• 1492 de Amerika'ya ayak basılması, sömürgeler çağının başlangıcını oluşturur. Bu tarih, keşifler döneminin değil, Avrupa dışında kalan dünyanın bugün de davam eden büyük yıkımının başlangıç tarihidir.Avrupa'nın haçlı seferleri sırasındaki Hıristiyanlaştırma misyonu, bu dönemde yerini -bir anlam kaymasıyla nasıl “uygarlaştırma” aldat acasına bıraktıysa, aynı şekilde sömürgeciliğin de ”keşif” olarak adlandırılmasını gerektirmiştir.

    Oryantalizm ve sömürgeciliğin, misyoner eğilimle birleşmesi sonucu ortaya çıkan bu yeni tip Batı yayılmacılığının geliştiği ve bütün dünyayı pençesine aldığı daha sonraki tarihlerde verilen bu isme (uygarlaştırma) geçişi simgeleyen en iyi örnek, Napoleon Bonaparte'ın Mısır'a yaptığı seferdir. ”Konsül (Napoléon’un o sıradaki unvaru, e. n.) bir bilim adamı kalabalığıyla çevrili olarak ve ordularıyla birlikte, Enstitü üyesi sıfatıyla ortaya çıkar: 21 matematikçi, 3 astronom, 17 mühendis, 13 doğabilimcisi, 22 basımcı, vb. aralarında Menge, Geoffroy Saint-Hilaire, Berthollet gibi çok ünlü şahsiyetler de vardı. Uygarlığı cisimleştiren bir orduyla geldiğini göstermek istiyordu, ne altın ne de İsa söz konusuydu. Bonaparte ’Memluklardan çok, Tanrı’ya, peygamberine ve Alcoran’a -yani Kuran’a saygı duyduğunu' söylüyordu. ”(Marc Ferro,Sömürgecilik Tarihi,s.121,122)

    Oysa Mısır gibi çok gözde bir ülkenin alınması, Fransa’ya Hindistan yolunu açacaktı. Bonaparte Mısırlılara kendisini âdeta bir Müslüman olarak tanıtıyor ve ülkeyi savaşsız ele geçiriyordu. Mısır’m Fransa’ya bağlanması tasarısının, başka düşüncelerin, en fazla da Osmanlı devletinin parçalanması düşüncesinin bir eseri olduğu saklanıyordu:

    ”Önlenemez bir biçimde çöküşe giden ve II. Ekaterina ile II. Joseph’in, yerine bir Yunan İmparatorluğu kurmak istedikleri şu Osmanlı İmparatorluğunu parçalamak. İspanya ve Fransa’ya da pay düşecekti. Fransa'nın payı ya Mısır ya da Berberistan olacaktı. 1802’de, Bonaparte Cezayir kentine bir sefer öngörür. (...) 1808’de, bir kez daha, Mısır’ın yeniden fethini tasarlar, bu toprağı İngilizlere bırakmamak için. Napolyon’un ilk elde kazandığı zaferlere rağmen bir türlü ele geçiremediği bu ’hasta adam', Osmanlı İmparatorluğu uğruna rekabet doğar böylece. Ancak Napoleon’un ordusunu yenilgiye uğratan İngilizler Mısır’a yerleşmeye kalkınca, Mehmet Ali onları gemilerine geri binmeye zorlar ve ülkede kalan Fransızlarla Mısır arasında bir ittifak kurar.

    Özellikle Mısır Seferi ve Cezayir tasarısı sömürgecilik içinbir dönüm noktası oluşturur; çünkü bu konuda girişimde bulunanlar olayın koleliğe ve köle ticaretine karşı bir mücadele olduğunu ilan etmişlerdi. Ve böylelikle. XIX. yüzyılda, Afrika'yı fethedenlere sağlam bir gerekçe bulmuşlardı'” (Marc Ferro,Sömürgecilik Tarihi,s.122,123)

    Osmanlı toprakları üzerinde sömürgecilik için rekabet edenlerin, yaptıkları insanlık dışı vahşetin tam aksine, ”köleliğe ve köle ticaretine karşı bir mücadele” söylemini kullanmaları, yeni dönemin ayırıcı özelliklerinden biridir. ”Sömürgeleştirme" fiilini işleyenlerin vahşiliğine rağmen, bunun tersine sömürge altında yaşayan insanlann vahşiliğini vurgulayan "uygarlaştırma" sözcüğünün kendisi, sömürü sonucunda her bakımdan gerileyen Afrika, Asya ve Amerika için gerçekte onur kırıcıydı. Beyaz adamın ”uygarlaştırma görev ve sorumluluğu" söylemi, sömürge insanlarının keyfî uygulamalara kayıtsız şartsız boyun eğdirilmelerini, kültürsüzleştirilmelerini ve tarihsizleştirilmelerini haklı göstermek için uydurulmuştu. Galip taraf olarak yazdıkları tarihte, olayların böyle anlaşılmasını sağlamak istiyorlardı.