• 11 Mayıs 2010'da Zhu Chen Ming(24) on iki katlı Foxconn binasının çatı katından atlayarak intihar etti. Bu 2010 yılındaki sekizinci intihar vakasıydı. 2012'den itibaren tüm binaların çatısına intiharı önlemek amacıyla güvenlik ağları yerleştirildi. Yeni işe alınan çalışanların sözleşmelerine,intihar etmeyeceklerine dair söz verdiklerini ve intihar ederlerse ailelerinin tazminat alamayacağını bildiklerini belirten maddeler eklendi. 27 Mayıs 2010'da aynı fabrika'da çalışan başka bir işçi, Yan Lİ, 35 saat aralıksız çalıştıktan sonra öldü.
  • 453 syf.
    ·20 günde·10/10
    Öncelikle başarılı bir çeviri yapan rahmetli Halil İnalcığı saygı ve sevgiyle anıyorum..

    ABD tarihi son iki yüzyılda dünya tarihine damgasını vurmuştur. Kıtanın gerçek sahibi Kızılderililer'in yerinden edilişinden itibaren dünya hâkimiyetine uzanan bir imparatorluğun ilginç hikâyesi... Yankeler... Kızılderililer...Zenciler...Köleler...işçi avcıları.. Başta Britanya'dan olmak üzere dünyanın her tarafından gelip bu bakir topraklara yerleşen göçmenler. Bir yandan demokrasinin, liberal değerlerin ve özgürlüğün görkemli yükselişi, diğer yandan dev sermayelerin gölgesi altında kapitalizmin vahşi ve acımasız yüzü.

    Amerikalılar, dünyadaki uygarlıkların binlerce yıldan bu yana ürettiği bilgiyi ve teknolojiyi sanki başka bir gezegene ayak basmış dünyalılar gibi büyük bir ihtirasla bu topraklarda uygulamaya koyuldular. C Amerikan gülü, bütün görkemli ve güzel kokusuyla ancak etrafında büyüyen ilk tomurcukların feda edilmesiyle yetişebilir"di.
  • 312 syf.
    ·23 günde·Beğendi·9/10
    amerika dünyaya hükmeden imparatorluk.fakat bu yolda çok büyük bedeller ödetiyorlar. afrika: afrikanın iki vahşi yüzü var biri gerçek doğası;aslanlar,timsahlar leoparlar gnular zebralar v.s diğeri amerika başta olmak üzere diğeri kapitalist ülkelerin yarattıkları cehennem.milyonlarca insan kapitalizmin egoları uğruna kurban ediliyor.kimi kurşunla.kimi açlıkla teker teker toplu bir şekilde.yok ediliyor.asyadada pek farklı değil bu güruh özellikle cehaletin olduğu her kitleyi çok kolay bir şekilde içten ele geçiriyor.sonrası çok hemde çok kötü oluyor.böl parçala yönet. bu konuda müslümanlar nasibini fazlasıyla alıyor.bukitap bir amerikan vatandaşı tarafından, amerikanın aç gözlülüğüyle dünyayı nasıl sömürdüğünü anlatıyor. şimdi sıra çin de. emperyalizmin vahşeti çok daha kötü sonuçlar doğuracak.
  • 176 syf.
    ·9/10
    Şüphesiz ki teknoloji çağının her geçen gün geliştiği günümüzde kitle iletişim araçlarının ya da genel adıyla "medyanın" hayatımızdaki yeri ve etkisi çok büyüktür.Gerek yaşadığımız çevreye, gerekse küresel anlamda dünyaya açılan bir pencere niteliği gören medya mecralarının ne kadarının gerçeği yansıttığı ise tartışmalı bir konudur. Zira işini hakkıyla, medya etiği kapsamında yapanların sayısı gittikçe azalmakta ve medya mecraları günümüz dünyasının standartlarına göre kendisini yeniden şekillendirmektedir. Medya, artık birçok kez bazı dış veya iç güçlerin etkisi altında çıkar ve menfaatler doğrultusunda hareket etmekte, kamuoyunun algısını kendi istediği noktaya çekebilmektedir. Bu akışa direnenleri ise bir şekilde sindirmeye çalışmaktadır. Çünkü bilindiği gibi kapitalizmin hakim olduğu dünyamızda her şey çıkarlar çerçevesinde çalışmaktadır. "İyi, hoş diyorsun da şimdi bunlar nereden çıktı yahu! Kitap blogunda değil miyiz, kitaplardan konuşmayacak mıyız?" dediğinizi duyar gibiyim. Aslında siz fark etmeseniz de çoktan kitaptan konuşmaya başladık bile!
    Sıfır Sayı, Umberto Eco'nun 176 sayfaya sığdırdığı çarpıcı eserlerden biri. Öyle ki, kitabın sayfalarını her çevirişinizde kötü ya da diğer bir deyişle sözde gazeteciliğin mutfağına girme, madalyonun görünmeyen karanlık yüzüyle tanışma olanağı bulacaksınız. Umberto Eco eserinde, gazeteciliğin kimi kişilerce saygınlık kazanmak, şantaj yapmak için nasıl oyuncak gibi kullanıldığını gözler önüne sererken, aynı zamanda İtalya'nın 50 yıllık tarihini de yeniden kaleme alıyor. Adım adım çıkar ve yalanların sözde gazetecilik mutfağında nasıl işlediğini gözler önüne seren sıfır sayı; patronlar, gazete çalışanları ve kamuoyu algısı üçgeninde şekilleniyor.

    Kitaba daha yakından göz atacak olursak, kitabımızın ana karakteri Colonna hayattın hep şanssız yüzüyle karşılaşmış, hayata hep kaybeden safında yer almış biridir. Bir gün Simei adında bir gazeteci tarafından aylık 6 milyon kazanacağı bir yıllık iş teklifi alır. Fakat bu teklifin bir de iç yüzü vardır. Simei, Colonna'dan bir yıl boyunca hiç basılmayacak olan bir gazete için yazı işleri sorumlusu diyebileceğimiz bir statüde çalışmasını ve 12 adet sıfır sayıdan oluşacak bu gazeteyi bir kitap haline getirmesini istiyor. Kitapta sözü geçen gazete, kamuoyunun yararına ya da bir deyişle gazeteciliği layıkıyla idame ettirecek bir gazete değildir. Bu gazetenin tek amacı patron Vimercate'in gazete ile finans ve politika salonunda kendine bir yer edinmesini sağlamaktır. Fakat Simei'nin de kendince başka bir planı bulunmaktadır. Eğer işler yolunda gitmezse 12 adet sıfır sayının kitaplaştırılmış halini şantaj için kullanacak ve buradan kendine bir pay çıkartacaktır. Diğer gazete çalışanlarının haberdar olmadığı bu gizli plan kapsamında Simei, Colonna ve gazete çalışanları çıkacak "Yarın Gazetesi" için çalışmalara başlarlar fakat bir süre sonra gazetenin gerçek amacından haberdar olmayan Braggadocio, şüphe ettiği "Acaba Mussolini yaşıyor mu?" sorusunun üzerine gerçek bilgilerin peşinden koşmaya başlar. Lakin bu durum Braggadocio'nun canından olmasına ve gazetenin de kapanmasına neden olur.

    Her bir karakterinin basın yayın sektörü ve toplumdaki bireyleri temsil ettiği, akıcı dili ve çarpıcı içeriğiyle ise okuruna eleştirel bir yaklaşım sunduğu bu güzel esere şans vermenizi, Umberto Eco'nun usta kalemiyle tanışmanızı tavsiye ediyorum. Kitabınız bol, keyfiniz daim olsun :)