Zihinsel işleme, benzerlerinden keskince ayırmak adına derin düşünme diyoruz. Söylemeye gerek olmasa da bununla kastettiğimiz, hülyalara dalıp gitmek değil. Özellikle de daha önce bahsettiğimiz gibi, kendinin efendisi olma işinde büyük savaş açmamız gereken düşmanlardan biri olan duygusal hülyalara kapılmak hiç değil. Hayal kurarken dikkat, bilinçteki düşünce ağlarını ve duyguları yavaş yavaş kendi kendilerine oynamaya bırakarak uykuya dalar. Fikirlerin çağrışım yasasına uygun olarak, şans eseri ve beklenmedik birleşimlerin oluşmasına izinr verir, derin düşünme ise hiçbir şeyi şansa bırakmaz. Bununla birlikte, derin düşünme, kesin bilgi edinmeyi amaçlayan çalışma işinden tamamen farklıdır. Aklı, donatma değil, yeniden yaratma eğilimindedir. Çalışma işinde, asıl peşinde olduğumuz bilgiyken, derin düşünmede tam tersidir. Amacımız, ruhumuzda nefret veya sevgi duygusu uyandırmaktır. Çalışmada, doğruyu bulma arzusu tarafından yönetiliriz. Derin düşünmede ise doğru, bizi en çok ilgilendiren şey değildir. Faydalı bir yalanı, uğursuz bir gerçeğe yeğleriz. Tüm arayışımız yalnızca işe yararlık güdüsüyle yönlendirilir.
İmkânsız olan şeyler vardır bilirsin
Yaşlanmamak gibi, ölmemek gibi
Ve seni sevmemek erik gözlüm
Mümkün değil ki
Çıkarıp atamam içimden
Neyleyim yer etmişsin bir kere
Ne zaman elime bir kâğıt alsam
Siner güzelliğin kelimelere
Yumsam gözlerimi seni seyrederim
Devamlı bir musiki kulaklarımda sesin
Mevsimler seninle başlar, seninle biter
Yıl on iki ay benimlesin
Ne zaman bir uçak görsem havada
Alıp başımı seninle gitmek isterim
Umurumda değil bu oyunlar, bu düzenler
Anlasana; seni arıyor ellerim
İmkânsız düşünmemek gecelerce seni
Ve sevmemek ömür boyunca, bir gün değil
“Başka çaremiz yok, beni unut” demiştin
Mümkün değildi erik gözlüm, mümkün değildi
Ama görüyorum ki
Zaman, benim tarafımda değil sevdiğim
Ellerime gerek kalmadan
İnce bir işçilikle oyuyor seni
Göğsümün en hassas yerinden
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Üretken meditasyonu size de öneriyorum. İlla her gün dört başı mamur bir seans yapmanız gerekmiyor, fakat haftada en az
iki ya da üç seans yapmayı hedefleyebilirsiniz. Köpeği gezdirmek
ya da evden işe gitmek gibi normalde ziyan edilen vakitleri geri dönüşüme sokmanıza imkan tanıdığından, üretken meditasyona
özel bir zaman yaratmanıza gerek yok; bilakis usulünce uyguladığınızda çalışma saatlerinizden çalmak yerine iş verimliliğinizi
artırmış olursunuz. Üretken meditasyona başvurmanızı gerektiren kritik bir sorunla karşı karşıyaysanız, günlük mesainize bir
yürüyüş molası sıkıştırabilirsiniz de.
..ama sabırlı olmak, zamana zaman tanımak gerek, şimdiye dek çoktan, hem de kesin bir şekilde öğrenmiş olmalıyız ki kaderin herhangi bir yere varmak için bir hayli dönüp dolaşması gerekir..
Dur! Durma! Ardındaki kuduz itler, die dir auf den Fersen sind, yetişebilirler sana. Ensende hissetmek onların soluğunu:
Kimi zaman herşeyden tiksiniyorsun, herşeyi olduğu gibi bırakmak ve kaçıp gitmek istiyorsun uzaklara. İnsanlar canım sıkıyor, sevgileriyle, sevgisizlikleriyle seni boğuyorlar. Bozuk plak gibi kendisini yineleyip duruyor yaşam. Bütün bildiklerini unutmak ve yeniden başlamak istiyorsun yaşama: Depart au zero, start from scratch, tabula rasa. Ama ancak peri masallarında olur bu, sen ise kendi kabusunun içine hapsolmuşsun:
Perfectly imprisoned in thine own chest. Bu göğsü yırtmaya bir bıçak gerek, büyük bir bıçak, keskin bir bıçak, ipekten bir kılıç: A sordid sword, un triste sort dont tu ne te preoccupe pas. You can't be bothered about that, can you?
Ya ne yapaydım?
Sağlam bir arka, bir patron bulup
Ağaca tırmanmış sarmaşık gibi,
Kabuğu yalayarak bir vasi edinmek mi?
Bilek gücüyle yükselecek yerde
Kurnazlıkla yükselmek mi?
Istemem. Herkes gibi koşarak,
Para babalarına şiirler düzmek mi?
Bir bakan üzülmesin, yüzü gülsün diye!
İstemem. Her gün bir tepsi yemek için
Kapı kapı dolaşip pabuç mu eskitmeli?
Istemem. Pohpohlarken bir yandan,
İşini mi görmeli öte yandan?
Belki kaz gelir diye bana,
Birini göklere mi çıkarmalı?
İstemem! Bir kibar salonunda,
Kucak kucak mı dolaşmalı,
Ve sonunda şiire koyup ayı, yıldızları,
Coşturmak mi gerek yaşl kızları?
İstemem! Bir ünlü kitapçıya giderek,
Parayla şiir mi bastırmali? Istemem,
Bulup meyhanelerde bir alay sersem,
Kendimi dahi mi seçtirsem?
İstemem! Başkalarını yazacak yerde,
Tek bir soneyle ün mü kazansam meyhanede?
İstemem! Yoksa korkayım mı, gazetelerde
Aptalın teki beni eleştirecek diye?
Yoksa durmadan, "Adım görünsün
veter ki Su adi Mercure gazetesinde" mi diyeyim!
İstemem! Hesaplamak, korkmak, sararıp solmak.