Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

İlk Tarihi Romanımız
5/10
·400 syf.··
2024 17. kitabı
Edebiyatımızdaki ilk tarihi romandır. Eser daha girişte buram buram tarih koktuğunu belli eder. Dönemin önemli tarihi olayları, film şeridi gibi okuyucunun önüne serilir. Bu yönüyle çok hoş bir giriş olmuş. Eserin ilerleyen kısımlarında ise olaylar kahramanlık ve klasik âşk hikâyesine dönüşür. Okuyucuyu heyecanlandıran, farklı, şaşırtıcı bir kısım yoktur. Tanzimat döneminde, Divan edebiyatının hâlâ etkisinin görüldüğünü bu eserde de net bir şekilde hissetmekteyiz. Roman karakterlerinin ağzından beyitler söylenmesi... Konunun kesilip birçok yerde gazel ve kasidelerin söylenmesi... Buna en iyi örnektir. Ortalama bir eserdir. Herkese hitap etmeyebilir. Hatta birçok okuyucuyu sıkabilir. Tarihe düşkün okuyucular okunabilecek bir eser olabilir. Şimdiden İyi Okumalar Dilerim.
CezmiNamık Kemal · Salkımsöğüt Yayınevi · 20235,6bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2024 8. kitabı
Madem o kadar okuduk payımıza bir inceleme yapmak düşer. Biraz da bildiklerimizi paylaşmak. Edebiyat tarihimize "ilk tarihi roman" olarak geçen Namık Kemal'in kaleminden bu eser,
CezmiNamık Kemal · Salkımsöğüt Yayınevi · 20235,6bin okunma
Türk Edebiyatı
Puan vermedi·244 syf.··
2022 157. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2022 14:51
Türk edebiyatının ilk tarihi romanı olma özelliği taşıyan
Cezmi
Cezmi
, 1880'de ilk kez basılmıştır. Tanzimat Dönemi eserlerinden olan roman iki cilt olarak düşünülse de, ikinci cildi yazılmamıştır. Kitapta, II. Selim Dönemi'nde İranlılarla yapılan savaşta yer alan vatansever asker Cezmi'nin başından geçen olaylar anlatılmaktadır. Cezmi yiğit bir sipahi olduğu kadar, aynı zamanda bilgin bir şairdir de.
Namık Kemal
Namık Kemal
; Cezmi'yi genç, cesur, vatanını ve milletini her şeyden çok seven bir karakter olarak öne çıkarırken topluma "herkes vatanı için elinden gelen her şeyi yapmalı hatta canını bile seve seve vermeli" mesajı vermek ister. Kitabın adı her ne kadar Cezmi olsa da Adil Giray ve Perihan'ın tutkulu ve sürekleyici aşkını okuyacaksınız. Türünde ilk olmasına rağmen gayet başarılı bir eserdi. Alıntılar ile sizi sıkmış olabilirim o yüzden özür dilerim yaşayarak ve çok beğenerek okudum. :)
CezmiNamık Kemal · Sonsuz Kitap · 20095,6bin okunma
8/10
·368 syf.··
2024 39. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2024 14:38
Kitabın giriş kısmında yazar çok kıymetli ve 'böyle tarih anlatıldı da biz mi dinlemedik?' dedirtecek şekilde tarihten olaylar anlatıyor. Namık Kemal'in birçok türde eseri vardır. Eserlerinde vatan, millet kavramlarına çokça yer vermiştir.Cezmi daha çok onun koruyuculuğunu yaptığı Kırım şehzadesi Adil Giray ve İran şahının kızı Perihan'ın aşkı ve Perihan'ın ablası Şehriyar'ın da Adil Giray'a aşık olduğu için çevirdiği oyunları ve bu aşk üçgeni sonunda yaşanan trajediyi anlatıyor.. ....İnsan insanı bilmekle günah mı işlemiş olur?
