Distopya

Distopya
@Outlenderr
Hugonist-𝐆𝐨𝐭𝐡𝐢𝐜 𝐥𝐢𝐭𝐞𝐫𝐚𝐭𝐮𝐫𝐞-𝐝𝐚𝐫𝐤 𝐫𝐨𝐦𝐚𝐧𝐜𝐞 Sadece bedenleri,şekilleri,görüntüleri sevenlere ne yazık! Ölüm her şeyi yok edecek.Ruhları sevmeyi deneyin. Victor Hugo
Dünden Bugüne Kalanların Türküsü...
10/10
·381 syf.··
Beğendi
·
2021 35. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2021 21:57
Hani bazı kitaplar vardır okuduğunuz zaman suratınıza tokat yemiş gibi hissedersiniz. İşte ben şu an öyleyim. Kaç gündür suratıma tokat yemiş gibi dolaşıyorum. Yediğim lokmalar boğazıma düğümleniyor. Hüseyin'in, Fatma'nın, Sefer'in yokluktan yiyemediği için, bu dünyadan göçüp gittiği, o lokmalar boğazımdan bir türlü geçmiyor. Kitap bitene kadar kaç kere gözyaşlarına boğuldum hatırlamıyorum. Arkadaşıma kitabı anlatırken, 'Sulti, hani birlikte Germinal'i okumuştuk, hatırlıyor musun? Aynı yokluk orada da vardı.', 'Yok Sevgi, yok! Ben böyle bir acı, böyle bir yokluk, böyle bir AÇLIK görmedim. GERMİNAL' de anlatılan yokluğu, ben diyeyim beş ile, sen de on ile çarp. İşte öyle bir AÇLIK, yokluk var bu kitapta.' 'Sulti, ben o zaman okumayayım, psikolojim bozulur.' Ah, benim canım arkadaşım! Gerçeklerden ne kadar kaçabiliriz ki? Merakı uyansın, kitaplar hakkında bilgisi olsun diye hem kitapları, hem yazarları kızıma anlatırım. Bu kitabı anlatırken 'Anne, lütfen anlatma, psikolojim bozuldu' dedi. Anne yüreği tabii, üniversiteye hazırlanan öğrenci olduğu için, zaten bozuk olan psikolojisinin daha fazla bozulmasına yüreğim dayanmadı. Anlatacaklarımın çoğu içimde kaldı. Madem sen dinlemiyorsun, o zaman ben de 1k dostlarıma anlatırım dedim. Onlar acıya da, yokluğa da alışkın. Sana kolay gelsin diyip, odasına doğru yol aldı. Ama biliyorum ki, o da yazarı merak ediyor. Çünkü arada yazarla ilgili sorular soruyor. Kitap boyunca ben de Hasan İzzettin Dinamo'yu merak edip durdum. Neden daha önce okumamışım diye hayıflandım, kendime kızdım. Neyse lafı fazla uzatmadan sizlere biraz yazarı anlatayım. İsmini çok duyduğum ama bir türlü okumadığım bir yazar. Utanarak söylüyorum ki, kitaplığımın en üst rafında Kutsal İsyan - 1 (5 Cilt) ve Kutsal Barış 1 (4 Cilt) yan yana dizilmiş bana bakıyor. Yukarıda bahsettiğim
1000Kitap
Savaş ve AçlarHasan İzzettin Dinamo · Heyamola Yayınları · 20052,202 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 11:44
SAVAŞ VE AÇLAR, Hasan İzzettin Dinamo, Kitap İncelemesi Dinamo, içindeki mıknatıs ve bobin hareketi sayesinde mekanik (hareket) enerjisini elektrik enerjisine dönüştüren aygıttır. En bilinen haliyle bisikletin tekeri döndükçe mıknatıs ve bobin arasında manyetik alan değişir, bu değişim de elektrik akımını üretir. Böylece bisikletin elektrik aksamı faal hale gelmiş olur. Yani, tekeri döndürdüğünüz sürece bisikletin farları hep yanacaktır. Bu mekanik kanun, insanın da kanunudur; dolayısıyla güçlü bir metafor olarak halk dilinde de yıllarca kendine yer edinmiş, söylenegelmiştir; bir futbol takımında oyun sistemini ayakta tutan, takımını motive eden, takımına enerji/güç veren sporcuya Takımın Dinamosu denilir. Bir de Hasan İzzettin DİNAMO vardır. 