《Mizgine_İslâm / ميزگينه اسلام》Ӝ̵, bir alıntı ekledi.
22 May 15:10 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Meryem Süresi :
Bismillâhirrahmânirrahîm.

1. Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd.
2. Bu, Rabbinin, Zekeriya kuluna olan merhametinin anılmasıdır.
3. Hani o, Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı.
4. O, şöyle demişti: “Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. Saçım sakalım ağardı. Sana yaptığım dualarda (cevapsız bırakılarak) hiç mahrum olmadım.”
5,6. “Gerçek şu ki ben, benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankâr olmaların)dan korkuyorum. Karım ise kısırdır. Bana kendi tarafından; bana ve Yakub hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse kıl!”
7. (Allah, şöyle dedi:) “Ey Zekeriyya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. Daha önce onun adını kimseye vermedik.”
8. Zekeriyya, “Rabbim!” “Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?” dedi.
9. (Vahiy meleği) dedi ki: Evet, öyle. (Ancak) Rabbin diyor ki: “Bu, bana göre kolaydır. Nitekim daha önce, hiçbir şey değil iken seni de yarattım.”
10. Zekeriyya, “Rabbim, öyleyse bana (çocuğumun olacağına) bir işaret ver”, dedi. Allah da, “Senin işaretin, sapasağlam olduğun hâlde insanlarla (üç gün) üç gece konuşamamandır” dedi.
11. Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı) ve onlara “Sabah akşam Allah’ı tespih edin” diye işaret etti.
12,13,14. (Yahya, dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) “Ey Yahya, kitaba sımsıkı sarıl” dedik. Biz, ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik. O, Allah’tan sakınan, anne babasına iyi davranan bir kimse idi. İsyancı bir zorba değildi.
15. Doğduğu gün, öleceği gün ve diriltileceği gün ona selâm olsun!
16,17. (Ey Muhammed!) Kitap’ta (Kur’an’da) Meryem’i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.
18. Meryem, “Senden, Rahmân’a sığınırım. Eğer Allah’tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)” dedi.
19. Cebrail, “Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim” dedi.
20. Meryem, “Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım hâlde, benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi.
21. Cebrail, “Evet, öyle. Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır. Onu insanlara bir mucize, katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik. Bu, zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir” dedi.
22. Böylece Meryem, çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi.
23. Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti. “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!” dedi.
24. Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından ona şöyle seslendi: “Üzülme, Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı.”
25. “Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün.”
26. “Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan, “Şüphesiz ben Rahmân’a susmayı adadım. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım” de.
27. Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!”
28. “Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.”
29. Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. “Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?” dediler.
30. Bebek şöyle konuştu: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni bir peygamber yaptı.”
31. “Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekâtı emretti.”
32. “Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı.”
33. “Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir).”
34. Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur.
35. Allah’ın çocuk edinmesi düşünülemez. O, bundan yücedir, uzaktır. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece “ol!” der ve o da oluverir.
36. Şüphesiz, Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse (yalnız) O’na kulluk edin. Bu, dosdoğru bir yoldur.
37. (Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kâfirlerin hâline!
38. Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.
39. Onları, gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar.
40. Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız, biz! Ancak bize döndürülecekler.
41. Kitap’ta İbrahim’i de an. Gerçekten o, son derece dürüst bir kimse, bir peygamber idi.
42. Hani babasına şöyle demişti: “Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?”
43. “Babacığım! Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim.”
44. “Babacığım! Şeytana tapma! Çünkü şeytan Rahmân’a isyankâr olmuştur.”
45. “Babacığım! Doğrusu ben, sana, çok esirgeyici Rahmân tarafından bir azabın dokunmasından, böylece şeytana bir dost olmandan korkuyorum.”
46. Babası, “Ey İbrahim! Sen benim ilâhlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım. Uzun bir süre benden uzaklaş!” dedi.
47. İbrahim, şöyle dedi: “Esen kal! Senin için Rabbimden af dileyeceğim. Şüphesiz O, beni nimetleriyle kuşatmıştır.”
48. “Sizi ve Allah’tan başka taptıklarınızı terk ediyor ve Rabb’ime ibadet ediyorum. Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum.”
