Maksim Gorki'den okuduğum ilk kitap Çocukluğumdu.Aslına bakmak gerekirse bu kitaba başlarken bir takım endişelerim vardı çünkü daha önce okuduğum otobiyografi eserlerini fazla beğenmemiştim ve bu kitabında farklı olacığını düşünmüyordum açıkcası ama Çocukluğum kitabı önyargılarımı tamamen kırdı bunun en büyük sebebinin Maksim Gorki'nin üslubu ve düşünceleri olduğunu düşünüyorum.Kitabı tavsiye edebilirim,sürükleyici olduğunu düşünüyorum.Tek tavsiyem bu kitaba başlamadan önce diğer iki kitabı da tedarik etmeniz çünkü kitap merak uyandıran bir yerde son buluyor.
Gorki demek gerçeklik demek,netlik demek.Hayatından üç seri olan Çocukluğum’u okudum bugün.Önceden Benim Üniversitelerim’i okumuştum ve geriye Ekmeğimi Kazanırken kaldı.Bu kitapta her ne kadar çocukluğundan bahsetse de kafamızda oluşturduğumuz çocuk portresinin Gorki’ye pek de uygun olduğunu söyleyemeyiz.Kalemi güçlü yazarların böyle hayatlarını okumak bana daha da çok ümit veriyor..Esenlikler.
Gorki'nin çocukluğunu bu denli ayrıntılı anlatabilmesi beni büyüledi. O kadar zor bir çocukluk yaşamış ki kitap bittiğin de içimde küçük bir sızı kaldı.
Sade, anlaşılır ve akıcı bir kitaptı. Özellikle büyükannesi ile olan bağı büyükannesinin anlattığı masallar çok hoşuma gitti. Kitap ekmeğini kazanmaya gitmesi ile bitti ve ben bir an önce ekmeğimi kazanırken romanına başlamak istiyorum.
1-Çocukluğum
Beş yaşında babasını kaybeden Aleksey, annesiyle dedesinin evine yerleşir. Burada miras kavgalarına, dedesinin dayağına ve evde dayılarının geçimsizliklerine tanık olur.
".. Kaşirin'ler, kardeş, iyi ve güzel olan şeyleri sevmezler; kıskanırlar; kendileri iyi ve güzel olamadıkları için iyi ve güzel olan her şeyi yok ederler" diyerek, yazar dayılarının arasındaki geçimsizliği izah eder. (syf 46)
Gelelim dedesine.. Nasıl biri? Dedesi gençliğinde çok yoksulluk çektiği için yaşlılık günlerinde aşırı cimri ve açgözlü biri olup çıkmış. Paraya öz çocuklarından bile daha fazla değer verirmiş.
Bir de kitapta geçen pamuk ninemiz var. O da dedesinin tam aksi.. Yumuşak kalpli cana yakın, iyimser biri. Evde Aleksey, en çok onu sever. Dedesinin dayağından sonra soluğu hep ninesinin dizi dibinde alır. Ninesi onu sakinleştirir. Tanrı'nın bunları gördüğünü, ona katlanması gerektiğini söyler.
Aleksey merak eder. Nasıl oluyor da ninesinin tanrısı iyilik sever bir tanrı olurken; dedesinin tanrısı kötülük sever sadece kullarını cezalandırmak için fırsat kollayan bir tanrı oluyor? Akıl erdiremez.
Peki annemiz bu sırada ne yapıyor? Yeniden evlenmiş, eşiyle mutluluğu bulamamış, tekrar kısa bir süreliğine babasının evine geri gelmiştir.
Böylelikle, Aleksey'in ev ahalisinin arasında yaşadığı, aile içi şiddeti göz önüne alırsak, onun yaşayamadığı bir çocukluk geçirdiğini görmüş oluyoruz.
###
Biz eğitmenler deriz. "Çocuk, ana babanın özetidir," diye. Ana baba neyse çocukta odur, çünkü çocuk ana babayı taklit eder.Nitekim Aleksey babasını da annesini de erken kaybetmiş biri. Onu eli sopalı dedesi ve ılımlı, iyi kalpli ninesi büyütmüş. Ana babasının eksikliğini çocukken hep derinden hissetmiş.
