• “Hedefe ulaşmak için her yol mübahtır” formülü sayısız cinayetlerin sebebi olmuştur. Ulvi hedef aşağılık (alçakça) bir vasıtayı kutsal kılamaz, fakat aşağılık bir vasıta her hedefi küçültebilir ve yıpratabilir.
  • 128 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
    Mevdudi’nin bundan önce okuduğum kitabında (İslam’da Aile Hukuku) aile içindeki hukuki kanunlara değiniyordu ve yaklaşımını da pek beğenmiştim; toplumun ruh haline ve zamanın şartlarına göre değerlendirmelerde bulunuyordu. Eğer o kitabı okumadan evvel bu kitabı okusaydım Mevdudi’nin bir nebze katı olduğunu düşünebilirdim çünkü kitapta yer yer sert bir üslup görebiliyorsunuz. Ancak bir önceki kitapta yaklaşımını gördüğüm kadarıyla, Mevdudi, sosyal şartları gözeterek durum değerlendirmesi yapar ve bu kitapta da örnek vermek gerekirse, hedef aldığı ideolojilerin uygulandığı ülkelerin neler yaşadığına değinmiş ya da günümüz Müslümanlarının bir portresini çizerek olaylara yaklaşmış, yani bir gözlem üzerine yine yazılmış olduğunu düşünüyorum.

    Ben, Mevdudi’nin bu denli taviz vermeden bu konuya sergilediği yaklaşımın sebebinin, hem Hindistan’da yaşadığı dönemdeki mevcut durumun karmaşasından hem de ülke üzerindeki uzun süreli (yaklaşık 150 yıllık) sömürgeden dolayı ciddi anlamda ülkede oluşan tahribattan kaynaklandığını düşünüyorum.

    Mevdudi’nin taviz vermeyen tutumuyla ilgili aslında belirtmek isterim ki bu konuda benim de fikrim bu şekildedir; eğer İslam‘a yeterince teslim olduğumuzu düşünüyorsak aslında bizim de hayatımızın her alanında ilk olarak Allah’ın rızası ve emri doğrultusunda hareket etmemiz gerekir diye düşünüyorum. Bilmemiz gerekiyor ki İslam’ın herhangi bir fikirle birlikte anılmaya ihtiyacı yoktur, ihtiyacımız olan her düşünceyi barındıracak kadar zengindir.
    “İslâm ne zamandan beri geçerliliğini başka bir dinin kisvesi ve teminatı altında sürdürebilecek müflis bir duruma düştü.” (s. 48)

    Mevdudi’nin bu kitabında (tabiri caizse) okun hedefinde, batının Hindistan’daki sömürgesinden mütevellit net bir şekilde batıdaki ideolojiler ve fikirler var. Bu ideolojilerin çok kısa bir şekilde çıkış noktalarını ve aslında İslam dini ile olan uyumsuzluğundan söz edilmiş, sonrasında ise toplumun bu durumdan nasıl kurtulacağına değinilmiş.

    Kitabı okurken Mevdudi’nin asıl olarak “Ben sadece gayri müslimleri değil Müslümanları da İslâm’a davet ediyorum.” cümlesini tamamen hissedeceksiniz. Ben kitabı okumanızı tavsiye ederim; tamamen okunması gereken bölümler de var ama benim yer yer hak vermediğim ve sıkıldığım yerler de oldu, aslında okuyup nasıl olduğuna siz karar verin. :) Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar.
  • Komutan Hattab'dan Oğlu Salih'e Mektup*

    ''Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

    Salih, kutsal bir mücadele olan Çeçenistan'dan, benim sana olan tavsiyem budur.
    İslam tarihi sayfalarında sadece Allah yolunda verdikleri sözleri tutanlar şerefle kayıd edilmiştir. Onlar ise sözlerinde durarak söyledikleri gibi, savaşın olduğu yere gidenlerdir.

    İnan bana oğlum, para inananları inaçlarından alıkoydu. sonra eve giderler ve sonunda yatarlar. Ve onların hayatlarında başka bir amaç ve hedef yoktur.

    İnan bana Salih, onların amacı kendilerini zenginleştirmek ve о yolda ilerlerken problemlerden kendilerini sigorta etmek. Ancak, problemler hiçbir zaman bitmez. Evde, karısıyla, çocuklarıyla, ev problemi ve benzeri problemleri birini çözerler, arkadan diğeri başlar. Ve böylece onları çözerlerken hayatları sona erer, problemleri kalır.

    Bu gün İslam ümmeti içerisinde her türlü insanlar mevcuttur:Alimler, talebeler, işadamları, mühendisler hatta hırsızlar ve haydutlar. Ancak, Tevhid ehli ve Cihad ehli askeri azdır.

    İnan Salih, bu gün Cihad zamanıdır. Küfr ümmeti çok dikkatli çalışmaktadır. İslam ümmeti ise keskin bir kılıca muhtaçtır.Allah, bu zamanda da İslam ümmetine merhamet ederdi, Peygamber efendimizin (s.a.v.) ve ashabın ve onların yolunda devam edenlerin zamanından bahis etmiyorum.

    Biz gördük, dünyanın en fakir olan milleti Sovyet birliğini nasıl yok ettiğini ve en az olan milletin ise Rusya'nın..kalbini kırdığını. Ben bunlarla yaşamasaydım, belki ben de inanmazdım.

