• Sana verilenler daha önceden takdir edilenlerdir. Sadece dua ve taleplerin buna sebep olabilir mi?
    O'nun ezeldeki hüküm ve takdiri, illet ve sebeplere bağlanmaktan âli ve yücedir..
  • KURAN OKUMALARI 1


    “Allahım, Kuran’ı kalbimizin baharı kıl ( Hz. Muhammed s.a.v)


    Zaman zaman , bizler de zor kışlara maruz kalmış , umudumuzu yitirmiş baharın geleceğinden ümidimizi kesmiş halde buluruz kendimizi . Halbuki nice elemler , kederler , sevinçler, kırıklıklar yok ki geçmemiş olsun bahar etrafımızı kuşatmamış olsun. İnsan-ı mahluk ; sabırsız ve aceleci olduğundan ne baharı ne de kışı bilmez . Mevsimler gelir geçer ama insan nerde olduğunu yine bilmez . Yaprak misali ordan oraya amaçsız biçare sürüklenir . Rüzgar nereye eserse oraya yelken açar. Yüreklerde kış ağır geçer elbet, yalnızlık ve korkunun ağları arasında kalan gönül bir kuş misali titrek ve mahzun kalır . Ta ki , Allah’ın yüce kelamından bir ayet gelip etrafını sarıp kuşatana dek . İnsan elbette ki başıboş yaratılmış değildir .


    İnsanoğlu hem enfüs hem de afak aleminde dolanır . Bu iki gerçeklik arasında kendi varlığını koruma gayreti sarf eder . Kişi her iki alemde de doğru adresi bulmakla yükümlüdür . Bu sorumluluk onun varlığının başlangıcından ta sonuna kadar sürüp gider . Bu sorumluluları dahilinde hareket ederken , yoluna klavuzluk edecek Kuran’ı Hakimi hayatına, ruhuna ve yaşantısına dahil etmekte eksiklikler yaşar. Nitekim bu yüce kitabın her bir ayeti bizlere hayatın nasıl daha doğru , nasıl daha yaşanılır , insan ilişkilerindeki ölçüleri muazzam bir şekilde bize sunar . Her müslümanın okuması gereken bu rehber yoldaş gerektiği kadar anlaşılmamakta , veyahut yanlış anlaşılmakta .
    Kuran’ın tarifiyle , alemlerin Rabbinden gelen(1);insanları hidayete eriştiren ve hakkı batıldan ayıran(2)sonsuz hikmetler yüklü (3) ; sonsuz derece de Kerim (4) diye tarif edilen mucizevi bir rehberdir .

    1/bkz. Vakıa suresi, 56:80
    2/bkz.bakara suresi2:185
    3/bkz.yasin suresi 36:2
    4/bkz. Vakıa süresi 56:77

    Kuran’dan öğrendiğimize göre , ona yönelirken dikkat edilecek ilk husus , recmediliş şeytana karşı , Rabbimize sığınmaktır . Nahl suresinin 98. Ayeti , bize bunu emretmektedir . (S.21)

    “Kuran okumaya başladığın zaman , kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.” Demek oluyor ki bu noktada kovulmuş şeytandan Allah’a sığınmak büyük önem arz ediyor . Zira bunun tersi durumlarda üzerimizdeki zırh kalkmış ve ona karşı savunmasız kalmış olduğumuzun kanıtıdır. Öyle ki ; başka bir ayet şeytanın kanın damarlarda dolaştığı gibi her an insanı baştan çıkaracak kadar yakınında olmasıdır. Okumak, ilk önce bu hususa dikkat edilerek usûlen uygun yapılırsa anlaşılabilir .
    İkinci bir husus ise , ona temiz olarak yönelmektir . Muazzam bir tevhid dersi veren Vâkıa sûresinin 79. Ayetinde , sultanı ezeli şöyle ferman etmektedir . (S.23)
    “Temizlerden başkası ona dokunamaz.” Ancak temiz olanlar bedeni ve ruhi kirlerden arınmış olanlar ona dokunabilir şeklinde yorumlanabilir .
    Araf sûresinin , 204. Ayetinde mealen şöyle denmektedir.
    “O kuran okunduğunda ona kulak verin ve susun ki rahmet edilesiniz .” Nitekim anlamanın ilk şartı dinlemek ve anlamaktır . Onu dinlemeyen birinin yahut sırf okumak için okuyan birinin ,bu mucizevi rehber olan Kuran’ın ruhunu da es geçerek ona gereken ihtimamı göstermediğinin de kanıtıdır. Kuran bize kim olduğumuzu, ne olduğumuzu, nereden gelip nereye gideceğimizi ve ne yapmamız gerektiğini söyler. Yüce yaratıcı direk kendi kelamını biz aciz kullarına yönelterek bizi muhatap kabul eder . Kendinden birşeyi olmayan , sahip olduğu her bir meziyetinin sanatçısı ona kurtuluş reçetesi sunarak gafletten uyanıp , hakikat perdesini aralamasını ister .

