"... yüzyıllardır beri süren bu büyük ve tuhaf savaşta din kisvesi altında toprak, iktidar, kendi hayat görüşü ve dünyayı idare ediş biçimi için çarpışıyorlardı. Birbirlerinin sadece kadınlarını, atlarını, silahlarını değil, şarkılarını, şiirlerini bile çalıyorlardı. Onlar da değerli bir ganimet gibi bir birinden ötekine geçiyordu."
Gazali öğrettiği şeylerin kendi hayatında neye karşılık geldiğini sorgulamaya başlar. Bilgi artmakta, itibar çoğalmakta, söz etkili olmaktadır; ama insanın iç dünyasında aynı derinlikte bir karşılık oluşmamaktadır. Bu fark ediş, bir anda değil, yavaş yavaş belirir.
Bir şaman atasözü şöyle der:
"Ders sen öğrenene kadar devam eder. Tekrar ediş oluşu anlamayıştan ileri gelir. Anlayanı pişirir, anlamayanı ise pişene dek yakmaya devam eder."