49. İbrahim, onları da onların taptıklarını da terk edince, ona İshak ile Yakub’u bağışladık ve her birini peygamber yaptık.
50. Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik).
51. Kitap’ta, Mûsâ’yı da an. Şüphesiz o seçkin bir insan idi. Bir resûl, bir nebî idi.
52. Ona, Tûr dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık.
53. Rahmetimiz sonucu kardeşi Hârûn’u bir nebî olarak kendisine bahşettik.
54. Kitap’ta İsmail’i de an. Şüphesiz o, sözünde duran bir kimse idi. Bir resûl, bir nebî idi.
55. Ailesine namaz ve zekâtı emrederdi. Rabb’inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı.
56. Kitap’ta İdris’i de an. Şüphesiz o, doğru sözlü bir kimse, bir nebî idi.
57. Onu yüce bir makama yükselttik.
58. İşte bunlar, Âdem’in ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan, İbrahim’in, Yakub’un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir. Kendilerine Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.
59. Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevî tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.
60,61. Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete, Rahmân’ın, kullarına gıyaben vaad ettiği “Adn” cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz O’nun va’di kesinlikle gerçekleşir.
62. Orada boş söz işitmezler. Yalnızca (meleklerin) “selâm!” (deyişini) işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da vardır.
63. İşte bu, kullarımızdan Allah’a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir.
64. (Cebrail, şöyle dedi:) “Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzdekiler, arkamızdakiler ve bunlar arasındakiler hep O’nundur. Rabbin unutkan değildir.”
65. (Allah) göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Şu hâlde, O’na ibadet et ve O’na ibadet etmede sabırlı ol. Hiç, O’nun adını taşıyan bir başkasını biliyor musun?
66. İnsan, “Öldüğümde gerçekten diri olarak (topraktan) çıkarılacak mıyım?” der.
67. İnsan, daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi?
68. Rabbine andolsun, onları şeytanlarla beraber mutlaka haşredeceğiz. Sonra onları kesinlikle cehennemin çevresinde diz üstü hazır edeceğiz.
69. Sonra her bir topluluktan, Rahman’a karşı en isyankâr olanları mutlaka çekip çıkaracağız.
70. Sonra, oraya girmeye en lâyık olanları muhakkak ki en iyi biz biliriz.
71. (Ey insanlar!) Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. Rabbin için bu, kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir.
72. Sonra Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtarırız da zalimleri orada diz üstü çökmüş hâlde bırakırız.
73. Âyetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman, inkâr edenler, inananlara, “İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?” dediler.
74. Biz onlardan önce, mal-mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helâk ettik.
75. (Ey Muhammed!) De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahmân onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler.
76. Allah, doğruya erenlerin hidayetini artırır. Kalıcı salih ameller, Rabbinin katında sevap bakımından da daha hayırlıdır, sonuç itibari ile de.
77. Âyetlerimizi inkâr edip “Bana elbette mal ve evlat verilecek!” diyen kimseyi gördün mü?
78. Gaybı mı görüp bilmiş, yoksa Rahmân’dan bir söz mü almış?
79. Hayır! (İş onun dediği gibi değil). Biz, onun söylediklerini yazacağız ve azabını arttırdıkça arttıracağız!
80. Onun (ahirette sahip olacağını) söylediği şeylere biz varis olacağız ve o bize tek başına gelecek.
81. Onlar, kendileri için kuvvet ve şeref (kaynağı) olsunlar diye, Allah’tan başka ilâhlar edindiler.
82. Hayır! İlâhları, onların ibadetlerini inkâr edecekler ve kendilerine düşman olacaklar.
83. Kâfirlerin başına, onları durmadan (günaha ve azgınlığa) tahrik eden şeytanları gönderdiğimizi görmedin mi?
84. Ey Muhammed! Şu hâlde, onların azaba uğramalarını istemekte acele etme. Biz onlar için ancak (takdir ettiğimiz günleri) sayıp durmaktayız.
85,86. Allah’a karşı gelmekten sakınanları Rahmân’ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız, suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevk edeceğimiz günü düşün!
87. Rahmân’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.
88. Onlar, “Rahmân, bir çocuk edindi” dediler.
89. Andolsun, siz çok çirkin bir şey ortaya attınız.
90,91. Rahman’a çocuk isnat etmelerinden dolayı neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp çökecektir!
92. Hâlbuki Rahmân’a bir çocuk edinmek yakışmaz.
93. Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman’a kul olarak gelecektir.
94. Andolsun, Allah onları ilmiyle kuşatmış ve tek tek saymıştır.
95. Onlar(ın her biri) kıyamet günü O’na tek başına gelecektir.
96. İnanıp salih ameller işleyenler için Rahmân, (gönüllere) bir sevgi koyacaktır.
97. Ey Muhammed! Biz, Allah’a karşı gelmekten sakınanları Kur’an ile müjdeleyesin, inat eden bir topluluğu da uyarasın diye, onu senin dilin ile (indirip) kolaylaştırdık.
98. Biz onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. Onlardan hiçbirini hissediyor yahut onların bir fısıltısını olsun işitiyor musun?

