Adı:
Vatandaş
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
155
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755106762
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Kimileri ilk olmayı sever. Tahsin Yücel'se, en güzel kitaplarından biri olan Vatandaş'ı Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar'ı, Camus'nün Düşüş'ü, Sait Faik'in Haritada Bir Nokta'sı gibi yapıtların yönünde bir anlatı olarak niteliyor. Ona göre, bu yapıtların en belirgin özelliği, aynı zamanda hem bir öykü, hem de dünya ve insan üstüne bir söylem olmalarıdır. Belki de bu yüzden, Vatandaş'ın oluşumu kırk yılı aşkın bir süreye yayılmış; 1954'te, kısacık bir öykü olarak doğmuş; 1964'te, bir başka dille (Fransızcada) daha uzun ve daha derli toplu bir öykü olmuş; 1975'te, roman diye de nitelenebilecek bir anlatıya dönüşmüş; şimdi, 1996'da, birtakım değişikliklerle yeniden karşımıza çıkıyor. Bu son biçimiyle daha bir akıcı ve daha bir yoğun. Öte yandan, ülkemizde ideolojilerin, politikanın ve basının geldiği nokta göz önüne alınınca, 1954'ün gençlik yapıtı, 1996'da çarpıcı bir gerçeklik ve geçerlilik kazanıyor.
Bir kişi düşünün, korkak mı korkak, pısırık, utangaç, hafif kaçık ama yaşamı, insanları çözmüş. Hayatın keşmekeşinde boğulmamak ya da kaybolmamak için umumi tuvaletlere yazıyor düşüncelerini bu " Vatandaş". Bir akşam vakti karşılaştınız ve konuşmaya başlıyor sizinle, yaşam, insanlar, haksızlıklar üzerine sabaha kadar süren bir söylev... Kitabı okumaya başladığım gibi bitirdim, ilk basımı 1975 olmasına rağmen sanki günümüzün Türkiye'sini ve ülkem insanını anlatıyor, bir memlekette hiç mi değişim olmaz? Okumaya çok geç kaldığımı düşündüm, siz geç kalmayın.
Baştan diyeyim, yazar öldü diye koşarak kitabını almak için DR mağazasına gitmedim. İstanbul toplantısında okunacakmış diye çıktım aramaya. Zaten kitabı ararken yazarın yeni öldüğünü ve bu yüzden toplantıda bu kitabın seçildiğini anladım. Hatta DR'ye gittiğimde kitabı veren abi de "bu kitaplar da geçen hafta yazar öldükten sonra geldi" demesi beni hiç şaşırtmadı. Bu nedir arkadaş yeni ölen bir yazarı bestseller yapma aşkı nereden geliyor? Aynı durum Yaşar Kemal ve Marquez öldükten sonra da olmuştu. Yazara olan taziyemizi mi belirtiyoruz nedir bu? Bu durumun çok da sağlıklı olduğunu düşünmüyorum ve derhal terkedilmesi gerektiğini düşünüyorum. Hele nitelikli bir okuyucu hiç yapmasın.
Hafif spoiler içerir.
Neyse fazla uzatmadan kitaba geçeyim. Kitapta bir adamın bazı şeyleri sorgular bir şekilde konuşmaları gibi geçiyor. Karakterimiz yazdıklarında o kadar daldan dala atlıyorki stand-up gösterisi izler gibi bu ne demişti falan oluyorsunuz. Karakterimiz direk yoksul bir aileden gelmiş olup hayatın acılarını bizzat yaşamış biri olduğu için bu da onu sorgulayıcı bir karaktere bürümüş. Yazarın mesajı da az kendi fikriniz olsun, öyle her fikre bağlanmayın, sorgulayın, yanlışları açık açık söyleyin falan filan. Karakterimiz de işte böyle biri, ayakyollarındaki duvarlarında durmadan bir şeyleri eleştirip duruyor. Tabi karakterimizde bazı mallıklar var. Mesela gül gibi kızı bırakıp gidiyor kendi deyimiyle soğan kokan bir kadınla birlikte oluyor. Ve bu durumdan hoşnut olmasa da hiçbir şey yapmıyor. Kardeş nerede kaldı eleştirer tavrın? Bu durumdan da anlıyoruz ki karakterimiz o kadar da cesur biri değil. Zaten kendsi de belirtiyor cesur olmadığını. Polisten o kadar korkuyorki karakterimiz polis gördü mü yolunu değiştiriyor. Fazla uzatmayayım. Dili öyle ağır bir kitap da değil. Sadece daldan dala atlamasından dolayı bazen bir önceki yazdığını unutabilirsiniz. Bu yüzden kitabı biraz dikkatli okumak gerek.