    Mehmet Akif’in “inmemiştir hele kur’ân şunu hakkıyla bilin / ne mezarlıkta okunmak , ne de fal bakmak için “ sözünü söyleten ve hep bin asırdır Kuran’ı tozlu raflara , işlemeli kılıflara , hatta ve hatta çok yüksekte kimsenin ulaşamayacağı yerlerde muhafaza edilmesi gerektiğine inanılarak yaşanılan bu coğrafya da gittikçe kuran ahlakından uzaklaşılmasının sebebi dairesi içindedir. Hele ki ölülere okunması için herkesin yarıştığı , Perşembe ve cuma geceleri neredeyse yalnızca bu niyetle anlaşılmadan okunarak geçilmiştir . Halbuki bu ezeli rahmet deryası biz yaşayanlar için , büyük çağrılarda bulunup bizi kurtuluşa davet ederek kalplerdeki pası silmeye muktedir bir kitaptır . Onu kendinizden uzak tutarak değil, bilakis sürekli elinizin ulaşabileceği yerlerde hayatınıza dahil etmeniz gerekmektedir . Çünkü bizi yaratan Zülcelal bize tenezzül edip doğrudan doğruya bize konuşuyor . Elbette burda düşünen akıl sahipleri için nice ibretler vardır mealine istinaden düşünelim ve hayatlarımıza onu rehber edinelim . Kurtuluşumuz zira buna bağlıdır .

    Sad suresinde anlatılan bir kısadır . Allah Süleyman Aleyhisselam’a , bir çok nimetin yanında safkan koşu atları da İhsan etmiştir . Hz Süleyman ,bir öğlen sonrası , şaha kalkan atlara biner . Öyle yerlere gider ki , gönlü inmeye hiç razı olmaz . Güneş gurub eder . Güneş’in batması demek , Süleyman Aleyhisselam’ın ifa etmesi gereken bir ibadetinin kazaya uğraması demektir. Ayette “ Rabbimin zikri “ diye belirtilen ibadet , kimi müfessirlere göre ikindi namazıdır , kimine göre zikir ve tesbihtir. Süleyman , öyle ya da böyle Rabbine karşı bu görevini unutmuştur . Bu hal Süleyman’ı derinden etkiler ve muhasebeye yöneltir . “Bu mal sevgisi “ der , “ beni Rabbimin zikrinden alıkoydu “. Bu muhasebe içinde, bir anlığına da olsa mal sevgisini Rabbini anmaya tercih ettiğini düşünür. Dedesi İbrahim’in en sevdiği şeyi Rabbine kurban etmesi gibi , o güzelim atları bir bir kurban eder . Sürenin devamında , insan , bu son tavrı dolayısıyla bağışlandığını bekler . Fakat tam tersi olur. Süleyman imtihan edilmiştir . Tahtı elinden alınmış , tahtının üstüne bir ceset bırakılıvermiştir. Hz Süleyman problemin atlar değil, nefsinin ibadetten alıkoyan talepleri olduğunu ihtar ediyor gibidir . Süleyman , “Ey Rabbim “ diyecektir ,” beni bağışla “ ve dua edecektir . “ Bana öyle bir mülk ver ki , benden sonra hiç kimsede olmasın. Muhakkak ki sen verensin , Vehhab’sın. Hz. Süleyman asıl meseleyi ne denli berrak bir şekilde tespit ettiğinin habercidir . Asıl imtihanın kendi içimizde ve nefsimize karşı yaşandığını net bir şekilde gözler önüne serer Sad suresi. O halde , hayatı dışarıda değil iç dünyamızda arayıp , iç dünyamızı tamir etmemiz gerektiğini göstermek ister . Bunca mülkün Süleyman Aleyhisselam’a yaşattığı hal ise , şu mealdeki ayetle anılır : “ Süleyman ne güzel kuldu! Hep Rabbine rücu edendi !” Enfes bir kıssa bize öyle dersler veriyor ki , sanırım hiç birimiz sad suresini bu şekilde okuyup idrak etmedik . Bu kıssayı okuduktan sonra açıp bir Sad suresini bu ışıkta okursak umulur ki , gönlümüze rahmet gözyaşları dökülür . Bu dünyadaki tüm problemlerimizin temeli eşyada değil, bizim bakışımızdadır.
    Hayata tutunamayanlar için , tutunacak harika ayetler var . Hepimiz şöyle göz ucuyla bakıp , kıyısından kösesinden, habersizce döndüğümüz, kulağımızı gerçeklere tıkayıp gözlerimize perde çektiğimiz onca ayetin içinde bize rahmet deryaları , inci mercanlar sunuyor Rabbi Rahim .

