·
Okunma
·
Beğeni
·
3.453
Gösterim
Adı:
Canavar
Alt başlık:
Cep Boy (Tam Metin)
Baskı tarihi:
28 Temmuz 2020
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257850872
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Baskılar:
Canavar
Canavar
Canavar
Stephen Crane’in en popüler kitabı Canavar, köleliğin yasalarla resmî olarak kaldırılmasından çok kısa süre sonra, ilk kez 1898’de yayımlanmıştır. Hikâye, Whilomville adlı kasabada yaşayan siyahi bir gencin kendi hayatını hiçe sayarak beyaz ırktan bir çocuğu yangından kurtarması ve ardından gelişen olayları konu alıyor. Yüzü yanan bu genç adama karşı örülen duvar­lar, önyargılar ve uygulanan tecrit, onu ten renginin yarat­tığı sorunların bile çok ötesine itiyor. Beklenmedik bir kıvıl­cımın nasıl da trajediye dönüştüğünü anlatan Crane, gerçek canavarın kim olduğunu sorgulatıyor.
80 syf.
·3 günde·4/10 puan
Buraya kitapla ilgili olumlu bir inceleme yazmak isterdim ama ne yazık ki yazamıyorum. Tek diyeceğim büyük bir hayal kırıklığıydı. Kitabı almadan önce büyük beklentilerim vardı. Arkasındaki açıklamayı okuduğumda gerçekten güzel bir konusu olduğunu düşünüp heyecanlanmıştım. Ama kısa bir öykü olmasına rağmen zar zor bitirdim. Şahsen boş ve yüzeysel bir şeklide kaleme alındınığını düşünüyorum. Verilmek istenen mesaj havada kalmış, belki de yazıldığı dönemin şartlarından kaynaklanan bir çekinme var Crane'de bilemiyorum. Çevirisi de rahatsız ediciydi. Bir şeyler yanlış gitmiş, siyahileri garip bir şiveyle kelimeleri tam telaffuz edemeden konuşuyor gibi göstermiş. Ne yazık ki büyük bir beklentinin sonu büyük bir hayal kırıklığı oldu benim için...
80 syf.
·4 günde·7/10 puan
Yazar, karakterlerin düşüncelerini ve psikolojilerini hiç yansıtmamış. Bu da haliyle kitapta yavan bir tat bırakıyor. Bu yüzden konu çok sarsıcı olabilecekken havada kalmış. Canavar olarak adlandırılan Henry'inin hissettiklerini, Doktor Trescott'un düşüncelerini bilseydik olayın içine dahil olabilirdik. Kitap bitince bir olmamışlık hissi oluşuyor. Yine de kötü bir kitap değil bir günde okunabilir, yolculukta okumak için çantaya atılabilir.
80 syf.
·1 günde·Puan vermedi
"Önyargıların,korkunun  ve tecridin gölgesinde geçen bu hikâyede beyaz ırktan bir çocuğu kurtarmak uğruna yangının ortasına dalarak feci şekilde yanan siyahi bir gencin toplumdan nasıl dışlandığına şahit oluruz.Köleliğin kaldırılmasıyla birlikte siyahilere duyulan nefretin ayyuka çıkması yetmezmiş gibi,siyahi yardımcı Henry Johnson'ın da korkulan bir"canavara"dönüşmesiyle karakterler arasındaki bütün ilişkiler değisir.Görünen o ki bir insanın yüzünü kaybetmesi,toplumda ona atfedilen rolü de kaybederek tanınmaz hale gelmesi demektir.Asıl canavar Henry mi,yoksa kendinden olmayanı nefretle dışlayan toplum mu bunun kararı ise okuyucuya kalmıştır.." Canavar Stephen Crane
80 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
29 yıl gibi kısacık süren yaşamına şiirler öyküler ve romanlar sığdırabilen Amerikalı yazar Stephen Crane aynı zamanda çağdaş kısa öyküler tarzının da mimarlarından sayılmaktadır. Bu yönüyle başta Ernest Hemingway olmak üzere bir çok yazara da ilham kaynağı olmuştur. Maalesef henüz 29 yaşında verem hastalığına yakalanarak hayata gözlerini yummuştur.

