• 544 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Dehşetengiz üslubun sahibi lanetli yazar Louis Ferdinand-Céline..nerden başlanır ki..Birçok kitap okudum,birçok üslup keşfettim ama Céline gibisinin asla var olduğuna ya da olacağına dair içimde inanç yok.Keskin kalemi,korkusuzca biraz da ürkütücü dehşetinden zaman zaman midenizi bulandırabilecek üslubu daha okuduğum ilk kitabının Gecenin Sonuna Yolculuk'un ilk sayfalarında heyecanlanmama sebep oldu tabii bir de daha en başında Nietzche'nin sözünün yer alması sebebiyle.

    Gelelim Taksitle Ölüm'ün konusuna.Taksitle Ölüm dehşetengiz,küfürbaz,kaotik,baba düşmanı,yer yer cinselliğin doruklara ulaştığı,başlangıçta geçen hastane sahneleri ile kimi zaman ilk defa bir eserin midemi bulundurmasına sebep olan gerek üslup gerekse olay yönünden dehşet verici Ferdinand'ın öyküsü yazarımızın hayatına dair özellikler taşıyor kesinlikle.Olay bu ya da kitap sadece bunu anlatıyor diyemiyoruz sadece Ferdinand'ın başından sonuna kadar geçen karmaşalar anlatılmakta ve de yazarın hayatından izler taşımakta.Taksitle Ölüm bir nevi insan psikolojisine adanmış bir kitap diyebiliriz.Céline Freud'un eseriyle yakından ilgilenmiş,psikanaliz kuramını incelemiş Anna Reich gibi psikanalistlerle tanışmış,mektuplaşmalarında romanda da kendine gösteren kavramlar olan "narsisizm,libido,sadizm"den bahsetmiştir.Mart 1933'te gazeteciye söylediği "Edebiyat psikanalizden önde olmalıdır,gerisinde kalmamalıdır.".Dostu Eveylne Pollet'ye ise "İnsanlık ne kadar önemliyse,Freud'un çalışmaları da bir o kadar önemlidir...Önümüzdeki yıllarda ben bundan çok yararlanacağım..."diye belirtmiştir.

    Louis-Ferdinand Destouches veya kalem adıyla Louis-Ferdinand Céline, Fransız yazar ve doktor. Céline, yazarın büyükannesinin ismidir. Yeni yazı tarzı ile Fransız ve Dünya edebiyatını geliştirmiştir. 20. yüzyılın en etkili yazarlarından biri olarak kabul edilir.Okulu bırakıp 18 yaşına kadar kuyumcularda çalışmış, çıraklık ve çeşitli ayak işleri yaptıktan sonra yerel bir kuyumcuda satıcı olmuştur.Daha sonra elde ettiği birikimiyle kitaplar alarak kendisi eğitimine devam etmiştir ve böylece doktor olmak istemiş ve Rennes’deki tıp okulunun yöneticisi Monsieur Follet ile iyi ilişkiler kurar. 11 Ağustos 1919’da bir süredir tanıdığı Follet’in kızı Édith Follet ile evlenir. Monsieur Follet’in yardımıyla üniversiteye kabul edilir.Céline bir dönem yazdığı kitaplarda antisemitizm, ırkçılık ve yobazlık göze çarpıyordu hatta bunu Taksitle Ölümde'de görebiliriz bu nedenle bir yıllık hapis cezasına çarptırıldı ve ulusal utanç olarak nitelendirildi daha sonra afla bağışlandı ve Fransa'ya döndü.Céline gerek fikirsel gerek yazınsal olarak üslubu görüşleri sebebiyle resmen lanetlenmiş biri haline gelmişti.Özellikle Profesör Y İle Konuşmalar'da Céline'in gazabını gözlemlemek çok muhtemeldir -ufak bir tavsiye Céline'i biraz daha yakından tanımak adına eserlerin çıkışında başına ne tür şeyler geldiği hakkında fikir edinmek isteyenler okumalı bir nevi Céline'i Céline'den okumak ve keşfetmek isteyenlere-.Gelelim sürgünden sonrasına, hapsi boyladıktan sonra zedelendiği için hüzünlense de antisemitist söylemler hakkında özür niteliğinde herhangi bir şey ortaya koymadı aksine soykırımı reddeden söylemlerde bulundu.Antisemist olmasında rol oynayan birtakım olaylar vardır.Sevgilisinin onu terk edip başka bir yere gider ve o da peşine düşer onu istemediğine dair ifadelerde bulunur Céline ise sarsılır.Kendini tek eşli değildir kutsal aşka inananlardan hiç değildir farklı Avrupa ülkelerinden birçok yazıştığı kadın vardır hatta.Tek gecelik ilişkileri yeğleyen bir tip bile diyebiliriz belki de.Yine de bu ayrılık onu sarsmıştır.Eski sevgilisi Elisabeth Craig'in yeni sevgilisinin,sürekli karmaşa içinde olan iş hayatının bu duruma gelmesine neden olan patronu,kitap hakkında eleştiriler yapan kişilerin özellikle Yahudi olmalarından olsa gerek Céline'in bu antisemist tavrı.Céline 1 Temmuz 1961 altmış yedi yaşında anevrizma rüptürü yüzünden hayatını kaybetti.Ölümünden yedi yıl sonra evi yandı ve bütün el yazmaları,mobilyaları,Céline dair ne var ne yoksa kül oldu fakat yangından tek sağ çıkan Toto isminde papağanı oldu.Céline hakkında lanetli yazar desek pek de yanılmayız.

