• ..
    İnsanlar karbon kağıdından kopyalara dönüştürülmek zorundadır; onların orijinallikleri yok edilmek
    zorundadır, aksi taktirde dünyada var olan tüm saçmalıklar mümkün olmazdı. Bir lidere ihtiyaç duyarsın çünkü en baştan aptallaştırılmış durumdasın; yoksa hiçbir lidere ihtiyaç olmazdı. Niçin birisini izleyesin?
    Kendi zekânı izleyeceksin. Şayet birisi bir lider haline gelmek isterse, o zaman tek bir şeyin yapılması gerekir: Bir şekilde zekân yok edilmek zorundadır. Köklerine kadar sarsılmak zorundasın, korkutulmak zorundasın.


    Mesela bir kadını seviyorsan ve ondan kesin sadakat istersen, çıldıracaksın ve o da çıldıracaktır.Bu mümkün değildir. Kesin sadakat onun başka bir erkeği aklına bile getirmeyeceği, hayalini dahi kurmayacağı anlamına gelir; bu mümkün değildir. Sen kimsin? Niçin o sana âşık oldu? Çünkü sen bir
    erkeksin. Eğer o sana âşık olabiliyorsa niçin başkalarını düşünemesin? Bu olasılık açık kalır. Ve şayet yanından yürümekte olan güzel bir kişi görürse ve onda arzular kabarırsa bununla nasıl başa çıkacak? "Buadam güzel" demek dahi arzudur; arzu içeri girmiştir. Sen bir şeye, sadece sahip olmaya, keyif almaya değer bulduğun zaman güzel dersin. Kayıtsız değilsin. Şimdi eğer —insanların istediği gibi— kesin bir sadakat istersen, o zaman çatışma olması kaçınılmazdır ve sen şüphe içerisinde kalırsın. Ve sen şüphe içerisinde kalacaksın çünkü kendi zihnini de biliyorsun; sen
    başka kadınları düşünüyorsun, o yüzden kadının başka erkekleri düşünmediğine nasıl güvenebilirsin? Sen ne düşündüğünü biliyorsun o yüzden de onun da aynı şeyi düşündüğünü biliyorsun. Şimdi güvensizlik, çatışma, mutsuzluk ortaya çıkar. İmkânsız bir arzu yüzünden mümkün olan bir aşk imkânsız hale gelmiştir.Bir çocuk doğar; bir çocuk çok çok açık bir olgudur. Son derece zekidir. Ancak biz onun üzerine çullanırız, onun zekâsını mahvetmeye başlarız. Onda korku yaratmaya başlarız. Sen ona eğitim de, sen ona çocuğa hayatla başa çıkma kabiliyeti vermek de. O korkusuzdur ve sen onda korku yaratıyorsun.
    Ve senin okulların, kolejlerin, üniversitelerin; onların hepsi onu daha da çok aptal yapıyor. Onlar ahmakça şeyler talep ederler. Onlar ezberlenmesi gereken aptalca şeyler talep ederler ki bu şeyler çocuk ve onun
    doğal zekâsı için hiçbir anlam ifade etmez. Ne için? Çocuk bir anlam veremez. Ne için tüm bu şeyler kafasının içine doldurulur? Ancak üniversite der ki, kolej der ki, ev, aile, onun iyiliğini isteyenler der ki, " Doldur! Şimdi bilmiyorsun ama sonra ne için ihtiyaç duyulduğunu bileceksin."Tarihi doldur, insanların başka insanlara yapmış olduğu saçmalıkları, tüm çılgınlıkları çalış! Ve çocuk için hiçbir şey ifade etmez. İngiltere'yi belirli bir kralın şu tarihten bu tarihe yönetmiş olması neyi değiştirir? Ancak o bu aptalca şeyleri ezberlemek zorundadır. Doğaldır ki onun zekâsı giderek daha çok ağırlaşır,sakatlanır. Giderek daha çok ve daha çok zekâsının üzerinde toz birikir. Bir kimse üniversiteden geri döndüğünde zeki değildir; üniversite işini yapmıştır. Bir kimsenin üniversiteden mezun olup da hâlâ zeki kalabilmesine çok ender rastlanır. Çok az insan üniversiteden kaçmayı, ondan sakınmayı, üniversiteyi geçtiği halde zekâsını korumayı başarabilmiştir, çok ender olmuştur bu. O seni mahvetmek için o kadar
    büyük bir mekanizmadır ki.Eğitildiğin an zekânı yitirmiş sinir. Evet doğru. Okumayı bilmiyorsan zekânı kullanmak zorunda kalırsın. Başka ne yapabilirsin? Okumaya başladığın an zeki olmana gerek yoktur, kitaplar icabına bakar.