CezmiNamık Kemal · Rönesans Yayınları · 05,6bin okunma
'' CEZMİ '' NAMIK KEMAL
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2023 60. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2023 00:00
Kitabın Adı:
Cezmi
Cezmi
Kitabın Yazarı:
Namık Kemal
Namık Kemal
Türü: İlk Tarihi Roman CEZMİ, Şair, roman ve tiyatro yazarı, gazeteci olan Tanzimat Edebiyatı yazarlarından Namık Kemal tarafından yazılmıştır. 1880'de ilk kez basılmıştır. Cezmi’, Namık Kemal’in İntibah’tan sonra kaleme aldığı ikinci romanıdır. Türk edebiyatında tarihi roman türünde yazılmış ilk eser kabul edilir Namık Kemal Cezmi'yi genç, cesur, vatanını ve milletini herkes ve her şeyden çok seven bir vatansever olarak öne çıkarırken, topluma "herkes vatanı için elinden gelen her şeyi yapmalı, hatta canını bile seve seve vermeli" mesajı vermek ister. Olayların döngüsü 16. yüzyılda gerçekleşir. Olaylar, İstanbul’da başlar; ancak büyük bir bölümü İran sarayında geçer. Vatanını ve milletini her şeyden daha çok seven bir vatan severin devleti için yaptıkları ve savaştaki kahramanlıkları anlatılmıştır. Romanında üç devletin tarihi hayatı vardır. Bunlar Osmanlı İmparatorluğu, İran şahlığı ve Kırım hanlığıdır. Romanda II. Selim Dönemi’nde İranlılarla yapılan savaşta yer alan vatansever bir askerin, Cezmi’nin, başından geçenler anlatılır. Cezmi yiğit bir sipahi olduğu kadar, aynı zamanda bilgin bir şairdir. Ciritte, atlı sporda ustadır. Tarihî roman özelliği taşımakla birlikte sürükleyici bir aşk ve tutku romanıdır. ŞAHIS KADROSU: Cezmi: At binmede ve okçulukta son derece uzman olan yiğit bir delikanlıdır. Adil Giray: Şairliğinin yanında asker yaratılışlı bir insandır. Vicdanı temiz, kültürlü ve dindardır. Perihan: İran Safevi Devleti’nin hükümdarı Tahmasp’ın kızıdır. Cesur, son derece güzel ve ahlaklı bir kızdır.
Tarihi Roman
CezmiNamık Kemal · Sis Yayınları · 20155,6bin okunma
Puan vermedi·352 syf.·
2020 21. kitabı
Kitap sadece Tarih romanı değildir, ayriyeten içinde saf ve temiz bir aşk hikayesi de vardır. Vatanseverliği, Milliyetçiliği ve temiz aşkı insana aşılayan bir roman. Namık Kemal kendini geliştirmek isteyenler için en büyük yazarlardandır. Okumaya niyetlenirseniz eğer bir sahaftan eski basım olanlardan almaya özen gösterin kitap kokusu ve içendeki anlatımların uyumunu yaşamanız gerekli.
1000Kitap
CezmiNamık Kemal · Sembol Yayınları · 20075,6bin okunma
7/10
·288 syf.··
2021 82. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2021 19:13
Erişir menzil - i maksuduna aheste giden, Tiz - i reftar olanın payine damen dolaşır. (Yavaş giden amacına ulaşır, hızlı gidenin eteği ayağına dolaşır.) İlk basımı 1880 yılında olan roman, Türk Edebiyatının ilk tarihi roman olma niteliği taşır. Kitapta bilgili, becerikli ve şair olan Osmanlı sipahisi Cezmi nin başından geçen maceralar anlatılmaktadır.
CezmiNamık Kemal · Maviçatı Yayınları · 20165,6bin okunma
" Basit bir insan olarak kalma..! "
Puan vermedi·232 syf.··
2022 26. kitabı
Kitap Türk edebiyatının “ İlk Tarihsel Romanı” olarak kabul ediliyor. Zaten karekterler, bilgiler ve hikaye tarihi olaylar üzerine; Sultan 2’nci Selim ve Osamanlının en önemli devlet adamlarından Sokullu Mehmet Paşa döneminde ki Osmanlı- İran savaşları üzerine kurulu.İyi ile kötünün, güzel ile çirkinin kahramanlık ile ihanetin içi içe geçtiği olayların sonu sizi oldukça şaşırtacak ama şiirlere beyitlere hatta, Namık Kemal’in yazarlığının yanında şairliğine hayran kalacaksınız.. Kitapla kalın
CezmiNamık Kemal · Sis Yayınları · 20155,6bin okunma
!!!SPOILER VARDIR!!!
Puan vermedi·348 syf.··
2020 14. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2020 18:38
Bu inceleme özet şeklindedir! Tanzimat Dönemi'nde edebiyatımıza birçok yeni tür girer. Roman, hikaye, deneme, makale, fıkra gibi türler edebiyatımıza bu dönemde girmiştir.
