Ekin Erdoğan, bir alıntı ekledi.
15 saat önce · Kitabı okuyor

Masum
Yakmak için koca koca fırınlar yapacaklarına, Yahudiler'le Çingeneler'in göz ve saç rengini değiştirmek daha kolay olmaz mıydı?

Boyalı Kuş, Jerzy KosinskiBoyalı Kuş, Jerzy Kosinski
Bünyamin Müftüoğlu, bir alıntı ekledi.
20 May 11:07 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Çingeneler Türkiye'nin batı kesimlerinden başlayarak Avrupa'nın hemen her yerinde kendilerine ortak bir isim olarak, Rom, Roma, Roman veya Romni demeyi tercih ederler. Türkiye'de yaşayan çingenelerin de bulundukları yörelere göre değişen isimleri vardır. Anadolu'da ve Ege sahillerinde yaşayanların: Cingân, Çingâne, Manuş, Mıtrıp, Poşa, Karaçi, Beyzade, Elekçi, Geygel, Cono, Gurbet, Abdal; İstanbul ve çevresindekilerin ise: Kıptî, Roman, Pırpırı, Karaoğlan,Todi, Mango gibi isimler aldıkları görülür.

Türkiye'de Çingene Müziği, Melih Duygulu (Sayfa 13 - Pan Yayıncılık)Türkiye'de Çingene Müziği, Melih Duygulu (Sayfa 13 - Pan Yayıncılık)
Betusch in Booksland, Notre Dame'ın Kamburu'yu inceledi.
 12 May 01:31 · Kitabı okudu · 27 günde · Beğendi · 10/10 puan

Klasikler arasında yer alan Gotik kurgu olarak değerlendirebileceğimiz "Notre Dame'ın Kamburu" çocukluğumuzdan bu yana konusuna hiç yabancı olmadığımız bir eserdir. Ancak insan büyüyüp görünenlerin arkasındaki gizli mesajları anlamaya başladıktan sonra okuyunca bu eseri, içeriğinde yer alan çocukça bir bakış açısıyla anlaşılamayacak olan pek çok yergi ve eleştiriyi tüm gerçekliğiyle kavrayabiliyor. Bu eserde o zamanların Fransa hükümetine, ülkedeki adalet anlayışına, kiliseye, piskoposlara karşı pek çok eleştiri mevcuttur.
Tüm bu karmaşanın içinde bir de talihsiz âşk hikayeleri anlatılmaktadır.
Zavallı Esmeralda daha küçücük bir bebekken Çingeneler tarafından kaçırılır. O günden sonra onu pek çok talihsizlik beklemektedir. Esmeralda, yakışıklı Phoebus'a âşık olur. Ancak Phoebus'un niyeti onunla gönül eğlendirmektir ve gider başka bir kızla evlenir. Notre Dame'ın başdiyakozu Frollo ve kambur Quasimodo da güzeller güzeli Esmeralda'ya âşık olur. Ancak Esmeralda'nın gönlü ikisini de istemez. Esmeralda'nın sonunu getiren de Phoebus ve Frollo olur. Quasimodo her ne kadar Esmeralda'yı kurtarmak için çırpınsa da zavallı kızı bekleyen korkunç sondan kurtaramaz.

Dilhun, bir alıntı ekledi.
10 May 21:27 · Kitabı okuyor · Beğendi

"Ama her nasılsa her yıkımdan, kötü talihten bir neşe var edebilmeyi biliyor çingeneler"

Parçası Benden, Sibel EraslanParçası Benden, Sibel Eraslan
Martenteo, Korkunç Yıllar'ı inceledi.
 10 May 10:57 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · Puan vermedi

Bu kitap okuduğum kitaplar içerisinde en değerlilerinden biri çünkü bana çok değerli bir dostum tarafından hediye edilmişti hem de hep aradığım, edebiyatımızda çokça yer almasını istediğim bir konuyu bizim bakış açımızdan ele almış. Hep eleştirdiğim bir konu şudur ki toplama kamplarında ölenler sadece Yahudiler değildi. O toplama ve imha kamplarında Yahudiler, Rus savaş esirleri, Polonyalılar, İtalyan muhalifler, Romanyalılar,Çingeneler,Kırımçaklar(Kırım Yahudileri ki Türktürler),Karaylar(Litvanya Yahudileri ki onlar da Türktür),Rusya lehine savaşmaya zorlanmış Azeri, Kırgız, Tatar, Özbek, vb. bir çok Avrupa ve Asya halkından insan yaşamını yitirdi. Bu konuda ne yazık ki bizim edebiyatımız da film sektörümüz de Yahudiler kadar kuvvetli değil ve ne yazık ki o ana toplama kamplarında ve onlara bağlı yüzlerce daha küçük kampta ölen insanlarımızın hikayesini yazmıyoruz. Cengiz Dağcı bu konuda gayet başarılı bir eser ortaya koymuş ve şu an adı sanı bilinmeyen duyulmayan iki kampta gördüklerini, yaşanan acıları, insan hayatının nasıl hiçe sayıldığını, bir lokma yiyecek için neler yapılabildiğini,insan denilen varlığın yeri geldiğinde nasıl iğrenç,duygusuz, adi bir canavara dönüşebileceğini oldukça çarpıcı bir biçimde anlatmış.Bu önemli eserin ülkemizde yeterince ilgi görmediğini düşünüyor ve daha çok okunup hakettiği yere gelebilmesi için tüm kitapseverlere şiddetle tavsiye ediyorum.