Büyürken şiddet görüyor. Sonra ne olur, dersiniz? O da aynı büyüğünden gördüğü gibi
ÇocukluğumMaksim Gorki · İş Bankası Kültür Yayınları · 201419,6bin okunma
Maksim Gorki, aslında ne Maksim dir ne de Gorki. Aleksey Maksimoviç Peşkov dir onun gerçek adı. Çocukluğum kitabını okuyanlar bunu öğrenmiştir. Sosyalist Gerçekçidir. Kitabı okuyanlar harika bir hafızasının olduğunu net bir şekilde görecektir. Bu verdiğim 9 puanın en yüksek kısmı bu hafızaya aittir. Çünkü yaşadığı hikaye Çocukluğum çerçevesi içerisinde değerlendirecek olursak, çok da farklı, çekici, entrikalı, vs değil. Ama edebi dili ve 5 yaşındaki kısmı bu kadar başarılı bir şekilde hatırlaması ve bizlere anlatması bence büyük bir mucize. Bende birçok şeyi hatırlıyorum ama bu kadar detaylı ve fazla değil.
Kitap, Gorki nin çocukluk dönemini anlattığından dolayı hayatı ile ilgili olarak incelememde fazla bir şey belirtmeyeceğim. Otobiyografik bir eser bence en fazla bu şekilde yazılabilirdi. Tüm otobiyografi kitapları yazmak isteyenlere bence bu kitap örnek olsun diye okutulmalı. 3 kitaplık bir otobiyografi serisidir. Diğer ikisi de sırayla; Ekmegimi Kazanırken ve #k:1730. Maksim Gorki bilindiği üzere en popüler ve büyük eseri Ana dır. Ana kitabının nasıl bir mecradan sıyrılarak ortaya çıktığını anlayabilmek açısından da yine çok önemli bence bu otobiyografi serisi. Ana yı okumadan önce otobiyografi serisini okumak önerilir.
Kitapta, ana karakter bana göre 5 tanedir. Gorki yani Aleksey. Gorki nin annesi Varvara. Babası Maksim. Büyükanne ve büyükbaba karakterleri. Kitabı okuyanlar görecektir ki sönük bir anne ve baba ilişkisi içerisinde çocukluk geçirir Gorki. Sinirli, kaba, şiddete meyilli hatta geri kafalı bir büyükbaba. Ataerkil bir toplum özelliği ile ilgili de bir altyapıyı gösterir bize. Bir de anneden de öte anne gibi Gorki ile ilgilenen, belki Gorki nin çocukluğunda karakter altyapısının büyük çoğunluğuna etkisini göstermiş olan, bastırılmış, vefakar bir büyükanne. Toplum
Maksim Gorki beş yaşındayken babasını kaybeder annesi ile doğdukları eve dönerler büyükbabası kumaş boyama işi yapan inatçı bir ihtiyardır atolyeleri yanar ve büyükbabası iflasa girer...
Annesinin evliliğinden sonra dedesinin evinde kalmaya devam eder Maksim'e dedesi okumayı öğretir ninesinin hikayeleriyle büyür okul hayatında başarılı olmasına rağmen arkadaşları tarafından uğradığı zorbalıktan ötürü okulu bırakır annesinin ölümünden sonra tamamen öksüz kalır..Gorki'nin açlık ve yoksullukla geçen çocukluğunu kaleme aldığı acılarla dolu kitabı
Annesi toprağa verildikten bikaç gün sonra dedesinin söylediği kelime kalbimi parçaladı
''Eh, Aleksey, sen bir madalya değilsin, boynumda sonsuza kadar asılı kalamazsın, git ekmeğini kendin kazan''
Okumak Tiniyettir...
