• Altını tekrar çizelim: Kabiliyetleri tespit eden, çocukları ona göre yetiştiren bir sistem kurmamız gerekiyor. Çok açık ki elitizmden, seçkinci eğitimden katiyen uzaklaşmamalıyız; çünkü Türkiye eğitiminin en büyük sorunu elitizmden uzaklaşmaktır. Hiçbir toplum yetenekli çocuklarını harcayacak lükse sahip değildir.
  • 302 syf.
    ·3 günde·Beğendi·10/10
    Distiyopya türü diyin, bir masal diyin, bir çocuk kitabı diyin, ne dilerseniz onu diyin ama eserin güzelliğine dil uzatmayın.! Çok anlamlı bir eser. Çağın çok ilerisinde yazılmış sanki. Sanki 21. Yüzyıl insanlarına sesleniyor.
    -Zamanınız hiç nir şeye yoksa peki neye zaman harcıyorsunuz? Dermiş gibi.
    Gerçek bir sorgulama kitabının adıdır "Momo". Tavsiye ederim okuyun. Kitapta anlamlı çok anlamlı bulduğum kısımlar vardı. Birincisi duman adamlar ve zamanımızın çalınması. Şu anda masraflar dışında bir şeylerin konuşulmadığı bu günlerimizde krediler,faizler, faturalar ve bankalar derken bu eserde de uçtan kulaktan onlardan bahsetmiş. Hiçbir şeye zamanımız yok. Kendimize bile. Peki biz neye zaman harcıyoruz? Ve eserde değinilen bir önemli şey daha var. Müthiş Can Sıkıntısı Sendromu. Maalesef üzerimizdeki salgın hastalık da bu. Hepimizin zamanı yok ve bir çelişkidir zamanımız bol yetmezmiş gibi canımız sıkılıyor.! Hep bir şeylere geç kalmışız ve aslında hep bir şeyleri yapıp tat alamamışız gibi. Düşündürücü bir kitap. Okuyunuz. Zamanınız boşa gitmez. Michael Ende
  • 304 syf.
    ·Puan vermedi
    Momo, bol oksijen dolu bir orman gibi geldi bana. İçine girince o ormanda kayboldum resmen. Her sayfasında zamanın kıymetini o kadar güzel anlatmış ki. Ruhuma bir ferahlık verdi adeta ve ben bu biricik kitabın sayfaları arasında kayboldum. Hiç bitmeyecek sandım ama kitap bitince o güzel ormandan çıkıp kendi dünyama geri döndüm. Sonra bir kendi dünyama baktım bir de kitaba ve dedimki bizler bunca zaman boyunca vaktimizi kendi ellerimizle çaldırmış mıyız? Ne kadar yazık ne kadar da üzücü. Oysaki bu kadar imkan varken bu kadar bol zaman varken nasıl becerebilmişiz zamanımızı çaldırmayı, nasıl bu kadar bencil, nankör, olabilmişiz. Hani hep derler ya aman şu eşya çok değerli başına bir şey gelmesin aman bunlar çok kıymetli çalınmasın ama aslında bizler bilmeyiz asıl değerli olan, çalınmaması gereken ne? Asıl değerli olan şey Zaman ve biz bunu kendi ellerimizle başkaları için boşa harcıyoruz ve kıymetli zamanımız gözümüzün önünde bir su gibi akıp gidiyor ve biz peşinden ne kadar koşarsak koşalım yakalayamıyoruz, çünkü kıymetini bilemedik maalesef. Ben bu kitapta vaktimin kıymetli olduğunu çalınmaması gerekenin ne olduğunu ve kullanmayı bilmediğim zamanı mı boş şeylerle harcadığı mı öğrendim. İşte Momo da bizlere bunu anlatıyor. Bu kitabı zaman kavramını daha iyi anlamak adına ve verimli kullanmak gayesi ile sizlere okumanızı tavsiye ediyorum.
  • Yaşadığımızı sanıyoruz!
    Bir düşünün isterseniz cidden yaşamak böyle bir şey mi?
    Beslenmek ve barınmak vs. İçin ihtiyacımız olan parayı kazanmak için günde 10 saat'e yakın çalışıyoruz, işe gidip gelmek için en az 1saat harcıyoruz ve bunu haftanın 6 günü yapıyoruz, kalan zamanımızı ise " TV " denen kitle imha aleti başında ya da akıllı telefonlarımız elimiz de sosyal medya da harcıyoruz, kalan kısmı da büyük ölçüde uyku da harcıyoruz...
    Ve bunun adı yaşamak öyle mi?
    Sistem bir kısım insanların lüksü yaşayabilmesi için bizi gönüllü kölelere çevirmiş ve biz bu durumu bir şekilde kabullenmiş teslim olmuşuz maalesef...
    Sırf biz bu uykudan uyanmayalım diye de melankolik müziklerle, magazin ve dizilerle, futbol ve hiç dahil olup söz sahibi olamadığımız siyasetle, ideolojik ayrımlara sürüklenip çıkmaz sokaklara itilmişiz...
    Tv' de gördüğümüz ve ışıltılı hayatları göz alan insanların sahip oldukları lüksün finansörü bizleriz, bunu hiç düşündünüz mü?
    Yaşamak için çalışan ve çalışmak için yaşayan bilinci uyuşturulmuş, hayalleri istismar edilmiş garip insancıklara dönüştürüldük...
    Ne diyelim, sabah iş var... yaşayabilmek için çalışmam gerekiyor... iyi geceler 1000K sakinleri...