
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-AHŞAP KONAK
    NURETTİN TOPÇU-SOSYOLOJİ
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-PÜF NOKTASI
    STEPHEN ERİC BRONNER-BİR AHLAKÇININ PORTRESİ(ALBERT CAMUS)
    NURETTİN TOPÇU-FELSEFE
    NURETTİN TOPÇU-MANTIK
    PEYAMİ SAFA-YALNIZIZ
    NURETTİN TOPÇU-TÜRKİYE’NİN MAARİF DAVASI
    PEYAMİ SAFA-MATMAZEL NORALİYA’NIN KOLTUĞU
    STEVEN NADLER-SPİNOZA: BİR YAŞAM
    SPİNOZA-ANLAMA YETİSİNİN DÜZELTİLMESİ ÜZERİNE İNCELEME
    AYŞE ÖZEL-ESTETİK VE TEMEL KURAMLARI
    SITKI MEHMET ERİNÇ-RESMİN ELEŞTİRİSİ ÜZERİNE
    CHARLES RAMOND-SPİNOZA SÖZLÜĞÜ
    MAURİCE MERLEAU PONTY-GÖZ VE TİN
    ÇETİN BALANUYE-SPİNOZA
    NURETTİN TOPÇU-AMERİKAN MEKTUPLARI, DÜŞÜNEN ADAM ARANIZDA
    DİEGO TAİTAN-SPİNOZA. DÜNYA SEVGİSİ
    MİHAİL LERMONTOV-ZAMANIMIZIN BİR KAHRAMANI
    ÖMER NACİ SOYKAN-ESTETİK VE SANAT FELSEFESİ
    JOSEPH CONRAD-KARANLIĞIN YÜREĞİ
    MEHMET RİFAT-MARCEL PROUST YA DA BİR ROMAN YARATMAK
    MARTIN HEIDEGGER-SANAT ESERİNİN KÖKENİ
    NURETTİN TOPÇU-YARINKİ TÜRKİYE
    ÖZKAN EROĞLU-BİR RESME NASIL BAKMALIYIZ?
    SPİNOZA-KISA İNCELEME
    DESCARTES-MEDİTASYONLAR
    DESCARTES-AKLIN YÖNETİMİ İÇİN KURALLAR
    IRWIN D. YALOM-SPİNOZA PROBLEMİ(NAZİ SUBAYININ PARADOKSU)
    ÇETİN BALANUYE-SPİNOZA’NIN SEVİNCİ NEREDEN GELİYOR?
    SPİNOZA-DESCARTES FELSEFESİNİN İLKELERİ VE METAFİZİK DÜŞÜNCELER
    DESCARTES-YÖNTEM ÜZERİNE KONUŞMA
    IMMANUEL KANT-GÜZELLİK VE YÜCELİK DUYGULARI ÜZERİNE GÖZLEMLER
    JALE NEJDET ERZEN-ÇOĞUL ESTETİK
    DESCARTES-FELSEFENİN İLKELERİ
    DESCARTES-AHLÂK ÜZERİNE MEKTUPLAR
    ALAİN BADİOU-BAŞKA BİR ESTETİK
    TÜLİN BUMİN-TARTIŞILAN MODERNLİK: DESCARTES VE SPİNOZA
    PETER DE BOLLA-SANAT VE ESTETİK
    ERASMUS-DELİLİĞE ÖVGÜ
    ALAİN DE BOTTON-FELSEFENİN TESELLİSİ
    AVNER ZİSS-ESTETİK
    KOLEKTİF-MARX’TAN SPİNOZA’YA SPİNOZA’DAN MARX’A GÜNCEL MÜDAHALELER
    VİNCENT VAN GOGH-THEO’YA MEKTUPLAR
    MORİS FRANSEZ-SPİNOZA’NIN TAO’SU
    AHMET HAMDİ TANPINAR-MAHUR BESTE
    MATHİAS ROUX-SOKRATES YEŞİL SAHALARDA