    Bunu hiç gözlemledin mi? Bir kimse daktilo ile yazmaya başladığında el yazısı kaybolur; o zaman onun el
    yazısı artık güzel olmaz. Buna ihtiyaç yoktur: daktilo gerekeni yapar. Eğer cebinde bir hesap makinesi
    taşıyacak olursan tüm matematiği unutacaksın; ihtiyaç yoktur. Er ya da geç herkes küçük bilgisayarlar
    taşıyor olacak. Bir Britannica ansiklopedisinden tüm bilgiye sahip olacaklar ve o zaman senin pek de zeki
    olmana ihtiyaç kalmayacak; bilgisayar ne gerekiyorsa yapacak.

    Sadece yirmi dört saat boyunca bir gününü izle,
    sana zevk vermeyen, seni geliştirmeyen kaç tane şey yapıyorsun, aslında onlardan kurtulmak istiyorsun.
    Eğer hayatında gerçekten kurtulmak istediğin çok fazla şey yapıyorsan aptalca yaşıyorsun demektir.

    Kalbin zekâsı hayatında şiirselliği yaratır, adımlarına bir dans bahşeder, hayatını bir keyfe, bir kutlamaya,
    bir kahkahaya, bir şenliğe dönüştürür. Sana espri anlayışı verir. O sana sevme ve paylaşma kapasitesi
    verir. Gerçek hayat budur. Kafadan yaşanan hayat mekanik bir hayattır. Bir robota dönüşürsün; belki çok
    verimli olursun. Robotlar çok yararlıdır. Makineler, insandan daha verimlidir. Kafanla çok daha fazla
    kazanırsın ama daha çok yaşamazsın. Belki daha yüksek bir yaşam standardın olur ama hiç hayatın
    olmayacak.

    Bu yüzden o entelektüellikle taban tabana zıttır. Entelektüellik zekânın tam zıddıdır. Entelektüel kişi
    sürekli olarak ön yargılar, bilgi, apriori inançlar taşır. O dinleyemez; sen bir şey söylemeden önce, o
    çoktan sonuca varmıştır. Sen ne söylersen söyle onun kafasında o kadar çok düşüncenin içinden geçmesi
    gerekir ki ona ulaştığı zaman tamamen başka bir şey halini alır. Onda çok büyük bir çarpıtma gerçekleşir
    ve o çok kapalıdır, neredeyse sağır ve kördür. Tüm uzmanlar, bilgili insanlar kördür.


    Merdiven iki şey için kullanılabilir: onu yukarı doğru
    gitmek için kullanabilirsin ve onu aşağı doğru gitmek için kullanabilirsin. Aynı merdiveni her iki amaç için
    de kullanabilirsin, yalnızca yönün değişir. Merdiven aynıdır fakat sonuç tamamen değişiktir.

    Küçük Pierino okuldan suratında kocaman bir gülümseme ile eve gelir.
    "Canım çok mutlu görünüyorsun. Demek ki okuldan çok hoşlanıyorsun değil mi?"
    "Saçmalama Anne," diye yanıtlar çocuk.
    "Gitmekle gelmeyi birbirine karıştırmamalıyız!"

    Babası oğullarına akşam yemeğinden sonra oturma odasında hikâyeler anlatıyordu. "Benim büyük
    büyükbabam Brazie'de Roza'lara karşı savaşmıştı, Amcam Kaiser'e karşı savaşmıştı, büyükbabam İspanya
    iç savaşında Cumhuriyetçilere karşı savaşmıştı. Ve babam İkinci Dünya savaşında Almanlar'a karşı
    savaşmıştı."
    En küçük çocuk şöyle bir yanıt verdi: "Bu ailenin nesi var? Hiç kimse ile geçinemiyorlar!"

