• 360 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Kitap kapağıyla herkesi büyüledi. Beni de öyle. Ben bu kitabı arkadaşımdan ödünç alıp okudum. Gerçekten de sindirella havasında bir kitaptı. Normalde bu tarz kitapları sevmem. Konu açısından. Ama bu kitap öylesine güzeldi ki. Kötü kalpli üvey kız kardeşler ve tabii ki külkedisindeki üvey anne. Konusundan pek bahsetmeyeceğim. Zaten arkasını okuyup kitap hakkında bilgi sahibi olmuşsunuzdur. Kitabın sevmediğim bir yanı olmadı. Puanım 10 üzerinden 10. Keyifli okumalar!
    Son olarak bir şey eklemek istiyorum. Kapağı çok güzel!
  • Normalde kötü de olsa bir kitabı yarım bırakmazdım ama bu kitap gerçekten çok sıktı,okumakta zorluk çekiyorum,mıy mıy ilerliyor kitap bu yüzden yarım bırakıyorum.
  • 400 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Hava uyanıyor ve ateş düşüyor kitaplarını okudum. O yüzden iki kitabın yorumunu da burda yapacağım. İlk kitap benim icin guzel bi başlangıçtı açıkçası. Sonu da güzel bitti bence en azından beklediğim gibiydi. Okuması çok zevkliydi. Konusu zaten sevdiğim bir konu. Elementleri kontrol etmekle alakalı avatar a benziyor. Ama buradaki daha acımasız hali denebilir çünkü kitap biraz kalp kırıcı sonlarla bitiyor. Ama ikinci kitapla ilk kitabı karşılaştırırsak ilk kitap neredeyse mutlu bitiyor. İkinci kitabın sonunda eğer üçüncü kitap da elimde olmasaydi delirirdim. Ama tabiki böyle üzücü bitmeleri sizi engellemesin direk alın ve okuyun hiç tereddütsüz. Ve yayinevi ilknokta idi galiba gerçekten tebrik ediyorum onları kitaplar cok güzel çeviri ve sayfa kalitesine sahip.
    Spoiler yiyebilirsiniz ama büyük spoiler vermemeye çalışırım.
    Neyse gelelim karakterlere vhalla genç bir kadın karakterimiz ve hayatı tamamen değişmeden önce kütüphaneci çıraklığı yapıyordu. Ve bir gece imparatorluğun prenslerinden biri yaralı olarak saraya getiriliyor. İşte bu gecede kütüphanecilere kitaplardan bulabildikleri en yararlı bilgileri bulup prens için şifacilara gondermeleri görevini veriyorlar. Neyse iste vhalla delirmiş bir sekilde tüm kitaplara bakıyor ve sonunda ihtiyaç kalmadığı haberiyle birlikte yorgunluktan bitap düşüyor. Vhalla'nın hayatı işte bu gece değişiyor. Yani daha önceki o güçsüz kadın gidiyor yerine her kitapta daha da güçlenen bir kadin geliyor. Ama kendisi cok kararsız be. Sonra gelelim aldrik ve baldair'e. Aldrik anlata anlata bitiremeyeceğim aşık olduğum bir karakter. Sevdikleri için yapmayacağı şey yok. Dışardan soğuk ciddi ve taş kalpli gibi dursa da öyle olmasının sebebi onu öyle olmaya zorlamaları. Baldair kötü biri değil ve ciddi biri de sayılmaz ve kadınlar üstünde bir şöhrete sahip. Yakışıklı ve benim aklımda arada bir Kıvanç Tatlıtuğ gibi canlanan bir karakter ama Kıvanç onun getir götürün ü yapsın. Onu da seviyorum fakat aldrik kadar degil. Sonra Larel ve Fritz var keşke öyle dostlarım olsa. Daniel var ve kendisi 2. Favori erkek karakterim olabilir. Centilmen yakışıklı güçlü destekleyici bir erkek yani ne ararsan var. Ama iste ona göre bir karakter gelemedi daha o yüzden vhallaya takıldı kaldı umarım gelir diğer kitaplarda. Neyse bahsetmek istediğim karakterler bunlardı şimdilik. 3. Kitaba gecicem bitince de onun yorumunu yazarım alıntı falan yaparım belki. Son olarak fantastik tür seviyorsanız mutlaka alın okuyun derim.
  • 594 syf.
    ·6 günde
    Rüya görür müsünüz? Görüyorsanız gördüklerinizin ne kadarını hatırlarsınız veya ne kadarını yönettiğinizi düşünüyorsunuz? Ya rüyalarınıza bir kabus perisi girip kontrolü elinizden alıyorsa? Ya binlerce dünya varsa ve biz sadece birisinde sıkışıp kaldıysak?

