• Akademik danışmanlık ya da tez danışmanlığı adı altında oluşan 'tez yazım sektörü' patlama yaptı. Üniversitelerdeki lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine yönelik ‘naylon’ tezlerin ücretleri 3 ile 20 bin TL arasında.

    Habertürk'ten Yusuf Doğan'nı aktardığına göre, kayıt dışı olduğu için büyüklüğü tam olarak bilinmese de sürekli artan özel üniversitesayısı ve mezuniyet için tez yazma zorunluluğu, sektörü günden güne büyütüyor. Özellikle özel üniversitelerin etrafındaki kırtasiyeler ve fotokopi merkezleri bu işin merkeziyken, sektör artık internet ortamına kaymış durumda.

    Gazete, üniversitelerde tez yazımı, ödev ve proje hazırlanması konusunda hizmet verdiğini duyuran yüzlerce siteden 3'üyle bağlantıya geçerek sektörü araştırdı. E-posta aracılığıyla iletişim kurulan 3 site de 1 saat içinde dönüş yaptı. Kendilerini 'tez danışmanlığı şirketi' olarak tanımlayan kişiler, ilk etapta yüz yüze görüşme talebimizi reddedip tezin aşama aşama mail aracılığıyla tamamlanacağını, gerekirse son aşamada yüz yüze görüşebileceklerini söyledi.

    AKADEMİSYENLER DE VAR
    'Yeni Medya Bağlamında Türkiye'de Yazılı Basın' konulu, 80 sayfalık gazetecilik yüksek lisans tezi yazdırmak istediğimizi söylediğimiz 'tez danışmanı', alanlarına göre özel bir ekipleri ve veri tabanları olduğunu, çalışma gruplarında akademisyenler de bulunduğunu ifade etti. Ardından, veri tabanı taraması yapacağını ve detayları görüşmek için arayacağını bildirdi.

    Yaklaşık 1 saat sonra arayan tez danışmanı, tezin 2 ayda teslim edilebileceğini, 3 aşamada yazılacağını, bedelinin sayfa başı 40 TL'den olmak üzere 3 bin 200 TL olduğunu kaydetti. Görüşülen ikinci siteden diğer tez danışmanı da benzer bir süreçten sonra aynı tezi 3 bin TL'ye yazabileceklerini belirtti. 3. tez danışmanlığı sitesi ise tutarın ortalama 2 bin 750 TL olduğunu, yazım süresi boyunca fiyatın bir miktar artabileceğini hatırlattı. Bu aşamadan sonra ise bu merkezlerin indirim mesajları gelmeye başladı. Sadece görüşüp fiyat sorulan bir başka yer ise fiyatın pahalı bulunduğu söylendiğinde, normalde tez yazdırmanın yasak olduğunu, kendilerinin yasal olan tez danışmanlığı hizmeti verdiğini ve bunun için de fatura keseceklerini, indirim yapamayacaklarını dile getirdi.

    FİYATI NELER ETKİLİYOR?

    Üniversite
    Üniversite sınavı yılda birkaç kez yapılacak
    Görüşülen kişiler ve internet sitelerine göre tezlerin sayfa fiyatı konusuna ve kapsamına göre değişmekle birlikte lisans için 15 TL, yüksek lisans için 30 TL'den başlıyor. Lisans tezleri ortalama 2-3 bin TL. Yüksek lisansta fiyat 3-101 bin TL arasında değişebiliyor. Doktora ve doçentlik tezlerinde ise 5-20 bin TL'ye kadar çıkabiliyor.
    Tezin son fiyatını etkileyen unsurlar arasında, anket çalışması, çeviri, yabancı kaynak kullanımı ve teslim süresi bulunuyor. Son fiyatı pazarlık yeteneğiniz belirliyor. Sözel bölümler için tezler, sayısal bölümlere göre biraz daha ucuz yazılabiliyor. En pahalı tezler ise zorluğu ve uzun zaman alması nedeniyle tıp bölümündeki tezler oluyor. Tez yazan kişiler, her bölümden öğrenci geldiğini söylüyor.

