• Hadi kızım Allah rahatlık versin. Dua etmeyi sakın unutma. Yoksa kabus görürsün. Şeytan gelip seni dürter, aklına bin türlü fesatlık sokar. De ki; Tanrım beni uslu bir çocuk yap. Annemi ve babamı üzmeyeyim. Günaha girmeyeyim. Beni cehennemde yakma. Cennetine kabul et. Kötülüklerden, şeytandan, sana sığınırım.

    Esma zaten daha bunları duyunca ödü kopmuştu bile. Yatağa uzandı. Annesi üzerini örttü.

    Anneciğim sana bir şey sorabilir miyim?

    Sor kızım.

    Söylesene anne, Tanrı benim çok yakın bir dostum mu? Yoksa beni cezalandırma ve cehennemde yakma hakkına sahip bir düşman mı? Hem ondan korkup hem ona nasıl güvenebilirim? İnsan hiç sevdiği dostundan korkar mı? Ayrıca bu büyükler nereden biliyorlar da habire onun adına konuşuyorlar? Onlar böyle ağızlarına geleni söylerken hiç düşünüyorlar mı acaba, Tanrı onların bu saçmalıklarını duyuyor diye. Belki de tüm bunların karşısında Tanrı'nın sessizliği, bunca abuk subuk düşünceyle uğraşmak istemediği içindir. Belki de diyordur ki "Şu büyüklerin sesini biraz kıssam da, dünyada sadece çocukların düşleri mi kalsa acaba?" Ha anne?
    Ayşegül Çelik
    Sayfa 95 - NotaBene Yayınları - 1. Baskı
  • Ey gönül unutma surette yaşayanın ömrü, sıyrette yaşayanın makamı olur.
    Sonsuza dek birçok şimdi’den oluşur.
    Kim neye inanır, kim neyi sever.
    Kim sevgiyle yaratır.
    Kim kendini ve yaşadığı toplumu sevgiyle dönüştürür.
    Kalp hayatında bir vuruştur.
    Pervane olan, kendini gizler mi alevden?..

    Dünyalık her şeyi şiddetle reddetmeme rağmen.
    Ahiretlik olarak tek kabulüm sensin.
    Ve sonra bir gönülle tüm hayatıma eşittir.
    Seni ilk gördüğüm gün, kalbim dedi.
    Gece yarısı oldu ve bu sefer zor.
    Kaçış nasıl, Yusuf’i sığınak nerede?..
    Pervane olan, kendini gizler mi alevden?..

    Ve içimin dibindeki savaşta Züleyha yüreğin.
    Bak, güzel kaderin yine parlıyor o yarin g/özünde.
    Kasım'ın son mısralarındayız.
    Aralık’tan seyrediyor kar taneleri.
    Çimenleri fırçalamak, gökkuşağını gezmek, havada uçurtmalar uçurmak için.
    Mutluluğun ince güzelliğini yakalamak için b/ekliyor umudu mülteci çocuk.
    Pervane olan, kendini gizler mi alevden?..

    Ağaçlar kuşları kelimeler olarak değiştiriyor dökülürken yaprak.
    Sevgin varsa, günlerden ne bilmiyorum.
    Ama ben bugün de güzide geceden çetin sevdalardan geçip seni seviyorum.
    Yağmur yağıyor, biz b/aşka severdik.
    Ağaçları, kışları ve savrulan yaprakları.
    Seni düşünmek güzel şey, dünden yarına.
    Pervane olan, kendini gizler mi alevden?..

    Koşacağız ,uçacağız, bağrına bağrına sevdalı.
    O yar!..
    Seni seviyorum kokun hayatımdan hiç eksik olmasın.
    Anla beni rüzgar gibi sıradan bir dünya gibi değilim.
    Çılgınlığım var, başka bir boyutta yaşıyorum.
    Ve ruhu olmayan şeyler için zamanım yok savruluyorum yapraklar gibi.
    Pervane olan, kendini gizler mi alevden?..

    Uyumak için değil, kapalı kapıları açmak içindir gece.
    Geçmişin çatlaklarını örtmek, günlerin grilerini silmek, sevgi, arzuyla muhabbet ağacına tırmanmak için.
    O sebepten başka sevemedik!..
    Resim yapmak düşüncenin sessizliği ve görme müziğidir.
    Sevdiğin şeyi yap, sadece ikisi seni anlayacak.
    Ve karanlığımın ışığı olduğunu kanıtladı yarin duası teheccüt vakti.
    Pervane olan, kendini gizler mi alevden?..

    Biri senin durumunda, diğeri seni çok sevecek.
    Her kadında kucaklaşan bir şey var ve sevgilerle sarılıyoruz.
    Sevgi, içindeki her duyguyu hareket ettirir.
    Biliyorum ki bu muazzam tutku sahip olduğum tek şeysin.
    Ve acı çeken tek şey yine sevgi.
    Sevdiğinin içinde daire çizmeye başlamak için.
    Pervane olan, kendini gizler mi alevden?..

