Bir gün ahırımızda âriyet olarak bırakılan ve benim besleye besleye şişirdiğim, hattâ azgınlaştırdığım ata binmiş, çarşı tarafından geçiyordum. Her taraf kar... Kar iki yana tepeleme çekilmiş ve ortasında ancak tek adamın geçebileceği, üstüne kömür tozu serpili ince bir yol bırakılmış... Atım azgın... Kantarmaya abanmış, yavaşlamak bilmez bir hızla ilerliyor, dizginlere asılışıma hiç aldırmıyor, önümde baştan aşağı damalı bir çarşafa bürülü bir kadın yürüyor. Kadına çarpacağım! Ata hâkim olamamamın hicabiyle kadına haykırmak zorunda kalıyorum: – Hey, hatun! Kenara çekil! Nereye çekilsin?.. Kar yığınının tepesine mi çıksın?.. Kadın dönüp arkasına bakmıyor bile... Var kuvvetimle dizginlere asılıyorum. At biraz yavaşlıyor, fakat kadına hafifçe çarpmaktan da kendini alamıyor. Birden dizginlere yapışan ve atı zınk diye olduğu yere mıhlayan bir el... Genç bir Erzurum dadaşı... – Ata binmeyi bilmezsin! Zenne kişiye de çarparsın! Nola senin halin! Korkunç hakaret!.. Bu hakarete hak verip geçeceğime onun daha büyüğüne lâyık bir âdilikte bulunuyorum. Polis Müdürü dayımın mevkiine güven duygusuyla genç Erzurum’luya diyorum ki: – Sen benim kim olduğumu biliyor musun?.. İşte o zaman Erzurum delikanlısı, beni hayran bırakan ve asla hatırımdan çıkmayan cevabını veriyor. Yüzüme nefretle bakıp atımın sağrısına bir tokat aşkediyor ve: – İstersen vâli paşanın oğlu ol, diyor; haydi çek git!
Son cümleye ne gülmüştüm. =))
C1 - Kervanın düşlenemez devinimi yeryüzü kabuğunu etkilemiyordu. S1- Develeri niçin ağlattınız? C2 - Işıltılı yükü sonsuzca acı vermişti. S2- Nerede kırılır dokusu tinin? C3-Dokununca tuhaf budunların büyülerini ansıtır. S3- German insanı nasıl şenlik kazanacak? C4-Altıgen bir yapı düşün, işte zenne öyle bir kadındır. S4- Zekâtını verdim mi?
Sayfa 99
Alıntı
Reklam
En kötüsü, doğrular ortadan çekilince, yalan karşılıksızlığından yararlanarak doğrunun biricik anlatımı gibi görünmeye çalışıyordu. Bir ölçüde görünüyordu da. Yavan ağızlı Zenne herkesin sözcüsü olarak beliriyordu böylece. Söylemeye gerek var mı? Çok kötü bir duruma düşürülmüştük: Herkesin sözcüsü olmak herkes olmaktı bir bakıma, herkesin ölçüsü olmaktı, herkesin ölçüsü olarak ölçüyü ortadan kaldırmaktı. Ölçü ayrımlardan ve karşıtlıklardan doğardı.
Sayfa 77 - Can Yayınları. 4. Baskı. Ocak 2024
Kendimi en iyi dizemden aşağı da atacağım! Ya sen Şeyh Zenne, ya sen İnanmıyorsun değil mi artık bunlara Suskun ve can sıkıcı, itici ve saldırgan buluyorsun beni Oysa bir köpek gibiydim dizinin dibinde
Alıntı
UT Rakı içilir mi hiç çiçeksiz çiçeksiz ölürüm dükkanları her kim olsa ölür ispatinin ebesi zulmü ilan edilmiş sokağa çıkar yalnızlığının ut sesi bir fonograf tanzimat fermanında unutulmuş hacivat gelip kahkahalar tarafından iğne ister Yalnız belki çocuklar için atlı gülen tramvayı ölümün cumhuriyete enflasyonu sekiz memeli bir zenne o çirkinim tasviri efkâr bir zindan vakitlere açıktır kepengi aşkı memnu ölü teyzesine yazlığa giden kim çocuk pire kasketini deve kimler giyer acaba zehir dükkanları çiçek çiçekçi pera’da Benim ut teyzem de öldü galiba hacivat şimdi şu rakıdan ne diye vergi alırlar sanki 1957
Sayfa 55·Kitabı okudu
Alıntı
Necip Fazıl Kısakürek ve Erzurum'un Dadaşı
At biraz yavaşlıyor fakat kadını hafifçe çarpmaktan da kendini alamıyorum. Birden dizginlere yapışan ve atı zınk diye olduğu yere mıhlayan bir el... Genç bir Erzurum dadaşı... -Ata binmeyi bilmezsin! Zenne kişiye de çarparsın! Ne ola senin halin! Korkunç hakaret bu hakarete hak verip geçeceğime onun daha büyüğüne layık bir âdilikte bulunuyorum. Polis Müdürü dayımın mevkiine güven duygusuyla genç Erzurumluya diyorum ki: -Sen benim kim olduğumu biliyor musun? İşte o zaman Erzurum delikanlısı, beni hayran bırakan ve asla hatırımdan çıkmayan cevabı veriyor. Yüzüme nefretle bakıp atımın sağrısına bir tokat aşkediyor ve: -İstersen Vali Paşa'nın oğlu ol diyor; Haydi çek git!
Reklam
Reklam