Gogol, bir alıntı ekledi.
11 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Ah, aşkın yalnızca bu sıcak yanını yaşasaydım, endişeleri olmasaydı, ne iyi olurdu ! Hayır, çok zor bu yaşam, ne yana gidersem gideyim, yakıyor içimi ! Ansızın ne çok şey doldu hayatıma ! Aşk, hayatın en zor okuluymuş !

Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 304)Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 304)
Gürkan ((şair)), Yaralı'ı inceledi.
23 May 16:53 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kahraman Tazeoğlu'nun kuşkusuz mükemmel bir duygu anlatımı var. Duygusallığın yoğun olduğu bu kitapta, o duyguyu okuyucuya çok iyi geçiriyor ve bunu hiç sıkmadan yapıyor. Konu açısından çok yaratıcı. Özellikle Kaan ve Lavin'in ölen bir çocukla irtibatı ve aşkının kurucusu olması olağandışı bir olay iken, bunu okuyucuya çok doğal bir şekilde kabul ettiriyor. Eksik bulduğum taraf ise olayların geçiş sırası. Bir olayda başka bir olaya atlıyor ve bu da okuyucu da karmaşıklığa neden oluyor. Ama bütünüyle duygu yoğunluğuyla yoğrulmuş akıcı bir kitap. Ölmeden önce okunması gereken kitaplar listesinde bence yer alıyor. "Bazı yaralar sardıkça kanar. Kiminin çöle döner yüreği, kimi içinde bir yanardağ saklar." Kaan'ın yarası da böyleydi. Hande'nin onu terk etmesinin ardından çöldeki kum fırtınaları onu kasıp kavurmuş hiç doğmayan güneşten yanıp kavrulmuştu. Hande ansızın gidişiyle Kaan'ı ömür boyu taşıyacağı bir yaraya mahkum etmişti. Kaan ve Hande çocukluk arkadaşılise aşkıydılar. Liseyi İzmir'de beraber okuyupaynı üniversiteyi okudular. İstanbul'da aşk dolu yılları geçti. Kaan Hande'nin olmadığı bir ömür düşünemiyordu. Üniversite bittikten sonra Hande hemen işe başlamıştı. Kaan ise henüz bir iş bulamamıştı. Bu durum Kaan'ı derinden üzüyordu çünkü okul bittikten sonra evlenmeyi planlıyorlardı. Kaan birkaç iş başvurusu yaptı bu arada Hande ise iş hayatına bütünüyle alışmıştı. Kaan Hande'nin değiştiğini hissediyordu ama bunun önemli bir durum olmadığına kendini inandırmaya çalışıyordu. Kaan'ın iş başvurularından biri olumlu sonuçlanmıştı. Kaan pazartesi işe başlayacaktı ve bu mutlu haberi vermek için sabırsızlanıyordu. Hande'nin onu yapayalnız bırakıp gideceğini bilmeden. Pazar günü buluştular. Kaan Hande'ye bir iş bulduğunu pazartesi işe başlayacağını söyledi. Hande soğuk davranıyordu ve lafı uzatmadan Kaan'a birlikte olamayacaklarını, ayrılmak istediğini söyledi. Kaan adeta bir buz kütlesi kaldı. Hande arkasına bile bakmadan oradan uzaklaştı. Kaan onun gidişini hiç kabullenemedi ama Hande ondan çoktan vazgeçmişti. Kaan Hande olmadan bir hayat süremeyeceğini anladı ve bileğini kesti. Su dolu küvete kanı hafif hafif dağılırken Kaan'da adım adım uzaklaşıyordu hayattan. Ta ki komşusu onu bulup hastaneye yetiştirene kadar. Kaan hayata tekrar dönmüştü ama kanayan bir yarayla. Bileğindeki yara Hande'nin enkazıydı. Kaan hayattan kopmuş, âdeta bir ölüydü. Onu bu zor zamanlarında eski arkadaşı Ayça hiç yalnız bırakmamıştı. Ona kendi çalıştığı yerde bir iş buldu ve onu sosyal hayatına tekrar döndürdü. Kaan'ı hayata döndürmek için elinden geleni yaptı. Kaan artık daha hissediyordu kendini şüphesiz bu Ayça'nın sayesindeydi.