    REYDA ERGÜN,CEMAL BÂLİ AKAL-KİMLİK BEDENİN HAPİSHANESİDİR
    AHMET HAMDİ TANPINAR-BEŞ ŞEHİR
    HADI RIZK-SPİNOZA’YI ANLAMAK
    PONTUS HULTEN-VERMEER VE SPİNOZA
    AHMET HAMDİ TANPINAR-AYNADAKİ KADIN
    ALAİN DE BOTTON-PROUST YAŞAMIMIZI NASIL DEĞİŞTİREBİLİR
    H.ÖMER ÖZDEN-İBN-İ SİNA-DESCARTES METAFİZİĞİ
    MUSA KAZIM ARICAN-SPİNOZA FELSEFESİ ÜZERİNE YAZILAR
    RÜDIGER SAFRANSKİ-SCHOPENHAUER
    ARTHUR SCHOPENHAUER-AKIL SAĞLIĞI
    NURETTİN TOPÇU-İRADENİN DAVASI DEVLET VE DEMOKRASİ
    AHMET HAMDİ TANPINAR-SAHNENİN DIŞINDAKİLER
    BERTRAND RUSSELL-BATI FELSEFESİ TARİHİ I
    BERTRAND RUSSELL-BATI FELSEFESİ TARİHİ II
    BERTRAND RUSSELL-BATI FELSEFESİ TARİHİ III
    TURAN ALPTEKİN-AHMET HAMDİ TANPINAR
    AHMET HAMDİ TANPINAR-HEP AYNI BOŞLUK
    VİCTOR HUGO-93 İHTİLALİ
    GİORGİO VASARİ-SANATÇILARIN HAYAT HİKAYELERİ
    CHARLES DICKENS-İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ
    ROBERT MUSİL-NİTELİKSİZ ADAM I
    ROBERT MUSİL-NİTELİKSİZ ADAM II
    MEVDUDİ-TEFHİMU’L KUR’AN I
    IRVING STONE-YAŞAMA TUTKUSU
    ALİ ŞERİATİ-İSLAMBİLİM I
    ALİ ŞERİATİ-İSLAMBİLİM II
    ALİ ŞERİATİ-İSLAMBİLİM III
    YESHİM TERNAR-REMBRANDT’IN MODELİ
    HENRİ BERGSON-GÜLME(KOMİĞİN ANLAMI ÜZERİNE DENEME)
    HENRİ BERGSON-YARATICI TEKÂMÜL
    IRVING STONE-IZTIRAP VE COŞKU I
    IRVING STONE-IZTIRAP VE COŞKU II
    CHARLES DICKENS-BÜYÜK UMUTLAR
    ALİ ŞERİATİ-İNSAN
    ALİ ŞERİATİ-YALNIZLIK SÖZLERİ I
    ALİ ŞERİATİ-YALNIZLIK SÖZLERİ II
    GILLES DELEUZE-BERGSONCULUK
    SIENKIEWICZ-QUO VADİS?
    H.HALUK ERDEM-KARL JASPERS FELSEFESİNE GİRİŞ
    ALİ ŞERİATİ-YENİ ÇAĞ’IN ÖZELLİKLERİ
    ALİ ŞERİATİ- İSLAM NEDİR MUHAMMED KİMDİR
    ALİ ŞERİATİ-DUA
    VİCTOR HUGO-MARION DE LORME
    ALİ ŞERİATİ-İSLAM VE SINIFSAL YAPI
    ALİ ŞERİATİ-DİNLER TARİHİ I
    ALİ ŞERİATİ-DİNLER TARİHİ II
    ALİ ŞERİATİ-EBUZER
    ALİ ŞERİATİ-SANAT
    ALİ ŞERİATİ-ÖZE DÖNÜŞ
    ALİ ŞERİATİ-DÜNYAGÖRÜŞÜ VE İDEOLOJİ
    ALİ ŞERİATİ-MEDENİYET TARİHİ I
    ALİ ŞERİATİ-MEDENİYET TARİHİ II
    TAHA HÜSEYİN-GÜNLERİN KİTABI
    ALİ ŞERİATİ-İBRAHİM’LE BULUŞMA
