• Hazreti Ali'nin dünyaya geldiginde (meme) emmediğini, bunun üzerine peygamberimizin onun ağzına dilini verdiğini, bu sayede hem Hazreti Ali'nin (süt) emmeye başladığını hem peygamberimizin ona ilmini aktardığını söyledi. Sonra beni kucakladı ve dudağımdan öptü. Bu beş-on dakika sürdü. Işık'ın anlattığı kıssalardan dolayı ilim aktardığını düşündüğümden karşı koyamadım.



    Istihareye yattığımda erkek erkeğe yapılan cinsel hallerin güzel olduğunu ve nurlar içinde yattığımı görüyordum. Işık bir akşam geldi. 15-20 dakika kadar yan yana oturduk.
    Dini sohbet ettik. Sonra bana sarılarak, önce yanağımdan, sonra da....
  • Müslümanlik nerde! Bizden geçmis insanlik bile...
    Alem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nafile!
    Kaç hakiki müslüman gördümse, hep makberdedir;
    Müslümanlik, bilmem amma, galiba göklerdedir;
    Istemem, dursun o payansiz mefahir bir yana...
    Gösterin ecdada az çok benziyen kan bana!
    Isterim sizlerde görmek irkinizdan yadigar,
    Çok degil, ancak Necip evlada layik tek siar.
    Varsa sayet, söyleyin, bir parçacik insafiniz:
    Böyle kansiz miydi -hasa- kahraman ecdadiniz?
    Böyle düsmüs müydü herkes ayrilik sevdasina?
    Benzeyip sirazesiz bir mushafin eczasina,
    Hiç görülmüs müydü olsun kayd-i vahdet tarumar?
    Böyle olmus muydu millet canevinden rahnedar?
    Böyle açliktan bogazlar miydi kardes kardesi?
    Böyle adet miydi bi-perva, yemek insan lesi?
    Irzimizdir çignenen, evladimizdir dogranan...
    Hey sikilmaz, aglamazsan, bari gülmekten utan! ...
    'His' denen devletliden olsaydi halkin behresi:
    Payitahtindan bugün tasmazdi sarhos naresi!
    Kurd uzaklardan bakar, dalgin görürmüs merkebi.
    Saldirirmis ansizin yaydan bosanmis ok gibi.
    Lakin, ask olsun ki, aldirmaz otlarmis esek,
    Sanki tavsanmis gelen, yahut kiliksiz köstebek!
    Kâr sayarmis bir tutam ot fazla olsun yutmayi...
    Hasmi, derken, çullanirmis yutmadan son lokmayi! ...
    Bu hakikattir bu, sasmaz, bildigin usluba sok:
    Halimiz merkeple kurdun ayni, asla farki yok.
    Burnumuzdan tuttu düsman; biz bogaz kaydindayiz;
    Bir bakin: hala mi hala ihtiras ardindayiz!
    Saygisizlik elverir... Bir parça olsun arlanin:
    Vakti çoktan geldi, hem geçmektedir arlanmanin!
    Davranin haykirmadan nakus-u izmihaliniz...
    Öyle bir buhrana sapmistir ki, zira, halimiz:
    Zevke dalmak söyle dursun, vaktiniz yok mateme!
    Davranin zira gülünç olduk bütün bir aleme,
    Beklesirken gökte yüz binlerce ervah, intikam;
    Yerde kalmis, na'sa benzer kavm icin durmak haram! ...
    Kahraman ecdadinizdan sizde bir kan yok mudur?
    Yoksa, istikbalinizden korkulur, pek korkulur.
    Mehmed Akif ERSOY
  • "Alt tarafı bir çiçek koklayıp, bir hayvan sahiplenip, birkaç insan tanıyıp, sevip gidecektik bu dünyadan. Nasıl kötü bir zamana denk geldi ömrümüz..."
  • “Aklına moreau’nun bu adamları hayvanlaştırdıktan sonra küçülmüş beyinlerini kendisini tanrı gibi gösterdiği bir takım düşüncelerle zehirlemiş olduğu gibi korkunç bir düşünce geldi”
  • Ölüm ile ayrılığı tarttılar, elli dirhem fazla geldi Ayrılık.
  • taksiye binmek zorunda kalmadık, çünkü arabasıyla gelmişti. Sol eliyle direksiyon hâkimiyetini sağlarken sağ eliyle yavaşça elbisemi kaldırmaya başladı. Uzun eteğimi kaldırıp kasıklarıma çektikten sonra bacaklarımı yavaşça ayırdı. Bacaklarım birbirinden ayrıldı ancak tamamen açılmadı. Bunu benim yapmamı istiyordu. Elini ona daha yakın olan sol bacağımın üzerine koydu ve yavaş yavaş yukarı çıkarak vajinama kadar geldi. Sonra yavaşça vücudumun merkezine vardı ve elini oradan ayırmadı. Hafifçe bastırarak bacaklarımı biraz daha açmamı sağladı. Onun için açılan alana elini külotumun içine sokarak ulaştı. Çıplak tenime dokunur dokunmaz bacaklarımı sımsıkı kapadım ve elini kasıklarımın arasına sıkıştırdım. Arabayı evinin hemen önüne park etmek için elini çıkarması gerekene kadar da öylece kaldık.
    Arabadan çıkıp eve geldik.Beni öpmeye başladı, bir yandan da odasına götürüyordu. Apar topar soyunduk. Ben elbisemi aşağıdan çıkarmalıydım ancak son anda yukarıdan çıkarmaya karar verdim. Gergin insanların yaptığı şeyler işte. Kollarımın birini kafama yapışmış, diğerini de elbiseden çıkma fırsatı bulamadığı için sıkışmış bir halde buldum kendimi birden.
    Yatağın üzerinde çırılçıplak öpüştük. Luisma'dan farklı bir bedene sarılmak bana ne garip gelmişti. Aynı insanla geçirilen onca yıl sonrasında o insanın vücudu sizin kendi vücudunuzun bir parçası gibi oluyor. O vücudun hareketlerine, ölçülerine, kokusuna alışıyorsunuz. Başka birine dokununca ilk kez birine dokunmuş
    gibi oluyorsunuz.
    O gün benim için ilk kez gibi bir şeydi. Gergindim, arzuyu endişeye dönüştüren o heyecan nedeniyle zevk alamadım. İyi olayım diye, çıplakken kilolarım fazla belli olmasın diye, tecrübesiz olduğum anlaşılmasın diye kafamı fazla yordum. Aynı
    anda o kadar çok şey düşündüm ki kendimi unuttum. Fazlasıyla edepli bir âşık gibi davrandım.
  • Mekanın sahibi geri geldi.'