Başkasının Karısı

Fyodor Dostoyevski
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2019 88. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2019 23:11
Dostoyevskinin sevmediğim ilk kitapi diye bilirim.Bir adamın karısını kıskanması ondan kuskulanmasi ve kendini zaman zaman komik durumlara salmasini anlatıyor.ilk defa bir kitapi bitirmek için okudum
Başkasının KarısıFyodor Dostoyevski · Varlık Yayınları · 19595,5bin okunma
Puan vermedi·104 syf.·
2020 31. kitabı
Kitabın sonu sanki hikaye yarım kalmış gibiydi okursanız anlarsınız. İnsana böyle merak ettirip okutma gibi bir yapısı vardı açıkçası. Yani gelişen olayların ne olduğunu merak ettiriyordu. Sayfa sayısı az 1saatte bitirilebilir bir kitap.
Psikoloji
Başkasının KarısıFyodor Dostoyevski · Varlık Yayınları · 19595,5bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2021 25. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2021 20:15
Dostoyevski'nin paranoya ve kıskançlık üzerine yazılmış , insana kahkalar attıran, özgüvensiz, pasif agresif bir insanın, karısından sürekli olarak şüphe duymasını , şüphe duymasına rağmen akıllıca davranamadığını, bir o kadar da türlü türlü belalara komik şekilde bulaştığını anlattığı psikolojik ve karikatür edasında yazılmış olan öyküsüdür. Büyük çocukların öyküsüdür yani . Ya da hastaların...
Başkasının KarısıFyodor Dostoyevski · Varlık Yayınları · 19595,5bin okunma
6/10
·104 syf.··
2020 8. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2020 04:36
Kıskanç bir kocanın kuruntuları yüzünden başına gelen trajikomik hallerini anlatıyor. Okuması eğlenceli bir kitaptı ama okuduğum en iyi Dostoyevski kitabı diyemem.
Edebiyat
Başkasının KarısıFyodor Dostoyevski · Varlık Yayınları · 19595,5bin okunma
6/10
·104 syf.··
2021 32. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2021 15:54
Dostoyevski’den kıskançlık ve şüphe duygularının işlendiği uzun öyküsü Başkasının Karısı adlı eseri aldatıldığını düşünen bir adamın trajikomik hikayesini anlatır...
Başkasının KarısıFyodor Dostoyevski · Varlık Yayınları · 19595,5bin okunma
7/10
·61 syf.··
Beğendi
·
2024 46. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mart 2024 11:14
BAŞKASININ KARISI-FYODOR MİHAYLOVİÇ DOSTOYEVSKİ,61 sayfa Büyük yazar Dostoyevski ‘den kısa ama trajikomik bir hikaye. “Kıskançlık affedilmez bir kusur ve dahası büyük bir talihsizliktir.” 1848 yılında yazdığı bu hikayesinde karısının onu aldattığı düşüncesine kapılan İvan Andreyiç’in hem komik hem saplantılı kıskanç düşüncelerini okuyoruz. Kıskanç İvan Andreyiç”in eline tiyatroda tesadüfen üst kat localardan bir kağıt düşer.Açıp baktığında bunun bir aşk mektubu olduğunu ve bir buluşma yazısı olduğunu görür.Aşırı kıskanç olan adam bunun karısına yazılmış olduğunu düşünerek,yazıdaki adrese gider hızlıca.Amacı karısı ile aşığını bir arada yakalamak. Adreste belirtilen apartmana gelip katlara çıkar ama o sırada katın elektriği kapandığından yanlış kata geldiğini anlamadan kapısı açık bir daireye hızlıca dalar.Evin içinde sesler duyduğu anda yatak odasındaki yatağın altına saklanır .Yatağın altında başka bir erkekle karşılaşır ve olaylar artık burada çığırından çıkar.Bu erkekte bir kaç gün önce tesadüfen bir apartmanın önünde karşılaştığı çapkın bir gençtir. Ama şu var ki durum hiç de göründüğü gibi değildir.Aşırı kıskançlık kötü düşüncelere o da güvensizliğe yol açtığından kimsenin İvan Andreyiç’in komik bir o kadar da trajik durumuna düşmemesi dileğiyle…
Başkasının KarısıFyodor Dostoyevski · Kapra Yayıncılık · 20215,5bin okunma
Puan vermedi·93 syf.··
2026 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2026 22:24
Dostoyevski, kıskançlığı yalnızca bir duygu değil, kişiliği parçalayan bir hastalık gibi ele alır. Erkek onuru, küçük düşme korkusuyla yerle bir olur. • Koca: Güvensiz, takıntılı, onurunu kaybetmekten ölümüne korkan bir tip. Gülünç olduğu kadar trajiktir. Kadın (karı): Pasif gibi görünse de erkek zihninde bir “ihanet simgesi”ne dönüştürülür. Diğer erkek: Gerçekliği bile net olmayan, çoğu zaman kocanın hayal gücüyle büyütülmüş bir figürdür.
