• 224 syf.
    ·5 günde·9/10 puan
    "Eh aslında hayat başlı başına, eğilip bükülen, sıçrayıp kıvrılan, dönen, uçan, sürünen ve diplere doğru giden ve tümü, tümden bir dans değil midir? (Sf.23)."

    Huzurun kitabını okumuş gibiyim. Meryem'in eşi Cahit'i kaybetmesinin ardından düştüğü o derin boşluk ile başlıyor kitap. Onun acısını, savrulmasını, kararsızlığını yazar okuyuculara net bir şekilde gösteriyor.

    Yıllarda her şeyi eşi ile yapan, adeta onunla nefes alan Meryem bir anda kolsuz kanatsız gibi kalakalmıştır. Savrulup gittiği, saatlerce yürüdüğü o günlerin birinde yolu bir dükkâna düşer. Başta bir kararsızlık yaşar, içeri girse mi yoksa dönüp yürümeye devam mı etse... O sırada Dokuzuncu Senfoni dolar kulaklarına ve ansızın giriverir içeri. Dudakları kendiliğinden mırıldanmaya başlamıştır bile. Her şey bu tevafuk ile başlar. Hayatı değişir, acıları huzura bırakır yerini. Manevi ve maddi olarak dengelenir Meryem. Kısaca bu dükkânda kendini bulur. Hem sedef işçiliği öğrenir hem kendini eğitir.

    Meryem o dükkânı her anlattığında içimi bir huzur kapladı. Keşke benim de öyle gidebileceğim bir ortamın olsaydı, ben de aklımdaki onlarca soruları danışacak insanlara sahip olsaydım demekten kendimi alıkoyamadım.

    Kitap genel olarak aşırı sakin ve durağan. Maceralar, aksiyonlar, gereksiz kıskançlıklar ve maddi aşklar bekliyorsanız hiç elinizi atmayın derim. Evet bu kitapta bir aşk var ama bu aşk en güzeline Allah'a duyulan aşk. Her sayfada, her dilde, her sohbette O'nu okuyorsunuz.

    Edebiyat, sanat, din, musiki... Ne ararsanız bolca var kitapta. Ruhu tatmin eden bir eser, bence.

    Yer yer kendinizi sorgulayabilirsiniz aynı Meryem gibi. Belki de bu kitap bazı kötü yönlerimizi düzeltmek için araç bile olabilir. Kim bilir...

    Kitapta işaret koyduğum, altını çizdiğim onlarca yer var. Her Emine Işınsu kitabında olduğu gibi...

    Benim gibi bir Emine Işınsu severi iseniz bu kitaba bir şans verin derim. Keyifli okumalar...
  • 224 syf.
    ·2 günde·8/10 puan
    İlk 60 sayfasından sonra biraz güzelleşen 100 sayfasından sonra çok beğenecegınız bir kitap . benim yaşım küçük oldugu icin çok begendım.puanım 8.tavsiye ederim
  • 96 syf.
    ·1 günde·9/10 puan
    Ülkemizde büyük bir kitle tarafından çocuk macera kitabı yazarı olarak bilinen Jules VERNE çoğumuzun çocukluk döneminde okuduğu en heyecanlı ve keyifli kitapların altında bu isim bulunur. Mesela Ay’a Yolculuk ya da Denizler Altında Yirmi Bin Fersah gibi. Onun hayal gücüne teslim olduktan sonra okurun gözünü hangi akıl almaz macerada açacağı bilinmez ama eminim büyük çoğunluğun aklına Doktor Ox’un Deneyi kitabı gelmeyecektir. Yazarın diğer kitaplarına nazaran pek fazla bilinmeyen bir kitaptır.
    Daha önce başka bir yayınevi tarafından basılmış olan bir kitap Doktor Ox’un Deneyi. Yazarın kitaplarını sevenlerin bir kısmının haberdar olmadığı bir eser açıkçası. Kötülük nasıl yapılır bir de Jules VERNE’nin kaleminden okuyalım. İş Bankası Kültür Yayınları tarafından modern klasikler serisinde tekrar okuyucu ile buluşturduğu eseri bir çırpıda okuyacaksınız.
    90 sayfaya sığan hikaye, adını okumakta zorlandıgım Quiquendone adlı kentte geçer. Kitapta Quiquendone de yaşayan, sakin ve ağırkanlı insanların hikayesi anlatılıyor. Kent son derece sakin ve olaysız. Öyle ki bir binanın yapımı bile yüzyıllar sürebilmektedir. Fakat bir gün Doktor Ox'un yapmış olduğu deneyle her şey karışıyor ve kent sakinleri tuhaf davranışlar sergilemeye başlıyorlar. Görünürde Doktor Ox’un bu kente geliş amacı aydınlatma sistemi kurmaktır. Ama aslında insan kişiliklerini değiştirmek üzerine bir deney yürütmektedir. Ve bu sakin halk onun için inanılmaz bir fırsattır. Doktor Ox’un amacına ulaşıp ulaşamayacağı ise kitabın sayfalarında sizi beklemektedir. Okuması, eğlenceli ve elimden bırakmadan bitirdiğim bir kitap oldu. Hayali şehirlerin, fantastik deneylerine maruz kalmış bir halkı okumak isteyenler için ilk tercihlerden olabilir…
  • %5 (5/118)
    ·Beğendi·8/10 puan
    ölmeden önce mutlaka okunması gereken kitaplardan bir tanesidir. ve bu kitabı bir de okuması gereken avaz avaz bağırıp idam cezası isteyenlerdir; ki onlar kitap okusaydı, kendini eğitseydi zaten idam istemezdi. çünkü toplumda idama götürecek suçlar işlenmeye de müsade etmezlerdi.

