Nida

Puan vermedi·67 syf.··
2020 34. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2020 16:19
Çocukluğunda yaşadığı baskıyı ve bu baskıyla karşılaştığı için intihar ve ölüm kelimelerini çok fazla vurguluyor. Fakat daha sonrasında hayatı çok sevdiğini ve daha çok yaşamak istediğini belirtiyor. Bu kitap yazarın ilk romanı o dönemde bu kitabı yazmak cesaret ister doğrusu neden diyecek olursanız kitapta cinsellik konusu çok fazla yer alıyor ve o dönemlerde de bu konular yer almamakla birlikte çok ayıplanır. Tezer Özlü yaşamla ölüm arasında çelişkide olduğu gibi cinsellik konusunda da ikilemde. Cinsel ilişkiye girmeden durmadığını dile getirdikten sonrasında feminist duyguları kabarıp kadın ve erkeklerin neden dost kalamadığını neden erkek-kadın kârı- koca olmaya çalıştığımızı dile getiriyor. Kadınların erkeklerin gözünde "mal" olmasına karşı çıkarken bir yandan da erkekler için gereksinim olduğunu dile getiriyor. Kitabın dili akıcı değil ve  olaylar arasında bir bağlantı yok ordan buraya atlamış; kısacası Özlü çok özen göstermemiş yazarken. Kitabı okurken sıkılarak okuduğumu dile getirmeden geçemeyeceğim tavsiye edebileceğim bir kitap değil açıkçası. Tezer Özlü'nün okuduğum ilk ve son kitabı olur. Kitabı merakla elime alıp hüsranla bitirdiğim bir kitap. Kitaba dair beğendiğim tek alıntı; "Yaşam, şimdi ancak kavranılması ve anlaşılması gereken; oysa yaşanması, gerçeğine inilmesi ilerdeki yıllara atılan bir yabancı öğe gibi önümüze getirilmiş."
Edebiyat
Çocukluğun Soğuk GeceleriTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202520,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·160 syf.··
2020 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2020 01:08
Okumuş olduğum kitap 80 yaşındaki nenenin torununa yazmış olduğu mektuplardır.  Mektuplarda daha çok nene kızıyla geçirmiş olduğu zamanları torununa anlatıyor. Nenenin hayata dair verdiği öğütler, kendine ait düşünceleri, o dönemin yaşam biçimini o kadar akıcı anlatıyor ki sanki insan kendi nenesinden dinliyor gibi. Nene yazarken hem kızıyla  yaşadığı olayları torununa anlatarak yokluğu dolduruyor hem de kendisiyle yüzleşmiş oluyor. 1994 yılında yazılmış olan bu kitap o dönemdeki insanların yaptığı davranış biçimlerini, kendisinin ve kızının aldığı kararların sonucunu bize aktarıyor. Nenenin verdiği nasihatları yaşamın her alanında kullanabiliriz. Kitabın sayfa sayısı az olmasına rağmen okurda izlenim bırakacağını, düşündüreceğini, kitap biterken yüreği hafiflemiş hissedeceğini ve hayata dair bir şeyler katabileceğini düşündüğüm bir kitap. İyi okumalar. Kitaba Dair Alıntılar Sevgiye tembellik yakışmaz. Ama güçlü olabilmek için insanın kendisini sevmesi gerekir; kendini sevebilmek için de insan, kendini derinlemesini