Sakın Pes Etmeyin Çünkü Düşmanlarınızın Eline Koz Vermiş Olursunuz
Kadın erkek ilişkileri pamuk ipliği gibidir. Bir bakarsın ortada büyük bir aşk vardır, bir bakarsın o koca aşk alevi ansızın sönmüş. Ne olduğunu anlayamazsın çoğu zaman. Çünkü aşk ilişkisi içerisinde her şey güzel giderken ufak tefek hatalarını ciddiye almazsın. Ne zamanki işler kötü gitmeye başlar, işte o zaman basite indirgemiş olduğun şeyler için pişman olmaya başlarsın.

Goksen, bir alıntı ekledi.
21 May 13:21 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Ama aşk kışın açan bir güneşe benzer yada yazın sıcağında ansızın dökülüveren tatlı sağanağa .

Patasana, Ahmet ÜmitPatasana, Ahmet Ümit

-Mutlu Gözler-
Zıvanadan çıkıyor artık düşüncelerim.Aklımla duygularımın aynı anda devrede olduğu dönemlerin eşiğinde çırpındıkça çırpınıyorum... Çekilmez bir adam oldum mesela. Bazen huysuz bazen aksi bazen de deli dolu ,aşk dolu ...Aynı zamanda ne istediğini çok iyi bilen bir adam. Evet ne istediğimi çok iyi biliyorum. Ben ''Onu'' istiyorum. Ben yıllardır çektiğim acıları bir gülüşü ile silip süpüren o kadını istiyorum.Beni ben olarak yaşamayı arzulayan o kadını istiyorum. O kadın ki her şeyi aşk ile yapan, öfkesinde dahi aşkı, sevgiyi barındıran kadın. O kadın ki aldığı her bir nefes ile ömrüme ömür katan. Gözlerinde ömürlük huzur, yüreğinde ise bizi bir ömür ayakta tutabilecek sevda. Omuzlarında yılların vermiş olduğu yorgunluk, yük...Fakat ne sevdadan vazgeçer ne de engellere aldırış eder.Öyle ansızın bir gün çıkıp gelir. Ah ah o günü bekleyebilir mi yüreğim. Beklese ne çıkar beklemese ne çıkar yada beklemek kime yarar. İşte tam da bu noktada aklım ile duygularım aynı anda devreye girip tüm zihnimi altüst ediyor...

Aram Adar, bir alıntı ekledi.
13 May 22:51 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Eski Bir Gün İçin Şiirler
Ve sevinç güzel bir denizle başladı
ve güneş ipi kalınlaştırıyordu
sonra ansızın uzayıverdi ip
bir ucu orda kaldı
bir ucu bende
ve iki uç arasında sıkışan
karışık bir sevgiyi acabayla büyüten 
bir güzelliğin negatifini büyüten
ince bir yüreğe dayanamadı
ip
koptu
sevinç
güzel bir denizle kaldı
ve güneş bir bulutla rahibeleşiyordu

sevgilim
bugün 
helva yedim şarap içtim göğe uzandım
avuçlarımda hüzünlü bir aşk
ince kemikli bir eli okşuyorum
göğü okşuyorum
yabani bir diken batıyor avuçlarıma
bir çakıyla parmağımı kesiyorum yanlışlıkla

sanki bilerek yanlışlıkla kesiyorum
sanki aşkı kesiyorum
aşk parmağımda yanlış bir uçurum

dokunurken bırakır ürkek bir martı gibi 
çünkü deniz orda
-ben alışkın değilim bir eli martılamaya
çünkü deniz orda
çünkü deniz orda
-heyecan verir bana aşk
çekilir kuytusuna 
uzar gider gecede 
bırakarak cinsel tortusunu 
sevgi
denizin başlangıcı

seni koruyacam
tamamlıyacam
seni kazanmalıyım
istediğim kadar beslerim seni
büyütürüm içimde seni
çok çok çok 
bir şey ver bana
seni seviyorum

Sevdadır Şiirler, Arkadaş Zekai ÖzgerSevdadır Şiirler, Arkadaş Zekai Özger
Geyikli Gece, bir alıntı ekledi.
11 May 20:07 · İnceledi

"...On üç yıl sonra şimdi sevgilimden ayrıldığım bu derin, bu kavurucu günlerde neden ansızın aklıma düştüğünü sordum kendime. Sonra anladım: Bir aşk birçok aşktan yapılıyor ve ayrılınmıyor hiçbir seferinde."

