• Aslına bakarsanız, Ecevit'in kabahati çeyrek yüzyıl Yunanlılara kardeşlik şiiri yazmış olmak degil. Ecevit'in kabahati düpedüz şiir yazmış olmak. Hem şiir yazmak, hem de sonradan başbakanlık etmek olur mu? Şiir yazana toplumumuzda uygun görülen durumlar belli: Şiir yazan serseri olur, ya ayyaş. Ömrü meyhanelerde geçer. Ya da hapishanelerde. Hayat, bazen, ülkede barındırmaz, dışarılara kaçmağa, oralarda ölmeğe zorlanır.
    Oysa, Divan şiirinin klasikleri arasına girmiş bir iki mısranım sahibi olan padişahlarımız da vardır. Kanuni Süleyman'ın «Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi mısrasını hastanelerin girişindeki mermerlere kazırız. «Ateş kesilir geçse sebâ gülşenimizden» mısrasını bazen Yavuz Selim'e, çoğu zaman da ikinci Selim'e yakıştırırız. Yine de, padişahlarımızın bu yönü üzerinde durulmasından pek hoşlanmayız. Erkekliklerine, kahramanlıklarına halel gelir diye düşünürüz belki. Savaşçı, akıncı, fethedici olmaları daha çok hoşumuza gider.
  • 288 syf.
    ·3 günde·Puan vermedi
    Yazarın okuduğum ikinci romanıydı. İlk okuduğum "Kafamda bir tuhaflık" kitabı kadar beğenemediğimi söylemeliyim. Bunun sebebi karakterlerin tam oturmamış olması. İki aşk hikayesi var, ama hikayeler tam olarak olgunlaşmamış, bu duruumu yazarın gençlik döneminde yazmış olduğu bir kitap olmasıyla da bağdaştırabiliriz sanırım. Ama dili eğlenceli, akıcı.. Okurken Yeçilçam filmi izliyor gibi hissettiriyor.

    İçeriğe gelince, eski sessiz bir köşkte cüce hizmetçisiyle beraber yaşayan yaşlı bir kadının üç torunu yazın büyükannelerini ziyarete geliyorlar. Torunlardan biri sarhoş dul bir tarihçi, diğeri kitapta komünist olduğu söylenen bir kız ve en küçükleri zengin olup Amerika'da üniversite okumaya gitmek isteyen bir genç.
    Karakterler iç hesaplaşmaları bakımından ayrıntılı olarak ele alınmış olmakla birlikte, yaşadıkları toplum ve düşünceleri çok yüzeysel kalmış diye düşünüyorum. Örneğin komünist kızın kitaptaki tek rolü plajda mayoyla güneşlenip Cumhuriyet gazetesi almak. Veya örneğin kitapta ülkücü olduğu söylenen bir karakter var, kendi ideallerinin hayallerini kurup hırsızlıktan, amaçsızca gezip duvarlara yazılar yazmaktan ileri gitmeyen bir karakter. Yine büyük dedeleri, tanrının varlığını inkar ediyor ve Batı'nın Doğu'dan farkı olarak onların ölümü anlamalarını, yok oluşu anlamalarını bizden üstünlüklerinin sebebi olarak görüyor vesair.

    Elbette ki toplumun her kesiminde iyi olan insanlar vardır, kötü olan da vardır ama Orhan Pamuk bu kitabından sadece bu farklı kesimlerin hepsinden en zavallıları seçmiş ve perişanlık hikayesi anlatmış gibi hissettirdi. Ben istiyorum ki kitapta anlatılan kişiler inandıkları düşünceleri anlatırken okuyucuyu da inandırsınlar, kendilerine güldürmesinler. Can sıkıntısı gidermek için kısa okunabilecek bir roman fakat okunacak bu kadar güzel kitap varken önermem.
  • 848 syf.
    ·8 günde·Puan vermedi
    Selamlar dostlarım Eylül ayının yedinci kitabı Turgut Özakman'dan "Cumhuriyet Türk Mucizesi 2"

    Öncelikle Turgut Özakman beyefendiye rahmet ve şükranlarımı sunuyorum. Böyle güzel bir seriyi biz Türk gençlerine hediye ettiği için çok teşekkür ederim. Her Türk gencinin mutlaka okuması gereken şanlı tarihini bize çok güzel bir şekilde sunmuş ve bazı kesimlerin yalanlarını kanıtlarla gözler önüne sermiş. Velhasıl kelam "Yaşa Mustafa Kemal Paşa"

    Unutmayın öyle bir tarihiniz var ki sadece okuyarak, gezerek, araştırarak öğrenebilirsiniz. Sizden kimse 275 kiloluk topu seyit onbaşı gibi sırtınızda taşımanızı istemiyor sizden sadece onlara layık torun, evlat olmanızı istiyor.

