Zen zihni kitabı yine bir başucu kitabı .Hadi okudum kapağını kapat kütüphaneye kaldırılacak bir kitap değil. Bir ders kitabı şeklinde. İyi ki okumuşum yoluma ışık oldu.
Kitabı bitireli aylar olmasına rağmen elim gitmedi okudum demeye çünkü başucu kitabım oldu. Her canım istediğinde herhangi bir sayfasını açıp okuyorum. O zamanlar anlayamadığım ya da farklı şekilde anladığım bir cümleyi tekrar okuduğumda içinde başka anlamlar buluyorum.
Yogi yolunda giden biriyseniz elinizin altında eksik etmeyin.
Türk tarihimizde,romantizmden realizme geçen ilk romanımız olarak kabul edilmektedir.Eser büyük ölçüde Tanzimat Dönemi yarı aydınlarına ve kendi kültüründen koparak Alafranga kültürü taklide kalkışan ama bu kültürü de özümseyemeyen özenti zümrelerine yapılan mizahi bir eleştirisi özelliği taşımaktadır.Dış görünüşe aldanılmaması,olaylara nesnel olarak bakmamız gerektiğini,hayale kapılmanın,kendisinden başkası gibi davranmanın doğru olmadığı fikir üzerinde durulmuştur.Romantizmden realizme geçişin güçlü bir örneği ve eser edebiyatımızın realist anlayışla yazılmış ilk eseri olan mizahi boyutuyla ele alınmış sosyal bir romandır.Dili yazılan dönem ve konusu bakımızdan ağır Osmanlıca cümleler özentiliği göstermek amacıyla Fransızca kelimeler içermektedir.
Kitabin gücünü anlatan okumanın ne kadar önemli olduğunu her kelimesinde anladığınız distopik hikaye. Üstelik TV insanların hayatına henüz yeni yeni girmeye başladığı sürede yazılmış olması hayret verici bir durum.
Bu kitabı okul yıllarımda okumuştum yıllar sonra tekrar elime aldım ve biraz daha olgunlaşmış halde tekrar okumaya başadım.Sınıf mücadelesi.Özellikle işçi sınıfının mücadelesi… Ve bu mücadelenin incelemelerinin günümüzde bile geçerliliğini koruyor olması manifestonun eşsizliğini gösterir.
Dünya var oldukça sınıf mücadelesi hep devam edecek. Marx’ın dediği gibi “din, afyondur”.Önce bu afyonu sistemden ayıklamak gerekir.Ne diyordu Marx ve Engels, “Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor:Komünizm hayaleti… Bütün Dünya işçileri, birleşin!”