    TAHA HÜSEYİN-VADEDİLEN GÜNLER
    ALİ ŞERİATİ-DİNE KARŞI DİN(ANNE BABA BİZ SUÇLUYUZ)
    ALİ ŞERİATİ-HAC
    ALİ ŞERİATİ-BİZ VE İKBAL
    GENE R. GARTHWAITE-İRAN TARİHİ
    ALİ ŞERİATİ-İSLAM’I TANIMA METODU
    SÂDIK HİDÂYET-KÖR BAYKUŞ
    ALİ ŞERİATİ-ALİ
    SÂDIK HİDÂYET-DİRİ GÖMÜLEN
    ALİ ŞERİATİ-KENDİNİ DEVRİMCİ YETİŞTİRMEK
    SÂDIK HİDÂYET-ÜÇ DAMLA KAN
    ALİ ŞERİATİ-ALİ ŞİASI SAFEVİ ŞİASI
    SÂDIK HİDÂYET-HACI AGA
    ALİ ŞERİATİ-AŞİNA YÜZLERLE(AİLESİNE VE DOSTLARINA MEKTUPLAR)
    SÂDIK HİDÂYET-AYLAK KÖPEK
    ALİ ŞERİATİ-KADIN(FATIMA FATIMADIR)
    ALİ ŞERİATİ-ÇÖLE İNİŞ(HUBUT-KEVİR)
    ALİ ŞERİATİ-MUHTELİF ESERLER I
    ALİ ŞERİATİ-MUHTELİF ESERLER II
    SÂDIK HİDÂYET-HİDÂYETNAME
    ALİ ŞERİATİ-MEKTUPLAR
    SÂDIK HİDÂYET-ALACAKARANLIK
    ALİ ŞERİATİ-KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ
    ALİ ŞERİATİ-İRAN VE İSLAM
    SÂDIK HİDÂYET-HAYYAM’IN TERÂNELERİ
    SÂDIK HİDÂYET-VEJETARYENLİĞİN YARARLARI
    ALİ ŞERİATİ-ÂDEM’İN VÂRİSİ HÜSEYİN(ŞEHADET)
    ALİ ŞERİATİ-KENDİSİ OLMAYAN İNSAN(İNSANIN DÖRT ZİNDANI)
    FRANTZ FANON-SİYAH DERİ BEYAZ MASKELER
    ETİENNE BALİBAR-SPİNOZA VE SİYASET
    CEMAL BÂLİ AKAL-VAROLMA DİRENCİ VE ÖZERKLİK(BİR HAK KURAMI İÇİN SPİNOZA’YLA)
    FRANTZ FANON-YERYÜZÜNÜN LANETLİLERİ
    HÜSEYİN YORULMAZ-BİR NESLİN AĞABEYİ ERDEM BAYAZIT
    ŞEFİK CAN-KONULARINA GÖRE AÇIKLAMALI MESNEVİ TERCÜMESİ I
    ERDEM BAYAZIT-İPEK YOLUNDAN AFGANİSTAN’A
    JULIO CORTAZAR-SEKSEK
    CHARLES DICKENS-OLIVER TWIST
    JIM AL-KHALILI-PARADOKS(BİLİMİN EN BÜYÜK DOKUZ BİLMECESİ)
    MURAT TURNA-ERDEM BAYAZIT VE ŞİİRİ
    ERDEM BAYAZIT-ŞİİRLER
    RASİM ÖZDENÖREN-HASTALAR VE IŞIKLAR
    RASİM ÖZDENÖREN-GÜL YETİŞTİREN ADAM
    RASİM ÖZDENÖREN-ÇÖZÜLME
    RASİM ÖZDENÖREN-ÇOK SESLİ BİR ÖLÜM
    RASİM ÖZDENÖREN-ÇARPILMIŞLAR
    BURÇAK ÇEREZCİOĞLU-MAVİ SAÇLI KIZ
    ŞEFİK CAN-KONULARINA GÖRE AÇIKLAMALI MESNEVİ TERCÜMESİ II
    IRVING STONE-İNSAN RUHUNUN DERİNLİKLERİNDE FREUD I
    KARL JASPERS-FELSEFE KONUŞMALARI-FELSEFEYE GİRİŞ
    LEVENT BAYRAKTAR-BERGSON
  • ~~!!!!....ETKİNLİĞİMİZ BAŞLAMIŞTIR....!!!!~~