    Yeryüzünde böbürlenerek yürüme !

    Ayeti , ne ayağın , ne de ayağın yürüme kabiliyetinin bizden olmadığına dair bir uyarı hükmündedir . Rabbı Rahim bu ihtarıyla “sana ayağı veren ve yürümeyi nasip eden benim . O halde , nefsine uyup o fiili kendinden bilerek yürüme . O fiilin benim ihsanım olduğunu bil , ve bunu bilerek yürü demektedir” .

    Sonsöz : Metin Karabaşoğlu’nun Kuran okumaları serisinin ilkini bitirmiş bulunmaktayım. Konu gönüllerin rehberi olunca insan yazacağı her kelimede dikkat etmeye özen gösteriyor . Zira yaptığınız tahlil sıradan bir roman veyahut şiir tahlili değildir . Bu yüzden bütün günümü bu incelemeye adadım umulur ki , gönlünüze , ruhunuza ve aklınıza tesir eder . Karşılığında sadece hayır dualarından başka bir derdi olmayan nice kişiden biriyim . Serinin tüm kitaplarını okuyacağım zira ilkinin tadı dimağımda kalmış beni şöyle hafifçe sarsmış, her daim okuduğum kitabı azimin sırına az da olsa vakıf olmuş bulunmaktayım . Kıssalar muhteşem ayetlerin güzelliği ışığında huzur bulmak istiyorsanız , kalbimizin baharı kuran okumaları 1 kitabını okuyunuz ve etrafınıza da hediye ediniz. Oruçlunun suya susaması misali tatlı bir rayiha bırakıyor etrafta . Bu incelemeyi belki bir çok kişi okuyamayacak ama, temennim dilerim Kuran ayetleri hayatlarınıza rehber olacak şekilde yüreklerinize akseder. İnanıyorum ki ; Rabbe , kutlu Nebiye ve gönüllerin aydınlığı Kuran’a ram olduğumuz sürece insan olmanın şerefine nail olabiliriz .

    Keyifli okumalar. Allah kalbimize her dem baharı müjdelesin ayet ayet...
  • Arkadaş! Amele ve taate muvaffak olamayan azabdan korkar, yeise düşer. Böyle bir me'yusun gözüne, dinî mes'elelere münafî edna ve zayıf bir emare, kocaman bir bürhan görünür. Böyle birkaç emareyi elde eder etmez, diğer emarelerin saikasıyla ilân-ı isyan ederek İslâm dairesinden çıkar, şeytanın ordusuna iltihak eder. Binaenaleyh a'male muvaffak olamayanlar, yeise düşmemek için şu âyete müracaat etsin:

    ﻗُﻞْ ﻳَﺎ ﻋِﺒَﺎﺩِﻯَ ﺍﻟَّﺬِﻳﻦَ ﺍَﺳْﺮَﻓُﻮﺍ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻧْﻔُﺴِﻬِﻢْ ﻟﺎَ ﺗَﻘْﻨَﻄُﻮﺍ ﻣِﻦْ ﺭَﺣْﻤَﺔِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠَّﻪَ ﻳَﻐْﻔِﺮُ ﺍﻟﺬُّﻧُﻮﺏَ ﺟَﻤِﻴﻌًﺎ ﺍِﻧَّﻪُ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﻐَﻔُﻮﺭُ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢُ

    Meal 39/53
    (Benden onlara) De ki: "Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, gafur ve rahîmdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı fazladır)."


    Mesnevi-i Nuriye - 65
  • Yeşim Türköz Ankara'da hala aktif olarak psikodrama ve terapi teknikleri ile özel kliniğinde tedavi uygulayan odtü mezunu uzman psikotrapist dir.Tedavi ettiği hastaların bir çoğunda belirgin davranışlarla tespit ettiği kişilerin kişilik haklarını ve gizliliğini koruyarak yazdığı iki ana karekterlerin (küçük bir çocuk ve yaşlı adam) ve büyü dükkanına gelen müşterilerinin hikayesi. Ormanın içine saklanmış birkaç merdivenle kapısına ulaştığınız içeride çıtır çıtır sobası yanan ılık süt ve kurabiyenin enfes kokusuyla bezeli herkesin hemen bulamayacağı ve gidemeyeceği bir dükkan. Burası büyü dükkanı.Sahibi yaşlı adam. Bu dükkanda alışveriş parayla değil takasla.Ne istiyorsun? İstediğini almak için yaşlı adama ne vereceksin?
    'Hayatta en çok istediğiniz şey, hayattan alabileceğiniz en iyi şey midir? ' der arka kapağında Yeşim Türköz..
    Okumalısınız. Her müşteride olmasa da bir çok müşteride kendinizi görebilirsiniz.