tanımalı, kendi hakkında her şeyi, en gizli, kabullenmesi en zor olan şeyleri bilmelidir. Dışarıdan gelen fazlalıkları, kendimize ait olmayanları ayırıp attığımız zaman, doğru yoldayız demektir. Yürek ruhun merkezidir. Anlayışın sessizliğe gereksinimi vardır. Asıl korkunç düşünceler, trende yalnız kalınca üşüşüverdiler. Anlayış, bilgiçliğin kibiriyle değil, alçakgönüllülükle doğar. Başımıza gelenler hiçbir zaman nedensiz değildir, her birinin kendi anlamı vardır. Her karşılaşma her küçük bir olay kendi içinde bir anlam barındırır. Var olan tek gerçek ve inanılası öğretmen, insanın kendi vicdanıdır. Ölüler yokluklarıyla değil, daha çok -onlar ve bizler arasında- söylenemeyenler yüzünden acı verirler. "Yalnızca acı insanı geliştirir," diyordu,
Edebiyat
Yüreğinin Götürdüğü Yere GitSusanna Tamaro · Can Yayınları · 201319,5bin okunma
10/10
·432 syf.··
2020 30. kitabı
·
50 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2020 14:24
Bu kitabın yaşanmış bir kitap olduğunu belirtmem gerekiyor. Tanıdık isimleri okuyacaksınız; en başta kitabın baş karakteri Nietszche ve Josef Breuer daha sonrasında psikolog Sigmund Freud... Kitapta ilgimi çeken bir olay var bunu paylaşamadan geçemeyeceğim. Breuer, Yahudilere karşı düşmanlığın gittikçe arttığını söylüyor. Üstelik yılın 1882 olduğunu ve bu durumun devam etmesine şaşırdığını belirtiyor. Şunu belirtmek isterim ki hâlâ yahudi olsun müslüman olsun tüm dinlere karşı bir düşmanlık var ve ırkçılık gün geçtikçe daha da kötü hale gelmektedir. Kitabın oldukça insanı düşündüren, sorgulayan bir kitap olduğunu söylebilirim. Karşıma birden beni düşündüren ve bu yüzden hata yaptım dedirten bir söz çıktı. "Birinin kendisini başka birine açması ihanetin kapılarını açar ve ihanet insanı çok rahatsız eder." Ben hep kendimi sorguladım nerede hata yapıyorum diye insana kendimi açmakla hata yaptığımı bu kitabı okuyunca fark ettim ama insan kendini anlatamadan da duramıyor. Eser aynı zamanda felsefeyle tıpın karışık olduğu eserdir. Nietszche hastalığa kapılıyor Dr. Breuer bu hastalığın nedenlerini bulmaya çalışıyor, bu süreçte Nietszche'yle felsefe üzerine tartışmalar yapmaktadır. Ve her seferinde kendisinin güçlendiren şeyin hastalığı olduğunu belirtiyor ve onun için nimettir hastalık. Daha sonrasında yer değişiyorlar hasta olan Breuer, doktor ise Nietszche bu süreçte ikisi de yaşananlarla yüzleşip baca temizliği yapmış oluyor. Felsefe kitaplarını okumayı seven sorgulamayı seven kişilere öneririm çok beğendiğim bir kitap oldu benim için. Herkese keyifli okumalar diliyorum. Josef Breuer; Avusturyalı fizyolog Friedrich Nietzcshe; filozof Sigmund Freud; nörolog Kitaba Ait Alıntılar Ölümün son iyiliği, bir daha ölümün olmamasıdır. Syf: 104 Yalan, yeni yalanlar doğurur.