Kuran-ı Kerim Türkçe Meali, Elmalılı Muhammed Hamdi YazırKuran-ı Kerim Türkçe Meali, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır
Serkan Mutlu, bir alıntı ekledi.
18 May 22:56 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Rashomon: Nietzcheci Bir Anlatı
Haydut, samurayın elleri bağlıyken onu öldürmeyip cesurca bir kılıç düellosu sonucu samurayı öldürdüğünü söyleyerek kendisini cesur ve erdemli, kadın kocasına asla ihanet etmediği dile getirerek kendisini sadık bir eş, samuray karısının ihanetini kaldırmayarak intihar ettiğini anlatarak kendisini onurlu bir koca olarak sunar. Oduncu ise kadının iffetsiz diğerlerinin de beceriksiz ve korkak olduğunu anlatarak, hançeri çalmasını haklılaştırmaya çalışır. Bu doğrultuda Nietzsche'nin her türlü bakışın istenç tarafından koşullandırıldığı, istençten bağımsız salt nesnel bir bilginin olanaksızlığı tezi film aracılığıyla açıklık kazanmış olur.

Düşünbil Dergisi Sayı: 63, Kolektif (Sayfa 18 - Tayfun Yıldırım)Düşünbil Dergisi Sayı: 63, Kolektif (Sayfa 18 - Tayfun Yıldırım)
Mur@t, bir alıntı ekledi.
16 May 21:30

Din Ve İbadet Anlayışımız
Türkiye’de birisi için “Dine yönelmiş, ibadete başlamış”deyince neden akla gelen “Namaza başlamış, örtünmüş” oluyor?
Keza “Dini bırakmış, ibadeti terk etmiş”denince de neden “Artık namaz kılmıyormuş, başını da açmış” denmek istendiği anlaşılıyor?
Yani din ve ibadet denince neden namaz, oruç, hac, başörtüsü, cüppe, sakal vs. birkaç şeklî ibadet ve görüntüden başka bir şey düşünülemiyor?
Çünkü din ve ibadet anlayışımızın içi boşaltılmış ve muazzam bir anlam kaymasına uğramıştır.
Halbuki bir adam namaz kıldığı halde imansız, bir kadın başı açık olduğu halde iman sahibi olabilir. Bir cüppe içinde ahlaksız, saçları arkadan bağlanmış bir kafanın içinde de asil ve erdemli bir düşünce bulunabilir.
Artık namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, başını örtmek vb. ritüel ve figürler iyi bir Müslüman olmanın değil; nereye, hangi kampa, hangi mahalleye mensup olduğunuzun göstergesi haline gelmiştir. Peygamber zamanındaki işlevlerini kaybetmiş, dahası sahici özelliklerini yitirmişlerdir.
Kişinin iyi bir Müslüman olduğunun anlaşılması için artık başka şeylere bakılmalıdır.
İyi bir Müslüman olmak için, her şeyden önce iyi bir insan olmak lazımdır. Bu da iyilik, güzellik, doğruluk yolunda (sırat-ı müstakim) yürümekle, sevgi ve merhametle (rahmet) dopdolu olmakla, sözün namusu ile yaşamakla (sıdk), hakka hukuka tacavüz (zulüm) etmemekle, kalbi adalet ile çarpmakla, saf bir yürek temizliğine sahip olmakla (ihlas), güzel ahlak sahibi olmakla (hüsn), her türden kötülükle aktif mücadeleyle (cihad), komşusu açken tok yatmamakla ve insanların elinden ve dilinden emin olduğu bir kişilik sahibi olmakla mümkündür.
Din ve ibadetin özünü bunlar oluşturur.
Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere ve ahiret gününe inanmak, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek vs. bunları sağlar, bunlara vesile olur, bunları doğurur. Doğurmuyorsa yaptığınız tapınak dini ve ibadetidir.
***
Demek ki M. İkbal’in tabiriyle “İslam’da dini düşüncenin yeniden inşasına”şiddetle ihtiyaç vardır.
Yani din ve ibadet anlayışı yeniden yapılandırılmalıdır.
Aslında bu ihtiyaç tarih boyunca hiç eksilmemiştir.
Tarih boyunca peygamberlerin, birçok bilge ve filozofun “tapınak dinleriyle” başlarının derde girmiş olması tesadüf olabilir mi?
Buddha Hint din adamları Brahmanlara karşı çıktı. Zerdüşt’ü eski İran din adamları sınıfı Moğlar öldürttü. Mani’yi Mecusi din adamları astırdı. Musa’yı eski Mısır din adamları sınıfı olan Hamanlar tekfir etti. İsa’yı Yahudi Haham sınıfı yargılayıp çarmıha gerdirdi. Sokrates Delhi tapınağının fetvasıyla öldürüldü. Hz. Muhammed’in daha ilk günden Mekke’deki en azılı düşmanı rahip Ebu Amir idi. Kâbe çetesini suikasta kışkırtan, “Mescid-i Nevbevi”nin karşısına “Mescid-i Dırar’ı” yaptıran da bu rahip Ebu Amir’den başkası değil miydi?
Bir peygamberin en azılı düşmanı nasıl bir din adamı olabiliyor?
Bu ne yaman bir çelişkidir?