1934 yılında Soyadı Kanunu ilk çıktığında dönemin insanlarını ve özellikle de aydın kesimini, tatlı bir telaş alır; kendi benliklerini ve soylarını temsil edecek bir soyadı arayışı başlar; elbette Hasan İzzettin’in de kendisine bir soyadı seçme zorunluluğu doğar. Hareket, enerji, üretim ve sürekli çalışma fikrini temsil ettiği için kendisine Dinamo soyadını seçer. Mücadeleci kişiliğine ve üretken ruhunun üzerine cuk diye oturmuştur, bu soyadı. Velhasıl, Dinamo, bir mekanik parçadan veyahut bir soyaddan çok daha fazlası olarak okunması gereken edebi ve ideolojik karakterli çok güçlü bir metafordur. Hasan İzzettin Dinamo, alınteriyle onurlu hayat mücadelesiyle ve herşey bitti denildiği anlarda bile hiçbir zaman vazgeçmediği umuduyla bu soyadı sapına kadar haketmiştir. Romandaki Musa adlı karakter, bizzat Hasan İzzettin Dinamo’nun kendisidir ve otobiyografik bir anlatı olan bu kitapta yaşananlar, bizzat yazarın yaşanmış hayatından alınmış gerçek olaylardır. Genellikle kitaplar, hep cephedeki mücadeleyi,
Edebiyat
Savaş ve AçlarHasan İzzettin Dinamo · Tekin Yayınevi · 20172,202 okunma
10/10
·464 syf.·
2026 23. kitabı
Bizi Biz Yapan Hikayeler okuru rahat bırakmıyor. İnsana kendi hikâyesini düşündürüyor, hafızasını sorgulatıyor ve geçmişine başka bir gözle bakmasını sağlıyor. İnsan yalnızca yaşadıklarını değil, onları nasıl anlattığını da fark etmeye başlıyor. Bu yüzden Bizi Biz Yapan Hikayeler gerçekten de insanın zihnini sessizce altüst eden kitaplardan biri. İnsan kendi hikâyesinin hem yazarı, hem anlatıcısı, hem karakteri hem de okuyucusudur. Randall’ın Bizi Biz Yapan Hikayeler adlı eseri, insan yaşamını yalnızca yaşanmış olayların toplamı olarak değil, bu olaylara yüklenen anlamların oluşturduğu bir anlatı olarak ele alıyor. Ancak bu hikâye tek parça, tutarlı ve değişmez bir bütün değil, geçmişi düzenleyen, bugünü anlamlandıran ve geleceğe dair beklentiler kuran birçok anlatının iç içe geçtiği parçalı bir yapı. Tam da bu noktada şu soru beliriyor: Hayat nasıl hikâyeye benzer? Bu, Randall’ın kitap boyunca cevaplamaya çalıştığı temel sorudur. İnsan kendi hayat hikâyesinden tek başına sorumlu değildir. Bu hikâyenin oluşumunda aile, yakın çevre, doğulan coğrafya, toplumsal koşullar, okunan kitaplar, izlenen filmler, duyulan sözler ve karşılaşılan insanlar etkili olur. İnsan yalnızca kendi kararlarından oluşmaz; karşılaştığı her şey onda bilinçsiz izler bırakır. Hayatına giren insanlar, yaşadığı aşklar, tattığı kayıplar, okuduğu kitaplar, içinde dolaştığı şehirler, yolunu açan ya da kapatan öğretmenler, kurduğu dostluklar, uğradığı hayal kırıklıkları, beklenmedik tesadüfler ve çıktığı yolculuklar zamanla benliğinin görünmez parçalarına dönüşür. Bu nedenle insan sadece seçtiklerinin değil, karşılaştıklarının da toplamıdır. Hayat tek büyük kararlarla değil, sayısız küçük ve büyük seçimin toplamıyla biçimlenir. Kimle evlendiğimiz, hangi mesleği seçtiğimiz, hangi şehre gittiğimiz, hangi yoldan
Bizi Biz Yapan HikayelerWilliam L. Randall · Ayrıntı Yayıncılık · 201446 okunma
Puan vermedi·335 syf.··
2021 62. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2021 22:34