    Seriyi toplu bir şekilde yorumlayacağım. İlk önce bahsetmek istediğim şey kitabı ve konusunu çok beğendim. Laini, çok sevdiğim ve en sevdiğim fantastik serilerden birinin yazarı. Karşılaştırma yapmak pek doğru değil ama Duman Ve Kemiğin Kızı serisi ile karşılaştırdığımızda Hayalci biraz gölgede kalmış. Pek bir heyecan ya da fazla bir gizem bulamadım kitapta. Bu kitapların kötü olduğu anlamına gelmiyor Laini’nin kalemine güvenerek fazla bir bilgim olmadan seriyi aldım ve pişman olmadım. Canavarları, masalları ve umutları o kadar güzel ve büyüleyici bir şekilde bir araya getiriyor ki hayran olmamak elde değil. Karakterler ve kurulan dünya her zamanki gibi çok orijinaldi. Okurken kendimi onlarla tanışmak isterken buldum bu sanırım Laini’den kaynaklı :)

    Hayalci yani serinin ilk kitabı biraz durağan ve hikayeye giriş kitabıydı. Kabus perisi ilk kitaba oranla daha heyecanlı, gizemli ve merak gideren bir kitaptı. Çoğu olay tahmin edilebilirdi ama okurken yine de keyif aldım. İkinci kitapta anlatılan Kora ve Nova’nın hikayesini ise çok sevdim. Özellikle sona yaklaştığımızda okurken tüylerim diken diken oldu. Lazlo kitaptaki favori karakterim oldu. Nova’yı ise gerçekten sevdim, çok güçlü bir karakterdi, güçlü kadınlara bayılıyorum.

    Okurken tanrıların geçmiş hayatlarını daha çok öğrenmek istedim. Özellikle Isagol’un hikayesini çok merak ettim. Keşke yazar oralara daha çok değinseydi. Veya Eril-Fane ve Isagol’un hikayesi anlatılabilirdi. Ortam ve olaylar, okuyucu için daha ayrıntılı bir şekilde anlatılsaydı çok hoşuma giderdi. Önerir miyim, eğer fantastik kitap seviyor ve en güzel hikayelerin canavarlarla dolu olduğunu biliyorsanız, tabii ki öneriyorum :)
  • 365 syf.
    ·Puan vermedi
    İlk psikolojik romanımızdır. Bu eserin o kadar süslü bir anlatımı var ki 2 cümlelik bir şeyi , 3 sayfayı neredeyse kaplayacak şekilde yazmış . Eserin en güzel tarafları Necip beyin ,suat hanımı sevmeden önce kadınlara karşı ön yargılı olması ardından Suatı tanıdıktan sonra hata yaptığını anlaması ve Necibin aklında olan ne geçiyorsa yazarın hepsini psikolojik olarak ifade etmesi.
    Ve birbirlerine karşılıklı saygı duymaları güzeldi.ve beğenmediğim şeyler ise böyle güzel başlangıçların sonunun ise kötü son ile bitmesi..karakterini beğenmediğim kahraman ise Süreyanın kardeşi Muallaydı. Yani kocası olmasına rağmen kocasının yanında baş erkeklere göz koymasıdır.Necip ve Suatın birbirine karşı duyduğu bu aşk ve sevginin doğmasında bir suç varsa o da Süreyanındır,eşine ilgi gösterseydi sevgiyle yaklaşsaydı ;o da sevgiye muhtaç kalmazdı.Aşırı süslü anlatıma rağmen romanın o kadar akıcı bir dili var ki.. ben bile kıskandım sevgilerini ve gerçekten Süreyanın ,Suatın sevgisini hakketmediğini düşünüyorum ve beni en çok etkileyen duygusallığa ve aşırı düşünce etkisi yaratan olay ise Necibin düşünceleriyle beni bile boğacak şeyler düşünmesi oldu diyebilirim ..güzel bir eser olduğunu düşünüyorum o yüzden tavsiye ediyorum !.
  • 392 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Kitap Yorumu//Karantina:Azizler-Lex Thomas
    .
    Ordunun bir virüs salgını yüzünden karantinaya aldığı McKinley Lisesi on sekiz aydır savaş alanına dönmüştür. Kapılar sonunda açıldığında Will ve Lucy kâbusun sona erdiğini düşünür. Fakat gerçek çok farklıdır. Okula gelen yeni öğrenciler ilgiyi üzerlerine çekerken Will ve Lucy kendilerine yeni gruplar bulurlar. Gerçek içki ve yiyeceklerle dolu, farklı gruplardan çocukların bir araya geldiği, hatta yakınlaşabildiği muhteşem bir parti, yeni ve daha kolay bir yaşamın habercisi gibi görünmektedir. Fakat çok geçmeden McKinley dünyasında durum kötüleşecek ve Will ile Lucy’nin hayatta kalabilmek için çok daha büyük bir savaş vermesi gerekecektir. 
    .
    Serinin ikinci kitabı Azizler. Seriyi bayağı beğendim. Hatta ilk kitaptan daha iyiydi. Daha hızlı okudum. Belki de kitap okuma maratonunda olduğumdandı bilemiyorum ama kesinlikle ilk kitaba göre daha akıcıydı. Kitapla ilgili tek sorun yazım hataları. Koca yayınevi @pegasusyayinlari 'nın editlemede bu kadar başarısız olması beni çok yoruyor. Her kitaplarında bu sorunla karşılaşıyorum. İlk kitapta da vardı aynı sorunlar. Bunda da aynı şekilde tonla var. Sen en pahalı yayınevlerinden birisin. Hadi editörün kötü çalıştı son okuma yapan elamanın ne yapıyor gerçekten anlamak güç. Ben bile detaylandırmadan seri şekilde okuyup sorunları görürken bu işi yapanlar nasıl göremiyor büyük bir sorunsal gerçekten!
  • 352 syf.
    ·10/10
    Bu kitap hakkında duyduğunuz her şey doğru. Sadece yüzünüzü değil, sizinle aynı odada bulunan herkesin yüzünü de eritecek. İlk sayfadan son sayfaya kadar kelimelerin akınına hazırlıklı olun, bir grup canlı İskoç keşinin kavgaya tutuşup adamlarını bekleyen ve canlanan tüm bunların ayrıntılı bir açıklamasına hazır olun. Trainspotting'de fark edilen ilk şey dilin gerçekliğidir. Sadece karakterin konuşma biçiminde değil, düşünme biçimlerinde de bu geçerli. Irvine Welsh belki Iskoç'ca lehçeyi roman yazan ilk kişi değil ama bunu çok iyi yapıyor.

