Dan Brown'un yine harikalar yaratan bir kitabı.sanat tarihini olaylarla bu kadar güzel harmanlaması çok etkileyici. Kesinlikle okunması gereken bir kitap tavsiye ediyorum.
Kitap çok yorucu.Bitirmekte gerçekten zorlandım.Anlamakta da çok güçlük çektim. Ancak şunu söyleyebilirim ki ; bizlerin din ve bilim arasında gidip geldiğimiz hususlara ,düştüğümüz çelişkilere Dan Brown da düşmüş olması Kendisinin ateist olduğunu duymuştum.Ne kadar doğru bilemem ancak bize göstermek istediği dinin ,bilimle uyum halinde olması durumunda kutsal kitaplarda yazılanların daha rahat açıklanabileceği, reddetmesi durumunda ise eski etkinliğini kaybedeceği.Diğer taraftan dinin bir afyon olduğunu ,dogmatik düşüncelerle insanların çok tehlikeli hale getirilebilceği.Bütün bunlar bakılınca yazarın ateist olacaģını hiç sanmıyorum.
Sonu hiç düşünmediğim gibi bitti. Kitaptaki karakterin buluşunu çok merak etmiştim. Ama beklediğim gibi çıkmadı. Sonu gerçekten şaşırmama neden oldu. İlk başta yani ilk 100 sayfası gerçekten sıkıcıydı. Bırakmayı düşündüm. Ama bırakmadım ve iyi ki bırakmamışım. Okunulması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum:)
BaşlanğıçDan Brown · Qanun Nəşriyyat · 201826,3bin okunma
Doyasıya bir aksiyon macera kitabı
Mason tarihi ve antik gizemlerin buluştuğu bu kitapta bir baba ve oğul un arasında geçen bir macera
Çok şaşıracaksınız
Dan Brown ile tanışmam bu kitap ile başladı aşırı akıcı ve beklenmeyen olaylarla dolu kitap özellikle kitabın sonu insanı şaşırtan ve gelecek hakkında düşüncelere itecek bir şekilde bitiyor mükemmel bir kitap herkese okumayı öneririm.
BaşlanğıçDan Brown · Qanun Nəşriyyat · 201826,3bin okunma
Dan Brown'un tüm kitaplarını okudum ama bu çok vasat geldi. Hikayenin ortasında sonunu anlayabildim. Bence dünyanın en iyi yazarı ama bu kitaba bence 7 yıldız yeter.
BaşlanğıçDan Brown · Qanun Nəşriyyat · 201826,3bin okunma
Polisiye Gerilim denilince akla gelen popüler yazarlardan olan Dan Brown, ilk kitabı olan Da Vinci'nin Şifresi kitabini okudugum 2006 yılından itibaren, tüm kitaplarını yayınlandığı hafta okuduğum bir yazar. Bu kitabini da okuyali 2 yıl gecmisti, yorumlamak icin hatirlamam ve ayrıntılı olarak gözden geçirmem gerekti.
Kitap içeriği hakkında;
Nereden geldik? Nereye gidiyoruz?
Eminim bir çoğunluğunuz "Allah'tan geldik ve yine Allah'a gideceğiz." Diyeceksiniz (Bende bunu diyorum ve inanıyorum.). Peki bu cevabı vermeden önce kitabı okumaya ne dersiniz?
Edmon Krisch bu sorunun cevabını verebilecektir ve bunu tüm dünyayla paylaşmayı hedefliyor.
Tabi bunu tüm dünyaya duyurmadan önce, insanların bu duruma nasıl tepki vereceğini merak ettiği için önce üç büyük din olan İslam, Musevi ve Hristiyan din alimleriyle paylaşır. Bulduğu şey din adamlarını bile şaşırtmıştır çünkü Edmond'un bulduğu şey dinleri bile sarsacaktır.
Peki bu bulduğu şey nedir?
İşte asıl soru bu.
Robert Langdon, İspanya'da Guggenhei Müzesi'nde, eski öğrencilerinden biri olan Edmond Kirsh'ün buluşunu açıklamak üzere yaptığı davete katılımı ile başlayan macera; Kirsh'ün ani ölümü ile bulduğu yanıtın ortaya çıkarılma serüvenine dönüşür. Ve bu yanıtı ortaya çıkaracak kişi Robert'tan başkası değildir elbette.