    Merhabalar değerli 1k okurları,

    “I ve II. Dünya Savaşı” Temalı Etkinliğimize hoş geldiniz. "Etkinliğimiz SÜRESİZ olacaktır."

    “Etkinliğe katılmak isteyenlerin yoruma katılım isteklerini yazmaları yeterlidir.”

    Almanya Cephesi:
    İşsizlik Orduları Başkumandanı Mareşal Tuco Herrera

    Sovyet Cephesi:
    Keskin Nişancı Ebru Ince

    Osmanlı Cephesi:
    İttihatçı Oğuzhan Afacan

    Katılımcı Listesi:

    1- Büşra A.
    2- Okuma Delisi / Emir
    3- Oğuzhan Afacan
    4- Achillea
    5- https://1000kitap.com/SenoritaRosa
    6- Berdan Tabar
    7- Medine T.
    8- Ayşe*
    9- Esra D.
    10- Azul
    11- Sergen Özen
    12- Hilal
    13- Kenan
    14- Gülnihan
    15- Hatciş
    16- Esra Kirik
    17- Hatice Çakır
    18- Kevser
    19- Bahar Öztekin
    20- Mustafa A.
    21- Gökçen Kız
    22- https://1000kitap.com/Quellevictoire
    23- hulusi cem döner
    24- Sıçrayan Midilli
    25- EMEL KAYMAZ
    26- Çağrı
    27- Bûka Baranê
    28- S. Ali
    29- Haruni
    30- NigRa
    31- Lily
    32- இ ČaČa ఊ
    33- EndoplazmikGaripbirKulum
    34- Osman Y.

    Dönem İle İlgili Çeşitli Kitap Önerileri;

    Tuco Herrera Kitap Önerileri:

    1- Curzio Malaparte 'nin tüm kitapları.
    2- Paris Düşerken
    3- Kavgamız
    4- Hitler'e Sordunuz mu ?
    5- Hesaplaşma
    6- Bunlar Da Mı İnsan
    7- Boğulanlar Kurtulanlar
    8- Ateşkes
    9- Ademoğlu Neredeydin?
    Almanya Cephesinden Sven Hassel
    Sovyet Cephesinden Yuri Bondarev

    Ebru Ince Kitap Önerileri:

    1- Askerin Karısı
    2- Fransız Süiti
    3- Schindler'in Listesi
    4- Teslim Olmayanlar Ölmez
    5- Ölüme Yolculuk
    6- Sıcak Karlar
    7- Anne Frank'in Hatıra Defteri
    8- Rena'nın Yemini
    9- Berlin’in Düşüşü 1945
    10- Kayıp
    11- Soykırım Çocukları

    Murat Ç Kitap Önerileri:

    1- Karanlık Kıta
    2- Kırmızı Çizgi
    3- Yıkılış ve Kuruluş, Clt
    4- Hitler Kitabı
    5- Siperlerdeydik (1914-1918)
    6- İkinci El Zaman
    7- İlk Yılların Ekmeği
    8- Gece
    9- Mustafa Kemal'in Ağzından Vahidettin
    10- Zabit ve Kumandan ile Hasbihal
    11- Hitler’in Unutulan Çocukları
    12- Nürnberg Konuşmaları
    13- Kavgamız
    14- Savaş Günlükleri