Yaz Geçer, Murathan Mungan (Sayfa 31)Yaz Geçer, Murathan Mungan (Sayfa 31)

Yaşamak Umrumdadır - İsmet Özel
https://youtu.be/tUsYb6Jkvt8

Sabah şairin üstüne saldırıyor
yaşamaktan bir güneşle kaplanıyor onun kalbi
onun kalbi topraktan sıyrılıyor
aşk dahi sıyrılıyor topraktan
gözlerini tanıyorsunuz: çaylak sürüleri
beyni: aç kuşlardan bir ambar.
Bir kıyısına ilişmiyor dünyanın
Allah'ın ve devletin dibinde insanlar
onu barutla karıştırıyor
ve zerdali çiçekleriyle.
Ahali kapısını taşlıyor onun
onun için develer kesiyor halk
aşka ve kavgaya aydınlık getiren kalbi 
topraktan sıyrılıyor.

Ben 
topraktan sıyrılıyorum
buğular
ve aşiret rüzgarları kanımda.
Arklardan gece vakti sular
kaç zaman ayaklarıma
yaslı bir selam gibi dokundu
kopartılmış yapraklarımdan ibaretti hüzün
dedim rahmet yağar ben yürürken
gece benim ardımda
taşıdım kara gençliğimi dağların damarında
hep döşümde yaratkan, patlayıcı bir kimya
beynimde hep manalı bir uçurum.

Benim hayranlığımdan inlerdi şehir
ben atlara ve uzaklar hayrandım
kendi ehramlarını bile tanımayan kadınlar
ansızın patlak verirdi baharda.
Dudaklarımda çürükler vardı
dağ çiçeklerinden ötürü.
Irmaklara salardım kendimi
ruhumda kaynar adımlarla gezinen dünya
bana hain sevgilimdi.

Yaşamak debelenir içimde kıvrak ve küheylan
beni artık ne sıkıntı ne rahatlık haylamaz
çünkü ben ayaklanmanın domurmuş haliyim
Yürüsem rahmet boşanacak.
ve sana bir karşılık vereceğim

Sana bir karşılık vereceğim
toprağı deşen boğuk sesimle
sana bir karşılık vereceğim
amansız kum fırtınası altında
sana bir karşılık vereceğim
birbiri üstüne yığılırken günler
ey taşan suların imkanı
ey taşan suların bekareti sana
bir karşılık vereceğim.

Geyikli Gece, bir alıntı ekledi.
10 May 04:07

ŞAYET AŞK

Şayet aşkın tohumu
Düşmüşse gönlüne
Suyunu esirgeme
Aşkın hakkını yeme
Pişman olursun ömrünce.

Sana gölge verecek dallar
Fışkırır ancak gençlikten
Büyüt bu fidanı ey genç
Hazır yeşermişken!

Ne demek istediğimi
Ömrünün ortalarında
Ansızın anlarsın
Alkol kana yayılınca.

Sevgilerde, Behçet Necatigil (Sayfa 47)Sevgilerde, Behçet Necatigil (Sayfa 47)
Burak, bir alıntı ekledi.
09 May 23:12 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Acıyı gördüm. Gözlerinin ortasında bir çiçek gibi büyüyen irisin önce ağır ağır büzülmesini, ardından çığlık gibi ansızın patlamasını gördüm. Titreyen dudaklar, bal mumuna dönüşen yüzleri, çöken yanakları, irileşen elmacık kemiklerini, birer mağara gibi derinleşen göz çukurlarını, kurumuş ağızların içinde pelteleşen dilleri gördüm.

Anladım ki benliğimizin farkına vardığımız an, acının pençesinde kıvrandığımız andır.

Çığlık değil, ürperiş değil, evet, nereden geldiğini bilmediğim o vahşi iniltiyi kalbimin derinliklerinde duydum. Soluksuz kaldım, boğazım kupkuru, alnım ateşler içinde, tuhaf bir hülyaya kapılmışım gibi sürüklendim o dipsiz boşlukta. Hayatın en karanlık sırrıyla yüzleştim.