    Geçmiş çağlara bakacak olursan son derece kötü hafızaya sahip binlerce dâhi ve son derece iyi hafızaya
    sahip pek de zeki olmayan binlerce insan bulacaksın çünkü hafıza ve zekânın kaynakları farklıdır. Hafıza
    zihnin bir parçasıdır; zekâ ise zihinsizliğin parçasıdır. Zekâ bilincinin parçasıdır ve hafıza ise beyninin bir
    parçasıdır. Beyin eğitilebilir; üniversitelerin sürekli yaptığı şey budur. Senin tüm sınavların hafızayı test
    etmek içindir, zekâyı değil. Üniversiteler sende sanki hafıza zekâymış gibi yanlış bir izlenim yaratıyor.
    Öyle değildir.

    Şu an dünyadaki paranın,
    refahın, kaynakların yüzde yetmişi askeriyeye ve askeri silahlara akıyor; yüzde yetmiş! Diğer amaçlar için
    sadece yüzde otuz kalıyor. Bu demektir ki enerjimizin yüzde yetmişi öldürmeye, saldırgan olmaya, yok
    edici olmaya adanmıştır.

    Gerçek sorun yaşlanıp bastırılanlar infilak etmeye başladığında ortaya çıkar ve her türlü çirkinliği yaratır.
    Beş bin yıllık bastırmadır tüm nevrozlarımızı ve sapkınlıklarımız yaratan. Seksi bastır ve sen daha çok
    cinselliğe sahip olacaksın; tüm hayatın seks ile boyanacak. Sürekli aklın fikrin sekste olacak, başka hiçbir
    şeyle değil. Seksi bastır ve çirkin fahişelik müessesesi ortaya çıkacak; ortaya çıkması kaçınılmazdır. Bir
    toplum ne kadar baskıcıysa, orada o kadar çok fahişe bulunacaktır, bu oran her zaman sabittir. Rahiplerini
    ve rahibelerini say ve onları sayarak ülkende kaç tane erkek ve kadın fahişe olduğunu bileceksin. O aynı
    sayıda olacaktır çünkü doğa dengeyi korur. Ve sapıklıklar...cinsel enerji yolunu, kendi yollarını bulur. O ya
    nevroz ya da ikiyüzlülük yaratacaktır. Her ikisi de hastalıklı hallerdir. Yoksul nevrozlu olacaktır ve zengin
    de ikiyüzlü olacaktır.
    Ancak bu dünyanın her yerinde yapılıyor. Ve sadece bugün değil; en başından beri ordular zekâlarını kullanmaya değil emirlere uymaya eğitildiler. okurken

    İnsan ateş yakmayı öğrenmeden önce gece en tehlikeli zamandı. Bir gece hayatta
    kalabildiysen eğer, çok büyük bir iş yapmışsın demektir. Çünkü geceleyin tüm vahşi hayvanlar sana
    saldırmaya hazırdır. Uyuyamazdın, uyanık kalmak zorundaydın. Sırf vahşi hayvan korkusu seni uyanık
    tutmak için yeterli idi.