"Benim için en önemli şey aşk değil, paradır." cümlesini kurarsanız, yazar size şöyle cevap verecektir; "Bu, sizin parayı sevdiğinizi gösteriyor." Bir başkası "benim için en önemlisi aşk değil, iştir." derse, yazar ona da benzer bir cevap verecektir; "Bu, sizin işinizi sevdiğinizi gösterir." Aşk deyince yalnız bireysel ya da ilahi olana değil, herhangi bir nesneye (nesneyi sadece cansız varlıklar için değil, her şey için düşünmeliyiz) yönelmiş sevgiyi kast ederiz. İşte bu sevgi, hayatımız boyunca bizimle beraber olur. Cinsellik deyince de durum aynıdır. Freudyen literatüre baktığımızda, cinselliğin yalnızca genital birleşmeden ibaret olmadığını görüyoruz. Peki Ölüm?. Ölüm için de aynı şey geçerlidir. Yaşamımız boyunca her şeyi öldürürüz. Nasıl mı? Mesela zamanı öldürürüz. Mesela yediğimiz gıdaları öldürürüz. Mesela kendimizi öldürürüz, Hayatımızın bir bölümünü yok sayarak... Zeze gibi, insanları içimizde öldürürüz. Oysa herkes öldürüyor sevdiğini işte.. Ve en sonunda, bir nesne tarafından öldürülürüz. Bu da son ölümümüz olur. Şimdi yeni bir soru sormamız gerekiyor; Peki nasıl yaşatıyoruz? Aşkı, cinselliği ya da ölümü nasıl yaşatıyoruz? Ölümü yaşatmak kavramı biraz saçma gibi gelebilir ancak biraz düşündüğümüzde, aslında en çok ölümü yaşattığımızı görüyoruz... Pascal, aşırı yakınlık ya da aşırı uzaklığın, görmeyi engellediğini savunurken, farklı bir tartışma konusu açıyordu. Kişisel sevgi mesafesi ne kadar ya da ne şekilde olmalıdır? Cevabı yine Antik Yunan'da buluyoruz. Üç farklı sevgi tipi tanımlanır; 1- Eros; Freud'un da kullandığı bu kavram, kökeninde cinselliği barındırmıyor. Erotik, erojen gibi kelimeleri kendisinden türetmiş olsak da, eros'un temsil ettiği sevgi, cinsellik değil aşktır. 2- Philia; bu kavramı "dostluk" üzerine değerlendirebiliriz. Kültürel
Psikoloji
Cinsellik, Aşk ve ÖlümAndre Comte-Sponville · İletişim Yayınevi · 2019117 okunma
Okunması Gerektiğini Düşündüğüm Kurgu Dışı Eserler
1-Ölümcül Kimlikler Seçmediğimiz kimlikler, bizi birbirimize düşman edebilecek kadar güçlüdür. 2-Gölgeyle Buluşma Kendi karanlığını tanımayan, başkasını da tanıyamaz. İçindeki gölgeyle yüzleşmeden kurulan her ilişki eksik kalır. 3-Büyük Erdemler Risalesi "Kim ahlak bekçiliği yapıyorsa en namussuzu odur." diyor ya Nietzsche, bu kitapta ahlaktan konuşmak kolay, ona sadık kalmak zordur'u anlatıyor. 4- Sağduyu Voltaire bu kitap için, "Hiçbir şey, Meslier’nin kitabından daha etkili olamaz” demiş, okumak için bu söz bile yeterli. Ayrıca Türkçeye çevrilmesini Atatürk istemiştir. 5-Sevme Sanatı Sevgi, sahip olmak değil; var etmektir. 6- Bizi Biz Yapan Hikayeler 7- Palyatif Toplum Kesinlikle okunmalı. 8- Kişiliğin Gelişimi Kişilik, başkalarının beklentileri değil, insanın kendi gerçeğidir. Anne ve babaların kesinlikle okuması gerekiyor. 9-Minima Moralia İnsan, çürümüş bir düzen içinde parçalanır. Bozulmuş bir dünyada, sağlam kalmak zordur. 10-İçimizdeki Yabancıvİnsanın en büyük yabancısı yine kendi içindeki gölgedir. 11-Yanılsama Zinciri Kendini kandıran insan, en zor gerçeği kaçırır, kendisini. 12-Feminen İnsanın eksik yanı, reddettiği tarafıdır. 13-İnsan Tabiatını Tanıma Hepimiz kusurluyuz. 14-Kendine İhanet **Maskelerimizi çıkaralım,