Felsefe
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470,1bin okunma
10/10
·629 syf.··
2020 25. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2020 15:06
İnce Memed'e ne söz söyleyebilirim ki dilim varmaz bir şeyler demeye. İnce Memed'imiz ağalığa karşı daha doğrusu köylünün hakkını vermeyen ağaya karşıdır. Köyde bir ağa gözbebeklerinden vurulup ölmüşse bunu İnce Memed'ten bilirler çünkü onun öldürme biçimi budur. Köylülerimiz İnce Memed'i çok sever sayarlar çünkü hep mazlumların, fakir fukaranın yanında olmuştur onların hakkını vermek için uğraştığı için hep onu koruyup kollarlar. İnce Memed eşitlikten,haktan, adaletten yana bir kahramandır. Diyorum ki İnce Memed gibi karakterler gerçek dünyada yaşasaydı da kötülerin hakkından gelseydi. Yazarımız bu kitapta diğer kitaplardan daha az betimlemelere yer vermiştir ama ben yazarın betimleme yapmasını seviyorum çünkü diğer yazarlardan farkını ortaya koyuyor. Bize Çukurovayı daha iyi tanıtıyor sanki Çukurovayı geziyormuşcasına gözümüzde canlandırıyor. Mustafa Kemal Atatürk'e yer vermesi de kitabın o dönemdeki yani Cumhuriyet dönemindeki  Çukurova'yı anlatır. Osmanlı Devletini, Selçuklu Devletini, o zamanların efsanelerini de yer vermiş rahmetli yazarımız. Yaşar Kemal bu kitapta olağanüstü özelliklere de yer vermiş ama burda maksat ders vermektir, iyi insan olmaya davet ediyor, insanlıktan bahseder. Karakterlerden Murtaza Ağa'yı hiç sevmedim iki yüzlü, ortalığı karıştıran,  korkak, sözünün arkasında durmayan menfaatçi biri. Kitabın 629 sayfa olduğuna bakmayın su gibi akıp gidiyor elinden bırakamıyorsun, merak ediyor insan. 3. cilde geçemeyenlere sözüm var okuyun, devam edin; gittikçe daha çok sevecek daha çok bağlanacaksınız seriye. Çok beğendim bu cildi. Elimden bırakamadım okudukça okudum sonunda bitirdim :)))
Edebiyat
İnce Memed 3Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202326,4bin okunma
10/10
·400 syf.··
2020 23. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2020 10:56
Bu kitap hakkında o kadar şey söylemek istiyorum ki elimden geldiği kadar hepsini yazmaya çalışacağım. Bu kitabın amacı modern dünyanın çocuklar üzerindeki zararlı etkilerini açıklamaktır zaten bu da kitabın kapağında yazıyor. Besinden başlayarak; oyun, uyku, iletişim, ebeveyn, yakın çevre, teknoloji aletleri, reklam, sosyal medya, okul, öğretmen üzerinden uzun uzun bilgiler vermiş ve bu bilgiler için çok kaynakça kullanmış ve yayınevi bu kullandığı kaynakçalar için 27 sayfa ayırdı ve zaten yazarın geniş çaplı araştırma yaptığını kullandığı kaynakçalardan anlıyor insan. Yayını İletişim olan çevirmeni Özge Çağlar Aksoy'a teşekkürlerimi iletirim ve en başta yazarımıza. Bilirsiniz ki çocukların iyi bir besine ihtiyacı var çünkü iyi bir kahvaltı zihnin öğrenmesine açık olur. Bazı çocuklar kahvaltı yapmazlar ve onun yerine abur cubur götürürler ve bu abur cuburlar çocuklarda obezitelere yol açar bu da çocuğun kendisini kötü hissetmesini sağlar. O yüzden çocukları ilk doğduklarından beri iyi bir beslenmelerini sağlamalıyız tabiki bu görev ebeveynlerin. Çocuklar genellikle okula uykusuz giderler ve bu yüzden okulda uykuya daldıkları için derslerinden geri kalırlar, ebeveynlerin bu konuda iyi takip yapması gerekiyor. Bu kitapta uykuya dair çok güzel açıklamalara yer veriyor, çocuklara masal okumamız gerektiğini ve odalarında teknoloji aletlerin bulunmaması gerektiğini belirtiyor. Bazı çocuklar defalarca masal okunmasını isterler yazar bu konuda bir uyarı yapmıştı ve benimde ilgimi çekti. Ebeveynler masal okuduğunda defalarca okumamalı ve masal bittiğinde masal süresinin bittiğini ifade etmeli ve çocuğun uyuması için yalnız bırakması gerektiğini söylüyor. Tek bununla kalmıyor baya tavsiyeler vardı tabiki bu tavsiyeler araştırmalarla kanıtlanmıştır.  Hepimiz biliyoruz ki sosyal
Eğitim
Zehirlenen ÇocuklukSue Palmer · İletişim Yayınları · 2021272 okunma