Okur
Tuğba kenar
bir alıntı ekledi.
Yaşamın ilk yılında ebeveyn çocuk etkileşimleri genellikle olumlu, şefkatli ve eğlencelidir. Bebekler çocuklara dönüşmeye başladığındaysa, artan hareket yetenekleri, dürtüsellikleri ve keşif istekleri başlarını belaya sokmalarına sebep olur. İlk yılın koşulsuz şefkat ve sevgisi yerini yüksek sesli “Hayır, dur, yapma”lara bırakır ve çocuğun isminin kullanım amacında şefkatten emir verme ve uyarıya doğru bir geçiş olur. Bu ebeveynden çocuğa uyarı mekanizması, hayvanlarda da görülmektedir ve çocukların hareketini dondurmak, böylece onları tehlikelerden korumak üzere tasarlanmıştır. Bu donuk kalma tepkisinin yansıması otonom sinir sistemininde, Sempatik sinirlerin getirdiği meraktan, parasempatik sinirlerin getirdiği kısıtlanmaya hızlı bir geçiş yaşandığında da görülür. Deneysel bir şekilde, çocuklar da keşif modundan donup kalma moduna çok hızlı bir geçiş yaparlar. Bunun sonucunda çocuk durur, aşağı bakar, kafasını sallar ve omuzlarını düşürür. Engellendikten sonra gelen bu boyun eğme hali, köpeklerin azarlandıktan sonra kamburunu çıkarma, kuyruğunu bacaklarının arasına alma ve sessizce yürüyüp gitmesi ile birebir aynıdır. Benzer vücut pozisyonları sosyal olarak dışlanma, çaresizlik ve boyun eğme durumlarına tepki olarak neredeyse tüm sosyal hayvanlarda görülür. Bu yetişkinlerin “Lütfen beni incitme.” “Tamam, patron sensin.” gibi sözlerinin doğadaki ifadesidir. Ama çoğu çocuk için sempatik sinirlerle ilgili keşiften, parasempatik sinirlerle ilgili geri çekilmeye bu kadar hızlı bir geçişin oluşu “Ben sevilesi değilim”, “Benim ailedeki yerim sallantıda” gibi her ikisi de hayatta kalışı karşılıksız sevgiye bağlı olan çocuğun yaşamını tehdit edecek yorumlarla içselleştirilir.
4
Elifizim
bir alıntı ekledi.
"• Kişi kendisine ne kadar çok güveniyorsa, hiçbir şeyden yoksun olmadığını, aksine her şeyin kendisinde olduğunu düşünecek, kadar çok erdem ve bilgelikle donanmışsa, dostluk aramada ve geliştirmede o kadar çok başarılı olur. • Birine değer verdikten sonra düşünüp taşınmak değil,düşünüp taşındıktan sonra birine değer vermek gerekir. • Şu da saçmadır: İnsanlar rahatsız olmaları gereken şeylerden rahatsız olmuyor, umursamamaları gereken şeylerden rahatsız oluyorlar, zira hata yapmalarını bir sorun olarak görmüyor, eleştirilmeyi rahatsız edici buluyorlar, oysa tersine, kusurlarına üzülmeleri, düzeltilmekten de hoşlanmaları gerekirdi."
11
yanKy
bir alıntı ekledi.
sanırım ikincisiyim
Ölüm duygusu olan insanla bu duyguya hiç sahip olmayan arasında, iletişimi mümkün olmayan iki dünyanın uçurumu açılır; bununla birlikte ikisi de ölür; fakat biri ölümden habersizdir, ötekiyse bunu bilir; biri sadece bir anda ölür, ötekiyse sürekli ölmektedir...
1
13
fatih
bir alıntı ekledi.
Ilk sırada oturan, beyaz dağ kepeneği giymiş bir ihtiyar sordu: “Cevher! Rusya ve Amerika bizi tanımazsa ne yaparız?" Cevher'in gözleri parladı, hafifçe üzerine eğilmiş olduğu kürsünün ardinda birden doğruldu: "Onların tanımasını ne yapacağız! Atalarımız binlerce yıl dağlarda onların haberi olmasa da özgürce yaşadılar. Biz de atalarımız gibi yapacağız. Onların bizi tanımalarını bırakın bir yana. Biz onları tanırsak lütfetmiş oluruz!" dedi ve gülmeye başladı. Onun gülmesi bir dalga etkisiyle kalabalığa yayılıyor, herkes aynı şekilde gülüyordu. Dedikleri doğruydu. Bu insanlar hiçbir yeri işgal etmeden kendi toprakları üzerinde özgürce yaşayacaklardı. Bunun için de kimsesinin müsaadesine ihtiyaçları yoktu. Bu arada kendine güveni olmayan birinin sesi duyuldu: “Cevher! Peki ya açlıktan ölürsek?" Cevher yine gülmeye başladı: "Ha ha ha! Bizde kimse açlıktan ölmedi. Ruslar aç kaldıklarında Povolje'den buralara geldiler. Kendi sahiplerinden kaçan Rus köleleri bize sığındılar da yine kimse aç kalmadı. Bizim ölümümüz açlıktan değil, olsa olsa gururdan olur."
3