Adı:
Bûstan
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
672
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053143079
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Sâdî-i Şirâzî’nin ölümsüz eseri Bûstan, iki dilde (Farsça-Türkçe) hazırlanarak, Naci Tokmak’ın yetkin çevirisiyle okura sunuluyor.
“Dünya çalkalandıktan sonra durulmadı mı?
Sa‘dî arzusuna ulaşana kadar dolaşmadı mı?
Murâda eremedim diye üzülmekten ne çıkar?
Geceler gebedir, gün doğmadan neler doğar.”
193 syf.
·8/10 puan
Bir rivayete göre, Anadolu 'ya yapmış oldugu seyahatlerinden birinde Van' lı bir ağanın kızıyla evlenmiştir, Velhasıl 2 çocugu olmuş, eşiyle geçimsizlik yaşayıp, çocuklarından birini alıp İran' a gitmiştir.Diğer oğlunun mezarı Van ilimizde ziyarete açıktır....
*
Bizim edebiyatımızda Mevlana, Yunus Emre ne ise, İran edebiyatında Sadi'nin konumuda öyledir.

️Bu yüzden İran edebiyatının Mevlanası diyebiliriz.
️Eserleri  600 yıl medreselerde  okutuluyor,
️Bm'nin resmi binasında duvarları süsleyen sözlerin sahibi,
️Mehmet Akif'in şirinde alıntı yaptıgı zat-ı muhterem.

En basitinden birine atarlı, giderli söz söylemek isteyenlerin veya nasihat etmek isteyenlerin google aramalarında karşısına çıkan yazar :)
*
Sadiyi okuyanlar bilir, hayatı seyahatlerle, ilimle, tahsille geçen biridir, zaten eserlerini 60 yaşından sonra kaleme almıştır. Her devirde gündem olan konuları işlemesi yazarın kalemini güçlü kılıp, nesiller boyunca aktarılmasına sebep olmuştur.

Gözlemlerime göre empati yapmayı seven, nüktedan, bazı yerlerde kızan bazı yerlerde şefkatle okuyucuya yaklaşan kısacası nasihat sevenler için ibret veren, '' yaa abi yine mi nasihat nasihat 'diyenler için fazla kulak kabartılmaması gereken birisi..
*
Okuduğumuz kitaba gelince, baştan sonra nasihat ağırlıklı,okuyucuyu sıkmamakla beraber, cümlelerin uyumu ve tesiri, okuyucuya lezzet veriyor.. Okurseverlerin kütüphanesinde mutlaka bulunması gereken faydalı bir eser diye düşünüyorum.

Hazır bu kadar yazmışken, Üstad Sadi'nin bir deyişiyle incelemeyi bitirmeyi kendime borç bilirim.

Çocuk !
Sadi'nin nasihatini baba nasihati gibi dinlersen sana kafidir.

...

Gülistanda buluşmak ümidiyle, keyifli okumalar...
328 syf.
·Puan vermedi
Öncelikle sevgili dostlarım dinle barışık olanların nasihat kitabıdır bu.Kendi yalnızlığına aşık olmuş karamsarlarda inşallah bu yollara erişir.Hayatı görmüş , iyilikle kötülüğün çizgisini ayıran bir büyükten anlatılan kelamlar.Sanki aile büyükleriyle uzun uzun ahiret hayatına sevda sözleri ekilmiş bende bunlardan ders almışım gibi.Sırada Gülistan var nasipse , gönül yarım kalırsa ömürde yarım kalır...
288 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10 puan
Herkesin okuması gereken bir eser olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum. Bunun sebebine gelince de, gel gelelim kitabı derinlemesine ele alalım...

Vol 1) Eser içerisinde farklı konuları ele almış. Misal nedir bu konular; iyilik mutluluk, bilgelik gibi konuları çok güzel hikayelerle kısa kısa anlayıp verilmek istenen mesajı yazar net bir şekilde güzel, sade ve anlaşılır bir üslupla veriyor.

Vol 2) Her yaşa hitap ediyor. Bunun sebebi birincisi yazarın normal yaşamı ele alışı ikincisi de herkesin yaşamında mutlaka sıklıkla karşılaştığı veya farkına varamadığı şeyleri ele alıyor.

Vol 3) Yazar aynı zamanda bir İslam alimi. Söz konusu din olunca genelde dini baz alarak bu hikayeleri ele almış. Daha doğrusu dinin hayatın her alanında geçerliliğini ispatlayan bir eser olmuş.

Vol 4) Sadi Şirazi, hikayelerini anlatırken hikayelerine uygun olan bazı hadisleri de bazen hikâyeye katarak, dini daha iyi anlamaya yol açıp okura hatırda kalır ifadeler kullanıyor.