    Kitaba gelirsek:
    Cumhuriyet 2.Kitap /Turgut Özakman
    1923 Cumhuriyet 'in ilanından 1938 Gazi Mustafa Kemal Atatürk 'ün vefatına kadar olan dönemi bir çok kaynaktan faydalanarak yazmış.
    Kitap zaten Cumhuriyet 'in ilan edilmesi ile başlıyor, daha sonra Atatürk 'ün hiç durmadan, yorulmadan, ara vermeden ülke kalkınması için yaptığı DEVRİMLER i, gelişmeleri anlatıyor. Ülke kalkınması için kurulan şimdi hepsi hiç fiyatına satılan fabrikaları, Köy Enstitülerini, Halk Evlerini, yeni Türk alfabesini, Türk Dil Kurumunu, Tarih Kurumunu, Üniversiteleri, yolları, demiryollarını,en ücra yere kadar giden okulları, kadınların toplumsal hayata katılmalarını, seçme ve seçilme hakkını kazanmalarını, Ziraat Fakülteleri, Tarım ve çiftçilerin kalkınmasını, elektrik, su, hastane, sağlık evleri, aşı ve bulaşıcı hastalıklarla mücadele, ormanlar, iktisadi ve kalkınma planları, Lozan Diplomatik başarısını, Hatay' in anavatana katılması, Boğazlar ile yapılan lehimize anlaşmayı ,Güzel Sanatlar ve Mimari,İş Bankası,Ziraat Bankası,Uçak fabrikası,Gemi yapımı, tiyatro,radyo evleri ve daha aklıma gelmeyen birçok inkişafların hepsini yılmadan, bıkmadan Türk milletine sunmuştur.
  • 656 syf.
    ·4 günde·Beğendi·10/10
    Kemal Tahir'in tarihe adını yazmış romanı Devlet Ana'yı herkes okumalı, her yeni nesle aktararak okutmaya devam etmeli. Gerçek bir romanın nasıl olması gerektiğini göstermek için ders kitabı olarak da kullanılmalı. Sadece tarih romanları yazan kişiler için değil, her türde romanlar yazan kişiler için eğitici bir kitap olarak görülebilir. Yerli edebiyatta ne kadar büyük eserlerimiz olduğunun en büyük kanıtlarından birisi de diyebiliriz.

    Hikâyenin uzun soluklu ve bambaşka bir açıdan başlayan anlatımı geniş bir açılım yaparak ilerledikçe ilerliyor ve kitabın sonu yaklaştıkça açıldığı noktaları geriye doğru toplayarak tam da başladığı noktada, yine aynı bakış açısını da merkeze alarak bitiriyor. Karakterlerin gelişimi, hikâye doruk noktasına eriştiğinde oldukları nokta, finale geldiğinde aldıkları yeni şekil dikkate değer. Onların düşüncelerini ve fikirlerindeki çeşitliliği çok iyi veriyor, başlangıçtaki yerinden bitimdeki yerine uzanışını ince ince işleyerek bittiğinde okurun derin bir nefes almasını sağlıyor.

    Bütünlüken bahsettik, karakterlerden bahsettik, kahramanın yolculuğunu da unutmamak gerekir. Bunun da ötesinde, ana karakterler kadar yan karakterlerin de birbiriyle etkileşimi ve konu olduğu tarih sayfasındaki yerini sıkı sıkıya sahiplenişi dikkaye değer. Devlet Ana'nın sıkı sıkıya tuttuğu kamçısıyla kitabı da, tarih sayfalarını da verdiği şekli yine aynı kamçının konuşmasıyla kendisine verdiği final muazzamdı diyebilirim.

    Kitap sadece tarihi değil, edebiyatı da okura anlatıyor. Okuru edebiyat ve tarih ekseninde harmanlarken Türk dilini de içine katıyor. Bir güzel şekillendiriyor.

    Dönemin dilinin günümüz Türkçesine yedirilmesi ve okurun bunu okurken hiç ama hiç rahatsız olmaması, günümüz Türkçesine rağmen kendini o dille konuşabilirmiş gibi hissetmesi de çok önemli bir diğer nokta diyebilirim. O gün, orada yaşıyormuş gibi okuyor, bir çırpıda bitiriyorsunuz.