Maksim Gorki’den anılarını dev bir yazarlık devinimiyle sunduğu Çocukluğum kitabı, anılarının dilinden uslübünün zenginliğini verdiği üçleme olan muhteşem bir ilk kitabı, otobiyografik tarzıyla yaşadığı gerçekliğin adeta zihinde filmini çektirir gibi bir haliyle tahayyül ettiriyor. Bu kadar çabuk bitmesine üzüldüğüm bir eser oldu. Severek bir daha okuyacağım kitaplar arasında yerini aldı.
Dokunaklı bir anlatımla çocukluğunu anlatırken yazarın acılarla, sıkıntılarla ve sefaletle dolu yoksulluk içindeki hayatını kaleme alıyor. Diğer yandan da devrin Rus toplumunun dertlerini de gözler önüne seriyor. Kitabın kurgusundan çok etkilendiğimi söylemeliyim. Konusundan bahsetmeden tek başına hayatı okumaya çalışan dev bir yazarın büyüdüğü ortama yazar okuyucusunu misafir ediyor.
İnsanın okumayı keşfettiği yıllara değinen dağarcığının oluşmaya başladığı zamanı yazar bambaşka bir bakış açısı sunuyor. Okumanın sadece kitaplar üzerinden yapılmadığının insanın tininde yer alan okuma fıtratına dokunuyor. Bu kavramı ele alması okumayı, yazmayı bilmediği çocukluğunun ilk yıllarında verdiği merakla öğrenme isteğini insanın merakının neler sunabileceğini ayan beyan ortaya döküyor yazar.
Okuyan insan ne isterse olur(s232)
Bu alıntıyı yazarlığının kıstası olarak sunduğunu düşünüyorum. Okuyorum tahayyül ettiğim yerdeyim. Okuyorum düşüncelerimin götürdüğü yerde ne istersem o olurum. Gorkinin severek okuduğum onunla beraber olduğum için üçlemenin diğer iki kitapları olan Ekmeğimi Kazanırken ve Benim Üniversitelerim okumak için sabırsızlanıyorum.
Gorkinin Dedesiyle olan atışmalarının yanı sıra Duygusal yönüyle çok etkilendiğimi dedemle olan aramdaki muhabbetleri hatırlattığı içinde kitaplığımda özel bir kıymete sahip olacak.
Keyifli okumalar herkese.
“Çocukluğum,” Maksim Gorki’nin otobiyografik üçlemesinin ilk kitabıdır. Bu eserde, Gorki çocukluğunu büyük bir samimiyet ve etkileyici bir anlatımla kaleme alır. Kitap, Gorki’nin yaşamına derinlemesine bir bakış sunarak, 19. yüzyıl Rusya’sındaki toplumsal koşulları ve bireylerin yaşam mücadelelerini gözler önüne serer.
1. Ana Tema:
“Çocukluğum,” aile içindeki zorluklar, yoksulluk, şiddet ve sevgi eksikliği gibi temaları işler. Gorki, çocukluk anılarını anlatırken, aynı zamanda dönemin toplumsal çelişkilerine ve insan karakterlerine dair güçlü bir analiz yapar.
2. Karakterler:
• Gorki’nin büyükannesi: Kitapta sıcaklığı ve sevgisiyle öne çıkar; Gorki’nin hayata tutunmasında önemli bir rol oynar.
• Gorki’nin dedesi: Otoriter ve sert bir karakterdir; aile içinde korku yaratan bir figürdür.
• Gorki’nin annesi ve babası: Aile içi ilişkilerin karmaşıklığını yansıtır.
3. Anlatım:
Gorki’nin dili sade ama etkileyicidir. Doğal bir şekilde akan anlatımı, okuru duygusal olarak derinden etkiler. Özellikle duygusal betimlemeleri ve atmosfer yaratmadaki başarısı dikkat çeker.
4. Toplumsal Eleştiri:
Kitap, sadece Gorki’nin çocukluğunu anlatmakla kalmaz; aynı zamanda dönemin Rusya’sındaki toplumsal adaletsizliklere ve emekçi sınıfının sorunlarına dair bir eleştiri sunar.