Devamı :https://www.kitapofisihakan.com/edebiyat/canavar/
80 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Selam herkese
Yine hacmi küçük ama etkisi büyük bir kitap daha. Canavar, Stephen Crane ile tanışma kitabımdı ve her şeyden ziyade yazarın üslubunu ve olayları okura direkt anlatışını çok sevdim. Çok uzatmadan ama etkisinden de birşey kırpmadan etkili bir biçimde vermiş mesajını.

19.yüzyıl Amerika’sı ve sözde köleliğin kaldırılmış olmasına rağmen siyahilere duyulan düşmanlık, ülkenin önde gelen gerçekçi yazarı Crane’nin kaleminde can bulmuş. Beyaz ırktan bir çocuğu yangının ortasına tereddütsüz dalarak kurtaran siyahi gencin ötekileştirilmesini okuyoruz kitapta. Yangında feci şekilde yanarak yüzünü kaybeden bu genç üzerinde, daha yaşamla ölüm arasında gidip gelirken başlayan önyargılar kasabanın bu siyahi kahramana “Canavar” demesine kadar gider. Çok saygı duyulmasa da kasaba halkı tarafından sevilen bu genç, yüzünü kaybettikten sonra sanki çevresi ile tüm bağlarını ve insanlığını kaybetmiş gibi kasaba halkının nefretine maruz kalır.

En merak ettiğim de o kurtardığı çocuğun babasının nasıl bir tutum sergileyeceği idi. O da beni rahatlattı.

Yüzyıllardır bu böyle, değişmedi ve değişmeyecek. İnsanlar kendinden olmayanı, “normal” kabul ettiğinin dışına çıkan tüm insanları dışlamaya devam edecek...

Tanışmanızı istediğim bir kalem
Tavsiyemdir, okuyun okutun efendim
80 syf.
Öncelikle, bir günde tek oturuşta bitirebileceğiz hikâye kıvamında bir kitap. Yazarın vermek istediği mesaj güzel beğendim. Ama önceliğiniz olmasını gerektirecek kadar güzel bir kitap değildi. Çerezlik olsun metroda otobüste okuyayım diyebileceğiniz tarzda bir kitap.
80 syf.
·1 günde·Puan vermedi
19.yüzyıl sonlarında yaşamış ve savaş muhabirliği yapmış Amerika 'lı yazar Stephen Crane' in; bilinçsiz nefret, ırkçılık ve vicdan yoksunluğunun vurgulandığı kısa bir eseri 'Canavar'.
Yazar kendinden olmayanı, farklı görüneni, yardıma muhtaç olanı; kolayca dışlayan, nefret söylem ve eylemleriyle hareket eden sığ zihinleri basit bir öykü ile kaleme almış.
Spoiler vermeden devam etmek adına olayın başlangıcına değinmeyeceğim fakat adından anlaşılacağı üzere görünüşü ile korkunç olan bir adamın, en başta ve şiddetle, özellikle en merhametli olması beklenen kadınlar tarafından dışlanması, adeta ölüme terk edilmek istenmesi eserde kurgulanmış. Çocukların, kadınların, erkeklerin toplu halde hezeyan geçirdiğini söylemek mümkün aslında. Bir tek doktor mantıklı bir insan gibi dursa da, o da bir nevi vicdanını rahatlatma çabasında. Çünkü bu canavar; onun gizli çalışmaları ve bu canavarın, doktorun oğlunu kurtarma çabaları sonucu ortaya çıkıyor.
Ayrıntılara inildiğinde ırkçılığa karşı yazılmış gibi duran kitapta açıkça Türk ırkçılığı da var aslında. Yazar bir kadın karakteri bilgili, cesur, savaşa karşı, adil ve özellikle " dünyanın daha iyi bir yer haline gelmesine dair yaptığı planda zorlayıcı ve sert önlemlerden yanaydı" gibi bir düşünce yapısında olduğunu vurguluyor. Hemen ardına da; "Türklerin denize dökülüp boğulmasından yana" olduğu düşüncesini anlatıyor. Yazar eğer ki, aynı karakterin de canavara karşı nefret beslediğini kurgulamış olsaydı onun da hezeyan içindeki bu insan topluluğuna ait sayar, düşüncelerini saçma olarak adlandırabilirdim. Fakat bu durumda adil düşünen bir kadının, Türker'e karşı olan düşüncesinde de yazarın onu haklı olduğunu vurgulanmasını anlayabiliriz.
Arka kapak tanıtımında yazar için 'gerçekçi Amerikalı yazar' tanımı kullanılmış. Aynı zamanda Osmanlı - Yunan savaşında muhabirlik yaptığı zamanki tecrübesini de kitaplaştırdığı bilgisi yer alıyor. Aslında tam olarak bu tür vurguların yazıldığı kitapların maksatlı yazıldığını düşünüyorum. Nefrete, ırkçılığa karşı gibi dururken; asıl düşüncelerini insanlara empoze etmek istenci ile maksatlı kaleme alınmış benim fikrimce. Yazarın Active Service kitabının çevirisi yok maalesef eğer ki olsa idi; o kitapta yazarın düşünce tarzını anlar ve çıkarımımın doğruluğunu anlayabilirdim. Yine de kitapla ilgili bilgiye ulaşırsam yoruma ekleme yaparım.
Söyleyeceklerim bu kadar sevgili dostlar. Kitapla ve sevgiyle kalın...
80 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
Kitap ile ilgili incelemeleri okuduğumda ortak bir eleştiri fark ettim.Kitaptaki Henry karakteri (yani Canavar tabiri ile adlandırılan kişi) nin iç dünyasına hiç değinilmediğinden ve değinilse kitabın daha başarılı olacağı ile ilgili yorumlar var. Bu yorumlara kısmen katılmakla birlikte yazarın bunu bilerek eksik bıraktığını düşünüyorum.Kitabın arkasında " Yazar ise asıl canavarın Henry mi yoksa kendinden olmayanı nefretle dışlayan toplum mu olduğuna karar vermeyi okura bırakır." yazıyor.Şahsen ben kitaptayken bu ikilemi yaşadım.Henry için üzüldüm herkes tarafından korkulan ve dışlanılan biri olduğu için lakin halkın yerine de kendimi koyduğumda özellikle şu tabiri okudukça bende ürperdim ve korktum.