Bana Dinden Bahset, Recep İhsan Eliaçık (Sayfa 17)Bana Dinden Bahset, Recep İhsan Eliaçık (Sayfa 17)

Kudüs'ün İşgali :
Bismillah

Sakın Allah'ı, zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma; gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne kadar onları ertelemektedir. (İbrahim: 42)

ABD’nin Siyonist rejimin işgalini meşrulaştırmaya yönelik gerçekleştirdiği, Kudüs’ü Siyonist rejimin başkenti olarak tanıma ve büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması İslam Ümmetine ve Filistin halkına meydan okumadır. ABD’nin bu cinayetine tepkisiz kalmak ABD politikalarına teslim ve zulme razı olmaktır. ABD’nin lanetli girişimine karşı açıklama yapma ve kınama yeterli değildir.

Dünyanın her yerindeki tüm Müslümanlar ve zulme karşı duran herkes; siyasi, ekonomik, kültürel ve askeri alanda fiili adımlar atmalı, Siyonist rejimi ve büyük şeytan ABD’yi bu girişimine pişman etmelidir.

Gayrı meşru Siyonist rejim ve hamisi ABD’nin bu küstah hamlesine karşı; direnen ve mücadele eden tüm fert, yapı ve devletlerin ne kadar onurlu ve erdemli bir duruş sergilediğini tarih gösterecektir. Bu onurlu mücadelenin semeresinin alınabilmesi için her alanda devam ettirilmesi ve Allah’ın (cc) inayetiyle Siyonist çeteler zulümlerinde boğuluncaya kadar kesintisiz sürdürülmesi gerekmektedir.

Mazlum Filistin halkının bu güne kadar ortaya koyduğu büyük direnişte şehit olan kardeşlerimiz ve özellikle Ramazan arefesinde genç, yaşlı, çocuk, kadın demeden Siyonistlerin katliamı sonucu şehit olan kardeşlerimizin şehadetlerini tebrik eder, yaralanan kardeşlerimize Rabbimizden acil şifalar dileriz. Mücadelenin ön saflarında canlarını ortaya koyan mücahitler sadece Filistin için değil İslam’ın kutsalları için bedel ödeyen kahramanlardırlar.

Kudüs’ün işgalden kurtulması, tüm Filistinlilerin vatanlarına dönebilmesi ve Siyonist rejimin yok olması duasıyla Ramazan–ı Şerifin İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını temenni ederiz.