    Açık kimliğinin yazılmasını ve fotoğraf çekilmesini istemeyen C.D., sistemin nasıl işlediğini anlattı.

    EN PAHALISI TIP

    — En pahalıları tıp, ardından matematik ve hukuk geliyor. Sosyal bilimlerde fiyat düşüyor.

    — Sayfa fiyatı: 15-40 TL. arasında değişebiliyor.

    — Lisans tezi: 2-3 bin TLüksek lisans tezi: 3-10 bin TL

    — Doktora tezi: 5-20 bin TL

    — Öğrencinin yazdığı tezi okulun tez formatına göre düzenleme: (Sayfa başı 2 TL sözel, 4 TL sayısal)

    — Normal çevirinin sayfası 4 TL, akademik çevirinin 6 TL, Osmanlıca çevirinin 7-8 TL

    ‘OFİS OLUNCA İNSANLAR GÜVENİYOR'

    Kendilerini tez danışmanlığı şirketi olarak tanıtan yerlerin dışında, bu işi, kendisini bir büroya bağlı olarak gösteren ancak bireysel olarak yapanlar da var. C.D. de bunlardan biri. Sosyoloji bölümü mezunu ancak işsiz olan C.D. ile özel bir üniversitenin yakınındaki bir kafede buluştuk.

    "Bu işi bir süre kendi başıma yapmaya çalıştım" diyen C.D., şunları söyledi: "Bir mütercimt ercümanlık bürosunda proje ve tez hazırlandığını öğrenince, onlarla görüşüp burada çalışmaya başladım. Bireysel olarak gelenler olduğu gibi sınıf halinde gelenler de oluyor. Genellikle çizim yaptırıyorlar. Fiyat, yoğunluğuma göre değişiyor.
    Beni aşan, başkalarına yaptırmak zorunda olduğum kısımlar olursa fiyat artıyor. ‘Kâğıt, ciltleme, baskı hizmeti' adı altında fatura veriliyor. Çalıştığım yer mütercim tercümanlık bürosu. Ama genelde bu iş için kurulmuş yerler oluyor. Tezleri akademisyenlerin yazdığını söylese de bürolarda çalışanlar genelde öğrenciler ve ya sürekli olarak bu işi yapan kişilerdir. Çalıştığım büro sadece bu işten ayda 50-60 bin TL kazanıyor."

    İstanbul dışında diğer kentlerin de düşünüldüğünde pazarın milyonlarca liralık bir pazar olduğunu kaydeden C.D., hangi bölümlerin tezlerinin zor olduğunu ve ya yazılamadığı yönündeki sorumuzu ise "Birçok alandan insanlar olduğu için yapılmayan ödev ya da tez görmedim. Sen bana parayı ver, istediğin ödevi istediğin dilde hazırlatabilirim" diye yanıtlıyor.

    ‘DURUMA KİMSE BAKMIYOR'

    Tez yazım merkezlerinden en çok şikâyet edenler ise akademisyenler. Özel bir üniversitede dekan yardımcılığı yapan bir öğretim üyesi, konuyla ilgili şikâyetini "Bu bir sektör oldu ve biz akademisyenler de üniversiteler de farkında ancak kimse bir şey yapmıyor. Herkes eğitim kalitesinin düştüğünden şikâyetçi ancak bu düşük kalitenin mezunlarının durumuna kimse bakmıyor. Herkes, ‘Bitirsin gitsin' diyor. Onlar doktor oluyor, onlar avukat oluyor. Sonuç ortada" sözleriyle dile getiriyor.

    Öte yandan bir de tez yazdırmaya çalışırken para kaptıranlar var. Forum sitelerinde ve sözlüklerde, internette numarasını görüp arayarak anlaştığı kişiye bir miktar para gönderen ancak bir daha ulaşamayan, YÖK'ün sitesindeki tezleri kopyalayıp yeni tez gibi teslim eden kişilerle ilgili çok sayıda şikâyet bulunuyor.