Bir ricam olucak bu kitabı 2050 yılında okuyacak bir kardeşime sesleniyorum. Eğer okursan o yıl bu kitabı, yorum altında bir "sa" yazabilir misin? Eğer yaşıyorsam cevap vermeye çalışırım.
Iyi bir stand up gosterisi gibiydi kitap bence.. Hani bir anda kendinizi gosteriden soyutlarsiniz ve dusnursunuz, 'Bu konuya nereden geldik" diye ve daha 3 konu evvelini bile hatirlayamadiginizi hayretle farkedersiniz. Ayni etkiyi yaratti kitap bende. Sayfanin ortasinda durum dusundum "bu konuya nasil geldik" diye ve her seferinde animsayamadigimi saskinlikla farkettim.
Kitap aslinda bastan sona "alinti" niteliginde harika tespitler ve cumlelerle dolu, hatta tum kitabi alinti olarak paylasmak istedigim anlarim da oldu...
Kitap aslinda bir deneme yazisi... Kendisini "Vatandas" olarak tanimlayan ve toplumsal haksizliklar ve yanlislara karsi sesini umumi tuvaletlerin duvarlarinda duyarmayi secmis bir "yazarin" bir aksam tanistigi bir adama anlattigi hikayesini konu almaktadir. Kimi zaman gulduren, kimi zaman size "yok artik daha neler" dedirten enteresan bir hikaye..
Ne yaparsın, her zaman aynı kolaylıkla katlanılmıyor yanlızlığa: gün oluyor, kurşun gibi çöküyor üzerime, soluğumu kesiyor.
... ben, okudukça, öğrendikçe, söylenlerden kurtuluyor, düşten düşünceye geliyordum; okudukça, öğrendikçe, insanları geçmek değil, insanlara doğru gitmek gerektiğini anlıyordum.
Dolaşmak da benim en çok yaptığım şey: kentin bu çürümüşlüğünde birer düğümdür her biri, koyu karanlıkta birer ışıktır, bu nedenle yollarım onlara göre belirlenir.
Ok yaydan çıktı bir kez, savaşın ortasındayım. Sonunda kazanamasam da ne çıkar? Boyun eğmişlerden olmamak yeter. Boyun eğmeden savaşacağım böyle, böyle de öleceğim belki: elimde kalemim, tebeşirlerim, her yandan kapalılığıyla içten, herkese açıklığıyla dost bir yerde, adsızlıklarıyla büyük askerler gibi.
İki türlü vatandaş bile istemiyordu bu adamlar, arılar, karıncalar gibi değişmez vatandaşlardı istedikleri, aynı elden bile değil , aynı çarktan çıkmış uyruklardı. Bu durumda, kendi karşılıksız ve değişmez söylemleri dışında, hiçbir söyleme hak tanımayacakları kesindi: Bu nokta da, bana kalırsa özgürlüğün sona erip köleliğin başladığı yerdi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Vatandaş
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
155
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755106762
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Kimileri ilk olmayı sever. Tahsin Yücel'se, en güzel kitaplarından biri olan Vatandaş'ı Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar'ı, Camus'nün Düşüş'ü, Sait Faik'in Haritada Bir Nokta'sı gibi yapıtların yönünde bir anlatı olarak niteliyor. Ona göre, bu yapıtların en belirgin özelliği, aynı zamanda hem bir öykü, hem de dünya ve insan üstüne bir söylem olmalarıdır. Belki de bu yüzden, Vatandaş'ın oluşumu kırk yılı aşkın bir süreye yayılmış; 1954'te, kısacık bir öykü olarak doğmuş; 1964'te, bir başka dille (Fransızcada) daha uzun ve daha derli toplu bir öykü olmuş; 1975'te, roman diye de nitelenebilecek bir anlatıya dönüşmüş; şimdi, 1996'da, birtakım değişikliklerle yeniden karşımıza çıkıyor. Bu son biçimiyle daha bir akıcı ve daha bir yoğun. Öte yandan, ülkemizde ideolojilerin, politikanın ve basının geldiği nokta göz önüne alınınca, 1954'ün gençlik yapıtı, 1996'da çarpıcı bir gerçeklik ve geçerlilik kazanıyor.

Kitabı okuyanlar 28 okur

  • Fırat Koç
  • Seval
  • Mehmet şah Gümüş
  • bensu
  • Fyodor Amcaaaa
  • Ümit KAPLAN
  • Pervin
  • Gürkan Sarı
  • Elçin Kurt
  • Ecem C.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.5 (2)
9
%25 (4)
8
%43.8 (7)
7
%12.5 (2)
6
%6.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0