• KİTAPLAR VE İNSANLAR
    İnsanlar yalnızca kitaba girmiş, şahit olmuş şeylere önem veriyor; kitaba girmedikçe bir doğruyu geçerli saymıyorlar. Budalalıklarımızı harflere dökünce saygınlaştırmış oluyoruz. Okudum demek, birinden duydum demekten daha geçerli. Ama ben insanların ellerini ağızlarından daha güvenilir bulmadığım, konuşurken saçmaladığımız kadar yazarken de saçmaladığımızı bildiğim için Aulus Gelius ya da Mavrobius'un yazdıkları kadar ben de gördüklerimi öne sürebilirim.
    Sık sık söylerim, örneklerimizi hep yabancılardan ve okul kitaplarından vermemiz aptallıktır diye. Örnekler, Homeros'un, Platon'un zamanında olduğu kadar bugün de boldur. Ama biz düşüncenin doğruluğundan çok, örneklerin gösterişi peşindeyiz; kanıtlarımızı kitapçı dükkanından alıp kullanmak, kendi köyümüzde gördüklerimizden çıkarmaktan daha üstün gibi gelir.
    Belki gözümüzün önündekileri ayıklayıp değerlendirmeye, onları eleştirip örnek haline getirmeye yatkın değil kafamız. Çünkü, kendi tanıklığımıza güvenecek kadar bilgin ve yeterli değiliz dersek, yersiz söz etmiş oluruz. O kadar ki, bence, en orta malı, en çok bilinen, en gösterişsiz şeyleri kendi ışıklı yanlarından görebilirsek, onlardan doğanın en büyük mucizeleri, örneklerin en zenginleri özellikle insan eylemleri konusunda çıkarılabilir
  • Körlüğüne, yoksulluğun ve bilimlerin gelişmesinden önce yaşamış olmasına karşın öyle gerçeklere ulaşmış ki ondan sonra yeni bir düzen kurmak, bir savaşı yönetmek, dinden, felsefeden veya sanatlardan söz açmak isteyenler, hangi mezhepten olursa olsunlar, hep ondan ders almışlar; her şeyi bilen bu yaman hocanın kitaplarını bütün bilgilerin kaynağı saymışlardır.