Edebiyat
Başkasının KarısıFyodor Dostoyevski · Oda Yayınları · 20175,5bin okunma
Hem Güldüren Hem Düşündüren
8/10
·120 syf.··
2025 27. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2025 14:06
Dostoyevski’nin Başkasının Karısı adlı kısa öyküsünde yasak bir ilişkinin tam ortasında yakalanma korkusuyla boğuşan bir adamın yaşadıklarını anlatıyor. Yaşadığı psikolojik bunalım ve etkileri gözler önüne seriyor. Hikaye hem komik hem de tedirgin edici. Özellikle karakterin panik anları ve kendi kendine konuşmaları oldukça gerçekçi ve yer yer eğlenceli olsa gerek. Dostoyevski bu öyküde büyük felsefi konulara girmiyor ama insan doğasını yine ustaca gözlemliyor. Kısa ama etkileyici bir metin insanı hem güldürüyor hem de düşündürüyor. Okuması da hayliyle çok keyifli oluyor...
Edebiyat
Başkasının KarısıFyodor Dostoyevski · Oda Yayınları · 20125,5bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2023 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2023 19:32
Dostoyevski'nin 1848 yılında yayımlanan kısa öykü kategorisine dahil edebileceğimiz eseridir. Birçok incelemede de ele alındığı gibi öyküyü okurken tiyatroda bir komedi oyunu izlermiş havası yakalatıyor okurlara eser. Öykü absürd bir diyalogla başlıyor. Karısının kendisini aldattığını düşünen Ivan Andreyeviç, karısının içeride olabileceğini düşündüğü binanın önünde bir delikanlı ile karşılaşır. Bu delikanlıyı da karısının aşığı sanır ve aralarında ilginç diyaloglar oluşur. Öykünün ikinci kısmında ise karakterimiz Ivan, bu sefer de karısını bir opera gösterisinde takip eder. Üst katlardan kafasına düşen bir aşk notunu karısına yazılmış zanneder ve nottaki adrese gider. Bir başka kadının dairesinde kendini bir anda kadının yatağının altında kocasından saklanırken bulur; hem de yanında saklanan başka bir adamla. Bu komedi oyunu tadındaki süreç onu fark eden köpeği öldürüp cebine koyması ve hatta cebinde unutarak kendi evine köpekle dönmesiyle iyice absürtdleşerek son bulur. Öykü, diğer Dostoyevski romanları aksine vermek istediği mesajı net ve kolay anlaşılabilir olarak sunar okuyucuya. Kıskançlığın ilişkilere verdiği zararları, kıskanan bireyin kendini düşürdüğü trajikomik durumları, kıskanan bireyin kendi kimliğini saklama çabalarını yani kısacası kıskançlık halinin mantığı nasıl mağlup ettiği öykü boyunca okuyucuya aktarılır. Öykü bu doğrultuda kıskançlığın felaket olduğu söylenilerek bitirilir. Keyifli okumalar.. #201920832
Edebiyat
Başkasının KarısıFyodor Dostoyevski · Oda Yayınları · 20175,5bin okunma
10/10
·93 syf.··
2026 142. kitabı
Kitabı okurken hissettiğim en baskın duygu şuydu: İnsan, kıskançlık ve şüphe pençesine düştüğünde ne kadar alçalabilir? Başkarakterimiz İvan Andreyeviç, karısını takip ederken öyle bir duruma düşüyor ki, bir noktadan sonra karısının sadakati mi yoksa kendi rezilliği mi daha önemli ayırt edemiyoruz. Dostoyevski, o meşhur "insan ruhunun derinliklerine inme" işini bu kez bir sondaj makinesiyle değil, bir tüy kalemle gıdıklayarak yapıyor. İvan Andreyeviç’in bir yatağın altına girmek zorunda kaldığı o an, aslında tüm insanlığın "maskesinin düştüğü" andır. Orada, tozların arasında, tanımadığı bir adamla fısıldaşarak pazarlık yapması, trajikomik kelimesinin sözlük karşılığı gibi. Yazar bize şunu fısıldıyor: “Bakın, o çok güvendiğiniz beyefendiler, o onuruna düşkün kocalar, kıskançlık denen o ilkel duygu gelip çattığında nasıl da tozlu bir yer döşemesinde haysiyetlerini kaybediyorlar.”
1000Kitap
Başkasının KarısıFyodor Dostoyevski · Oda Yayınları · 20175,5bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.