    Otobiyografisinde Adolf Hitler der ki, ne söylediğinin — doğru ya da yanlış, gerçek ya da değil fark
    etmez— önemi yok sadece ikna edici bir şekilde tekrar etmeye devam et. Hiç kimse onun rasyonelliğini ve
    mantığını umursamaz. Dünyada kaç tane insan mantığın ne olduğunu, rasyonelliğin ne olduğunu anlıyor?
    Sırf kendini kudretli bir şekilde, altını çizerek tekrar etmeye devam et. Bu insanlar ikna edilmenin peşinde,
    hakikatin peşinde değil. Onlar hakikati bilen bir kimsenin arayışındalar. Ve eğer sen eğer, ama, belki...
    dersen onlar nasıl senin bildiğini hissedebilirler?
  • Duygusal sis­temin bir özelliği var; beynimiz duyguları ilgilendirmeyen şeyleri öğrenmiyor. Duy­guları önemli ve önemsiz etiketlemesini yapıyor. Bir şeye duygusal olarak önemli etiketi takarsanız, onu unutamıyorsunuz. Mesela; tıp fakültesinde okuyorsunuz, binlerce anatomik terim öğreniyorsunuz ancak duygularınız hiç harekete geçmi­yor ve terimleri çabuk unutuyorsunuz ama hoşunuza giden bir insanın ismini hemen ilk görüşte kayıt edersiniz. Duy­gusal olarak onunla ilgili her türlü detayı öğrenmeye başlarsınız. Ben bunun en iyi örneği olarak İngilizceyi bir türlü öğre­nemeyen ama İngilizce konuşan birisine âşık olan bir Türk gencinin 3-5 günde nasıl İngilizce konuştuğunu örnek veri­yorum.
    Beyin bir arada tamamen açılır he­men öğrenmeye başlarsınız. Travmalar dediğimiz kötü anılar, duygusal olarak çok ağır etiketler yapmıştır. Duygular üzerinde çalışmak aynı zamanda bellek üzerinde çalışmaktır. Hafıza silme, bilgi­sayar sistemi gibi çalışmadığı için müm­kün değildir. Duyguları okumayı öğrenir ve bu tepkilerin anlamını başlarsak, daha bilgece hareket etmeye başlıyoruz. Biyo­lojik zihnin özelliği olumsuzu bulmaktır. Bunun üzerine çalışmazsınız hep telaş üzerine yaşarsınız. Hele ki insan olmanın bir sırrını daha vereyim: Öleceğini bilen tek canlıyız. Bizden başka öleceğinin bi­lincinde olan bir canlı daha yok. Bu da en büyük stres kaynağımızdır. Bunun üze­rinde çalışılmazsa, çocuklardan sürekli ödülü gizlersek, tabiattan koparsak an­lamsız bir anksiyetenin içine düşmemiz kaçınılmaz olur.
    (Prof. Dr. Sinan Canan-dünyabizim.com-söyleşi)
  • Prof. Cristian Pettersson'nin sadece 60 değil, 100 ile 140 civarında yabancı dili anladığı rivayet edilmektedir.
    En az 60 dil bilen fenomenal multipoliglot Prof. Cristian Pettersson ve 38 dil bilen poliglot dilbilimci Giuseppe Gasparo Mezzofanti, bu 30 günlük yöntemin oluşturulmasında esinlenilen dahi kişiliklerdir. Yöntem, inanılmaz kısa bir süre içerisinde bir yıllık dil kursunda öğrenilecek sayıda kelimenin öğrenilmesini sağlıyor! Fenomenal Multipoliglotlar Formülünün dil okullarının sonunu nasıl getireceğini görün.
    597,158 Avrupalı, işe yaramayan zor dil öğrenme yöntemlerinden vazgeçti ve Fenomenal Multipoliglotlar Formülü ile Mezzofanti ve Pettersson'ye katıldı. Dil okulu sahipleri, bu yöntemin yayılmasından korkuyorlar. En etkili dil öğrenme yönteminin sırrının herkes tarafından bilinmesini doğal olarak istemiyorlar.

    Yaşınıza, eğitiminize ve daha önceki dil öğrenme tecrübelerinize bakılmaksızın siz de 4 hafta içerisinde ailenizi, dostlarınızı ve iş arkadaşlarınızı şoke edebilirsiniz. Dil öğrenme yeteneğinizin olmadığını düşünseler bile 30 günden daha kısa bir süredir dil öğreniyor olduğunuza kimse inanmayacak.

    Üstelik bu sadece başarılarınızın başlangıcı olacak!

