Yaşamının içinde bir yara alıp onu geçmişinde travma olarak bırakan kişi, o travmayı hatırlatan olaylara geçmişte kaydettiği olayın kendisine yakın bir acıyla karşılık verir.
- Bu devir de çocuk olmak ne zor. Çocuk kalabilmek, çocukça düşünmek, çocukça konuşmak ne zor. Herkes yaşından büyük, herkes yaşından olgun. Çocuk bile çocuk değil. Çok çabuk büyüdük, çok çabuk öldürdük, çok çabuk geçtik çocuktan. Olgunluğu, büyümeyi güzel şey zannedip satıverdik çocukluğumuzu. Oysa ki güzel olan büyümek değil, büyürken çocukluğumuzu unutmaktı. Ama biz asıl güzel olanı değil, güzel gözüktürüleni seçtik...
- Ayıplandık. Çocukken bile çocuk olduğumuz için ayıplandık. Çocukken bile büyütüldük. Abla, abi sıfatları konuluverdi isimlerimizin ardına. Çocukça bi şey yaptığımız da "yaramaz", yapmadığımız da ise; "artık büyüdü akıllı bi çocuk o" denildi...
- Çocukların da akıllı olduğunu, akıllı olmak için büyümeye ihtiyacımızın olmadığını öğretemediler bize. Ama TV'de hangi saatte hangi dizi, çizgi filmin olduğunu çok güzel öğrettiler. Saklambaç oynamayı, sokakta kirlenmeyi, elim sen de oynamayı, top oynamayı öğretemediler bize. Ama babamızdan gizli gizli sigara içerken nasıl saklanacağımızı, esvaplarımızın temizliğinin içimizin temizliğinden önemli olduğunu, yabancılara dokunmayı konuşmamız gerektiğini, sanal alem de oyun oynamayı çok güzel öğrettiler.
- Teşekkürler Anne. Teşekkürler Baba. Bakın ben "büyüdüm"...
- Vesselam...