    Oğuzhan Afacan Kitap Önerileri:

    1- Birinci Dünya Savaşı Tarihi
    2- İkinci Dünya Savaşı Tarihi
    3- İkinci Dünya Savaşı
    4- Trampetler Çalarken
    5- Baş Döndürenler
    6- I.Dünya Savaşında Osmanlı Ordusu
    7- I. Dünya Savaşı
    8- II. Dünya Savaşı
    9- Osmanlı İmparatorluğunda Alman Nüfuzu
    10- Suyu Arayan Adam
    11- Çanakkale Denizaltı Savaşı

    Yeni Kitap Önerileri Eklenecektir.... Son Güncelleme: 14.07.2018

    Etkinliğin Amacı: Okuduğumuz yazarların birçoğu bu dönemleri yaşamış ve hatta bu savaşlarda cephede savaşmış, düşünceleri yüzünden ana vatanlarından sürülmüş, bu kanlı tarihe dayanamayıp intihar etmişlerdir. 100 yıl öncesine dayanan bu yakın tarihe gerçek bir dönüş yaparak, bu tarz kitaplar okumamış yeni okurlar kazanmak istiyoruz.

    Bu savaşlar Dünyaya ağır bedeller ödetmiş, bir çağın kapanmasına, yeni bir çağın açılmasına sebep olmuşlardır. Açlık, haksızlık, ölüm, cinayet, toplama kampları, zorluklar, yaşama tutunma, işkenceler… Teknoloji’nin gelişimi, yok olan hayatlar, yok olan ülkeler, yok olan düşünceler, yeni doğan düşünceler… Yeni devletler, yeni insanlar, yeni fikirler… Acıdan doğan bir tarih… Bu tarihine hep birlikte eşlik etmek ister misiniz?

    Etkinlik kapsamında neler okuyacağız?
    Bu liste uzun bir liste olacak ve öneri niteliğinde olacak. Bu döneme ait bolca kitap okuyan ve değerli bilgileri olan okuyucular mevcut. Onlarla birlikte güzel bir liste hazırlayacağız ama bu listeye bağımlı kalınmayacak. Sadece örnek olması açısından paylaşacağız. Bu okurların isimlerini kendileri ile konuştuktan sonra buraya ekleyeceğim. Kitaplar saf savaşı anlatan kitaplarla sınırlı değil, bu dönemi anlatan hatıralar, biyografiler, roman ve hikayeler de dahildir. Bir çok okur, bu kitaplara yönelecektir zaten.

    Dönemle alakalı bir çok bilgi ekleyip, burayı aynı zamanda bilgilenmek amaçlıda kullanabileceğimizi düşünmekteyim. İlerleyen zamanlarda bu bilgiler eklenecek ve yorumda paylaşılacaktır.

    “Mutlaka şu veya bu sebepler için milleti savaşa sürüklemek taraftarı değilim. Savaş zorunlu ve hayati olmalıdır. Hakiki düşüncem şudur: Ulusu savaşa götürünce vicdan azabı duymamalıyım. Öldüreceğiz diyenlere karşı, “ölmeyeceğiz” diye savaşa girebiliriz. Ancak, ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe, savaş bir cinayettir.” ~Mustafa Kemal Atatürk

    “Ben savaş istiyorum. Benim için her türlü vasıta doğru olacaktır. Benim sloganım "ne yaparsan yap, düşmanı rahatsız et" değildir. Benim sloganım şudur: "Bir şekilde onu yok et!". Ben bu savaşı sürdürecek insanım!” ~Adolf Hitler

    “Savaş zamanı, hakikat o kadar kıymetlidir ki, yalanlardan bir duvarla korunur.” ~Winston Churchill