    G/özün yalnızca sınırları görürken.
    Aşk her zaman gizli yollarını keşfeder.
    Kalbime bir duada vurdu.
    Ve yaramı ateşe verdim.
    Dualarla gerçek hayatımda teheccüt vakti yaşayanları yaşamaya çalışıyorum.
    Ve yaralarımı s/akladım şems vakti.
    Pervane olan, kendini gizler mi alevden?..

    Dünyaya karşı sevgiyle duada sadece nefes almak bizi boğulmaktan kurtaracak.
    Bir nefes alıp nefes verirseniz su üzerinde yürümek mümkün olacak.
    Bir esinti olarak bilinmeyenden geldi ve kayboldu sevgi.
    Güneşin özü sen ve ben.
    Neysem söğüt ağacının gölgesinden b/aşka bir şey kuşun yuvası.
    Pervane olan, kendini gizler mi alevden?..

    Başımın üstünde parladığında, kısaldı.
    Erimiş ve kayboldu.
    Kalbim hayatın kıvılcımını buldu.
    Kitabın başlığından farklı olabileceğini cümleleri okuduğunda,
    Hakikat, kalp gözlerimizi sürekli olarak çevreleyeni görmektir.
    Sahip olduğunuz bir başkası olmayan tek şey sizsiniz.
    Pervane olan, kendini gizler mi alevden?..

    Sesin, aklın, hikayen, vizyonun, yani yazın ve çizin, inşa edin, oynayın.
    Ve kitap okuyun, şiir yazın, ağaç dikin, gariblerin garibi olun.
    Kendimize yapabileceğimiz en büyük zarar, bize dürüstçe bakma cesaretine sahip olmadan habersiz kalmaktır.
    Ve yaşayabildiğiniz kadar yaşayın dua gibi.
    Geçmiş ile gelecek arasında sadece bir an var, o ana hayat denir.
    Bir insanı sevmek, bir anı alır.
    Pervane olan, kendini gizler mi alevden?..

    Nabız durduğunda ve duygular donduğunda kalp o sevgili olur.
    Bekleyip durur insanı aşk.
    Bir anı yaşamak, bir ömür alır.
    İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler.
    Ve hiçbir şey olmaz şeyler.
    Pervane olan, kendini gizler mi alevden?..
    (Y.ed - Takva Elbisesi Albümü)

    Engin Demirci Şiirleri © Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

    https://www.antoloji.com/...i-garib-coban-siiri/
  • Ölüm yıl dönümünü rahmet ile anıyoruz

