Bir ev nedir?diye düşündüm:kardan yağmurdan korur insanı,penceresi vardır,dışarıya bakarsın,ama dışarıda değilsin,hem hayata aitsin,hem kendi fanusundasın.
Yine de bir ev nedir?
Neden büyük ağabeyim N. niye oturayım evde,deli miyim ben demişti?
Okyanusun içinde kendi soluğunu tüketerek kaybolan bir denizaltıdır ev,canlılar geçer pencerenin önünden,su götürür yeryüzünü.
Eski şapkalarımız,ayakkabılarımız,elbiselerimiz gün geçtikçe bizden bir parça olmazlar mı?Onları sık sık değiştirmek isteyişimiz de bu yüzden değil midir?Yeni bir elbise giyen adam az çok benliğinin dışına çıkmışa benzer:Kendinden uzaklaşmak,ona bir değişikliğin arasından bakmak ihtiyacı,yahut “Ben artık bir başkasıyım!”diyebilmek saadeti.