Kitap böyle heyecanlı başlıyor ama devamı o kadar durağan ki ilk 120 sayfa betimlemelerden resmen sıkıldım, sonra birkaç ufak hareketlilikle 'hadi şimdi başlıyor herhalde' dedim -kendi kendime ama yine hiçbir şey olmadı. Böyle güzel girişi olan bir kitabın devamının bu kadar sönük kalması beni çok şaşırttı. Neyse ki ilk sayfalarda Winston ile tanışıyoruz da kitabın biraz akışını değiştirip bizi farklı düşünmeye ve durağan akışından uzaklaştırmaya yarıyor. İyi ki varsın Winston, kitaba çok farklı bir renk
Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığımızda "Vay canına…Bu neydi şimdi?" deriz. Başlangıç benim için tam olarak böyle bir kitaptı. İlk kez Melekler ve Şeytanlar ile tanıştığım; kalemine, zekasına ve hayal gücüne hayran olduğum yazar Dan Brown Bu kitapta da beni içine alıp farklı diyarlara götürdü.
Bu kez din ve bilim karşılaşmasının merkezinde, insanlığın en büyük soruları var:
Nereden geldik?Nereye gidiyoruz?
Gizem ve aksiyon hiç hız kesmeden ilerlerken; teknoloji, yapay zekâ ve gelecek üzerine düşündüren bir yolculuğa çıkıyoruz. Her şey çözüldü sandığımız anda gelen ters köşelerle de sürekli şaşırtıyor.
Ve finalde, zihnimizde yankılanan sorular bırakıyor.
Okurken sadece bir hikâyenin içinde değil, fikir denizinde yolculuk yapıyoruz. Farklı mekanlara yolculuk yapıyor, farklı fikirleri ve yankılarını dinliyor, adeta beyin fırtınası yapıyoruz.
Hikâyenin merkezinde ise Edmond Kirsch var… İnsanlığın en büyük sorularına cevap bulduğunu iddia eden bir dâhi. Bu sırrı, tepkilerini ölçmek için önce Dünya Dinleri Parlamentosu’ndan üç farklı dinin temsilcisiyle paylaşır. Ama elbette bu gerçek, herkes için kabul edilebilir değildir… Bilbao’daki Guggenheim Müzesi’nde düzenlenen büyük bir davette, bu bilgiyi tüm dünyaya açıklamaya hazırlanır. Ve davetliler arasında eski hocası ve dostu Robert Langdon da vardır.
Peki… Bu gerçek dünyaya ulaşabilecek mi? Sonrası sizde…
Dan Brown’ın bilgiyi hikâyenin içine ustaca yedirmesi ve sıkmak yerine merak uyandırması gerçekten etkileyici. Elinizden bırakmak istemeyeceğiniz, ara verdiğinizde bile zihninizde dönüp duran müthiş bir roman. Ben çok sevdim…
“Bazen başka birinin gerçeğini anlamak için tek yapman gereken bakış açını değiştirmektir.”(Syf. 510)“Kapitalizmin mezhebi yoktur.”(Syf. 515)
__“İki tür din vardır… Biri
Öncelikle incelememe başlamadan önce bu yazarla ve kitapla tanışma öykümü anlatmak istiyorum. Yazarı tabii ki tanıyordum ama henüz hiçbir kitabını okumamıştım. Hayatımdaki
en değerli insanlardan birisi'' ile hangi kitaba başlasam? diye kitaplardan sohbet ederken bana Robert Langdon'u tanıyıp tanımadığımı sordu ve kitaplığındaki Başlangıç kitabından bahsetti. Daha önceki okuduğu eserlerden ne kadar etkilendiğinden, benim de etkileneceğimden ve hoşuma gideceğinden. Güzel telkinlerde bulundu ve bu benim ilgimi çekti. Yazara ve kitaplarına olan ilgimi arttırdı. Araştırmaya başladım ve etrafımdaki kitapsever arkadaşlarımdan önce diğer kitaplarını temin edip okudum. Harika gitti okuma maceram. Her kitabında bir tık arttırdı heyecanımı ve okuma isteğimi. Kitapların içindeki karakterler, karakterlerin hikayeleri, hikayelerin geçtiği yerler, o yapıtların tasvirleri, çeşitli dini semboller, tarihi eserler, müzeler, bazilikalar, heykeller, tablolar sanki bana kitabı öneren kişinin marifetli ellerinden çıkmış, o hayat vermiş gibi güzel geldi bana. Bu yazarın kitaplarını benim okumama vesile olduğun için sana minnettarım BUTTERFREE.. Daha güzel kitaplarda buluşalım seninle.