    Kaynak: (https://tr.sputniknews.com/...rlbyhBRF3HCsjm0V8ZRo)
  • 188 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    #Tanrıiyipekiyainsan
    #Tolgahanuzun
    #kitapyorumu
    Nasira: Babası fizik profesörü annesi lise öğretmeni müslüman kökenli bir ailenin çocuğu Tel Aviv deki değerli okullarda okumuş tıp fakültesi kazanmış fakat felsefi kitapları daha çok okuduğu için tıptan felsefeye geçiş yapmıştır .
    Kimdi: Babasının teşviki üzerine felsefe okumayı hak kazanmış ,inşaat mühendisi babanın tek oğlu
    Yaşeya: Yahudi kökenli Avrupa'daki okullarda sosyoloji okumayı istiyordu fakat aldığı puan 89 1 puanla kaçırdığı için Tel Aviv de felsefe bölümünü kazandı .
    Alexis:Katolik ve Hristiyan bir ailenin çocuğu dini inancı olmayan kiliseye gitme inancı olmadığı gibi Tevrat ve İncil i genellikle sorgulama için okurdu .Evrim teorisiyle ilgiliydi.
    Serena: Doğuştan okuma ve yazma bilen özel yetenekli bir çocuktu.Annesi ve babası ataistti.Serena ailesinin aksine bir yaratıcının olduğuna inandı.Bu sebeple felsefeye merak saldı.
    Nasira ,Kindi ,yaseya, Alexis ,Serena Tel Aviv deki Ezra üniveristesi felsefe bölümünü kazandılar.Zamanla çok iyi arkadaş oldular ,dinleri mezhepleri ayrı olsa bile dostlukları ile herşeyin üstesinden geliyorlardı.
    " Kardeşini sevmeyen insan ,inandığı Tanriyi sevemez; kardeşini seven insan inandigi Tanrıyı sever inancindaydi her biri... Alexis ve Serena özel yurtta diğerleri devlet yurdunda kalmaya başlar. Bu üniversite Oxford ve Harward gibi üniversiteleri geride birakarak Dünya üzerindeki en başarılı eğitim ve öğretim sistemiyle de en ilginç üniversitelerden biridir.
    Örf Dr. Etica bir gün sınav yapmaya karar verir
    Bir müslüman öğrenciye su soruyu sorar:
    Hristiyan olsaydın diğer inançlara bakışın nasıl olurdu?
    Nasıl bir hristiyan olurdun ?
    Bir hristiyan öğrenciye sorar;
    Müslüman olsaydın diğer inançlara bakışın nasıl olurdu ? Nasıl müslüman olurdun?
    Zeka seviyesi üst derece olan öğrencilerin hiçbiri bu sorulara içten cevap veremediği için hiç birinin sınav sonucu iyi gelmemiştir.
    Ben benliğimi kaybetmeden neden sen olamıyorum?
    Sen senligini kaybetmeden neden ben olamıyorsun?
    Sorularına yanıt aramaktadırlar.
    Bir gün başka bölümün öğrencilerinden bir kaçı prostesto düzenler.Universitenin Dekanı Tel Aviv emniyet müdürlüğüne haber verir .Polisler gelir ,Nasira ,yaseya,Alexis, serana ve Kindi diğer yaralanan arkadaşlarını kurtarmak için olaya karışır .arkadaşlarını kurtarmak amacıyla girilen çatışmada nasira ve Kindi vurularak olur .Tanrı iyimidir?
    Kötü müdür? yoksa Tanrı iyi insanları her zaman alıp yaşama kötülerin hakim olmasından yana mıdır?
    Gibi cevabı bilinmeyen sorulara cevap aramıştır sayın yazarımız ...İnsanların iyi veya kötü olması ,gerçekliğin felsefesi, evrim teorisi, varoluş ,dinlerin varlığı ve var olma sebepleri nelerdir? gibi bir çok konuya açıklık getirmiş ve sıradışı bir kitap olmuş Kitapta İncil ve Tevrattan alıntılar bulunmaktadır.Herkesin okuyabileceği bir kitap olduğunu düşünüyorum.Yazarimizin okuru bol kalemi daim olsun başarılar diliyorum keyif alarak okudum
  • 268 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Psikoloji,sosyoloji, tarih ve bilim kitapları bir bedense, roman o bedenin ruhudur bence... çünkü onların yetersiz kaldığı yerde roman estetik bir tamamlayıcıdır. Hareket, renk ve duygu katar . O yüzden roman,öykü okumayı seviyorum. İşin erbabından okuyorsanız eğer psikoloji,sosyoloji,tarih vs. hepsi bir arada üstelik sıkmadan bunaltmadan dozunda alabiliyorsunuz herşeyi...
    Jane Austen'nin yazdığı tüm eserleri klasikleşmiş defalarca sinemaya uyarlanmış tasdikli bir yazar. Devrinde hemcinslerine göre daha iyi bir eğitim almış ,ailesi tarafından teşvik edilmiş ve desteklenmiş.Tüm bunlara yazarın kabiliyeti ve hassas gözlemleme yetisi dahil olunca ortaya sevilen eserler çıkmış. Romanlarindaki kurgusu, konusu, sağlam karakterleri, yalin ve akıcı dili hep en cok okunan yazarlar arasinda olmasını sağlamış. Kitaplarının ismine bakınca ahh işte klasik aşk romanı dedirtsede June Austen eserlerinde güçlü bir şekilde toplumu tiye alır. Bir döneme temiz bir ayna tutmuş ama malesef genç yaşta hayata veda etmiş.