    Bilge Kral” olarak tanıdığımız, Müslümanlara örnek olacak mücadele dolu bir hayat bırakan güzel insan Aliya İzzetbegoviç`ten unutulmayacak sözlerle sizleri baş başa bırakıyoruz.
    “Ey teslimiyet, senin adın İslam`dır!”
    “Kur`an edebiyat değil, hayattır; dolayısıyla O`na bir düşünce tarzı değil, bir yaşama tarzı olarak bakılmalıdır.”
    “Yeryüzünün öğretmeni olabilmek için gökyüzünün öğrencisi olmak lazım.”
    “Din ahlaktır; onu hayata geçirmek ise terbiyedir.”
    “Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.”
    “Bizi toprağa gömdüler fakat tohum olduğumuzu bilmiyorlardı.”
    “Ve her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.”
    “Biz de zalimlerden olursak, zulme karşı savaşmamızın bir anlamı kalmaz.”
    “Her şeye kadir olan Allah`a yemin ederim ki köle olmayacağız.”
    “Biz ölüyoruz ama onlar da kazanmıyorlar…”
    “Ben Avrupa`ya giderken kafam önümde eğik gitmiyorum. Çünkü çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik. Çünkü hiçbir kutsal yere saldırmadık. Oysa onlar bunların tamamını yaptı. Hem de Batı`nın gözü önünde; Batı medeniyeti adına.”
    “Hiç kimse intikam peşinde koşmamalı, sadece adaleti aramalıdır. Çünkü intikam sonu olmayan kötülüklerin de kapısını açar. Geçmişi unutmayın ama onunla da yaşamayın.”
    “Hakiki vatansever vatanını diğerlerine üstün tutan değil, vatanının övgüye mazhar olması için hareket edendir.”
    “Din hurafeleri yok etmezse, hurafeler dini yok eder.”
    “Sanat için soyunana alkış tutanlar; Allah için giyinene neden zulmeder?”
    “İktidara gelirseniz, hal ve hareketlerinize dikkat edin. Kibirli olmayın, kendini beğenmişlik etmeyin. Size ait olmayan şeyleri almayın, güçsüzlere yardım edin ve ahlak kurallarına uyun. Unutmayın ki sonsuz iktidar yoktur. Her iktidar geçicidir ve herkes, er veya geç, önce milletin ve nihayet Allah`ın önünde hesap verecektir.”
    “Dindarlık şehrin büyümesiyle azalır; daha doğrusu, bu azalma insana yadırgatıcı bir tarzda tesir eden şehircilik unsurlarının birikmesiyle beraber meydana gelir. Çünkü şehir ne kadar büyürse üzerindeki gök de o kadar ufalır.”
    “Kabile ve ulusun dar sınırlarından kurtulmak için kendinizi Müslüman olarak düşünmeye başlayın.”
    “İnsan şahsiyetini alçaltan, onu eşyayla bir tutan her şey gayri insanidir.”
    “Ölmeye hazır olan insanlar, ölmeye hazır olmayanlara karşı galip gelirler.”
    “Sloganımız şu: Kendinden olanı sev, ötekine saygı göster.”
    “Hayat inanan ve salih ameller işleyenler dışında hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur.”
    “En kötü kombinasyon boş bir ruh ile dolu bir midedir.”
    “İslâm korkakların değil cesur ve atılgan Müslümanların omuzlarında yükselecektir.”
    “Cami minarelerinden ve televizyon vericilerinden halka yönelen mesajlar birbirine zıt olursa ne elde edebiliriz ki?”
    “Ben dindarlığımı annemin dindarlığına borçluyum.”
    “Kuran ve İslam sadece hocalara bırakılmayacak kadar önemlidir.”
    “Benim için yeryüzünde iyi, doğru ve güzel olan ne varsa onun adı İSLÂM`dır.”
    “Allah`ın iradesine teslimiyet, insanların iradelerine karşı bağımsızlık demektir.”
    “İmanınıza, bayrağınıza ve devletinize sımsıkı sarılın.”
    “Bunu hiç unutma evlat! Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahı; devam edegelen sömürgeciliği, döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur.”
    “Müslüman halkları idare eden kimselerin İslam içinde terbiye görmüş ve İslam düşüncesinden esinlenmiş kişilerden olmalarından daha tabii ne olabilir.”
    “Olduğunuz gibi kalın. Dininizi, milliyetinizi koruyun. Kimliğinizi kaybetmenin bedeli köleliktir.”
    “Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir.”
    “Hedefimiz, Müslümanların İslamlaşması; Sloganımız, inanmak ve mücadele etmek.”
    “Güç ve kanun sadece adaletin vasıtalarıdır.”
    “Şükürler olsun ki tarihe Allah hükmediyor.”
  • Ve herşey bittiğinde hatırlayacağımız şey
    Düşmanlarımızın sözleri değil
    Dostlarımızın sessizliği olacaktır...
    (Ö:19 Ekim 1913) Saygı ve Rahmetle 🙏
  • Yıllar bana senin adını unutturmadı dostum
    gözlerimin içinde duran ve herkese kendini söyleyen adını.
    Senin adını mırıldanıyordum öğle üstü,
    hava o kadar sıcaktı ki, saçlarımın arası bile güneşlerle doluydu.
    Dağ çiçeklerinin arasından geçtim, dereye ayaklarımı
    soktum, durmadan senin adını mırıldandım.

    Dostum,
    kaygılar, yolculuk edecek köşe bırakmadı sana,
    toprağın altında bir kulübeye kapattı;
    o kulübenin duvarlarını sessizlikle örmüşler, bu yüzden ses
    geçmiyor içeriye,
    duvarcılar erimiş malalar kullanmışlar duvarları yaparken,
    çekülleri küftenmiş, sık sık dağılırmış.
    ama sessizliği üstüste koymayı başarmışlar.

    Biliyorum, çıkman zor olacak aramıza,
    ama yine de yazmak istedim,
    geçenlerde gölgeni gördüm caddede, beni adım adım izledi,
    oturduğum koltuk oldu sinemada,
    benimle birlikte bir kitabın ilk sayfasını imzaladı,
    denizde çabuk üşüdü, gülümseyerek kurulandı,
    güzel bir gölgeydi, kendini benden esirgemedi,
    içiçe yaşadığım için gölgenle
    yazmak istedim sana.

    Her şeyden önce şunu unutma:
    korkuların da tadına varacaksın,
    daha doğrusu, o korkular anlamsız gelmeye başlayacak sana,
    korku bile olmayacak,
    işte o zaman öfkeni kullanabilirsin dostum,
    kayıtsızlıklardan geçerek edineceğin öfkeyi.
    Bunun için genç olman gerekmez,
    sana orta yaşlılardan birçok örnek verebilirim,
    hem hiçbir şeyin vakti geçmemiştir ki,
    daha 1970 yılındayız,
    yılların en gencinde.

    Duvarları sessizlikle örülmüş kulübe yapmak kolay değildir,
    o duvarlı yıkmak belki daha zordur,
    ama senin gibi bir insan için kulak kesilmek, bizim
    fısıltılarımızı bile duymak kolaydır,
    bana inan dostum,
    şimdiye kadar hiç kandırmadım seni,
    kolaydır diyorum onurlu bir insan olabilmek.

    (...)