"Yüzü yok başının önünde,
Tam da yüzünün olması gereken yerde."

Kısacası bence yazar Henry' in iç dünyasına girmedi çünkü yaşadığı talihsiz olay yüzünden başına gelenlere üzülüp onunla empati kuracaktık ve yazarın yapmak istediği sorgulamayı objektif bir şekilde yapamayacaktık.

Kısa ve güzel bir kitaptı.Tavsiye ediyorum. :)
75 syf.
·Beğendi·8/10 puan
İnsanın ne yapması gerektiğini bilmesi zor mu gerçekten bu kadar? Ya da kimler canavar aslında?

Bir oturuşta bitirilebilecek bir kitap ama ardında derin bir üzüntü, korkunç bir insanlık dramı da bırakıyor. Neden? Çünkü tüm insanlar herkes ne düşünüyorsa onu düşünüyor, farklı düşünmeyi hakaret sayıyor.

Canavar’da, bir insanlık göstergesi olarak, Henry, yangında ölmek üzere olan bir çocuğu kurtarmak uğruna kendi yüzünden vazgeçiyor. En başta bu davranış karşısında iyi duygular besleyen halk ise Henry’nin yüzünü görünce dehşete kapılıyor. İyi kalpli Henry böylece, tüm insanlar, hatta kurtardığı çocuk tarafından ne yazık ki canavar ilan ediliyor. Tek bir kişi hariç. Yalnızca bir kişi onun iyi kalbini görebiliyor.

Bir saat kadar bir sürede okudum ama unutmayacağım eserler arasında yerini aldı Canavar.
80 syf.
·8/10 puan
Toplum baskısını, bir kişinin yaşadığı vicdan azabını güzel vermişti. Puanı neden bu kadar düşük anlamadım. Zweig sevenlerin beğeneceğini düşünüyorum.
80 syf.
·5/10 puan
''Sızlanıp duruyorsun, çünkü yüz kaybetmek moda olsaydı, işsiz kalırdın.''