Vol 5) Yazar kendi yaşam tecrübesini de hikayelerine katmış. Her ne kadar yazılan hikayeler hep başkalarının başına gelmiş yaşanmış olaylar olsa da, yazar da kendi yaşam hikayesinden kesitler sunuyor okura. Ve güzel olan şeyse, yazarın koca bir İslam alimi olması. Yani bunun bile insana katacağı bilgeliği siz düşünün.

Vol 6) Her ne olursa olsun, doğruluk iyilik ve dürüstlüğe dair çok güzel öğütler veriyor. İnsan okuyunca gerçekten ne olursa olsun iyilikten doğruluktan şaşmamak gerektiğini öylesine güzel anlıyor ki...

Vol 7) Her kim olursa olsun, sonuç olarak öğrenmenin yaşı olmadığından sizleri Sadi Şirazi'yi okumaya davet ediyorum. Her kesime ve her konuda size güzel öğütler verip hayatınızı daha güzel bir şekilde yoluna koymanıza yardımcı olur.

Başucunda durulup sık sık okunması, okundukça ders alınması ve ders alındıkçada hayatı daha güzel yaşamak için okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. Herkese keyifli okumalar dilerim. Esen kalın...
223 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Şeyh Sadi Şirazi ; İran topraklarının Şiraz kentinde doğmuştur. Çocukken babasını kaybedip dedesi ve amcası tarafından yetiştirilmiştir. Daha sonra Bağdat'a gidip Nizamiye Medreseleri'nde öğrenimini tamamlamıştır.
30 yıl boyunca Hindistan ve Kuzey Afrika'yı dolaştıktan sonra 1256'da memleketi Şiraz'a dönerek şiirlerini yazmaya başlamıştır. Günümüzdeki en çok konuşulan eserleri Gülistan ve Bostan'dır. Moğol ve Haçlılarla yapılan savaşlara katılmıştır. Haçlılara esir düşmüştür. On dört defa hacca gitmiştir. Bütün şiirlerinde Sadi mahlasına rastlanmaktadır...