Gerek hafif, gerekse ağırlıklı olarak elbirliğiyle çıkın, mallarınız ve nefisleriniz ile cihad edin. Eğer bilirseniz bu; sizin için daha hayırlıdır. (Tevbe:41)

Kütüphane kedisi, Feminizm Herkes İçindir'i inceledi.
10 May 22:46 · Kitabı okudu · 5 günde · 8/10 puan

Kitap, feminizmin yalnızca cinsiyet ayrımına karşı yükselen bir hareket olmadığını, aynı zamanda ataerkil sömürücü düzenin her türlü sınıflandırıcı tutumuna karşı olduğunu belirtiyor. Nietsche'nin kitaplarında belirttiği gibi bu düzen başlangıçta toprak sahibi güçlü insanların oluşturduğu, DNA larımıza kadar işlemiş bir bakış açısı. Kadının fiziksel güçsüzlüğünden dolayı, ezilme ve 2.sınıf insan olarak değerlendirilmesi ataerki için insanlığın büyük bir bölümünü kontrol altında tutmak demekti. Köle olarak alınıp satılan, söz hakkı verilmeyen ,cinsel sömürüye ve ahlaki baskıya maruz kalan , oy hakkı bulunmayan, birinin karısı, diğerinin kızı olmanın ötesine geçemeyen kadın, Freud'un başlattığı cinsel devrimle birlikte feminist bakış açısıyla tanıştı. 60 ve 70 li yıllar, feminizmin en hareketli yılları oldu. Ancak ataerke ve sömürüye karşı çıkan diğer akımlar gibi 80 li yıllarda yeniden kimliğini kaybetti. Yazarında ifade ettiği gibi muhafazakar medya çoğunlukla bu hareketi, erkeksi, lezbiyen kadınların sesi yada kürtaj ve sex özgürlüğü isteyen ahlaksız kadınların şımarıklığı olarak değerlendirdi.
Kadınlar ne istiyor? Yazarın söylemiyle her şeyden önce ADALET. İş hayatında, sosyal yaşamda, aile içinde bir birey olarak değerlendirilmek, kendi bedeni üzerinde söz sahibi olabilmek, cinsel arzusunu dile getirebilmek, dilediği zaman, dilediği kişiyle seks yapabilmek, erdemli kadınlar sex yaşamında faal olmaz önyargısını yıkabilmek, kürtaj hakkı vs.
Feminizm de özünde sosyalizm gibi teori de doğru olduğu halde hayata tam anlamıyla geçemeyen bir bakış açısı oldu. Elbette ki bu hareketi başlatan kadınlara çok şey borçluyuz, çok yol kat ettik. Fakat, kadının çilesi hala devam ediyor. Toplum tarafından, anneler tarafından erkekliği sürekli vurgulanarak yetiştirilen erkekler tacizci, zorba ve saldırgan tutumlarından vazgeçmiyorlar. Hala milyonlarca kadın tecavüze ve şiddete maruz kalıyor. Maalesef ki kadınları en çok diğer kadınlar yaralıyor.
İkiyüzlü Ahlak anlayışı , kadını erdemli ve erdemsiz olarak sınıflandırıyor. Özgürlüğü savunan kadını beklentisizce gelişigüzel cinsellik isteyen ahlaksız olarak niteliyor. Bu baskı sebebiyle feminist düşüncelere sahip birçok kadın, erkeklerin ataerkil düşüncelerini değiştirmeye çalışmanın imkansızlığına karar verip ya lezbiyen oluyor ya da yalnızlığı seçiyor.
Oysaki ilişki iki taraflıdır. İki tarafa da ortak payda sunmayan bir kadın-erkek ilişkisinden her iki tarafta tatmin olamaz. Bugün birçok kadın hayatında gerçek anlamda orgazm olmamıştır ve sırf erkeğini iyi hissettirebilmek adına orgazm taklidi yapmıştır. Çünkü kadın sürekli cinsel baskı altında yaşadığından, duygularını rahatlıkla ifade edemez, partneriyle bütünleşemez. Bu durum erkek içinde müthiş bir yalnızlık ve tatminsizliği getireceğinden, aldatma kaçınılmaz olur. Evdeki kadın çocuğa bakan ahlaklı kadın, dışarıdaki kadın cinselliği özgürce yaşayabileceği seks figürü. Bu dengesizlik sevme yetisini yeterince geliştiremeyen bireyler olmamıza neden oluyor. Bencilce sevgiler, paylaşımlar yaşıyoruz. Böylelikle Marksın söylediği gibi kendi benliğimizden uzaklaşıp sahte ilişkiler yaşıyoruz.Bu güvensizlik ortamında gerçekten sevip sevmediğimizi anlayamıyoruz.Belkide öyle dayatıldığı için, sevilecek kadın yada erkek figürü dayatıldığı için özgseçimler yapıp mutlu olamıyoruz. Bu yüzden evler yalnız ve mutsuz insanlarla dolu. FEMİNİZM (EŞİTLİK) HERKES İÇİNDİR.