    Easy Speaker ile dil öğrenmek neden bu kadar hızlı?
    Çünkü beyninizin verimini 5 kat artırıyor. Yabancı dil öğrenmek için çok geç kaldığınızı sanmayın. Her zaman dil öğrenebilirsiniz. 30 gün içerisinde bunu kendinize kanıtlayabilirsiniz. Hayatınızda yaşayacağınız değişiklikler:

    30 günlük öğrenim sonrasında yabancı bir dilde sorunsuz ve rahat bir şekilde konuşabileceksiniz,
    Yabancı internet sitelerini okumakta hiçbir sorun yaşamayacaksınız,
    Yakınlarınızın ve iş arkadaşlarınızın takdirini toplayacaksınız,
    Bundan sonra herşeyi birkaç kat daha hızlı öğreneceksiniz.
    Fenomenal Multipoliglotlar Formülüyle hızlı dil öğrenme yönteminin sırrı nedir?
    Bütün standart dil öğrenme yöntemleri, hafıza ve bağlantı oluşturma yeteneklerinizin çok küçük bir kısmını kullanırlar. Beynin sadece küçük bir bölümünü uyardıklarından öğrenme süreçlerine etkili bir şekilde yardımcı olmazlar. Easy Speaker interaktif kartlar sisteminde kullanılan Fenomenal Multipoliglotlar Formülü farklı bir şekilde çalışır. Potansiyel olarak sahip olduğunuz ama bilinç altınızda uyandırılmayı bekleyen yetenekleri %100 oranında kullanmanızı sağlar.

    EOC Enstitüsü tarafından yürütülen araştırmalara göre, Prof. Pettersson ve Giuseppe G. Mezzofanti'nin ortalamanın üstündeki yeteneklerinin kaynağı, tam beyin senkronizasyonudur (İng. Whole Brain Synchronization). Bu süreçte beynin sağ ve sol lobları aynı anda aktive edilir. Yeni kelimeler öğrenirken Easy Speaker yönteminin dayandığı otomatik, 30 günlük Fenomenal Multipoliglotlar Formülü, beyninizin sağ ve sol loblarını aynı anda aktive etmektedir. Beyniniz normalden 5 kat daha verimli çalışır. Bu da öğrenme olanaklarını, yeni kelimelerin öğrenilmesi yeteneğini ve bunların Türkçe karşılıklarıyla bağlantılı hale getirilmesi becerisini artırmaktadır. Bu sayede, oluşturulan bağlantılar ağı daha güçlü olur ve hafızanın daha derin bölgelerine gönderilir. Beyniniz, yeni kelimeleri neredeyse otomatik bir şekilde kendiliğinden hafızaya kaydeder.

    Geleneksel dil öğrenme yöntemleri. Fenomenal Multipoliglotlar Formülü - 15 dakikalık çalışma sonrasında Fenomenal Multipoliglotlar Formülü - 2 günlük çalışma onrasında
    Standart dil öğrenme yöntemleri, hafıza ve bağlantı oluşturma yeteneklerinizin çok küçük bir kısmını kullanırlar. Beynin sadece küçük bir bölümünü stimüle ettiklerinden öğrenme süreçlerine etkili bir şekilde yardımcı olmazlar. Yöntem, tam beyin senkronizasyonu (İng. Whole Brain Synchronization) prensibine dayanmaktadır. Beynin sağ ve sol lobları aynı anda aktive edilir. Fenomenal Multipoliglotlar yöntemiyle dil öğrenen kişilerin beyin aktivitelerinin görüntülendiği laboratuvar araştırmaları gerçekleştirilmiştir. Beyin aktivitelerinde bir artışın görülmesi ve öğrenme süreçlerinin iyileşmesi etkisinin fark edilmesi için 15 dakika yeterli olmuştur.
    Unutmayın, bu 30 günlük yöntem, sadece Easy Speaker adlı multimedya kartlarını içeren sistemde kullanılmaktadır. Bu yöntem, doğuştan gelen zihinsel yeteneklerinizi %100 oranında aktive etmenizi sağlamak suretiyle hafıza süreçlerini iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda hızlandırır.

    Fenomenal Multipoliglotlar Formülünü baz alan Easy Speaker programının kullanıcılarının yöntemle ilgili görüşleri:

    "İşten çıkarıldıktan sonra yeni bir iş ararken birçok teklif aldım çünkü potansiyel işverenlerimi mükemmel Norveççemle etkilemeyi başarmıştım. Hiçbiri 47 yaşındaki birinden böyle bir şey beklemiyordu! Bu başarımı Easy Speaker programında kullanılan Fenomenal Multipoliglotlar Formülüne borçluyum" - Ahmet Z.

