Gönül rızasıyla fakirlik, kararsız zenginlikten Hem daha uzun ömürlüdür, Hem daha tez varır mutluluğa. Birinde isteklerin sonu gelmez; Ötekinde istek kaşıntısı kalmaz.
Nasıl komedya baba bu
Olen ünlü bir hekimin kızı olan ve Fransa'nın soylu kişilerinden bir kontes tarafından korunan Helena, kontesin oğlu Bertram'dan hiç yüz görmediği halde , bu metelik etmeyen delikaniıyı umutsuz bir aşkla sevmektedir. Helena babası sayesinde , mucize yaratan ilaçlar konusunda bilgili olduğu için, ağır hasta olan Fransa kralını bir tek şartla, canının istediğiyle evlenebilmek şartıyla iyileştirir ve tabii ki, Bertram ile evlenmek ister. Ne var ki, böyle bir yönteme başvuracak kadar küçülen Helena'yı ayıplamamak elimizde değildir. Bertram'ı ise belki daha da çok ayıplarız; çünkü bu kibirli aristokrat, genç kızda herhangi bir kusur gördüğü ya da başkasına gönül verdiği için değil, Helena aşağı sınıftan bir hekimin kızı olduğu için onunla evlenmeye yanaşmaz. Sonunda kralın buyruğu üzerine genç kızla evlenmek zorunda kalır. Ama ona hiç el sürmeden ülkeden kaçar. Helena ise, ne pahasına olursa olsun onu ele geçirmeye kararlıdır. Çirkin bulduğumuz bir çareye başvurarak, yani başka bir kadının yatağına girip Bertram ile karanlıkta yatarak , nikahlı kocasını sonunda ele geçirir de. Bu yatak hilesi bizi bir hayli tedirgin ettiği için, All's Well That Ends Well'in kendi adını yalanladığını, aslında hiç de iyi bilmediğini düşünürüz elimizde olmadan.
Kimilerimizin aklına şu soru gelebilir: Madem birçok ideoloji ve birçok “izm” birer dindir, o hâlde bunlara neden “din” denilmiyor da başka başka isimlerle adlandırılıyor? Bu soru gerçekten yerinde bir sorudur. Çünkü bilindiği üzere ideolojinin manası; bir yaşam biçimini belirlemeyi amaçlayan ve kendi içinde bağlantısı olan siyasi, iktisadi ve sosyal görüşler bütünüdür. İdeolojiye yüklenen bu tanım, dinin tanımına paralel bir tanımdır. O hâlde neden bunlara “din” denilmiyor? İşte dünya müstekbirlerinin kendi koydukları dinlere bilmem ne ideolojisi veya bilmem ne “izm”i demelerinin nedeni; yönettikleri, hâkimiyet kurdukları halkın iki ayrı din vakıasıyla, yani bir din ikilemiyle karşılaşmamasını sağlamaktır. Çünkü bu müstekbirler, halk kitlelerinin din olgusuna karşı tutucu yaklaşımlarını bilmektedirler. Halkın tepki göstereceği bir din ikilemi meydana getirmemek için de kendilerinin ürettikleri veya türettikleri dinlere bilmem ne ideolojisi veya bilmem ne “izm”i gibi isimler takmaktadırlar. Mesela Cumhuriyet sonrası Türkiye’sinde Kemalizmin halk kitlelerine bir din olarak empoze edilmediği bilinen gerçeklerdendir. Fakat buna rağmen dinin ne olduğunu bilen ve Kemalizme gönül veren bazı entelektüeller, “Benim dinim Kemalizmdir.” şeklinde apaçık söylemlerde bulunmuşlardır. Kemalizme gönül verenler için dosdoğru olan bu söz, Kemalizmi sahiplenmelerine rağmen Müslümanlıktan vazgeçmeyen kimseler tarafından büyük tepkiyle karşılanmıştır. Müslüman olduklarını iddia eden bu Kemalistlere göre, “Benim dinim Kemalizmdir.” diyen kimseler İslam dininden çıkmışlardır.
Din
Dil yaresini andıracak yare bulunmaz. / Dünyada gönül yaresine çare bulunmaz.
Alıntı
Tasavvufi terbiyenin de ilk dersi incitmemek, son dersi incinmemektir.
"Aşkın meyine kandım, N'oldun a gönül n'oldun"