Martenteo, Maus'u inceledi.
10 May 10:21 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · Puan vermedi

"Doktor: Auschwits nasıl bir his miydi? Hmm... Nasıl Anlatabilirim? (Aniden ve Artie'ye doğru eğilerek) BOO!
Artie: AYY! (Artie yerinden zıplıyor)
Doktor: Hep böyle bir şeydi işte. Ama HEP! Kapıdan geçtiğin andan, en sonuna kadar."
İncelemeye böyle başlamak istedim çünkü sanırım hergün ölüm korkusuyla karşı karşıya kalan insanların yaşadıklarını kitapta çok kısa bir şekilde özetleyen en güzel ifade buydu.
Art Spiegelman,Polonya Yahudisi olan ve Auschwitz'ten sağ kurtulmayı başaran anne ve babasının hikayesini, tüm yakınlarını kaybetmelerini, hatta ailesi ve onların yaşadıklarından etkilenen kendi hayatını, yaşadığı sıkıntı ve buhranları bu grafik romanda anlatmaya çalışmış.Savaş dönemi yaşananlar baba Vladek Spiegelman'ın ağzından anlatılmış.Ayrıca ailesinin savaş zamanı çektiklerini dile getirdiği bu kitabının başarısından sonra rahat içinde yaşamaktan duyduğu rahatsızlığa değinmiş. Tüm o duyguları oldukça da güzel bir şekilde hissettirmiş. İnsan eline alınca bitirmeden bırakmak istemiyor.Bir grafik romandan beklenemeyecek ölçüde detaylı ve başarılı buldum. O yüzden bu konulara merak duyan arkadaşlara şiddetle tavsiye ederim.
Eserde Yahudiler fare,Almanlar kedi,Polonyalılar domuz,Fransızlar kurbağa,Amerikalılar köpek ve çingeneler de kelebek olarak vücut bulmuş.
Romanda ilgimi çeken önemli bir şey de baba Vladek'in Almanların Yahudileri eleştirmek ve aşağılamak için çizdiği karikatürlerdeki gibi pinti ve hesapçı olması, bazı duygu ve merhamet gerektiren yerlerde aşırı pragmatik davranması; ırkçılık yüzünden çektiklerini irdelemeksizin özgür hayatında Afro-Amerikalıları tehlikeli ve hırsız olarak genelleyerek ırkçılık yapması yani bir Nazi gibi davranması ve de yazarın bunu dürüstçe ortaya koyabilmesiydi.
Anlatılan onca acının ve gerçeğin yanında şahsi olarak beni en çok etkileyen şey ise yazarın sadece bir fotoğrafta kalmış kardeşiyle ve ona duyulan sevgiyle baş etmeye çalışması,onun hayaletiyle rekabet edemeyeceğinin bilincinde olup bu yüzden hissettiği eziklik duygusuydu. Artie'nin değersizlik duygusu resmen içimi acıttı. Bu yüzden incelememi Artie'nin bu konudaki cümleleriyle bitirmek istiyorum:
"Odalarında benim resmime ihtiyaçları yoktu...Ben hayattaydım! Fotoğraf öfke nöbetleri geçirip,başını belaya sokmazdı.İdeal bir çocuktu,oysa ben baş belasıydım,o resimle rekabet edemedim. Evde Richieu'dan bahsetmezlerdi,o resim bir çeşit sitem gibiydi ...Bir fotoğrafla kardeşlik rekabeti yaşamak ürkütücü!"

Bir replik...
Ne kadar zor anlasam da fırtına, kafamın içinde hala köpürüyor, gerçekleri siliyor.

Davor Dujmovic(Perhan)-Çingeneler Zamanı-1988

Ederlezi
"Kanatlarımı koparmak istiyorlar, kanatları olmayan bir ruh nedir ki? Benim ruhum özgür. Bir kuş gibi özgür. Yükseklere çıkıp sonra aşağıya iner. Bazen gözyaşı döker, bazen de şarkılar söyleyip kahkahalar atar.. “

Çingeneler Zamanı

Cansu, bir alıntı ekledi.
29 Nis 13:05 · İnceledi

'Cingeneler nasıl da kurnaz oluyorlar!' dedi kendi kendine. 'Belki de çok yolculuk ettikleri için.'

Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 184 - Can)Simyacı, Paulo Coelho (Sayfa 184 - Can)