    Northanger manastırı nda; Catherine Morland orta halli bir ailenin 17 yaşındaki bir kızı. Tanidiklari zengin bir ailenin daveti ile Bath’a tatile gidiyor. Taşradan gelen masum ve tecrübesiz bir genç farklı bir dünya ile tanışmış oluyor. Hayatına giren yeni insanlar Catherine'ye neler katacak yada neleri alıp götürecek okuyunca göreceksiniz. Zamanın Bath sosyetesine kocaman bir projektör tutan yazar bazen güldürüyor bazende düşündürüyor. Bazı şeyler evrenseldir üzerinden asırlar geçsede değişmez diyorsunuz .İşte bu yüzden kendinizi çevrenizdeki insanları incelerken buluyorsunuz. Çevrenizde Bayan Allen ve Thorpe ailesine benzer bir sürü tip görüyorsunuz. Kitabı çok beğendim. Kült olmuş bir kitabı okumayıp niye eksik kalasınız öyle değil mi?
  • 520 syf.
    ·15 günde·Beğendi·8/10
    Farklı sosyal sınıftan bir kadına tutkulu bir aşk besleyip, kendini felsefe ve edebiyat konularında geliştirmek için insanüstü bir çaba harcamış ve elde ettiği başarıyla hayalini kurduğu dünya arasında ki farktan kendi hayatı anlamsızlaşmış bir denizciyi anlatır. Jack London Eden'i tutkulu aşkına layık olmak için geliştirirken bir çok farklı alana girmiş. Edebiyat , şiir , iktisat, sosyoloji, ve en önemlisi felsefe alanına girmiş. Kitapta sürekli olarak size konusunda isim yapmış kişilerden alıntılarla ( mesela şiirde Algernon Charles Swinburne, Robert Browning vb. İktisatta David Ricardo, Jonh Stuart Mill'den) çok geniş bir yelpazede entellektüel bilgi aşılıyor. İktisat yelpazesi dışında bir çok alanda işlediği isimleri öğrenmek hoşuma gitti. Dört senelik "iktisat eğitimi" adı altında gördüğüm eğitim işkencesinin isimlerine bir romanda rastlamak o sınavlardan önce yaşadığım "yanlış bölümde okuyorum galiba" hissini geçmişten bugüne taşıdı. Eden en çok Spencer'ın fikirleri etrafında dönüyor.Mesela sosyolist işçilerin grup toplantısında Spencer öğretileri çerçevesinde yaptığı bir konuşma var ki işçiler arasında isyan çıkarıyor. Martin Eden hep bireyci ama hayatın onu sürüklediği bireyci görüş sonu çektiği büyük bir yanlızlık var. Tatmin duygusunun getirdiği anlamsızlaşma çekilen kişisel sancılar. Özetle çok sağlam dolu dolu bir kitaptı
  • Eğitimci-yazar Dr. Halit Ertuğrul, Adıyaman’ın Besni ilçesinin Şambayat Nahiyesinde dünyaya geldi. İlkokulu doğduğu yerde, ortaokul ve öğretmen okulunu da Kırşehir’de okudu. Niğde Eğitim Enstitüsü bitiren Halit Ertuğrul daha sonra Gazi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü’nü bitirdi. Cumhuriyet Üniversitesi, Kamu Yönetimi, Yönetim Bilimleri Bölümü’nde Yüksek Lisans; Sakarya Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü’nde de Doktora yaptı.
  • Endüstri 4.0 ile başta hizmet sektörünün bazı dalları olmak üzere pek çok meslek ortadan kalkacak. Diğer yandan mevcut bazı mesleklere rağbet artarken yeni meslekler de ortaya çıkacak. Sözgelimi mimar ve mühendıslere duyulan ihtiyac artacak. Fabrikalardaki robotlasma artacağı icin düz fabrika iscilıği tarihe karışacak. Fakat arıza yapan fabrika robotlarını tamir edebilen teknisyenler öne çıkacak. Geleceğın en gözde mesleklerinden biri ise şüphesiz büyük veri analistliği.Benzer şekilde arayüz tasarımcılarının da uzun bir süre daha meslekleri güvende. loT çözüm mimarları ve endüstriyel bılgısayar mühendıslerı de tahmın edebileceğinız gibi iş bulma sıkıntısı cekmeyecekler arasında. Doktorlara, disçilere ve öğretmenlere her daim ihtiyacımız olacak.Özellikle uzaktan eğitim olanaklarının yaygınlaşması, formal eğitim konusunda akla yeni modeller getirse de öğrenciler için öğretmenler sadece bilgi veren değil aynı zamanda motive eden hatta rol model olan kisiler. Dolayısıyla sanılanın aksine öğretmenlik de geleceğin parlak meslekleri arasında.