Edebiyat
CezmiNamık Kemal · Ema Kitap · 20185,6bin okunma
Puan vermedi·368 syf.··
Beğendi
·
2021 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2021 19:29
İlk olarak ifade etmeliyim ki; kitapta okuduğum şiirlere, beyitlere hayran kaldım ve bir kez daha gördüm ki Namık Kemal yazarlığının yanında çok iyi de bir şair. Kitap Türk Edebiyatı'nın "İlk Tarihsel Romanı" olarak kabul ediliyor. Zaten karakterler, bilgiler ve hikaye tarihi olaylar üzerine; Sultan 2.Selim ve Osmanlı'nın en önemli devlet adamlarından Sokullu Mehmet Paşa dönemindeki Osmanlı-İran Savaşları üzerine kurulu. Kitapta kahramanlık, cesaret ve vatanperverlik temaları oldukça ön plana çıkıyor. Ancak kitap aynı zamanda bir aşk romanı. Tabi saray romanı olur da saraylara yakıştırılan entrikalarla örülü aşk olmaz mı ? :) Yazar karakterleri çok iyi tasvir ediyor. Ancak bazı karakterleri, alanında çok iyi olan isimlerle kıyaslayıp hatta bazen daha üstün göstererek tasvir olayını abartıyor. Olayların, mekanların, kişilerin tasviri neredeyse kitabın yarısını alıyor. Yarısından sonra da saray entrikalarını; rekabet, aşk ve iktidar mücadelesi üçgeninde okuyorsunuz. İyi ile kötünün, güzel ile çirkinin, kahramanlık ile ihanetin iç içe geçtiği olayların sonu sizi oldukça şaşırtacak. İyi okumalar.
CezmiNamık Kemal · Ren Kitap · 20185,6bin okunma

Yazar Hakkında

Namık KemalYazar · 58 kitap
Namık Kemal (d. 21 Aralık 1840, Tekirdağ, ö. 2 Aralık 1888, Sakız Adası) Türk milliyetçiliğinin öncülerinden, Genç Osmanlı hareketi mensubu, ünlü Türk yazar, gazeteci, devlet adamı, şairdir. Yurtseverlik, hürriyet, millet kavramlarına bağlı bir Tanzimat Devri aydınıdır. Bu kavramları Türk fikir hayatına ve edebiyatına sokan kişi kabul edilir. Heyecanlı, kavgacı kişiliği, akıcı, parlak üslubu nedeniyle devrinin diğer yazarlarından daha fazla tanındı. “Vatan Şairi” ve “Hürriyet Şairi” olarak anılan Namık Kemal, şiirin yanı sıra tenkit, biyografi, tiyatro, roman, tarih ve makale türlerinde eserler verdi. Özellikle "İntibah" isimli romanı ve "Vatan Yahut Silistre" isimli tiyatro oyunu ünlüdür. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü eserleri ve fikirleriyle etkiledi. 21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da dünyaya geldi. Babası Yenişehirli Mustafa Asım Bey, annesi Fatma Zehra Hanım’dır. Tekirdağ’daki evlerinin civarında bulunan tekkenin şeyhi Tokatlı Hafız Ali Rıza Efendi kendisine “Mehmet Kemal” adını verdi. Çocukluğu annesinin babası Abdülatif Paşa’nın yanında geçti. Abdülatif Paşa, Tekirdağ (Tekfurdağ) sancağında vali yardımcısı idi ; Afyonkarahisar sancağına tayin edildiğinde ailece Afyon’a taşındılar. 1848 yılında annesi Fatma Zehra Hanım’ı Afyon’da kaybetti. Mehmet Kemal, yaşamını büyükbabasının yanında sürdürdü. Abdülatif Paşa’nın değişik kentlerde görev yapması nedeniyle düzenli bir eğitime devam edemedi. Özel dersler aldı ve kendi kendini yetiştirmeye çalıştı. Arapça ve Farsça öğrendi. Dedesi Afyon’daki vali yardımcılığı görevinin ardından ailesiyle İstanbul’a gelmişti. Orada, 3 ay Bayezid Rüştiyesine ve ardından 9 ay Valide Mektebi’ne devam etme fırsatı buldu. Dedesinin Kars’a mutasarrıf olarak atanması sebebiyle 1,5 yıl Kars’ta yaşadı. Karslı şair ve müderris Vaizzade Seyid Mehmet Hamid Efendiden divan edebiyatını öğrendi. Avcılık, atıcılık, cirit dersleri aldı. Kars’ta görevi sona eren dedesi ile 1854’te İstanbul’a döndü. 