376 syf.
·
10 günde
·
9/10 puan
Yazarın diğer kitabını da okumuştum. Mitolojik türdeki iki roman da gayet akıcı. Kitapta tek hoşlanmadığım nokta eşcinselliği işlemiş olması ve normalleştirmesi oldu. Hatta öyle ki kitabı okurken birbirine aşık olan bu iki erkeğin aşkının destekçisi olmalıymışsınız hissine kapılıyorsunuz. Bunu haricinde kitabı gayet beğendim.
kamera
Akhilleus’un Şarkısı
kamera
Madeline Miller
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.8/10 · 6,2bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
173 syf.
·
2 günde
·
5/10 puan
Tüm zamanların en çok okunan yazarlarından biri olan Agatha Christie, benim de pek çok kitabını okuduğum ve en sevdiğim yazarlardan biri. Ölümünden 21 yıl sonra yayınlanan bu öykü derlemesi Christie'nin muhtelif zamanlarda yazdığı ama kitap olarak basılmamış dokuz kısa hikâyesinden oluşmakta. Öyküler muhtelif dönemlerde yazılıp bu kitapta derlendiği için herhangi bir tema bütünlüğü yok. Polisiye, aşk, gizem, gerilim gibi farklı temalar işlenmiş. Düşteki Ev adlı ilk hikâye, 1926'da bir dergide yayınlanmış. Yazarın ilk dönem öykülerinden biri. Soylu ancak geçmişteki zenginliğini yitirmiş bir aileye mensup olan bir adamın mutsuz yaşamının, gördüğü rüyalar ve aşık olmasıyla uğradığı değişimi konu ediliyor. Derlemedeki belki de en derli toplu öykü bu. Merak unsuru son sayfaya kadar devam ediyor. Aktris adlı ikinci hikâye 1923'te bir dergide yayınlanmış ilk olarak. Yine yazarın ilk dönem eserlerinden. Polisiye kurgusu kuvvetli, sürükleyici ama kısa kesilmiş hissi veren bir öykü olmuş. Uçurum adlı bir diğer öykü de 1927'de bir dergide yayınlanmış. İngiltere kırsalında geçen bir aşk ve intikam öyküsü. Sonu oldukça şaşırtıcı ancak basit bir ilk dönem öyküsü olmaktan öteye gidememiş. Noel Macerası adlı bir başka öykü ise 1923'te bir dergide yayınlanmış. Polisiye temalı bu hikâyede Hercule Poirot da var. Dolayısıyla öyküde canlılık ve kurgu iyi. Derlemenin en iyi öyküsü bence. Yalnız Tanrı öyküsü ise 1926'da yine bir dergide yayınlanan eserlerinden. Tüm unsurlarıyla bir aşk hikâyesi yazılmış. Tesadüf silsilesi ile olayların hızlı gelişimi gibi olumsuzluklar hariç ortalama bir öykü olmuş. Manx Altınları, 1930'da bir gazetede tefrika edilen Christie'nin en ünlü öykülerinden biri. Man Adası'na turizmi teşvik etmek amacıyla yazılan hazine avcılığı ile alakalı bu hikâye derlemenin en başarısız öyküsü diyebilirim. Çok rahat bir roman olarak tasarlanabilecek bu öykü, sanki kırpılarak birbirinden kopuk kopuk olay örgüleri meydana getirilerek oluşturulmuş. Merak unsurlarına yer bırakmadan sonuca varmaya çalışan oldukça kötü bir hikâye. Duvarın Gizledikleri ise 1925'te bir dergide yayınlanan kısa öykülerden biri. Bir ressamın aşk hayatını konu alan, yer yer ilgi çekici, oturaklı bir kurguya sahip ortalama bir öykü. Bağdat Sandığının Esrarı içerisinde yine Hercule Poirot'nun olduğu ve 1932 yılında bir dergide yayınlanan bir öykü. Poirot'nun oluşu hikâyeyi son derece canlı kılmış. Merak unsurları ve kurgusu ortalamanın üzerinde. Derlemenin en iyi öykülerinden biri. 1924'te bir dergide yayınlanan Işıklar Sönünce de bir aşk hikâyesi. Derlemeye ismini verecek kadar güçlü bir öykü değil. Hatta kısa olmasına rağmen sıkıldığımı bir söyleyebilirim. Kurgusunun havada kaldığını düşünüyorum. İnternetten edindiğim bilgilere göre, Poirot'nun yer aldığı iki öykü de (Noel Macerası ve Bağdat Sandığının Esrarı) daha sonrasında roman formatında genişletilerek yeniden basılmış. Bana göre derlemenin en başarılı hikâyeleri bu ikisi. Roman formatında daha da iyi olmuş olabilir. Okumak isterim. Christie aşk hikâyeleri, romanları da yazan bir yazar ancak ne kadar başarılı olabildiği tartışılır. Aşk temalı romanlarını okumadığım için genelleme yapmaktan kaçınmayı tercih ediyorum. Ayrıca bu öykü derlemesindeki tüm hikâyelerin yazarın ilk dönemine ait olduğunu göz önünde bulundurmak gerekir. Bu nedenle yayınlandıkları yılları da yazdım. Dönemin pek çok yazarı gibi dergilere, gazetelere hazırlanan bu öykülerin tamamen ticari kaygılarla yazıldığını düşünmek de mümkün. Bunu da dikkate almak lazım gelir. Sözün özü, Christie külliyatını okumak ve yazarın ilk dönemine ait önemli ipuçları edinmek isteyenlere tavsiye edebilirim.
kamera
Işıklar Sönünce
kamera
Agatha Christie
ucnokta_yatay-1
yildiz
7.4/10 · 659 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
352 syf.