    ilk olarak suç kavramına bakacak olursak kitap üzerinden, bu suçu var eden aslında toplumdur, kitlelerdir. hiçbir birey içinde olduğu toplumdan bağımsız değildir. her türlü bir aidiyet bağı vardır, pamuk ipliği kadar da olsa. yani bir nevi insanları suça teşvik eden toplumdur. bunu sadece kitapta değil çevrenize baktığınızda da görürsünüz.

    ikinci olarak ceza kavramına bakmalıyız. düşünebiliyor musunuz insanları doğru yola getirmek için cezalandırıyoruz ve bunu da en katı şekilde idam ile yapıyoruz. peki neden? amacımız suçluyu doğru yola getirmek mi yoksa topluma ibret olmasını sağlamak mı? eğer bu ceza idam cezası ise amaç ibret olmasını sağlamak, “bakın ibret alın, yoksa sizin de sonunuz böyle idam olur, ona göre uslu durun” demektir. bu işe yarıyor mu peki? kitaptan söyleyecek olursak hayır! çünkü kahramanımızdan önce de sonra da idama mahkum edilen var. demek ki idam cezası suçu önlemede yeterli değilmiş.

    üçüncü olarak kral üzerinde durmalıyız. kral mutlak otoritedir, güçtür. tebasındaki bütün insanlar onun malıdır. o her şeye sahiptir ve onların güvenliğini de her şeyini de sağlamak zorundadır. mal canın yongasıdır! halktan birine yapılan bir şey krala da yapılmış sayılır. bugün kralın yerini devlet almıştır. size karşı bir suç işleyen kişi aslında devlete karşı da suç işlemiştir, zarar vermiştir. kralın veya devletin cezalandırması ya da merhamet etmesi en doğal hakkıdır. ama toplumun ve kendisinin huzurunu ve devamlılığını sağlaması için cezalandırması gerekir yasalarla. bu hem kendisinin hem de toplumun devamlılığının garantisidir.

    son olarak idam cezasına bakacak olursak; ne kadar adil olup olmadığı tartışılır. lakin bunu tartışacak kişiler sıradan bakkal, manav, pazarcı, berber değil; komisyonlardır. sosyologlar, hukukçular, felsefeciler, din görevlileri gibi heyetler oturup uzun uzun tartışıp karar vermeli. idam cezası geri dönüşü olmayan, hatası telafi edilmeyen bir cezadır. bir insanın dahi yanlışlıkla idam edilmesi tüm toplumu mahvedebilir. ve ayrıca cezalar dönemlere göre de değişebilir. bu çok zor bir konu maalesef, üzerine yorum getirmek bile ürkütücü. ne olsun ne olmasın diyemeyiz.

    bu kitap öyle basitçe okunup geçilecek bir kitap değil. büyük bir düşünce emeği isteyen, sorgulama ve muhakeme gücü isteyen bir kitap. bu kavramlar ışığında okunmasında çok fayda var.

