"Yani kanserli bir kadını terk etmek için nasıl bir pislik olmak lazım? Nasıl bir adam sırf memelerinden birini kaybetti diye birkadına ihanet eder, onu bırakır? Utanç. Bol bol utanç.
Ölüme öncülük etmek. Ne kadar sıra dışı bir tabir! Bu beni kırk yıl geriye, terapist olarak yaptığım çalışmalarda bu düşünceyle ilk kez karşılaştığım zamana götürdü. İlk kanserli hasta gurubumdaki bir kadını rahatlatmak için haftalar boyunca ter dökmüştüm. Adını hatırlamıyorum ama o umutsuz yüzündeki derin çizgiler ve mahzun gözler hala gözümün önünde. Bir gün, gruba adeta ışık saçarak, capcanlı bir tavırla geldiğinde hepimiz hayret etmiştik. "Bu hafta büyük kararlar verdim," diye açıklamıştı. "Çocuklarıma örnek teşkil edeceğim, nasıl ölüneceği konusunda!" Sahiden de öldüğü güne kadar hem çocukları için hem de grup üyeleri başta olmak üzere kendisiyle teması olan herkes için bir asalet timsali olmuştu. Nasıl ölüneceğine örnek teşkil etme fikri, kişinin yaşamının anlamını son ana kadar yitirmemesini sağlıyor. Geçen yıllar içerisinde, bu anlayışı pek çok hastama aktarmıştım ama Ellie'nin güçlü dili ("ölüme öncülük etmek") etkisini iyice katlıyordu. Nietzsche'nin de dediği gibi, "N eden'i olan, N asıl'a katlanır."