Dan Brown'un son kitabı Başlangıç. Ülkemizde 2017 yılının en çok satan kitabı. Üzülerek söylüyorum ki bende istediğim etkiyi bırakmadı ve beklediğim heyecanı uyandırmadı. Öncelikle bilim insanı Edmond Kirsch buluşuyla hem din dünyasını hem de bilim dünyasını derinden sarsacağını söyleyerek merakımızı uyandırıyor. Kitap bu güzel cümlelerle başlıyor ama devamı o kadar durağan ki ilk 120 sayfa betimlemelerden resmen sıkıldım, sonra birkaç ufak hareketlilikle 'hadi şimdi başlıyor herhalde' dedim -kendi kendime ama yine hiçbir şey olmadı. Böyle güzel girişi olan bir kitabın devamının böyle sönük kalması beni çok
Dan Brown "Başlangıç" romanında, modern bilimin Tanrı fikriyle çatışmasını bir gerilim unsuru olarak değil, insanlığın varoluş krizini sorgulayan felsefi bir kırılma noktası olarak işlemiş. Olaylar örgüsü; Futurist bilim insanı Edmond Kirsch’ün insanlığın “Nereden geldik, nereye gidiyoruz?” sorularına cevap vereceğini iddia ettiği keşfinin, suikastla yarım kalması üzerine Robert Langdon’ın İspanya’nın sanat, din ve teknoloji ekseninde gerçeğin peşine düşmesiyle şekilleniyor. Gaudí mimarisinden yapay zekâya, dinî sembollerden transhümanizme kadar uzanan bir atmosfer var. Langdon her zamanki gibi aklın temsilcisi olarak ilerlese de, bu romanda şifre çözen akademisyen ziyade, hızla değişen dünyanın karşısında geleneksel insan kimliğini korumaya çalışan hâliyle karşımıza çıkıyor. Edmond Kirsch ise kibriyle dehası arasında sıkışmış, insanlığı özgürleştirmek isterken, onu manevi boşluğa sürükleyen trajik bir Prometheus gibidir. Ambra Vidal karakterinde güç, yalnızlık ve aidiyet çatışması görülürken, dinî kurumların temsilcileri korku ve otoriteyi kaybetme endişesinin psikolojik yansımaları gözlemleniyor. Dan Brown’ın anlatım üslubu kısa bölümler, sürekli yükselen tempo ve görsel detaylarla sinematik. Kitabın alt metininde teknolojinin ilerlemesiyle insanın hakikate yaklaştığı değil, aksine anlam duygusundan uzaklaşarak, kendi yarattığı sistemlerin içinde kaybolduğu olduğu işlenmiş. Bilim cevaplar üretirken bile insan ruhunun metafizik boşluğunu dolduramıyor. Brown, modern çağın en büyük krizinin bilgi eksikliği çok, kutsal olanı yitirmiş bilinç hâli olduğunu sezdiriyor.
Dan Brown, 22 Haziran 1964 doğumlu ABD'li yazar.
Amherst Koleji ve Philips Exeter Akademisi’nden mezun olduktan sonra bir süre eğitim gördüğü bu okullarda İngilizce öğretmenliği yaptı. Şifre çözme ve gizli hükümet örgütlerine duyduğu ilgi, 1996'da ilk romanı Dijital Kale'nin ortaya çıkmasını sağladı.
Roman, yayımlanmasından hemen sonra Dan Brown bir anda elektronik kitap listelerinde 1 numaraya yükseldi. Amerika Ulusal Güvenlik Teşkilatı'nı (NSA) konu alan roman sivil halkın mahremiyeti ile ulusal güvenlik arasındaki ince çizgiyi irdeliyordu.
Başkanlık Ödülü'nü kazanmış bir matematik profesörü ile ilahiyat müzisyeni bir annenin oğlu olan Dan Brown, bilim ve din gibi paradoksal felsefelerin egemen olduğu bir ortamda büyüdü. Bu birbirini tamamlayıcı görüşlerden aldığı esinle ünlü romanı Melekler ve Şeytanlar'ı 2000 yılında yazdı. Bu yapıt da bir İsviçre fizik laboratuvarı ile Vatikan kenti arasında geçen, bilim ve din odaklı bir gerilim romanıdır.
Yazar 2001'de yazdığı tekno-gerilim türündeki ikinci romanın İhanet Noktası'nda da politikada ahlak, güvenlik ve gizli teknoloji konularını işledi.
Dan Brown, büyükbabasının da mason olduğunu pek çok programda açıklamıştır. Evlerinde garip önlükler ve beyaz eldivenler bulduğunu söylemiştir.Kayıp Sembol adlı romanını da bu yüzden yazdığı düşünülmektedir. Kitabın konusu da masonluktur.
Ayrıca, 2003 yılında çıkardığı ve tüm dünyada satış rekorları kıran Da Vinci Şifresi kitabının da yazarıdır. Da Vinci Şifresi ve Melekler ve Şeytanlar kitaplarının filmi de çekilmiştir.
Sanat tarihçisi ve ressam olan eşi de araştırmalarına yardım etmekte ve eserlerine fon sağlamaktadır.
Romanlar:
- Dijital Kale (1998)
- İhanet Noktası (2001)
Robert Langdon Serisi
- Melekler ve Şeytanlar (2000)
- Da Vinci Şifresi (2003)
- Kayıp Sembol (2009)
- Cehennem (2013)
- Başlangıç (2017)