    Bu yöntem kimlere yönelik?
    Herkese. Sıfırdan mı başlıyorsunuz? Yaklaşık 2 hafta sonra yabancı bir dilde konuşmaktan çekinmenize neden olan o his ortadan kalkacak, kendinize güvenmeye başlayacak ve yeni kelimeleri daha rahat kullanabileceksiniz. Dilin temel kurallarını biliyor musunuz? Telaffuzunuzu iyileştirecek, Easy Speaker kartları kullanarak 2 gün içerisinde 270'ten fazla yeni kelime öğreneceksiniz! Seviyeniz ne olursa olsun, 9 gün içerisinde kelime dağarcığınız fark edilir bir şekilde genişleyecek ve zenginleşecek. Bir ay sonra İngilizce, Almanca veya başka herhangi bir dili, uzun süren bir kursa gitmiş gibi bileceksiniz. Eğer böyle olmazsa bile sorun yok. Özel memnuniyet garantisinden yararlanabilirsiniz. İnteraktif kelime kartları sistemine ödediğiniz parayı sorgusuz sualsiz geri alabilirsiniz.
  • İnsanların sekizde birinin, yaşamları boyunca hiç değilse bir kez Hastanede tedavi gerektirecek denli önemli bir akıl Hastalığı geçirebileceği saptanmıştır.
  • panik atağın nedenleri arasında doğuştan gelen nedenler, öğrenilmiş nedenler ve yaşanılan olaylara bağlı nedenler gibi farklı nedenler sayılabilir ancak unutma, panik atak her zaman ilk olarak beyinde başlar. tam olarak belirtmek gerekirse beynin amigdala denen, limbik sinir sisteminin bir parçası olup duygularımızın kontrol odası olarak adlandırabileceğimiz ve hafıza oluşumunda yaşamsal öneme sahip bir bölgesinde başlar. bademe benzediği için yunanca badem=amigdalos kelimesinden gelir. özellikle korku ve kızgınlık ile bağlantılıdır.

    yapılan bir deneyde, kızgın sinirli veya asık suratlı insanların resimlerini gören kişilerin amigdala bölgesinde yoğun beyin hareketliliği tespit edilmiştir. amigdalanın özellikle savunma mekanizmaları ( kaç veya saldır da dahil) ile yakından ilintili olan beyin bölümü “boz madde” ve hormonal yönetim ve otomatik sinir sisteminin önemli bir parçası olan “hipotalamus” ile ilişkisi belirtilmelidir.

    https://panikataksite.wordpress.com/...yninde-neler-oluyor/
  • Avrupalı bilim insanları, insan beyninin 90’lı yaşlarına kadar yeni hücre üretmeye devam edebildiğini ortaya koydu. İspanya’da yapılan araştırmaya göre beynin hafıza ve ruh halini yöneten kısmı olan hipokampüs, yaşlılıkta dahi taze hücre üretebiliyor. Ancak Alzheimer hastalığının baş göstermesiyle, beyindeki yeni hücre sayısı azalıyor. Yeni bulgular, Alzheimer’ın erken teşhisine de yardım edebilir.

    *Yaş ilerledikçe üretim yavaşlıyor
    Nature Medicine tıp dergisinde yayımlanan araştırma için, 43-87 yaş aralığında hayatını kaybetmiş olan 13 kişinin bağışlamış olduğu beyin dokuları incelendi. Deneklerin tamamı ölmeden önce nörolojik açıdan sağlıklıydı. Madrid Özerk Üniversitesi’nden María Llorens-Martín, ekipçe yaptıkları incelemelerde sağlıklı beyinlerde yeni nöronlara rastladıklarını ancak bu nöronların sayısının yaş ilerledikçe azaldığını söyledi. 40 ve 70 yaşları arasında beyindeki yeni hücreler 40 bin milimetreküpten 30 bin milimetreküpe kadar düştü.