Karanlığın her aşamasından geçtim, akan kanın sesini duydum, ölümün serinliğini damarlarımda hissettim.

Geçmişin kamburunu çoktan söküp attım sırtımdan.

İnsanın insanı öldürdüğü o ilk ânı gördüm, katilin zafer haykırışını, kurbanın korku çığlığını işittim.

Her an uyanmaya hazır o muhteşem dürtüyü bastırmak, insanlığın en masum haline, en saf doğasına dönmemek için yıllarca ihanet ettim kendime. Kendimle birlikte bütün dünyayı da kandırdım. Neredeyse başaracaktım ama bırakmadılar, benim adıma onlar öldürmeye başladılar.

İşte bu yüzden geri döndüm…

vicdanını yitirmiş bir dünyadan başka nedir ki cehennem?

şunu unutmayın arkadaşlar, hayat her zaman katilin aleyhine çalışır. Mutlaka bir açık verir, hiç istemese de ipuçları bırakır, yeter ki biz onları görmesini bilelim.

büyük felaketlere uğrayan insanların büyük acıları kanıksadıklarını okumuştum.

annen baban yoksa çocukluk korkunç bir şey..

birileri sana ilgi göstersin istiyorsun, birileri seni sevsin istiyorsun, birileri seni takdir etsin,, o insanın sana neden sevgi gösterdiğini anlayacak tecrüben yok.

aşk dünyanın en büyük hazinesidir, ama gerekli özeni göstermezsen, rüzgarda bir serap gibi dağılır gider.

ihanetlerin en kötüsü bedenimizin bizi satmasıdır, ama ne yaparsan yap eninde sonunda yapar bu alçaklığı

Başımızın üstünde hızla uçan kırlangıçlar kül rengi gökyüzünü parçalara ayırıyorlardı. “Ne kadar da neşeliler,” diye mırıldandım biraz da şu kasvetten kurtulalım diye. “Ne güzel şarkı söylüyorlar.”
Başını yukarıya çevirdi Evgenia.
“Şarkı söylemiyorlar Nevzat.” Gözleri uçan o güzelim kuşlara takılmıştı. “Ölen arkadaşlarının yasını tutuyorlar.” Başını indirdi, kederle gözlerimde durdu. “Sevinç çığlıkları değil bunlar, acı dolu haykırışlar. Biliyorsun kırlangıçlar göçmen kuşlardır. Çok hızlı uçarlar. İşte o göç sırasında yüzlerce kırlangıç fırtınaya yakalanıp ölürmüş. Göçü başarıyla tamamlayan kırlangıçlar, geldikleri ülkenin sıcak gökyüzünde uçarken, yollarda kaybettikleri arkadaşlarını anımsar acıyla, öfkeyle böyle çığlıklar atarlarmış

cehennem boşalmış şeytanlar aramızda..

çünkü kötüler gider ama kötülük kalır..

“Hayat iyice yavaşlamıştı, rüzgar usulca esiyordu, nefti köknar ağaçları ağır ağır dalgalanıyordu suda, uçları şeker sarısına çalan yeşil otlar ibadet edercesine bir öne bir arkaya eğiliyorlardı, sadece o tarçın rengi kayalar sapasağlam duruyorlardı oldukları yerde. Dünya camdan bir yere dönüşmüş gibiydi, rengarenk bir rüya alemine. O anda gördüm ölüm meleğini. Kanatları omuzlarından ayaklarına kadar uzanan koyu mavi bir güzellik, kendinden geçmişçesine dans ediyordu duru suyun içinde. Kıpırdandıkça kanatlarındaki parlak tüyler iri pullara dönüşüyordu, ışığın altında gökkuşağı gibi yanan mavi pullara. Bütün bu görkeme, bütün bu ihtişama rağmen nedense tarifsiz bir hüzün duyuyordum meleğe bakarken, derin bir acı, onulmaz bir keder.”

Kırlangıç Çığlığı, Ahmet ÜmitKırlangıç Çığlığı, Ahmet Ümit