Kübra DEMİRGÜÇ

24
Dudaklarım kilitli, hoşça kal bugün Sen de yolcusun, dünlerimde sorgusun Ve 24'lük yorgunsun, git de dinlen gidenlerle Yarınım kapıda bekliyor ve son veda zamanı
Sagopa Kajmer
Bu coğrafyada iktidarların halkı yönlendirmek için geliştirdiği yöntemin tek fiile indirgendiğini söyleme zamanım geldi: Yormak. Ölümlerle yormak. Ekonomik sıkıntı ile yormak. Yasaklarla yormak. Direktiflerle yormak. Bekleterek yormak. Toplu taşımada üst üste yığarak yormak. Devlet dairelerinde suratsızlıkla yormak. Mutsuzlukla sınayarak yormak. Ayırt ederek yormak. Yok sayarak yormak. Küçümseyerek yormak. Muhafazakarlıkla yormak. Korkutarak yormak. Yalanla yormak.
Küçük İskender
Onların inşaat sözleşmesi böyledir...
Elbette babanın ölümü ağırdır; yalnız, o da dışarıdan gelen bir canlıdır. Spermlerin yolculuğu maceranızın başlayacağı rahme doğru sürerken ilk sığınağınızın kapıları çalar. Freudyen yorumları elimizin tersiyle itersek orası, yani anne, yaşam hakkının verildiği, yaşamaya başlayacağınız noktadır. İnsanoğlu yaşını nedense hep doğduğu gün üzerinden hesaplar; oysa gerçek yaş bundan yaklaşık dokuz ay daha büyüktür. İçimizdeki ölüm annenin ölümü ile tanım değiştirecek, ölümün içi diye adlandırılacaktır. Annenin ölümü, başladığımız noktanın kaybıdır. Anne öldü mü siz kaybolursunuz. Dönecek bir adresiniz, tasvir edebileceğiniz bir anavatanınız kalmamıştır. Kabuğunuz soyulur. Hiçbir bilimsel dayanağı olmadan şunu söyleyebilirim ki, insan biyolojik özelliklerini babasından ruhsal yapısını annesinden alır. Onların inşaat sözleşmesi böyledir. İnşa ettikleri çocuk üzerindeki hakları da bunlarla korunacaktır. Hak iddia etmeye kalkıştıklarında bu kavramlardan yola çıkacaklardır. Baba, “Onu ben okuttum, yedirdim içirdim, bu boya getirdim” derken anne çoğu kere sessiz kalarak mücadeleyi kazanır. Çünkü çocuk bilir ki anne pazaryerinde elini bıraktı mı hiçbir şeyin önemi kalmaz.
Buralara nereden geldiğimi biliyorum, gidecek daha çok yolumun olduğunuda biliyorum ve gerekirse dizlerimin üstünde sürünerek de olsa oraya gideceğim
iş Bankası
Jack London
İsmail'in Kendi Kendine Delirmişliğine Dair Hikayat
korkmak üzre büyümüştür İsmail korkmaktır onun için İslam'ın altıncı şartı ilk mektepte her pazartesi ve her cuma korkma diye başlayan marşı bağıra bağıra okumuş olsa da geç kalmıştır cumhuriyet korku İsmail'in hücrelerine çoktan kök salmıştır
Sayfa 21 - ithaki·Kitabı okudu