    *Alzheimer hastaları
    Araştırmacılar daha sonra, ölmeden önce Alzheimer teşhisi konduğu bilinen 52 ile 97 yaş aralığında deneklerin beyin dokularını inceledi. Bu Alzheimer hastalarında da yeni beyin hücrelerinin oluştuğuna dair izler vardı ama sağlıklı beyinlere oranla yeni hücre sayısı çok daha azdı. Alzheimer’ın daha ilk safhalarında olan beyinlerde, sağlıklı beyinlerdeki yeni hücrelerin yarısı ya da daha azı kadar yeni hücreye rastlandı. Nöroloji uzmanları on yıllardır beyindeki hücre üretimi konusunda ikiye bölünmüş durumda. Bazıları insanların yetişkinliğe eriştiğinde beyin hücresi ‘kotasını’ doldurduğunu, bazıları da yaşlılığa kadar beynin yeni nöronlar ürettiğini öne sürüyor.

    Editör / Yazar: Ezgi SEMİRLİ

    Kaynak: https://www.theguardian.com/...-scientists-discover
    Beyinsizler Uygulaması
  • Beyinle ilgili o kadar çok bilme- diğimiz varmış ki öğrendikçe kendimize ne kadar yabancı olduğumuzu daha iyi anlıyoruz.
    Beyin uzmanı, sinir bilimci Prof. Dr. Sinan Canan’ın anlattıkları, çarpıcı olmanın ötesinde doğru bilinen yanlışları da ortaya koyuyor. Örneğin, ailesiyle tartışan değil, hiç tartışmayan çocuktan korkun diyor!

