#nietzsche nin #aforizmalar kitabı ile onun içsel dünyasına girizgâh yaptım. Her bir aforizmada farklı kavramların düşüncelerime hitap ettiğini ya da etmediğini gördüm. Ama buna rağmen anlamaya çalıştığım bir kitap oldu benim için. Ve başlangıç kitabı için de çok çok iyi oldu ki Nietzsche'yi anlamanın zor olduğunu ve diğer eserlerini okumak için ona õzel ve geniş zaman ayırmak gerekli olduğunuda anladım.
Kitapta, bir çok kavrama yer verilmiş( üstüninsan, yalnızlık, kadın-erkek, acı, aşk, yalnızlık,din, tanrı vs...) Kitabı okurken aforizmaların konu bütünlüğüne göre sıralanmış olmasıda çok iyi olmuş. Kitap da kadınlar üzerine söylediği şeyler çokta hoşuma gitmesede( bu konuda egoist buldum kendisini) fikirlerine saygı duyarım tabii ki.(Okuduğum bilgiye göre kendisi iki kadına evililik teklifi etmiş ve red yanıtı almış. Acaba bu görüşlere sahip olması bununla mı alâkalı yoksa aile içerisin de bir çok kadın ile büyümesi ile mi?)
Benim kim olduğumu anlamak zordur demiş.Nietzsche kimdi sahi? Şair ruhlu bir nihilist mi, post modern bir kâhin mi, mūnzevi bir üstün insan mı, tüm yerleşik düşüncelere, inançlara, değerlere ve kurumlara savaş açmış gözü kara bir put kırıcı mı, köleciliğe ve ırkçılığa bulaşmış bir sapkın mı, yok sa lanetlemiş huzursuz bir dahi mi?
Ben de tüm bu soruların yanıtlarını dediğim gibi diğer eserlerine zaman ayırarak okuyup, araştırıp öğreneceğim.
Herbir cümlesinde kendimi buldum. Hayatın tüm olaylarına özgü bir söz, bir cümle...
Bazen kendimizi çok yalniz hissederiz ve bu bizi düşünmeye, aşırı düşünmeye iter. İşte böyle zamanlarda okunacak harika bir kitap. Birçok konuda aforizmanın olduğu her konunun insanın içselleştirdigi seyler olması cok etkileyici. Nietzsche gibi birinin düşüncelerinde, sozlerinde kendimi bulmak ayri bir zevk katıyor kitaba.
Dünya çok büyük, mutlaka kendiniz gibi insanlara rastlayacaksınız ve kendinizi bir başkasında gördüğünüzde çok şükür diyeceksiniz. Düzenin insanı olmayın. Öyle bir insan olun ki o sahte düzenler, o ucuz çıkar ilişkileri etrafınızda barınamasın.
acayip ötesi bir kitap, acayip ötesi bir kişilik. ne katil kendisi ne de normal bir insan. acayip bir kişi olduğu garanti. çok çarpıcı görüşleri, yere, dibe batırdığı bir sürü konular ve dahası bulunuyor bu kitabında. Bakılması gerektiğini savunurum açıkcası, felaket bir kitap.
Tutku yayınevi tarafından basılmış kitabı okudum. Sayfa içleri resim desen baskılı ve görme problemin yaşayanlar için bu durum biraz sorun oluşturabilir. Başka bir yayınevi ya da baskı okumanızı tavsiye ederim. "Zavallı İnsanlık! Beyindeki kanın bir damla fazla ya da az olması, yaşamımızı tarif edilemeyecek kadar perişan ve zor hale sokabilir. Öyle ki, Prometheus'un akbabadan çektiği acıdan daha fazlasını bu bir damla kandan çekeriz. Ama insan nedenin damla olduğunu bile bilmeyip, “şeytan!” ya da “günah!” diye düşünürse, en korkunç durum işte o zaman ortaya çıkar." gibi konularda Yunan Mitolojisinde adı geçen hikayelere öykünme var. Roma ve Yunan Mitolojisine hakim değilseniz aforizmalarını anlamakta güçlük çekebilirsiniz. Yine harika bir kitap..
Tanrı olmasaydı halimiz “Nietzsche” olurdu :) (Vacip Örger)
İnsan ağaca benzer.ne kadar yükseğe ve aydınlığa çıkmak isterse, o kadar kök salar yere, aşağılara, karanlığa, derinlere kötülüğe.