    Bazı yönlerden kitabın 80'lerin bir ürünü olduğunu hissediyorum ama onu 90'ların önemli bir parçası olarak değerlendiriyorum. Renton'un arkadaşları dünyadaki en evrensel karakterler gibi görünüyor. Herkesin Sick Boy gibi kadın katil, Spud gibi iyi kalpli, Tommy gibi yiğit ve Begby gibi mutlak bir piç olan bir arkadaşı vardır. Mark'a gelince, öyküyü anlatan kişi olma ihtimali en yüksek olan kişi sanırım bu. Kimimiz bu kitapta anlatılanlara benzer sorunları yaşamadı; Kimimizin böyle arkadaşları olmadı; modern hayatın sıkıntısından kaçmak istemeyen kimdi?

    Ana akım medyayı takip etmeyi seçin. Size meydan okumayacak, esnetmeyecek, sizi değiştirmeyecek veya aklınızı karıştırmayacak ucuz e-kitaplar seçin. Yarım saat önce ikiniz de ne yaptığınızı bilemeyecek kadar sarhoş gibi davrandığınız sırada aldığınız rastgele bir yabancıdan alabileceğinizden emin olduğunuz türde birleşme seçin. Plato, Dante, Chaucer, Shakespeare, Newton, Voltaire, Flaubert, Einstein, Joyce, Proust, Dirac, Sartre ile sınırlı olmamak üzere beklenmedik veya ihlal edici her şeyi göz ardı etmeyi seçin. Günde ortalama 2600 kez dokunduğunuz veya kaydırdığınız akıllı telefonunuzdaki lanet olası Facebook akışınızda "Birimiz Hepimiz İçin" sloganı ile en çok görünen ve dürüst olmayan siyasi partiye oy vermeyi seçin. E-Kitap okuyucunuzda Harry Potter ve Ölüm Yadigarlarını tekrar okurken Alzheimer etkilerini ilerletmeyi ve uykuya dalmayı seçin. Ama neden böyle bir şey yapmak isteyeyim? Ben ana akım medyayı seçmemeyi seçtim. Ben başka bir şey seçtim. Neden mi ? Bir nedeni yok.

    Son olarak; açıkçası bu kitabın nasıl yayınlandığını merak ediyorum, çünkü içerik olarak gerçekten kötü bir kitap, ama o kadar benzersiz bir şekilde iyi ki, ne kadar iyi olduğunu ancak onu tekrar tekrar okumaya zaman ayırarak anladım.