    Dediğim gibi, sadece döneme ve tarihe meraklı olanların değil, edebiyata gönül veren ve hatta az buçuk okumayı seven herkesin eline alıp okuması gereken bir eserdir Devlet Ana.
  • 256 syf.
    ·10/10
    Lara Tuksal (yakın arkadaşları için olduğu kadar, onu takip edenler için de nam-ı diğer Laruş) çok severek takip ettiğim, meditasyonlarını keyifle yaptığım, sohbetiyle düşündüren, günlük hayatından kesitler sunduğu videoları keyifle izlenen güzel ruh.
    Kitabı da ruhunu yansıtıyor diye düşünüyorum. Özenle yazmış. Ayrıca kitapla birlikte yürütülen meditasyon programının da etkili olduğunu deneyimledim. Kitap, bitmesini istemediğim bi arkadaş sohbeti gibi. Sevdiklerime de hediye ediyorum ayrıca, herkesin Lara'yla sohbet etmesi gerek.
  • 80 syf.
    ·Puan vermedi
    #namıkkemal in #vatanyahutsilistre si ne kalbimi bıraktım..

    Kitap bir tiyatro eseri. Yazıldığı dönemde #namıkkemal in sürgüne gönderilmesine sebep olmuş olsada, sahnelenmeye devam etmiş.

    Vatan sevgisini o kadar güzel işlemiş ki kitabı okurken o duygularla doldum taştım.Kitap; vatan aşkıyla yanıp tutuşan bir genç askerin çok sevdiği kızı ardında bırakıp giderken kızında ölüme giden sevdiği bu genç için erkek kılığına girerek ardından cepheye gitmesini işliyor.

    #namıkkemal in İntibah kitabında ki dili de çok sade ve anlaşılırdı. Okuduğum bu ikinci kitabınıda en az İntibah kadar beğendim. Keyifli okumalar..


    “Uyusam, rüyamda sen!
    Uyansam, hayalimde sen!
    İnsan içinde olsam, gönlümde sen!
    Daima sen! Daima sen!”

    “İşte Tanrım beni sana, seni bana yazmış. İşte sen can, ben beden! Sen sevgi, ben gönül! Sen hüzün, ben aşk! Sen güneş gibisin. Yüzüne baktıkça gözlerimi yaşatıyorsun. Ben, gölge gibi senin, yalnız senin ayagının altında sürünüyorum!”

    “Bilir misin, bence, vatan iman ile beraberdir. Vatanını sevmeyen, Allah’ını da sevmez!”
  • 224 syf.
    ·10/10
    Nerden ve nasıl başlayacağımı gerçekten bilmiyorum fakat bu kitabın kitaplığımdan beni en etkileyen kitap olduğunu biliyorum.yazar o kadar güzel yazmış ki karakterlerin en gıcığını bile kitabın sonunda sevdim.kitap duygusal bir kitap olmasına rağmen beni fazlacada güldürdü. Açıkçası duygu karmaşası yaşadım. Ağlıyorum daha gözümdeki yaş yere düşmeden kahkaha ile gülmeye başlıyorum. Anlatabildim mi? Benim şu zamana kadar okuduğum kitapların hiçbirinde erkek utangaç değildi ve hep kızlar utangaç gösteriliyordu.fakat burda Oğuzun kızarması,utanması ve her utandığında elinin ensesine gitmesi bile beni benden aldı.ha bide gamzeleri..BesteGül karakterinin iç sesleri beni hiç olmadık bir zamanda bile güldürdü açıkçası. Annem artık bu kız ne okuyor ya diye beni sorgulamaya başladı. kitap o kadar akıcı ve kendine bağlıyorduki hiç aralık vermeden 100. Sayfaya gelip 2.günde hiç aralık vermeden geri kalan sayfalarını okuyup kitabı bitirdim. Bitirdiğimde fark ettimki artık kitap okumaktan belim falan ağrımış. Bazen diyorum ki şu kadar kısa bir kitap nasıl beni bu kadar etkiledi? Nasıl böyle kalbimi acıta bildi? Karakterleri o kadar benimsemişim ki sanki hepsi arkadaşımmış gibiydi..ayrıca BesteGülün doğallığı (onun deyişi ile odunluğu)
    Acayip iyidi,yapmacık değildi,gereksiz kibarlığı da yoktuki bu çok iyiydi. Kitaptan aslında bir çokta ders çıkarılabilir. Dediğim gibi kısacık bir kitap size bir çok şey katabiliyor*ki* Yere yakın yıldızlara uzak kitabı buna en iyi örnek. Beni çokça güldüren,çokça ağlatan bir kitap oldu*ki* her şarkı dinleyişimde aklım onlara gidiyor ve bir şekilde kendimi onları düşünürken buluyorum. Acayip beğendiğim bir kitap oldu ve herkese önerebileceğim bir kitap oldu. Bence alıp okuyup BesteGül ve Oğuzumla tanışmalısınız! Diğerlerinide unutmayalım tabii