1855’te babasının Bulgaristan Filibe mal müdürü, dedesinin Sofya kaymakamı oluşu ile Sofya'ya gitti. Sofya’da evlerine ziyarete gelen dedesinin arkadaşı şair Binbaşı Eşref Bey, şiirlerini okuduktan sonra Mehmet Kemal’e yazıcı, kâtip anlamlarındaki “Namık” adını verdi. O günden sonra Namık Kemal olarak anılmaya başladı. 18 yaşına kadar kaldığı Sofya’da komşuları Niş Kadısı Mustafa Ragıp Efendi’nin kızı Nesime Hanım ile evlendi. Bu evlilikten Feride ve Ulviye adında iki kızı ve Ali Ekrem adında bir oğlu dünyaya geldi. 1857’de İstanbul’a döndü ve Bab-ı Ali Tercüme Odasında stajyer olarak memurluğa başladı. 1858’de büyükannesi Mahmude Hanım’ı, 1859’da büyükbabası Abdülatif Paşa’yı kaybetti. Babasının ikinci evliliğini yaptığı Dürrüye Hanım’ın Kocamustafapaşa’daki evinde yaşadı. Babasının bu evliliğinden Naşit adında bir kardeşi oldu. 1859’da Gümrük Kalemi’nde çalışmaya başladı. İlk şiirlerini Sofya’da yazan Namık Kemal, İstanbul’a geldiğinde kısa sürede şairler arasında tanınmıştı. Henüz Batı edebiyatı ile bir teması yoktu. İstanbul’da divan edebiyatı geleneğini takip ettiren şairlerle tanıştı. Arap ve Fars edebiyatlarını öğrenmeye çalıştı. Leskofçalı Galip Bey adlı şair ile yakın dostluk kurdu. Bu şairin başkanlığında kurulan Encümen-i Şuara adlı şairler topluluğuna katıldı. 1863’ten itibaren dört yıl yeniden Tercüme Odası’nda görev aldı. Bu yeni görevi sırasında Batı’yı tanıyan kimselerle tanışma imkânı buldu ve gözlerini batı kültürüne çevirdi. Edebiyatta batılılaşmanın ilk adımlarını atan İbrahim Şinasi ile tanışması hayatını değiştirdi. Sanat ve hayat görüşü değişti. Batı edebiyatını öğrenmeye başladı, ilgisi nesire yöneldi. Tarih ve hukuk alanında kendini geliştirmeye çalıştı. Tercüme odasının bir kâtibinden Fransızca dersleri aldı. Tasvir-i Efkar’da fıkra ve tercüme yazılar kaleme aldı. İlk defa Şinasi’de gördüğü “hak, millet, vatan, hürriyet, millet meclisi” gibi kelimeleri yaygınlaştırdı. 1865’te Şinasi, Tasvir-i Efkar Gazetesi’ni kendisine bırakarak Fransa’ya gidince Namık Kemal, tek başına gazeteyi çıkardı. Aynı dönemde İttifak-i Hakimiyet adlı (daha sonra Yeni Osmanlılar Cemiyeti adını alacak) gizli derneğin kurucuları arasına girdi (Sağırahmetbeyzâde Mehmet Beyin öncülüğündeki derneğin diğer kurucuları Menâpirzâde Nuri Bey, Kayazade Reşat Bey, Mir’at Mecmuası sahibi Mustafa Refik Bey, Suphipaşazade Ayetullah Bey ve Ziya Beydir). Derneğin amacı bir anayasa hazırlanmasını ve parlamenter bir yönetim sistemi kurulmasını sağlamaktı. Namık Kemal gazetesinde, bu görüşler doğrultusunda ve hükümet aleyhine şiddetli makaleler yayınladı. “Şark Meselesi” üzerine yazdığı bir makale, gazetenin 1867’de kapatılmasına ve kendisinin Erzurum vali muavini olarak atanmasına yol açtı. Namık Kemal, hükümet tarafından gönderildiği Erzurum’a gitmek yerine Ziya Paşa ile birlikte Paris’e kaçtı. O ve arkadaşlarını Paris’te yaşayan Mısırlı prens Mustafa Fazıl Paşa davet etmiş ve maddi himayesine almıştı. Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu olan ancak Sultan Abdülaziz’in bir fermanıyla Mısır yönetimindeki haklarından mahrum edilen Mustafa Fazıl Paşa, kendisini Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin reisi ilan etmiş ve Avrupa’ya davet ettiği örgüt üyelerinin finansörlüğünü üstlenmiş birisiydi. M. Fazıl Paşa’nın desteğiyle Londra’da "Muhbir" adlı gazeteyi çıkardılar ancak Namık Kemal, Ali Suavi ile yaşadığı anlaşmazlık üzerine Muhbirden ayrıldı. Aynı yıl Sultan Abdülaziz Uluslararası Paris Sergisi’ni görmek üzere şehre gelince Fransız hükümeti Genç Osmanlılar’ı ülkeyi terk etmeye davet etti. Namık Kemal, bazı arkadaşlarıyla birlikte Londra’ya gitti ve orada "Hürriyet Gazetesi"’ni çıkardılar. Bu arada Mustafa Fazıl Paşa, Paris’e gelen Abdülaziz’le ilişkilerini düzeltmiş ve onunla İstanbul’a dönmüştü. Giderken gazeteyi çıkarmaya devam etmelerini, desteğinin süreceğini söylediyse de İstanbul’a döndükten sonra fikrini değiştirdi ve geçici olarak Hürriyet’i kapatmalarını istedi. Bunun üzerine Namık Kemal ile Ziya Paşa gazeteyi kendi imkânları ile çıkarmayı denediler. Bir süre sonra arkadaşları ile arası bozulan Namık Kemal vazgeçti ve 1870’te Sadrazam Âli Paşa ile barışıp yurda döndü. Siyasetten uzak durmak, yazı yazmamak koşuluyla affedilmiş olan Namık Kemal, İstanbul’a döndükten sonra "Diyojen" adlı mizah dergisinde imzasız fıkralar yazdı; Sadrazam Ali Paşa’nın ölümünden sonra 1872’de "İbret Gazetesi"’ni çıkararak yeniden muhalefete başladı. Gazete sık sık kapatıldı ve sonunda sadrazam Mahmut Nedim Paşa’yı eleştiren yazılar yüzünden Namık Kemal, İstanbul’dan uzaklaşması için mutasarrıf olarak Gelibolu’ya atandı. Birkaç ay kaldığı Gelibolu’da "Vatan yahut Silistre" adlı oyunu ile "Evrâk-ı Perişan" adlı eserini tamamladı. Gelibolu’nun bazı sorunları ile ilgilendi ve su davasını halletti. Rumeli fatihi Gazi Süleyman Paşanın Bolayır’daki kabrini ziyaret etti. Ebüzziya Tevfik Beye burada gömülmeyi vasiyet etti. Namık Kemal, bir yandan da "İbret Gazetesi"’ne “BM” (Baş muharrir) ve Ebuzziya’nın çıkardığı "Hadika" Gazetesine “N.K” imzası ile yazı göndermeye de devam ediyordu. Gelibolu’da salgın haline gelen kuduz hastalığını önlemek için köpekleri sürgün etmesi bahane edilerek Gelibolu mutasarrıflığı görevinden alındı. Osmanlı hükümeti tarafından açığa alınan Namık Kemal 1872’nin son günlerinde Gelibolu’dan İstanbul’a döndü, İbret’in başına geçti. Çok geçmeden bir makalesi nedeniyle hakkında soruşturma açılıp gazetesi tekrar kapatılınca tiyatro ile ilgilenmeye başladı. Vatan yahut Silistre oyunu, 1 Nisan 1873 gecesi İstanbul’da Güllü Agop’un Gedikpaşa’daki tiyatrosunda sahnelendi. Oyunun sahnelenmesi halkı coşturup olaylar çıkmasına neden olmuştu. Bu konuda İbret’te yayımlanan yazılardan sonra gazete bir daha çıkmamak üzere kapatıldı; Namık Kemal ve dört arkadaşı yargılanmadan sürgüne gönderildiler. Namık Kemal Mağusa'ya, Ahmet Mithat ile Ebüzziya Tevfik Bey Rodos'a, Menapirzade Nuri ve Bereketzade Hakkı