    Céline dair araştırma yaparken çok fazla fotoğrafı olmamasına rağmen papağanıyla olan fotoğraflarını buldum ve içimde birden çok büyük boşluk oluştu çok seviyor olmalıydı diye tahmin ediyorum.

    https://i.hizliresim.com/M1OLMg.jpg

    https://i.hizliresim.com/QP6ZdZ.jpg

    Céline'in Gecenin Sonuna Yolculuk'un okuduğum ilk zamanki heyecanımı çok net hatırlıyorum Nietzche'nin sözü ile başlaması Çavdar Tarlasında Çocuklar ve Otomatik Portakal gibi benimsediğim ve bidaha bu tür üslube sahip olan kitaba ya da yazara denk geleceğime inanmadığım Céline birden kendini gösteriverdi.Ne yazıktır ki 81 yıl sonra ülkemize girdikten sonra eserleri bundan dolayı olsa gerek pek bilinmiyor bana da çok sevdiğim bir dostum önermişti,hiç ismini dahi duymamıştım.Gönül ister ki bu ülkenin topraklarına daha fazla Céline'in çevrilmiş eserleri girsin bu kitabı bize bahşeden başta Céline,Céline kitaplarına çeviren Simla Ongan (Taksitle Ölüm),Yiğit Bener (Gecenin Sonuna Yolculuk),Ayberk Erkay (Profesör Y İle Konuşmalar),kısaca Céline'i okumamızı sağlayan diğer tüm herkese ayrıca bana Céline'i öneren sevgili arkadaşıma minnettarım.Louis Ferdinand-Céline,bidaha asla geleceğine inanmadığım dehşetengiz,karanlık zihninine taparcasına hayran olduğum yazarı keşfedip burada bulunmak benim için büyük mutluluk!

    Céline hakkında bildiklerimin bazı kısımlarını bu yazıya döktüm.Yer yer Wikipedia,Yapı Kredi Yayınları'ndan yararlandığım bu yazımın paylaşılmasını vs. istememekteyim.Yazdıklarım tamamı ile bana ait aittir bilgi edinilmesi amacı ile paylaşılmıştır:)
  • acılar ortaya çıkamamış bir derinliklerden gelmekte; insanın kendi içinde mi, başka bir yerde mi bilinmiyor.
  • Mahrumiyeti yaşanmayan şeyin, kıymeti bilinmiyor
  • İki canın şehirdeki varlığı hissediliyor ama
    Hangi can hangi tende bilinmiyor
  • 96 syf.
    ·10/10
    İzninizle uzun bir methiye yazmak istiyorum kitaba gelmeden önce. Türk düşünürlerinde genel eğilim meta üzerine yazmaktır aslolan; meta, yani dünyalık işler: sanat, siyaset falan. Hem meta'yı hem de metafiziği yazabilen tek düşünür, -bak tek diyorum, dikkatinizi çekerim-Sezai Karakoç'tur. Bu okuduğum beşinci eseri.
    Aforizma ve retorik yapma konusunda bir dahi. Muazzam bir zeka, muazzam bir kafa. Ve de bu adam, yani Karakoç, Türkiye'de bilinmiyor.
    Cemil Meriç'in değerini ölünce anladık, illa bu adamın da mı ölmesi lazım, kıymeti iade için? Neyse, işin politik tarafına girmeden kitabına dönecek olursak, eserinde İslam üzerine tespit ve yorumları var her denemesinde olduğu gibi.
    Ne yani, bu kadarcık mı? diye soranlar: evet.
    Yorum artı tespit artı entellik eşittir şaheser.
    Kısa bir eser. Yüz sayfa. Akıcı bir Türkçe var.
    Her Müslüman evladının okumasını şiddetle tavsiye ediyorum
  • Hüsnükuruntu (TDK) : Herhangi bir durumu safça kendinden yana yorma .
    Bu oldukça önemli kelime Türkçe de maalesef yeterince iyi bilinmiyor . Tam anlamı , bir şeyi sırf onun doğru olması bizim istediğimiz bir şey olduğu için hiçbir kanıt , mantık veya gerçeklik olmamasına rağmen doğru kabul etmek .( Çoğu zaman da aksine kanıtlar da görmezlikten gelinir. )
    Örneğin bir öğrencinin sinavda sorunların çoğunu yanlış cevaplamiş olduğunu bilmesine rağmen iyi not alacağına gerçekten inanmasi gibi.
  • bunca yakışıklılığı bilinmiyor ölümün. aykırılığı da