Eserimiz, ahlakı terbiye, tevazu, mertlik, adalet, ihsan, rica, kanaat, şükür, tövbe gibi muhtelif konuların işlendiği on bölümden oluşuyor... Bostan; mesnevi tarzında yazılmış, beyitlerinin sayısı dörtbini geçen bir eserdir... Konuşmalar hemen hemen didaktiktir. Hikayelerinde mutlaka bir neticeye doğru gider ve doyurucu bir kavram içerir, netice de elde edilir edilmez bir telkin ve nasihat zinciri başlar...
Sadi, hikayeleri muhtelif kaynaklardan almış, bunlara seyahatlerini, hatıralarını ve dinlediklerini katmış. Esere bir çok kişi tarafından şerh yazılmıştır. Çünkü, hükümdarlar övülmekten çok hakka, adalete ve doğruluğa davet edilmektedir eserimizde...
Okuduğunuzda her hikayenin ruhunuza işlediğini hissedeceksiniz. Sadi Şirazi nin yaşadıkları, deneyimledikleri, sizede adaptasyon içinde bir dinginlik yasatacaktir...
... Bu eser hurmaya benzer. Dışı tatlı bir kabukla sarılmıştir, ama içini açtın mı çekirdek çıkar...
288 syf.
·Puan vermedi
Büyük Allah lütufkârdir.. Yeryüzü O'nun herkes için yaydığı bir sofradir..
Keremin'in sofrası o kadar geniştir ki,
onda Kaf dağındaki anka bile kısmetini yer.
Kitap kritiği olarak değerlendireceğim güzel bir eser, nasihat istersen ölüm yeter ancak
-Bostan adlı değerli kitaptan çokça istifade ederek diğer tarafa gitmeden bilgiye mücehhez halde donatılmış olursunuz.
342 syf.
·Puan vermedi
Sadi’ nin gezip gördüğü ve görüşüp çok şey öğrendiği insanlardan dostlarına getirdiği şekerler niteliğinde olan eseri oldukça güzeldir. Adalet ve hükümdarlık; ihsan ve cömertlik; aşk, muhabbet, alçakgönüllülük, rıza, kanaat eserin başlıca bölümleridir. Ayrıca sosyal hayatta karşılaştığım olaylarla ilgili de güzel tavsiyelere rastladım. Dili basit, okunması kolay, eğitici bir kitaptır.
288 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Osmanlı medreselerinde ders kitabı olarak okutulan bu derin eser mesnevi tarzında yazılmış önemli başlıkları içerisinde barındırıyor.Herpimizin nasipleneceği bir nasihat kitabı diyebilirim.Her nasihatını not aldım ki pusula mahiyetinde,hayatımın yokuşlu yollarında destek olarak kullanacağım çünkü.
Okuyun ama sessiz ve ince ince...
270 syf.
·4 günde·Puan vermedi
“ Bostan “ Sayın İlber Ortaylı’nın okunmasını önerdiği kitaplar arasında yer alıyor. Mesnevi türde yazılmış bir kitap. Kitapta kısa kısa anlatılarla iyi ahlak, adalet, sevgi, hoşgörü, alçakgönüllülük, sabır, anlayış gibi pek çok erdeme yer verilmiş. Kitapta ağırlıklı olarak iktidar hırsı, sonuçları eleştirel dille anlatılmış; öğütler verilmiş.
Bazı anlatılarda yapılan benzetme ve yermelerde kadına gönderme yapılması beğenmediğim bir durumdu. Bu durumu kabul etmiyor olsam da o zamandan günümüze kadına bakış zihniyeti pek değişmediği için çok da anormal karşılamadım aslında.
Kitabın ulaşması gereken bir kitle kesinlikle var. Ancak okunsa bile uygulamaya ne ölçüde geçilir o da meçhul bir durum. Umudumuz bizim gibi düşünenler ve tabiki yeni nesillerin bu konuda duyarlı olmalarından yana.
193 syf.
·Beğendi·8/10 puan
BOSTAN(KİTAP DEĞERLENDİRMESİ)
Bostan'ı okumaya başladığımda hurafelerle dolu bir kitap demiştim. Okumayı bırakacaktım ancak hikmetli bir söze denk geldim ve durdum: "bin dizeden biri hoşunuza giderse onun hatrı için ötekileri gözden çıkarmayın". Tam okumaya devam edeyim derken yine bir söz beni frenledi. Yazarın; Bir mürşidin, bir yol göstericinin ardından giden yolunu yitirmemiştir" dediği anda bitmişti kitap benim için. Ta ki sonraki sayfanın ilk cümlesini okuyana kadar. Şöyle yazıyordu devamında; "Allah'ın elçisinin yolundan ayrılanlar sonuçta perişan olmuşlardır. Onun gösterdiğinin aksine bir yolu seçen, asla gerçeğe ulaşamaz." Buna benzer bir çok örnekle karşılaştım kitapta. Yavaş yavaş ve sabırla okudum. Bu kitap peşi sıra okunacak bir kitap olmamakla beraber, bir başucu kitabı olarak nitelendirilebilir. Dozajı kaçırmadan ilaç niyetine hergün bir hikaye bir kıssa olarak okunmalı Şirazlı Sadi'nin hikmetlerle dolu Bostan'ı.
Gel gelelim neticeye...
Gerçek tasavvuftan uzak hurafelerle dolu tasavvuf anlayışından haz etmem. Bununla alakalı kısmen dudak büktüğüm yerler mevcut. Ancak büyük ölçüde gerçek tasavvuf anlayışını yansıtıyor diyebilirim. Amaç olarak ise: Adalet,ahlak,doğruluk,alçakgönüllülük gibi konuları işleyerek bir nevi insanı kendine getirmeyi amaçlamıştır Şirazlı Sadi. İnanç dünyasını yeniden dizayn etmek isteyenler ve hikmetli öğütlere kıymet verenler için bulunmaz bir şaheser.
#bostan #şirazlısadi
193 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Tasavvuf anlayışını yansıtan bu yapıtta insanı insan yapan sevgi, açık yüreklilik, alçakgönüllülük gibi erdemler övülür; bunların her şeyden üstün olduğunu gösteren öyküler anlatılır.
193 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10 puan
Sadi Şirazi aynı zamanda islam alimi bu hikaye tarzı kitabında mutluluk, iyilik, bilgelik gibi konuları ele almış. Ve hikayelere hadisleride katarak dini açıdan daha iyi anlamaya, hafızada kalmasına özen göstermiş. Kendi yaşam tecrübelerinide katmış hikayelere. Her yaşa hitap eden anlaşılması kolay sade bir eser olmuş.
Suret geçişi, mana kalıcıdır, eğer akıllı isen manaya talip ol. ilimden, takvadan nasip almamış olanlar manadan soyutlanmıştır, yalnızca süretten ibarettirler.

Kabirlerinde rahat yatıp uyuyanlar, yeryüzünde halkı rahat tutanlardır.