Beyler de Akka'ya sürüldü. Namık Kemalin Mağusa (Kıbrıs) sürgünlüğü 38 ay sürdü. Mağusa'da son derece olumsuz koşullar altında yaşamak zorunda kaldı, pek çok kez sıtmaya ve başka hastalıklara yakalandı. Edebiyatçı Namık Kemal, birkaçı dışında eserlerinin tamamını bu dönemde Kıbrısta vermişti. Sürgün dönüşü İstanbul’da bir kahraman gibi karşılandı. Tahta çıkışından 93 gün sonra akıl bozukluğu gerekçesiyle indirilen V. Murat’ın yerine Osmanlı tahtına oturan II. Abdülhamit, ilk Osmanlı Anayasası’nı oluşturmak için bir komisyon kurdu. Namık Kemal, bu komisyonun bir üyesi oldu. Ancak şair, padişahın aleyhine bir tehdit beyiti yazıp bunu mecliste okuyunca mahkemede yargılandı. Söylediği Arapça beyit, ”Bir şey, ikilendi mi, muhakkak üçlenir de” anlamındaydı ve tıpkı Abdülaziz ve V. Murat gibi Abdülhamit’in de tahttan indirilebileceğini ima ediyordu. Namık Kemal, asayişi bozduğu gerekçesiyle suçlu bulunup 6 ay hapis cezasına çarptırıldıysa da sonradan beraat etti. Girit Adası’nda ikamete mecbur edildi. Kendi isteği üzerine ikameti Midilli Adası’na çevrildi. 2,5 yıl sonra Midilli mutasarrıfı olarak görevlendirildi. Midilli'de tanıdığı genç yaştaki Hüseyin Hilmi Paşayı ömrü boyunca koruyup destekledi. Hüseyin Hilmi Paşa, yıllar sonra 1909'da sadrazamlığa kadar yükselmiştir. 1879'dan itibaren 5 yıl süren Midilli’deki görevi sırasında kaçakçılıkları önledi; hazine gelirini arttırdı. 20 Türk ilkokulu açtı. Türklerin hayat seviyesini yükseltti. Adalarda yaşayan Türk ahalisinin sorunlarını dile getiren bir rapor hazırlayıp Bâb-ı Âli'ye sundu. 1882’de Nişan-i Osmanlı madalyası ile ödüllendirildi. "Vaveyla", "Murabba", "Vatan Mersiyesi" gibi şiirlerini burada yazdı. Mağusa’da yazmaya başladığı Celaleddin Herzemşah adlı eserini tamamladı. Bu eser, okunmak için yazılmış 15 perdelik tarihi bir oyundur. Harzemşahlar Devleti’nin son hükümdarı Celaleddin Harzemşah etrafında gelişen oyunda İslam birliği düşüncesini işledi. Abdülhamit, bu eserinden ötürü onu bâlâ rütbesi ile ödüllendirdi. Namık Kemal’in Midilli’de kaçakçılıkla mücadelesinden çıkarları zarar görenlerin şikâyetinden sonra 1884’te Rodos mutasarrıfı oldu. Rodos adasındaki çalışmaları da padişahın imtiyaz madalyası ile ödüllendirildi. Rodos’ta, Osmanlı tarihi hakkında eser yazmaya başladı. İngiliz ve Yunanların şikayeti üzerine 1887’de Rodos’taki görevi sona erdi. Sakız Adası mutasarrıfı oldu. Sakız Adası’nın kuru havası nedeniyle rahatsızlanan Namık Kemal, 2 Aralık 1888 günü 47 yaşında hayatını kaybetti. Adada bir caminin haziresine defnedildi. Arkadaşı Ebüziyya Tevfik, şairin Bolayır’da gömülme arzusunu Padişah II. Abdülhamit’e iletince naaşı Gelibolu’ya nakledildi. Bolayır’da Orhan Gazi’nin oğlu Şehzade Gazi Süleyman Paşa’nın türbesinin yanına gömüldü. Birkaç yıl sonra Sultan Abdülhamit bir türbe yaptırdı. Türbenin planını Tevfik Fikret çizdi. 1912 Mürefte-Şarköy depreminde sütunlar zedelendiği için hâlen mermer kaplı bir kabirde bulunmaktadır.. Namık Kemal’in ölümünden sonra II. Abdülhamit, şairin oğlu Ali Ekrem’i sarayda görevlendirdi, babası Mustafa Asım’ı ise saraya müneccimbaşı tayin etti.