• "Geçmişinin tutsağı olmayı bırakacaksın. Bunun yerine geleceğinin mimarı olacaksın."
  • İnsanlar mutlu değiller. Keşke kadrajdaki o tebessümler sahici olsa ve neşeye yalan bulaşmasa. Herkes bir sıkıntının ucundan tutmuş, bırakamıyor. Mutsuzluk o kadar kanıksanmış ki, bununla baş etmek adına bir çıkar yol, bir çözüm veyahut içinde bulunulan nahoş durumu nihayete erdirmek için hiç çaba sarf edilmiyor. Üzülüyorum.
    Birçok insan sosyal medyada, takipçileri, arkadaşları veyahut akrabaları onun iyi olduğunu düşünsünler diye kameraya bakıp, zoraki bir tebessüm atıyor o nohut kadar merceğe. O fotoğraftaki hiçbir anlam ifade etmeyen o boş gülücük, çevresinden gelecek soruları ortadan kaldırırken, onunda insanlara açıklama yapma durumunu ister istemez silip atıyor. Aslında insan, yalnızlığın karanlığına kendisini, kendi elleriyle bırakıyor.
    Can Yücel’in bir şiirinde kaleminden döküldüğü gibi;
    “Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış. Kendi yolumu çizdiğimde anladım.”
    Eğer mutlu olmak istiyorsa insan, mutluluğu beklemek yerine mutluluk üretmelidir. Bunu yaparken ekstra bir çaba sarf etmeye de gerek yoktur hakikate bakacak olursak. Nefes aldığınız sürece, etrafınıza dikkat kesildikçe, tabiatın size sunduğu ferahlığı iliklerinize kadar hissetmek adına belli başlı eylemlere başvurduğunuz da ve sevdiğiniz şeyleri yapıp, size iyi gelmeyen insanlardan uzaklaşmayı başardığınızda eminim ki mutluluğa ulaşacaksınızdır. ‘Mutlu olmak için kendi yolunuzu çizdiğinizde’ beni anlayacaksınızdır.
    Hiç kimseye hiçbir şey ispat etmek veyahut kanıtlamak zorunda da değilsiniz. Hayat denilen şey sallantılıdır. Nasıl ki her zaman güneş açmıyor, arada bir yağmur, arada bir kar yağıyorsa ve bu doğa olaylarının her biri tabiata katkıda bulunuyor, yaşamak için bunlar nasıl ki olmazsa olmazımızsa… İnsanın hayatında da dertli, kederli, hüzünlü, ağlamaklı, yalnız olduğu zamanlar oluyor, olacak, olmalıdır. Pek haz edilmese de ve çok sıkıntılı geçse de bu süreç insana çok şey katar, çok şey öğretir. Bundan bile zevk almaya, ders çıkarmaya bakın.
    Beni en çok üzen bir diğer hususta, aslında hiç iyi gitmeyen birlikteliklerin, evliliklerin, çiftler arasında hiçbir sıkıntı yokmuş gibi sosyal medyada yansıtılması. Şu sosyal medya ile bolca vakit geçirip, uğraşmak yerine karşılıklı oturup, toplum olarak konuşmayı, iletişime geçmeyi başarabilsek, mide bulandırıcı ne kadar sıkıntı varsa kalkacak ortadan ya, neyse…
    Toplumun kalabalığından yararlanıp, arada kaynamaya çalışan bir kitle var ki onlarında durumu içler acısı. Hepsi birer emojiden farksız. His yok, duygu yok, hareket yok… Yüzlerde sahte bir gülücük, onun da aslı yok astarı yok. Özenilen lüks yaşamlar, hipnozunda kalınan diziler, sahte bilgiler, sahte bilginler, birbirleriyle aşık atma durumu, hasetlik, ego, kibir, sonradan görmelik… Biz savaştayız ve kendi kendimize teslim oluyoruz. Mücadele etmek adına kalkıştığımız eylem dahi yok. İstila ediliyoruz. Gerçek olan ne varsa hepsini verip, sahtelerle heybemizi, yüzümüzü, düşüncelerimizi vs dolduruyoruz. Seneler sonra bunun farkına varıldığında iş işten geçmiş olsa da, benim içim rahat olacağı aşikar. Biz, kendi isteğimiz, kendi ellerimizle kendimizi bitiriyoruz. Sonra da tutup kendimizi gömüyoruz.
    ...
    D. Yasin
  • 72 syf.
    Mustafa Kemal'i anlamak, onun düşüncelerini benimsemek, onun gibi düşünmek beraberinde büyük bir hayranlık getiriyor. Ki nasıl getirmesin? Bütün bir dünyanın saygı duyduğu bir lider. Ne acı ki bütün bir dünya saygı duyarken , hatta en büyük düşmanı denilen Yunan komutanı Trikopis bile zamanında esirlikten kurtulduktan sonra her 29 Ekim ve 10 Kasım da ülkesindeki Türk Büyükelçiliğine gidip Atatürk'ün resminin önüne geçip saygı duruşunda bulunurken kendi milleti ona gereken saygıyı ve değeri göstermiyor ne denilebilir ki.. çok büyük bir acı..
    Aslında olması gerekeni yine kendisi öyle güzel söylemiş ki Kemal Atatürk :
    ''İki Mustafa Kemal vardır : Biri ben,et ve kemik, geçici Mustafa Kemal.. İkinci Mustafa Kemal, onu ben kelimesiyle ifade edemem; o ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz .Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!.'' O Mustafa Kemal hepimiziz, keşke bunu başarabilsek.
  • 400 syf.
    ·3 günde·10/10
    1920'de başında saatlerce oturup, düşünülerek yazılmış mektuplar. Kafka'nın bütün hissettiklerini anlatma çabası ve bunu sadece sevdiği için yapması, benim tarafımda, sonu nasıl bitmiş olursa olsun (ben bi sonu olduğunu da pek düşünmüyorum) sevmek ne güzel şey dememe (bir kez daha) sebep oldu bu mektuplar. Keşke hepimiz oturup her gün sevdiğimiz böyle ifade edebilsek (hatta mümkünse başka insanları bu ifadelerin içine dahil etmeden) bunu başarabilsek.