Kitabın başkahramanı siyahi bir çalışan. Çalıştığı çiftlikte çıkan yangında küçük bir çocuğu kurtarırken yüzü yanar ve tanınmaz hale gelir. Toplum onu artık ''Canavar'' gibi görür.
Kitap, toplumun kendisi gibi olmayan kişiyi nasıl sorgusuzca dışladığını konu alıyor. Kitabın vermek istediği mesaj belli fakat okuyucuya bunu tam olarak yansıtamamış. Kişilerin iç seslerine çok yer verilmediği için duygular net ifade edilememiş.
Kitabın sonu tamamlanmamış, yarım kalmış gibi sonunu daha farklı bekliyordum. Kitap kısa olduğu için bir günde bitirilebilecek bir kitap.

- Asıl canavar Henry mi, yoksa kendinden olmayanı nefretle dışlayan toplum mu?
75 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10 puan
Bu kitabı ilk çıktığı günden beri merak ediyordum :) Öncelikle her klasikte olduğu gibi kapağına bayıldım yaa.. Müthiş bir tasarım olmuş açıkçası. Gelelim kitabın içeriğine bir kasabada geçen bu hikâyede, bir çocuğu kurtarmak için yangının ortasına dalarak çok kötü bir şekilde yanan siyahi bir gencin, toplumundan nasıl dışlanıldığını anlatıyor. O kadar üzüldüm ki Henry Johnson'ın yaşadıklarına, aslında o bir kahraman ama toplumun gözünde bir canavar :( Asıl canavarın kendileri olduğunun farkında değiller bence. Günümüzde de bir çok önyargılı insanın olduğu ve onların da dış görünüşle acımasızca birilerini yargıladığı bir dünyada yaşıyoruz aslında ve bu çok üzücü. Birinin kalbini tanımadan, onun hakkında yorum yapmak insanlığa sığmaz bence.
Görünüşe göre, anlatmak istediği şeyin önemi çocuğun kelime dağarcığını aşıyordu.
Stephen Crane
Sayfa 2 - İş Bankası Kültür Yayınları - Modern Klasikler Dizisi
Bunlar münferit ve süratli duygu değişimleriydi, iki defa boyun eğmeksizin korkmuş ve bir defasında da korkmadan boyun eğmişti.
Stephen Crane
Sayfa 20 - İş Bankası Kültür Yayınları - Modern Klasikler Dizisi
Sanıyorum ki ondan geriye yaralanacak pek de bir şey kalmamış, değil mi? Sanırım yaralanabileceği kadar yaralanmış zaten.
Stephen Crane
Sayfa 53 - TÜRKİYE İŞ BANKASI Kültür Yayınları
"Dünyada çok sayıda ahmak olsa da, onlara karşı koyarak kendinizi mahvetmeniz için bir neden göremiyoruz. Onlara hiçbir şey öğretemezsiniz, biliyorsunuz. "
"Dünyada çok sayıda ahmak olsa da onlara karşı koyarak kendinizi mahvetmeniz için bir neden göremiyoruz. Onlara hiçbir şey öğretemezsiniz, biliyorsunuz."
Stephen Crane
Sayfa 72 - TÜRKİYE İŞ BANKASI Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Canavar
Alt başlık:
Cep Boy (Tam Metin)
Baskı tarihi:
28 Temmuz 2020
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257850872
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Baskılar:
Canavar
Canavar
Canavar
Stephen Crane’in en popüler kitabı Canavar, köleliğin yasalarla resmî olarak kaldırılmasından çok kısa süre sonra, ilk kez 1898’de yayımlanmıştır. Hikâye, Whilomville adlı kasabada yaşayan siyahi bir gencin kendi hayatını hiçe sayarak beyaz ırktan bir çocuğu yangından kurtarması ve ardından gelişen olayları konu alıyor. Yüzü yanan bu genç adama karşı örülen duvar­lar, önyargılar ve uygulanan tecrit, onu ten renginin yarat­tığı sorunların bile çok ötesine itiyor. Beklenmedik bir kıvıl­cımın nasıl da trajediye dönüştüğünü anlatan Crane, gerçek canavarın kim olduğunu sorgulatıyor.

Kitabı okuyanlar 988 okur

  • Nazlı aksoy
  • Hayrunnisa gül

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0