·
9/10 puan
Lanet Olası Kankalar Kitap Kulübü
İlk kitabı bitirdikten hemen sonra bu kitaba başladım ve açıkçası, ilk kitaptaki havayı bulacağımı sanmıştım. Elbette bulamadım. Bu kitap çok daha başka hisler ve çok daha başka bir olay akışıyla karşıma geldi. Ve bu, tekrar hissettirmediği için yazarı taktir ettiğim bir yön ama sanırım ben ilk kitabın verdiği duyguları daha fazla sevmiştim. Bir tacizciyi ifşa etme yolunda başlayan bu ortaklığı okuyoruz. Bu tarz konular beni biraz gerse de okurken yine de çok zevk aldım. Özellikle kitap kulübü erkeklerimiz ve ana karakterlerimiz sayesinde kesinlikle bakış açısı geliştirecek bir yönü olduğunu düşünüyorum. İnanılmaz akıcı ve eğlenceli ilerledi. Sadece dilini ilk kitaptan biraz zayıf buldum. Mack, sanırım okuyup en sevdiğim erkek karakterler arasında. Eşitlikçi, herkese saygı duyan, ince, düşünceli ve tutkulu. Onu okurken eriyip bittim resmen. Benim için tam anlamıyla mükemmel bir insan ve erkekti. Liv’se, ilk başlarda cinsiyetçi bir bakış açısına sahip olduğunu düşündüğüm için karakter olarak beni rahatsız etmişti ama biraz daha okuduktan sonra, onu o kadar sevdim ve hissettim ki! Bakış açımı değiştirdi. Karakterini sevmiyorken çok sever oldum ve bu nasıl oldu hiç bilmiyorum. Verdiği hisler çok kalbime dokundu.
kamera
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
665 syf.
(Ey sevgili); nisan bulutu, galiba, senin gibi parlak bir incinin ayrılığından dolayı döktüğüm gözyaşlarını görüp beni taklit ederek ağlayıp duruyor. Ey dost; zahit senin yüzüne âşık olanları yadırgıyormuş... Galiba gönlünde iman nurundan eser kalmamış. Ey Avni; galiba, o güzellik ve cemal padişahına kul olduğun içindir ki, Osmanlı ülkesi hükümdarlığı sana bağışlandı.
kamera
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
280 syf.
·
4 günde
·
Puan vermedi
Merhaba ️ Jane Austen severler parmak kaldırsın. Ben çok severim. Kalemine önce alışmak gerektiğini düşünüyorum. Gurur ve Önyargi okuyup sevmeyip devam etmeyen çok . Gözü korkan çok. Sanırım bu kitabı diline olmasa bile , az çok yaşamına, romanlarına biraz aşinalık katması için size okuyabilirsiniz. Okurken sürekli şu histeydim ' ben bunu nerde okudum ' Jane Austen için kendi çevresinden de ilham alarak romanlarını yazdığını söyledikleri için bu kitapta da yazar Jane Austen'in kitaplarından ilham alarak benzeterek yazmış. Kitap Jane Austen'in mektuplarının ve bir yüzüğün çatı katında bulunması ile başlıyor. Editörün notu ile devam ediyor. Editör bulunan mektupların derlenip düzenlenip kitap haline getirip Jane Austen'in hayat hikayesini anlattığını yazıyor ve ardından Jane Austen'in Kayıp mektuplarini okuyoruz. Ben tüm kitaplarını okuduğum için okurken hep tanıdık geldi bana. Nedense gerçekçi bulmadım bir içine çekmedi beni. Daha özgün bir şey mi bekliyordum bilmiyorum ama çok aynı aynı geldi bana herşey. Son sayfalar da bı elektirik aldım ama kalbim burkuldu. Bir de boyle kitaplar yazıp da nasıl evlenmedi bu yazar modu var onu farkettim. Kadın aşık olmuş olabilir . Hiç aşkını unutmamış olabilir. Karşılıksız sevmiş olabilir her şey olmuş olabilir nedense hep Jane Austen gizli bir aşkı varmış ve gizlenmiş ya da yazarların hayal dünyasında bu hep böyle ilerlemiş. Mesela ben 1 tane daha böyle bir kitap okusam sağa doğru bayılırım herhalde. Kadin bilse bu kadar dert olcak herkese ,yazar öyle göç ederdi diğer dünyaya. Velhasıl kitabı sevdim ama bayilmadim. Sebebini de yazdım. Hiç Jane Austen okumamış ya da az bişi okumuş arkadaşlarım sever mi evet. O dönemi yansıtan kitaplar okumayı seviyorsanız özellikle -18. Yy gibi- sizde seversiniz. Okuduğum için mutluyum çünkü Jane Austen ️
kamera
Jane Austen'in Kayıp Anıları
kamera
Syrie James
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.2/10 · 39 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
;