    Beyin nasıl güçlenir?
    - Size yeni bir şey öğretmeyen, sizin zihninizi zorlamayan her türlü uğraş beyni küçültür.
    - En karmaşık bulmacaları çözseniz bile beyninizi küçültüyorsunuz. Beyin otomatik pilot gibi iş yaptığı zaman gelişmez.
    - Yenilik, sürprizler, yeni bir dil öğrenmek, yeni insanlarla tanışmak, farklı yerlere gitmek, yeni enstrüman çalmak beyni çok geliştiren bir şey.
    - Kadın ve erkek beyninin işlevsel bağlantıları birbirinden farklı. Erkek çok hızlı risk alabiliyor, çok hızlı karar verebiliyor. Ve atak bir zihne sahip. Trafikte o yüzden erkekler daha başarılı.
    - Kadın çok detaylı ve temkinli düşünüyor. Kadın beyni daha emniyetli.
    İnsan beyni?
    - Kedinin, maymunun, farenin beyninin şekil açısından farkı vardır. İnsan beyni biraz daha büyük ve kıvrıntılıdır. Bizden sonra en gelişmiş canlı diye niteleyebileceğimiz maymunların beyninin yüzde 20’si ön taraftan oluşuyor. İnsanlarda yüzde 40-50’den fazla ön beyinden oluşuyor.
    - Beynin ön lobu bizi insan yapan bölüm. Sosyal kurallara uyma, diğer insanları anlama, geleceğe yönelik planlar yapabilme hep buradan yönetiliyor.
    - Beynimizin işlem yapabilme ve depolayabilme kapasitesinin bildiğimiz pek bir sınırı yok. Ezber, beyin kapasitesini göstermiyor.
    Neden unutuyoruz?
    - Beyin nereye, nasıl kayıt yapıyor, hafıza nerede bilmiyoruz.
    - Duygusal bir depolama sitemine sahip. Bir şey sizi duygusal olarak çok etkiliyorsa, çok derin ve yakın bir yere kaydediyorsunuz. Kötü olan şeyleri o yüzden unutamıyoruz.
    - Duygusal olarak sizi ilgilendirmeyen hiçbir şeyi de öğrenmiyorsunuz. Eğitimde duygularını değil, aklını kullan vardır. Dâhiler bugün yaşamış olsaydı dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu tanısı alacaklardı.
    - Anne ve babayla hiç çatışma yaşamayan genç, problemli insandır.
    - Yazmak beyin için vazgeçilmez bir işlevdir. Beynin uzantısıdır el. Yazdıkça gelişir. Çocuklar ellerini kullanmadığı sürece beyinleri geriliyor.
    - 4-5 yaşına kadar çocukları dijital teknolojiden uzak tutalım.
    - Düz zeminlerde yetişen çocukların denge duyusu gelişmez. Dengesi bozulmadığı için denge sistemi çalışmaz.
    - 50 bin yıl önceki çocuk nasıl büyüyorsa, en sağlıklı çocuğu öyle büyütürsünüz.
    - 60’lı yaşlardan sonra beyin küçülüyor, buruşuyor resmen. Enteresan bir şekilde fonksiyonlarını kaybetmiyor. Gençlikte olmayan şey bilgelik yaşlılıkta çıkıyor.
    - Kafanızda şut atmayı düşündüğünüzde basket atabilirsiniz, beyniniz o provayı yaparak o yeteneği geliştirebiliyor.
    - Uyku beden için değil beyin içindir. Beyni temizleyen ve onaran şeydir. Beyin rüyadayken daha çok çalışır. Beyniniz ara boşlukları tamamlar. Esas uzmanlık alanı budur.
    - İletişimimizde pozitiflik beynimizi ödüllendiriyor. Tanımadığınız bir insanın yolda size gülümsemesi size 25 bin dolar kazanmışsınız kadar dopamin salgılıyor.
    - Her insanın beyni birbirinden farklıdır.
    - En yaratıcı fikirler insanlar aylaklık yaparken akla geliyor. Rutin çalışan insan yaratıcı düşünce üretemiyor.
    - Beyin kendi acısını hisseden organ değildir.
    - Beyin uyarı gelmezse ne yapacağını bilemez. Çünkü beyin doğduğu zaman ne yapacağını bilmeyen tek organdır. Öğrenmesi gerekir.
    - Stresli halde iken acılar size küçük gelir. Aslandan kaçarken ayağınıza batan çiviyi hissetmezsiniz fakat evde yürürken batan çivinin ağrısını hissedersiniz.
    Frekans kirliliği!
    - Cep telefonuyla 40 dakika konuşma beyin ısınızı 1.5 derece artırıyor. Sıcak havada beyin sıcaklığı artıyor. Bu ısınma etkisi dışında gösterilebilmiş etkisi yok.
    - Cep telefonu radyasyonunun kanser gibi bir etkisi yok. Frekanstan çok sosyal sorunları daha fazla.
    - Nükleer santralden yaklaşık 8-9 kat radyasyon veren şey başka bir insanın yanında uyumak. Vücut ileri düzeyde radyoaktiftir. O radyasyon size canlılık veriyor. Dünyada radyasyonsuz şey yoktur.
    Zihin okuma
    - Öngörünün olduğuna dair çok kanıt var. İnsanların kötü şeyleri birkaç saniye öncesinden hissetmesi gibi. Anneler ve kadınlarda sezgi var.
    - Bağımlılık beyinde olan bir şey. Sigara, alkol, tatlı aklınıza ne gelirse bunlar beyindeki dopamin sistemini uyarıyor ve dopamin salgılanınca bir daha yapmak istiyorsunuz.
    - Çağın hastalığı nomofobi, mobil cihazı olmadığı zaman insanların klinik anlamda paniklemeleri.
    - Lider karakterli insanların madde bağımlılığı daha az ama sosyal bağımlılıkları daha fazla.
    Aşk beyinde mi?
    - Kalbinizin çarpıntısıyla insanlara aşkı anlatmak daha kolaydır. Bu benzetmeler kadim ve dini metinlerle beslendiği için biraz abartılmış. Şimdi kalpte duyu organı arıyorlar. Bulunursa en çok ben sevinirim.
    - Beden olmadan beynin bir anlamı yok. Üst kontrol merkezi, orkestra şefi beyindir.
    - Biyolojik olarak aşkı açıklamak mümkün değildir.
    - Aşkın tutkulu aşaması cinsellik, çok hızlı ortadan kalkan bir şey.
    - Uzun süre evli kalan insanların hareketleri, fiziksel özellikleri bile birbirine benziyor.
    Özetin özeti: Kullanıl-mayan beyin kendini yok ediyormuş, haberiniz olsun!..

    Abbas Güçlü