Hayatta iken yapacağın tüm hayırları yap. Sen öldükten sonra kimse seninle ilgilenmez, kimse geçmişle ilgilenmez. Servet ve samanın bugün senindir. Sen öldükten sonra bunlar senin elinden çıkacaktır.

Gönlünün perişan olmasını istemiyorsan perişan gönüllülere merhamet et. Hazinenin anahtarı senin elinde iken hayır işle, yarın anahtar başka ellere geçecektir.
Tende canı, dilde sözü yaratan Allah'ın adıyla başlıyorum. O, suçları bağışlayan, özrü kabul eden, düşkünlerin ellerinden tutan, ihsanı bol, kerem sahibi bir yaratıcıdır.

Şanı pek yücedir, O'nun kapısından başka bir kapıdan hayır bekleyen perişan olur. Büyük hükümdarlar ve padişahlar, O'nun kapısında başlarını eğip huzurunda eğilirler.

Buyruklarına uymayanları hemen cezalandırmaz, pişman olup tövbe edenlerin ümidini kırmaz. İlmi ile bütün her şeyi bilir, ama hilmi ile günahları örter. Günahkarlar için azabı olsa da tövbekarlar için bağışlaması da vardır.

Zalimleri hemen kahredecek olsa O'nun elinden kim kurtulabilir?

Babasına isyan eden, eninde sonunda babasının cezasıyla karşılaşır. Birbirinden memnun olmayan hısımlar yabancılar gibi hasım olurlar. Bir köle hizmette kusur edince,efendisi onu yanından kovmakta haklıdır. Eğer bir kişi arkadaşlarına şefkatli olmazsa onun semtine uğramazlar. Askerler görevini aksatırsa komutan onlara kesin olarak ceza verir. Fakat yerlerin ve göklerin sahibi olan Allah Teala, kulları günah işlese de kimseyi aç bırakmaz:, rızık kapısını kapamaz. Yeryüzü O'nun umumi sofrası olup dost da düşman da orada birdir. Bu genel ziyafetten istisnasız herkes nasibini alır. Zalimi kahretmek istediği zaman onu kimse kurtaramaz.

O'nun zatı her türlü eksiklikten beridir, eşi ve benzeri de yoktur. Canlı cansız tüm yaratıklar O'nun buyruğuna boyun eğmek durumundadır. Her türlü işi bitiren O' dur, kalpten geçenleri de ancak O bilir. Büyüklük, benlik ancak .O'na yaraşır. Saltanatı kadım, zatı ise yektadır. Başına taç giydirerek birini bahtiyar eder, başında taç bulunan bir başkasını da yerle bir eder.

Hz. İbrahim'e, içine atıldığı ateşi gülistan bahçesi haline getirir. Firavun'un başına tufan koparır.

Bir kimsenin başına saadet güneşi doğmuş, bir diğerinin sırtına ise şekavet yükü vurulmuştur. Saadet, O'nun kuluna bir ihsanı, şekavet yine O'nun bir fermanıdır. Hak, her türlü gizli günahları bilir ve görür fakat bir perde de O örter, aşikar etmez. Tehdit kılıcını çekip celal sıfatıyla tecelli edecek olursa günahsız meleklerin bile dilleri tutulur. Fakat tecellisi merhamet iledir, İblis'i bile ümide düşürür. O'nun büyüklüğü önünde şahlar küçülüp hak ile yeksan olurlar. Zayıf, güçsüz kullarına merhamet eder ve samimiyetle yapılan dualara icabet eder.

Henüz ortaya çıkmamış olayları ve açığa çıkmamış sırları bilir. Herkes O'na itaat edip boyun eğmeye mecburdur, eşi ve ortağı yoktur. 

Yeri ve göğü kudretiyle tutan, kıyamet ve hesap gününün sahibi doğudan batıya güneşle ayı denizde yüzen gemi gibi yürüten O'dur. Yeryüzünü seccade gibi döşedi, sarsıntısını kesmek için dağları çivi gibi yerleştirdi. Bir damla suya peri gibi suret verir. Su üzerine kim resim yapabilmiştir? Bu işlere kimin gücü yeter ki?

Katı taşın içinde la'I ve firuze gibi cevher yaratır, yeşil dalın üzerinde kırmızı güller bitirir. Buluttan bir damla suyu denize, bir damla erlik suyunu da rahme damlatır. Bir damla yağmurdan parlak inciler, bir damla nutfeden selvi boylu insanlar yaratır. O'na tek bir zerre bile gizli değildir, gizlisi açığı O'nun katında birdir. Bütün hayvanların rızkını verir. Ayaksız yılanı yerde gezdirir.