Her cümlede, her satırda farklı anlamlar çıkarabileceğiniz, rastgele açtığınız bir sayfada hayatınıza etki edecek cümleler bulabileceğiniz bir yol arkadaşı... Kesinlikle okunmalı, elinizin altında bulunmalı ve defalarca aynı sayfalarda parmaklarınız dolanmalı... Başlı başına bir yol gösterici.
Kitaptaki cümlelerin çoğunu sevemedim ama yazarı sevmeye devam... Çünkü şu yazısını çoook seviyorum. Bu kitapta yer almıyor ama paylaşmak istedim.
-Nietzsche'den Bir Yazı-
Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm, cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki,
Okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde,
Hem kızdım hem güldüm halime,
Sonra dedim ki "söz ver kendine"
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.
Öyle bir hayat yaşadım ki,
son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman,
Hep acele etmem bundan, anladım...
Kısacık cümleler bir hayli derin anlam yükü taşımakta.. Nietszsche’yi anlamanın güçlüğü ve derinliği her sayfada kendisini açıkça gösteriyor. Bu kadar uzun süreceğini düşünmemiştim okumaya başlarken ve bu denli ağır olabileceğini sözcüklerin..
Franz Kafka'nin Aforizmalar kitabını çok beğendiğim için bu kitaba da başladım. Ama Friedrich Nietzsche' nin bazı düşünceleri bana doğru gelmedi. Onun dışında iyiydi. Sanırım yayınevinden kaynaklı olarak anlaşılması biraz zordu, noktalama yanlışları vardı ve yazım yanlışları vardı. Çevirisi de biraz kötüydü. Bu yüzden okumak biraz zordu ve sıkıcıydı. Akıcı değildi. Daha iyi bir yayineviyle okunabilir.
Alman filolog, filozof, kültür eleştirmeni, şair ve besteci. Din, ahlâk, modern kültür, felsefe ve bilim üzerine metafor, ironi ve aforizma dolu bir üslupla eleştirel yazılar yazmıştır. Nietzsche'nin kilit fikirlerini Apollon-Dionysos ikiliği, Perspektivizm, Güç İstenci, "Tanrı'nın ölümü", Üstinsan ve bengi dönüş oluşturur. Felsefesinin merkezini oluşturan şey, kişinin coşkun enerjisini sömüren her türlü öğretinin, toplumsal olarak ne kadar geçerli olursa olsun sorgulanarak "hayatın olumlanması"dır. Hakikatin değeri ve nesnelliği üzerine yürüttüğü kökten sorgulaması, geniş çaplı yorumların odağını oluşturur ve etkisi özellikle kıta felsefesi geleneğinde varoluşçuluk, postmodernizm ve postyapısalcılık da dâhil olmak üzere devam etmektedir.
Nietzsche, kariyerine felsefeye dönmeden önce klasik filolog (Yunan ve Roma metin eleştirmeni) olarak başladı. 1869 yılında yirmi dört yaşındayken Basel Üniversitesinde klasik filoloji kürsüsüne, bu yeri alan en genç kişi olarak atandı. 1879 yazında, hayatının büyük bölümünde kendisine dert olacak olan sağlık sorunları yüzünden istifa etti. 1889'da kırk dört yaşında zihinsel yetilerinin tamamının kaybıyla sonuçlanan bir çöküş yaşadı. Çöküşü sonraları, üçüncü devre sifilis hastalığının yol açtığı, nadir görülen bir genel pareziye yoruldu; fakat bu teşhiste soru işaretleri vardı. Nietzsche, kalan yıllarını 1897'de ölümüne kadar annesinin, 1900'de kendi ölümüne kadar kız kardeşi Elisabeth Förster-Nietzsche'nin bakımında geçirdi.
Bakıcısı olarak kız kardeşi, Nietzsche'nin el yazmalarının idareciliğini ve editörlüğünü üstlendi. Förster-Nietzsche, tanınmış bir Alman milliyetçisi ve antisemitist olan Bernhard Förster ile evliydi ve Nietzsche'nin yayımlanmamış yazılarını, kocasının ideolojisine uyarlamak üzere, Nietzsche'nin belirttiği, antisemitizm ile milliyetçiliğe sert ve bariz biçimde karşı çıktığı görüşlerine genellikle ters düşecek biçimde yeniden düzenledi. Förster-Nietzsche'nin yaptığı değişiklikler sebebiyle Nietzsche'nin adı, sonraları yirminci yüzyıl bilim insanları Nietzsche'nin fikirlerinin yanlış yorumlanmasına karşı harekete geçmiş olsalar da, Alman militarizmi ve Nazizm ile birlikte anılır olmuştur.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Friedrich_...