    İnan Salihim, ölümünü kendin seçebilirsin şahadetini isteyerek cihat yolunda. Ama Allah daha iyi bilir. Allah'a tevekkül et ve ölümüne dimdik karşı koy hayat da о zaman sana gelir. Allah'a olan ümidini yetirme ve ona tüm kalbinle inan. Biz insanlar Allah'a inanırız ve yine de zafer gelir mi acaba diye şüpheleniriz? İnsanlar her zaman şüpheli davranırlar. Körfez savaşından beri, kafir uçakları tankları çoğu insanların kalplerinde korku bırakmıştır.Körfez savaşı, Afganistan'da Rusya'ya karşı kazanılan savaşdan sonra Müslümanların kalplerine inen inanç ve cesareti yok etmeye yetti. Düşmanların silahlı kuvvetleri Allah'a inanan az bir insanlara karşı yenilgiye uğradıktan sonra, Orta Doğuya tüm yerlere yerleşip Muhammed ümmetini korkutmaya başlamışlardır. Saddam'a ve askerlerine bir şey olmuyordu. Ama Batı gittikçe vahşileşerek Müslümanları korkutarak onları tüm sahip olduklarına el koyarak devam ettiler ve biz buna karşı koymayı borç bildik. Ve hala bu savaş 18 yıldır devam etmektedir.

    Salih zaman gelir sen de ölümle karşı karşıya kalırsın. O halde Allah'a yönel ve O'nun yolunda cihat et. O, bu dünya'da ve öbür dünya'da da bir şereftir. Canım benim! Sen hala çok küçüksün. Ama biz sana ve senin yaştakilere bir yol gösterdik ki bunu bize bizim nineler gösteremezdi. Biz önce Allah'a ve sonra size inanıyoruz. Siz, bu ümmettin umudusunuz.

    Maalesef, bu gün gençler televizyonun ve futbolun ve benzeri şeylerin ve arabaların kölesi olmuşlar. Boşu boşuna ölmekten kork ve Allah'tan sonunu hayırlı olmasi için dua et. Allah yolunda cesedini parçalanarak ölmek, mahşer'de seni Peygamber efendimizle (s.a.v.) beraber kılar.

    Benim için en büyük hediye, Elhamdulillah, senin bu cihat topraklarında dünyaya gelmendir.Senin anne tarafı akrabalar birileri şehit edildi, birileri benimle hala savaşmaktalar, birileri Ruslara esir düştüler. Onlar ilk Dağistan'da şeriatı ilan edenlerdendirler. Ben hatırlıyorum, о zamanlarda onların bulundukları köyler, Ruslar tarafından çembere altına alınmıştı ve biz onlara yardıma koştuk ve beraberce orada kafirleri dize getirdik.

    Çeçenistan'da о zaman senin annen hala seni karnında taşıyordu. Ve uçaklar bizim toprağımızı her yerde bombalıyordu ve yakıyordu. Ve onun için,Allah'a şükür et ki sen karnındayken cihadın seslerini duymaya başladın. Senin annen ise bir yerde öbür yere koşardı. Canım benim, lüks bir hayatı hiç düşünme çünkü seni her yerde küfür ümmeti takip edecektir ve sana rahat vermeyeceklerdir. Sen ise babanın yoluna devam et ve şerefli bir yol seç. Çoğu senin babanın arkadaşları da bunu seçtiler ve şehit oldular veya esir düştüler. Sen ise onlar'dan daha iyi değilsin. Hayatında ciddi bir karar al ye Allah'a inanarak ve zafere inanarak devam et.Boş konuşmalara kulak verme, çok soru da sorma. İlim ara ve onu uygula ve Allah'ın kitabını öğren. Küçükken bunları yap sonra Allah'ın yolunda cihad'a hazırlığını yap.

    Oğlum benim! Bilmem, cihadda beraber olur muyuz. Belki sen tek başına olursun, ben ise mezarda. Ama bu bir komutanın askere olan bir tavsiyesidir, benim için bir rahmet ol, bana dua et ve Salih bir evlat ol ki, ölenler ancak salih evladın duasını alırlar. Peygamberimiz de böyle söylemiştir.

    İsterim ki, Allah'ım koru onu! Bu ümmete faydalı ve bu dini korumaya güç ve cesaretini ver ona! Ve senin sonsuz rahmetinden rahmet eyle ona! Allah'ım düşmanlarından koru onu! Ve fakir babasına ve annesine şefaatçi kıl onu! Allah, inanmayanlara karşı senin şerefini ve gücünü yükseltsin!Allahu Ekber

    Senin baban, Hattab''
  • Bir gün Urane vadisinde akşam olmak üzereyken Halid’i gördü. Hz. Peygamber’in önceden kendisine haber verdiği gibi karşıdan adamı gördüğünde içinde bir ürperti hissetti. Peygamber doğru söylemişti. Şimdi artık hedef gözünün önündeydi. Adam, elinde demir bir asa, kumları yararak ilerlemekteydi. Abdullah şöyle bir baktı. İkindi namazı geçmek üzereydi. İkindiyi kılmaya kalksa adam görecek, her şey başlamadan bitecekti. Kılmazsa, namazın vakti geçecekti. En iyisi bir taraftan Halid’e giderken bir taraftan da imâ ile (göz işaretiyle) namazını kıldı. Onun bu hareketi, düşman takibinde imâ ile namaz kılınabileceğinin delili olarak İslam fıkhındaki yerini aldı.
  • Modern hayatı esas alarak Kuran'ı sorgulayan, onu tarihe hapseden Tarihselcilik, Kuran-ı Kerim esas alınmadığından dolayı oluşan sorunları sanki Kuran-ı Kerim'in uygulanmasından kaynaklanmış problemler gibi ona isnat etmekle ve O'nun tarihsel okumaya tabi tutulmasının kaçınılmaz olduğunu savunmaktadır. İslam Dünyasının sorunlarını Kuran-ı Kerim'i sorgulayan bir anlayış değil, Kuran'ı anlayan bir idrak çözecektir.