Bütün kainatı yoktan var etti. O, "Ol!" deyince varlık meydana geldi. Yoktan var etmeyi O'ndan başka kim yapabilir? O, bu varlığı yine yok edip tekrar yeniden diriltecektir.

Bütün cihan O'nun ulühiyyetinde müttefik olmakla beraber, zatının mahiyetini bilip anlamaktan acizdir. O'nun celalinin, büyüklüğünün sonu yoktur, kemaline akil kişileri hayran bırakmıştır.

Vehim kuşu ne kadar yükseklerde uçsa da O'nun katına ulaşamaz. Akıl ne kadar düşünse O'nu idrak edemez. O'nun zatı ve mahiyeti girdabında pek çok Sehban'ın akıl gemisi batmış, kimse onların enkazından en küçük bir eser bile görememiştir.

Ben de gecelerce bu engin düşüncelere daldım, en sonunda bu dehşetli düşüncelere mola verdim. Kendi kendime, "Bunun daha sonrası akıllara sığacak şey değil!" dedim. O'nun bilgisi kainatı kuşatmıştır, senin küçük aklın O'nu nasıl kavrayabilir? O'nun sıfatına bile ikinci bir varlık sahip olamazken zatını idrak etmenin imkanı var mı?

Bir kimse belagat ve fesahatte Sehban'ın derecesine ulaşabilir fakat eşi ve benzeri olmayan Sübhan'ın künhüne erişmek ımkansız ve muhaldir. Bu yolda at koşturan nebiler bile,: "Ey Allahım! Senin ettiğin sena gibi senin sıfatlarını sayamam"diyerek acz ile atlarının dizginlerini çekip durmuşlardır.

Sen sanma ki her alanda at oynatılır, öyle yerler vardır ki orada kalkan atılır. Bir yol eri bu sırra mahrem olmuşsa, o da bu sırları açıklamaya yetkili değildir.Bu mecliste bade içenin, aklı başından gitmiş, kendinden geçmiştir. Çünkü kadehte ona bıhuşluk ilacı sunulmuştur.

Bir bakarsın kanatlı doğanın gözleri kapanmış, gözü açık olanın da kanatları yanmış olur. Karun'un hazinesine kimse yol bulamamış, bulanlar da dönüşte yollar tutuldugu için bir şeyler götürememiştir.

Bu vadileri görmek, bu yolda yürümek istiyorsan geri dönmekten ümidini kesmeli, gönül aynasını parlatmalısın. Bu sayede er geç bir gün maksuda erersin. İlahı sevginin kokusu seni "elest bezmi"ne doğru kılavuzlar. istekle yürüyüp bu yolu katedersen muhabbet kanadıyla daha ilerlere uçarsın. Orada yakın hasıl olur, böylece hayal perdeleri yırtılır, Cenab-ı Hak'la aranda yalnız celal perdesi kalır. Bundan ötesi için akla yol yoktur. Hayret, onun dizginini çekip durdurur. Bundan ilerisi havaslar yoludur: avam için bu yol, çok korkuludur. Bu yolda mürşidsiz (kılavuzsuz) gidenler bir gün mutlaka dalalete düşerler.

Hz. Peygamber'in [sallallahu aleyhi vesellem] gösterdiği yoldan farklı bir yol seçen, hiçbir zaman menziline ulaşamayacaktır. Sen Hz. Peygamber' in rehberliğiyle yürü!

Ey Sadi! Peygambere tabi olmadan maksuda ermeye imkan bulunmaz.
Gençlik başımızda iken eğlenip zevk ederek birçok kimsenin toprağını çiğnedik geçtik. Bizden sonra gelecekler de elbet bir gün bizim toprağımızı çiğneyip geçecektir.
Kimse benden daha günahkarını görmüş değildir. Amel defterimde hiçbir hayır işim yoktur. Yalnız senin keremine güveniyor, merhametine ümit bağlıyorum. Ya Rabbi, senin huzuruna ben ümitten başka sermaye getiremedim, affına ümit bağladım, ümidimi kırma!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bûstan
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
672
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053143079
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Sâdî-i Şirâzî’nin ölümsüz eseri Bûstan, iki dilde (Farsça-Türkçe) hazırlanarak, Naci Tokmak’ın yetkin çevirisiyle okura sunuluyor.
“Dünya çalkalandıktan sonra durulmadı mı?
Sa‘dî arzusuna ulaşana kadar dolaşmadı mı?
Murâda eremedim diye üzülmekten ne çıkar?
Geceler gebedir, gün doğmadan neler doğar.”

Kitabı okuyanlar 1.356 okur

  • Nilüfer Aktura

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.3 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları