29) Hakk'a Dua (Du'âü'l-Hakk) Başka bir nüshada talku'l-lisân (dilin açılması) diye geçer ki her ikisi de aynı anlamdadır. Allah kuluna iyilik irade ettiğinde, onun dilini duaya alıştırır. İnsan Allah Teâlâ'nın "Bana dua edin ki, size karşılık vereyim."¹ ayetini duyar ve O'na dua eder. Yani kendisini dünyada aşağılanmaktan ve ahiret azabından koruyup cennete dâhil etmesini ister. Bazen de Hz. Peygamber'in (sav) söylediği gibi şöyle dua eder: "Allahım! Senden dünya ve ahiret yurdunda bilip bilmediğim bütün iyilikleri istiyorum. Dünya ve ahirette bilip bilmediğim veya bana bildirilmemiş bütün kötülüklerden sana sığınıyorum. Senden cenneti ve ona yaklaştıracak söz ve davranışları istiyor, cehennemden ve ona yaklaştıracak söz ve davranışlardan sana sığınıyorum." Onun yapabileceği başka bir dua Hz. Peygamber'in (sav) şu hadisinde belirtilir: "Allahım! Bizi cehennem azabından koru. Allahım! Bizi cennete ulaştır." Bu duayla Allah onu cennet yoluna ve cennetliklerle arkadaşlığa ulaştırır. Bu durum "Ey iman edenler! Allah'tan sakının, sâdık insanlarla birlikte olun!"² ayetinde zikredilir. İnsan arkadaşlık menziline ulaştığında, ondan istenilenin arkadaşlığın kendisi olduğunu zanneder. Bu zan onu kötü arkadaşlığa ulaştırır.
Sayfa 64 - ¹Mümin, 40/60. ²Tevbe, 9/119.
Din
Heidegger in "otantik dinleme" dediği olgu
İnsanların kapılarını birbirlerine açabilmelerini sağlayan yol, acele yorumlamalarla ucunu kapatmadan, karşımızdaki insanı sürekli anlamaya çalışmaktan geçer.
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
CHE FECE... IL GRAN RIFIUTO
Kimileri için bir gün sırası gelir obüyük Evet’i ya da büyük Hayır’ı demenin. Kim ki Evet’i yanında hazır hemen belli eder kendini ve der demez geçer yoluna saygınlığın, kendi inancının. Hayır diyen pişmanlık duymaz bundan. Bir daha sorulacak olsa —Hayır diyecektir yine. Ve işte bu Hayır—bu haklı Hayır—ezip geçer onu hayatı boyunca. E.A.
Edebiyat
Talat eşi Hayriye Hanim in Çanakkale Zaferi’nin haber ahndığı günlerde söylediği sözlerin şahitliğine başvurmak, belki de bazı İpuçları verebilir: En sevinçli günü, bâlâ gözlerimin önündedir. Çanakkale Zaferini haber aldığımız ân... Sevinçten kendinden geçer gibi olmuştu. Hiç unutmam, yatak odasında idile ،Hayriye... öyle plânlarımız var ki... Ah şu harbi kazandığımız gün, bilsen ne olacak... Cihangir büyük birlurk devleti kurulduğunu göreceğiz ve Türk milleti hak ettiği tam hürriyetine kavuşacak- inkılâplar yürüyecek. Tâ Cumhuriyete kadar..
Sayfa 117 - Kronik
Tarih
Erdemli, ahlaklı olmanın yolu hep kazanmaktan değil, bazen bile isteye kaybetmeye razı gelmekten geçer.
Sayfa 146·Kitabı okuyor
Alıntı
Thomas Hobbes
"Para, bir toplumun kanıdır. Şimdiki zamanda tüketilmeyip gelecekte tüketilmek üzere saklanan bütün malların, insanların bir yerden başka bir yere hareketini engellemeyecek ölçüde taşınması kolay ve eşit değerde bir şeye indirgendiğini düşünüyorum; o amaçla ki insan, nerede olursa olsun, o yerde bulunan tüketim maddelerini böylece edinebilsin. Bu, altın ve gümüşten başka bir şey olmayan paradır. Çünkü altın ve gümüş, dünyanın bütün ülkelerinde değer verilen şeyler olmakla, ülkeler arasında bütün diğer malların değerinin uygun bir ölçüsüdür; para ise, bir devletin egemeni tarafından hangi madde üzerine basılırsa basılsın, o devletin uyrukları arasında bütün diğer malların değerinin yeterli bir ölçüsüdür. Bu ölçülerin yardımıyla, taşınabilir veya taşınmaz bütün mallar, insanın mutat ikamet yerinin içinde ve dışında, insanın bulunduğu her yere onun yanı sıra giderler; ve bu ölçüler, toplumun her kesimini besleyerek dolaşıp dururlar; öyle ki bu, adeta, toplumun kan dolaşımı gibidir: çünkü doğal kan da, benzer şekilde, yeryüzünün meyvelerinden oluşur; ve dolaşıp durarak, insan vücudunun her bir organını besler. Gümüş ve altın, değerlerini, maddenin kendisinden aldıkları için; bunlar şu özelliğe sahiptirler ki onların değeri, bir veya birkaç devletin gücüyle değiştirilemez; çünkü onlar, bütün yerlerdeki malların ortak ölçüsüdürler. Fakat düşük paranın değeri kolayca arttırılabilir veya azaltılabilir. İkinci olarak, gümüş ve altın, gerekli olduğunda, devletlerin hareket edip kollarını yabancı ülkelere uzatabilmesini sağlarlar: ve, sadece seyahat eden bireysel uyrukların değil, bütün orduların erzakını vermeye yararlar. Fakat, üzerine basıldığı maddesi için değil, sadece üzerindeki damga için değer taşıyan para, hava değişimine tahammül edemediği için, sadece yurt içinde
Felsefe