    KENDİNİ İYİ DONATAN,İŞİ ALACAK

    Geleceğin iş yapıs modeli ve çalısan ihtiyacı gıttıkce sofıstıke bır hal alıyor ve ısverenler artık tek bır dıplomayla yetinecek gibi değil. Hatta su anda bile büyük sırketler mühendıslerı ıse alırken yan dal olarak sosyal bilimler eğitimi almış kisileri tercih ediyor.Bunun sebebi sosyoloji,psikoloji, felsefe veya antropoloji gibi dalların bize farklı bakıs açıları katıyor olması. İsverenler, yaratıcılığın ve farklı bakış acılarına sahıp olmanın is hayatındaki problemleri çözmede çok önemli olduğunu düşünüyor. Bunu yapabilmek için de tek bir üniversite diplomasına sahip olmak yerine bunun yanında baska diplomalar, sertifikalar gerekiyor. Hatta kisisel ilgi alanları bile sandığınızın aksine bu noktada çok önemli. Sirketler, is görüsmelerinde adaylara bos zamanlarını nasıl değerlendırdıklerını, dığer bir deyisle hobilerıni özellıkle soruyor. Bu soruya "kitap okumak, müzik dinlemek' türü alısılageldık bır cevap vermek artık yeterli değil. Dolayısıyla belli konulara yönelik kitapları okuyor olmanız ve bir müzik aleti çalmanız muhtemelen isi almanızla sonuclanabilecek.