“Çocukluğum” sizin için hem duygusal hem de düşündürücü bir okuma olacaktır. Gorki’nin samimi üslubu ve zengin karakter analizleri, bu eseri unutulmaz.
Keyifli okumalar..
ÇocukluğumMaksim Gorki · İş Bankası Kültür Yayınları · 201419,6bin okunma
Merhaba okur dostlar,
Öncelikle kısaca yazardan bahsetmek isterim Maksim Gorki’nin asıl adı Aleksey Maksimoviç Peşkov dur.Kendisi edebiyatta sosyalist gerçekçi yaklaşımın öncüsü olarak kabul edilir.Kendisi Rus asıllıdır. Romanın konusu isminden anlaşılacağı üzeri yazarın çocukluğundan bahsetmektedir. 5 yaşında babasını 11 yaşında ise annesini kaybetmiştir. Hem yetim hem öksüz kalan Gorkiyi dedesi ve ninesi büyütmüştür. Otobiyografik roman seviyorsanız ve Gorkinin çocukluğunu merak ediyorsanız okumalısınız. Kitap akıcı sıkmıyor yazarın kendi dilinden çocukluğunu anlatıyor tamamen… O zorlu geçen çocukluğunu…
Maksim GorkiÇocukluğum
Aleksey Maksimoviç Peşkov, en çok bilinen adı ile Maksim Gorki, Sovyet Rus yazar, sosyalist gerçekçi yazımın öncüsü politik eylemcidir.
1892 yılında Tiflis'te, Kafkasya Gazetesi'nde çalışmaya başladı. Yoksullukla ve acıyla dolu bir hayat sürdüğü için Rusça'da acı anlamına gelen Gorki takma adını kullanmaya başladı. 1895'te St. Petersburg'da yayınlanan bir dergide çıkan Çelkaş adlı öyküsü ile ünlendi. Ardından Yirmi Altı Erkek ve Bir Kız öyküsü yayınlandı.
Ünü hızla yayıldı. Bu öyküler kadar başarılı olmayan bir dizi roman ve öykü daha yazdı. Gorki'nin 1898 yılında yayınlanan ilk kitabı Hikâye Denemeleri (Очерки и рассказы) çok beğenilir ve yazarlık kariyerinin başlangıcı sayılır. İlk romanı Foma 1899'da basıldı. Bu dönemde sağlam bir olay örgüsü kuramaması ve yaşamın anlamı üzerine uzun felsefik tartışmalara girmesi romanlarının başarısını düşürür. 1906'da yazdığı ve Rus Devrimi'ne adadığı Ana en başarılı romanıdır. 1899-1906 arasında St. Petersburg'da yaşar. Gorki, Çar rejimine açıkça karşı çıkmış ve bu yüzden birçok kez tutuklanmıştır. Çarlık tarafından kontrol ve baskılara maruz kalmıştır. 1901'de Fırtına Kuşunun Türküsü isimli kısa şiiri yüzünden tutuklandı. Kısa sürede serbest kaldı, Kırım'a gitti.
Gorki birçok devrimci ile tanıştı. Lenin'le tanıştığı 1902 yılından itibaren aralarında yakın bir arkadaşlık oluşmuştur.
1902 yılında Rusya Edebiyat Akedemisi'ne seçilir. Ancak Çar II. Nikolas buna izin vermez. Anton Çehov ve Vladimir Korolenko bu tavrı protesto eder ve Akademiden ayrılır.
Başarısız olan 1905 Rus Devrimi sırasında Peter ve Paul Kalesi'nde kısa bir süre daha hapis kalır. Gorki Güneşin Çocukları adlı oyununu yazar.
Oğlunun Mayıs 1935'teki ani ölümünü takiben Gorki de, 1936 yılında Haziran ayında öldü. Her ikisinin de ölümü şüphe altındadır. Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır. Gorki'nin cenaze töreninde tabutu taşıyanlar arasında Stalin ve Molotov da yer alacaklardır.
1938'de Buharin'in mahkemesinde Gorki'nin NKVD başkanı Yagoda tarafından öldürüldüğü itiraf edilmiştir.