    yine bu kitaba paralel olarak bakılacak bir kitap önermek gerekirse aziz nesin ‘in surname romanıdır. ikisi adeta bir elmanın bütününü oluşturuyor.
  • 168 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10 puan
    Hayatımızı şekillendiren nedir? sorusunun yanıtlarından biridir diye düşünüyorum bu kitap için. Düşüncenin,inançların ve alışkanlıkların hayatımızı yani geçmişimizi,şu an ve geleceği nasıl oluşturduğuna dair fikir veriyor.
    Her türlü duygu ve düşüncenin bizdeki tepkisi geçmişten gelen inançlarımızdan kaynaklanıyor . Rahatsız hissettiren duygu ve düşüncelerimizin de aslında arka planda(bilinçaltı) bize fayda sağladığını düşündüren olumlu inançlarımızın mevcut olduğunuvurguluyor.Bilinçaltı bu olumlu inançlardan dolayı bizi koruduğunu düşünerek benzer olay karşısında aynı tepkiyi oluşturuyor. Zincirin ucunu yakalarsanız , adım adım zinciri takip ederek , her adımda ordaki düşünceyi değiştirerek inancın çıkış noktasını farkedip, o inancın yerine bize fayda sağlayan inancı yerleştirmemizi söylüyor.Hatta yazarın söylediğine destekleyici film olarak Inception(Başlangıç) filmini öneririm. Bu filmde “ fikir ekmek “ gibi bir terim kullanılıyor. Katman katman ilerliyorlar.Fikir tohumunun etkili olabilmesi için en son olumlu bir düşünceye bağlayıp adamı ikna ediyorlar.
  • 400 syf.
    ·5 günde·8/10 puan
    Konusundan bahsetmeden önce şunları söylemek istiyorum; öncelikle kitap benim için çok ortalamaydı ve bunun tamamen beklentilerim ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Birazdan daha detaylı anlatacağım...
    İki ana karakterimizden biri olan Cassie, ataları gibi o da bir şeytan avcısı. Her gün olduğu gibi, o günde Cassie ve ekibi ava çıkmıştı. Fakat bugünün diğer günlerden bir farkı vardı, Cassie kendi ekibi tarafından ihanete uğramış ardından da ölüme terk edilmişti. Her şey bitmişti ta ki ezeli düşmanı, şeytanın oğlu Aidanhell onu kurtarana dek...

    Bir diğer karakterimiz ise karanlık tahtın bir sonraki varisi Aidenhell. Zamanı geldiğinde tüm şeytan hanedanlığına hükmedecekti, bunun için doğmuştu, güç ve karanlık için! Her şeyi yok etmek ve küllerinden yeniden inşa için! Tabi tüm bunlar babası kral Lucifer'in ortadan kaybolmasından önceydi. İşte hikâye burada başlıyor, bir kral katili olacak ve düşmanının kızını kurtaracak. Hak ettiği tahtı alabilmek için!...

    Kitaba ortalama dememim sebebi, özetini okuyunca daha farklı bir olay örgüsü beklememdi. Kitap fantastik evet, cadılar, şeytanlar, avcılar, periler... Ama bunlar sadece tanıştıkları kişiler, gittiği ülkelerdi. Kitapta asıl olay Cassie ve Aiden arasında geçen ilişki. Cassie'nin duygularını okumak beni biraz sıktı, habire Aiden'e karşı hissettiği duyguları söyleyip durdu. Şuan kitabı hiç beğenmemişim gibi duruyor olabilir, peki o zaman neden 8 puan verdim. Çünkü dediğim gibi bu benim beklentilerim ile ilgiliydi, ikinci kitabı aldım (Lider), üçüncü kitabı da sipariş ettim (Diriliş) ve okuyacağım. Çünkü artık romantik bir kitap okuyacağımı biliyorum, bu yüzden kaç kitabı çıkarsa çıksın okuyacak ve beğeniceğimi düşünüyorum.
  • 640 syf.
    ·27 günde·Puan vermedi
    Çok merak ettiğim ama her seferinde bir şekilde elimde ertelenen bir kitaptı. En sonunda okumaya karar verdiğimde bekleyerek nasıl hata yaptığımı anladım. Yazar farklı zamanlardan, farklı hayatlardan insanları her seferinde bambaşka bir tarzda sırayla kitapta işlemiş. Her seferinde hikaye yarım bırakılıp bir diğerine geçilmiş. Ve en sonunda sanki Bir düğüm çözülür gibi hepsi sırayla açığa kavuştu. İnsan eliyle oluşmuş yıkımların, kıyametlerin hikayesi diye başladığım kitap sonunda gerçek sevginin çağları aşması ve birbirini bulmasıyla bitti. Tek kelimeyle harikaydı. İkinci kez okumak için kenara ayırdığım kitaplardan oldu. Quantum dolanıklığı mı reenkarnasyon mu bu ne acaba diye düşünerek de okuyabilirsiniz. Ya da sadece okuyabilirsiniz. Hiç bir şekilde bir şey kaybetmezsiniz. Filmini de izlemenizi öneririm. Ufak tefek değişikliklerle kitaba bağlı kalınmış.