MR.NOBODY, bir alıntı ekledi.
26 Nis 20:31 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Kadın!
Kadında, erkeğe nazaran çoğu zaman çok daha ince bir duyarlılık olmasına rağmen, ne ben'in bu öznel derinliği ne de mutlak olarak egemen bir düşünsellik vardır. Buna karşın varlığı bağlanmadır, kendini bırakmadır, yoksa kadın olamazdı. Tuhaf olan, kadının dışında hiç kimsenin ne böyle bir erdemli geçinmesi ne de böyle neredeyse canavarlık dolu surat asması vardır ve buna rağmen varlığı bağlanmadır ve (hoş olan budur) temelde tüm bu çekinceler yalnızca bağlanmayı ifade ederler.

Ölümcül Hastalık Umutsuzluk, Soren KierkegaardÖlümcül Hastalık Umutsuzluk, Soren Kierkegaard
F.A., Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat'ı inceledi.
22 Nis 20:02 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 7/10 puan

Stefan Zweig Dünya Edebiyatının en başarılı yazarlarından biri. Bir olayı anlatırken konuşma ve yazı dili onun kalemiyle sakız gibi sünüp oyun hamuru gibi her şekle girer. Zaten gözlem yeteneği inanılmaz bir adam. Bir bilim adamı gibi gözlemleyip not alıyor adeta. Her detay kafasında bir kompozisyon oluşturuyor. Ve tüm bunları yaparken insan psikolojisindeki uzmanlığını da kanıtlıyor adeta. Onu okumak bir ayrıcalık. Tüm kitaplarını almaya çalıştım. Bir 2 eksiğim var. Onları da mutlaka temin edeceğim. ***Bir kadın, genç bir çocuğu ölümün eşiğinden çekip alır. Ancak bu defa kendisini bir anda saplantı, arzu, ihtiras ve erdemli olmak arasında sıkışıp kalmış bulur. Çocuğu içine düştüğü girdaptan çıkarmaya çalışırken duygusal bir çöküşe uğrar. Hikayenin sonu çok ilginç biter.

Ece, bir alıntı ekledi.
21 Nis 04:07 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Flört ve Kadınların Nesneleştirilmesi
Seksi her yerde görüyoruz. O zaman neden konuşmak bu kadar zor? Kaba olmak -dolayısıyla kültürsüz ve kolay reddedilebilir olmak- seksi kabul edilebilir kılmanın tek yolu mu? Bu karşıtlık yüzünden Batılılaşmış dünyada birçok genç erkek, bir Azize-Fahişe Kompleksi geliştirdi. Aşkı sekssiz, seksi aşksız olarak tanımladıktan sonra bu adamlar ya eş olarak erdemli bir kadın ya da sevgili olarak fahişemsi bir kadın istiyorlar. Gerçek dünyada hem hoş "hem de" cinselliği yaşayan bir kadınla karşılaştıklarında ise endişeleniyor ve onu itiyorlar. Bu da olaya dahil olan herkes için son derece zorlayıcı yakınlık sorunları yaratıyor.

Bitik Erkekler, Philip Zimbardo (Sayfa 144 - Pegasus Yayınevi)Bitik Erkekler, Philip Zimbardo (Sayfa 144 - Pegasus Yayınevi)
Ali Seyfi, bir alıntı ekledi.
15 Nis 13:00 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Güzel erdemli bir kadın," dedi Pae, " bizim için bir esin kaynağıdır-dünyadaki en değerli şeydir."

Mülksüzler, Ursula K. Le Guin (Sayfa 69)Mülksüzler, Ursula K. Le Guin (Sayfa 69)
Avkatanım, Erdemle Kırbaçlanan Kadın'ı inceledi.
 30 Mar 23:21 · Kitabı okudu · 4 günde · 1/10 puan

Erdemli davranışlar sergilemekte namusunu korumakta ısrarcı davranan bir genç kızın başına gelen işkenceler ve iftiraların onun peşini bırakmamasını konu alıyor. Her kitaptan bir şeyler alınacağını düşünerek okurum. İlk defa bu düşüncemi sorgulayacağım bir kitap okudum. Açıkçası sırf yarım bırakmamak için kendimi zorladım. Tavsiye etmiyorum. Anlatımı hakeza olay örgüsü çok basit ve sıkıcı. Bu yazarın ikinci bir kitabını okumayı düşünmüyorum.