Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 24 dk.
Sayfa Sayısı:
120
Basım Tarihi:
30 Mayıs 2025
İlk Yayın Tarihi:
Ocak 1998
Yayınevi:
İnkılap Kitabevi
ISBN:
9789751048523
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Okuuuu!!!
Puan vermedi·120 syf.··
2025 81. kitabı
-Eh, zelzele oldu ya.. Dinleyin siz şimdi rivayetleri... "Efendim, ne olacak? Ahlâk bozuldu, kadınlar açıldı... Mekteplerde ilâhi yerine marş okutuluyor.. Allah bu zelzele afetiyle şehri cezalandırıyor." Son sayfasını kapatır kapatmaz "çok yakın geçmişte mi kaleme alınmış acaba ne kadar da günümüzü anlatıyor?" dediğim , mizahla çok şey anlatılıp çok ders çıkarılacak 1944' te ele alınmış sıradışı o eserle geldiimm. İncelemeye başlamadan önce şunu belirtmeliyim ki arkadaşlar sabırla okuyun. İlk 10 sayfada offf giremiyorum içine diye bırakmayın hemen !! Sayfalar ilerledikçe elinizden düşüremeyeceğiniz eserimizin incelemesine geçelim hemen ; Her şey , bir eğlence sırasında alkolün de etkisiyle hafif bir sarsıntı hissedip düşen Sarıpınar Kaymakamı Hilmi Bey ' in "zelzele oluyooorrr" diye ortalığı öyle bir ayağa kaldırır kiii!! Kasabadaki panik havası padişaha kadar gidip tüm ülkeye egemen olur ve dışarıdan "kasaba yıkıldı" diye maddi yardımlar yağmaya başlar. Derken zarar ne boyutta diye bir de heyet gönderilir ki ne çatlak var binalarda ne de yıkılan. Eeee şimdi ne yapılacak , iyice araştırılınca nahoş ortamda alkolün etkisiyle böyle hissettiği anlaşılırsa yerin dibine girerim korkusuyla deyim yerindeyse yusuf yusuf olan Kaymakam ' ın imdadına mühendis Deli Kazım yetişir ve yardımlar çığ gibi yağmaya devam eder böylece. Sanırım anlaşılmıştır aralarındaki ilişkinin tamamen duygusal olduğu. Bıkmadan usanmadan söylemeye devam edeceğim arkadaşlar; edebiyatımızın mihenk taşlarından yazarın kalemiyle tanışmamış olan çok şey kaybeder!! Şimdiden keyifli okumalar
Duygu ve Düşünce
DeğirmenReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 20251,454 okunma
9/10
·120 syf.··
2025 146. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2025 14:23
Değirmen #okudumbitti Reşat Nuri Güntekin’in “Değirmen” romanı yazarla ikinci buluşmam oldu. İlki “Yaprak Dökümü” idi; onu üniversite kütüphanesinden ödünç alarak okumuştum. O günden beri kendi kütüphaneme mutlaka eklemeliyim diyorum. Şimdi “Değirmen”le birlikte emin oldum: Reşat Nuri’nin bütün eserleri tek tek okunmalı, hatta kütüphanemde mutlaka yerini almalı. Küçük bir kasabada yaşanan hafif bir sarsıntının, dedikodularla büyüyüp nasıl bir memleket meselesine dönüştüğünü okumak hem keyifli hem düşündürücüydü. Hilmi Efendi’nin çaresizliği, bürokrasinin hantallığı ve işgüzarların fırsatçılığı öyle tanıdık ki… Yüz yıl öncesinin hikâyesi bugün bile birebir karşılık buluyor. “Yaprak Dökümü” bana bir ailenin dağılmasını göstermişti, “Değirmen” ise toplumun işleyişine dair çarpıcı bir tablo çizdi. Her iki kitap da birbirinden çok farklı yönleriyle aynı ustanın kaleminden çıkmış olmasıyla hayranlık uyandırıyor. Artık kararımı verdim: Reşat Nuri Güntekin’in bütün kitaplarını alıp okumalıyım. Çünkü bu kalem, hem güldürüyor hem de düşündürmeyi hiç bırakmıyor. @inkilapkitabevi kitapfisiltisi sevtapkitapfisiltisi sevtap #ReşatNuriGüntekin #Değirmen #YaprakDökümü #TürkEdebiyatı #KitapÖnerisi #OkumaÖnerisi #OkudumBitti #Kitapİncelemesi #KitapKeyfi #OkumaYolculuğu #kitapkolikkafasikitapyorumu #reklamdeğilöneri
DeğirmenReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 20251,454 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2025 94. kitabı
Kaymakamın masasındaki not defteri birdenbire memleketin aynasına dönüşürse… Bir yanda alınan sağlık raporu, öbür yanda Bulgar kızına uzanan akşam gezmesi… Derken bir zelzele olur; çamura bulanmış dedikodular, devlet ciddiyetine bulaşan mahcup bir komediye karışır. Reşat Nuri’nin Değirmen’i, taşranın kıyısında kalmış bir olaydan yola çıkıp, zihnimize memleketin büyük ve tuhaf fotoğrafını asıyor. Bireylerin çaresizliğinden başlayıp yönetim biçimlerinin absürt taraflarını göz önüne seriyor. Acısıyla, gülünçlüğüyle, ama en çok da tanıdıklığıyla insanın içini tedirgin bir gülümsemeyle dolduruyor. Sanki “Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz” bu kez bir kaymakamın kaleminden çıkmış gibi… Anlatıcı yüksek sesle değil ama yerini bilen bir alayla konuşuyor; ne tam güldürüyor, ne de olup biteni unutmana izin veriyor. Sözün özü: yine bir ulu çınar klasiği #alıntılarım “Ya Rabbi, bu milletin felaketi ne zamana kadar devam edecek?” “Sanat, sanat içindi; muhakkak! Fakat ne çare ki pratik hayatta bu, kunduracının sırf kendi ayağına göre kunduralar yapmasına benzer bir şeydi.” “Hakikat her şeyden üstündür.”
DeğirmenReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 20251,454 okunma
doğal afet Nadya , nam-ı diğer kızancıklı Naciye
9/10
·144 syf.·
2022 11. kitabı
Suyun kurusun kanadın kırılsın değirmen Yetişir beni öğüttüğün Bırak cahilliğim saflığım gitmesin elden Bilmek yanmakmış büsbütün. Ben ettim sen etme kuzum değirmenci baba Boşuna değil bu telaş Öğrettiğin acı şeyler gelmiyor hesaba Mola ver dönmesin bu taş. Allahını seversen yarıda kes bu işi Sürmesin bu korkulu düş Rüzgar dalda bırakır yarı olmuş yemişi Tam olanı düşürürmüş. (1 Haziran 1948) Cahit Sıtkı TARANCI Anadolu'da küçük bir kasabada, kendi halinde yaşayan insanlar bir gün, ilçenin kaymakamı da dahil olmak üzere kasabanın bütün devlet görevlileri bir evde alem yaparken, mal müdürünün adının hakkını verir ve zelzele oluyor der.. Hepsi sarhoşluktan, panikten düşer, yuvarlanır, yaralanır. Alem yaparken ev sallandı demekten korkan kasaba efradı da zelzele oldu diye dedikodu çıkarmak zorunda kalır. Alemde bulunan kasaba doktoru "kaymakam ağır yaralı" der. Deprem söylencesinin padişaha kadar ulaşmasıyla meselenin resmi bir hal alması anlatılır. Osmanlının uzun yıllar boyunca geçirdiği depremi anlayabilmesi için traji-komik bir yanlış anlamaya ihtiyacı vardır sanki. İstanbul dışında neredeyse her yerin sıradan, köhne ve değersiz sayıldığı bir ülkenin sefalet, yokluk ve savaşların bellerini büktüğü insanların devletinden umudunu kestiğini ne güzel anlatır! (sayfa 141) Halkın depremden, ortada dönen dolaplardan, Osmanlı’yı kanser gibi sarmış yolsuzluklardan haberi yoktur. Halk sadece kendi yoksulluğunu bilmektedir ve bunun sebebini “taktir-i ilahi” olarak açıklamaktadır.
1000Kitap
DeğirmenReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 19981,454 okunma
okuyun, okutun, düşünün.
10/10
·144 syf.··
2022 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2022 14:02
GözdeGözde Öncelikle kitaba düşük puan verip, ''Beğenemedim, sıkılarak okudum, bana bir şey katmadı.'' diyenlere şaşırarak, onları anlamadığımı belirtmek istiyorum. Kara mizah tarzında yazılmış, siyasal, toplumsal gönderileri olan, eleştirel bir roman. İlk basım tarihi 1944 olan kitabın üzerinden şu anda 78 yıl geçmesine rağmen, yaşananların, değişmeyen zihniyetlerin, yolsuzlukların, yoksullukların, yoksunlukların, hüküm sürmemesi gereken bu çağda, hala hüküm sürmesi o kadar acı ki... Reşat Nuri Güntekin de bu açığın farkında ve ''insanların makamlarından olmamak uğruna sahte felaket uydurup, tüm bu yolsuzluklardan haberi olmayan halkın  yoksulluklarına, 'alın yazısı' deyip kaderlerine boyun eğmelerinin'' kitabını yazmış. Birkaç alıntı : https://1000kitap.com/gonderi/161897472 https://1000kitap.com/gonderi/161898038 https://1000kitap.com/gonderi/161902551 Reşat Nuri GüntekinReşat Nuri Güntekin - DeğirmenDeğirmen
DeğirmenReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 19981,454 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2023 3. kitabı
·
45 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2023 18:22
Reşat Nuri GüntekinReşat Nuri Güntekin 'ne ait kısa bir romanı diyebiliriz. Sarıpınar'da meydana gelen zelzelenin açtığı yaraları ve her afette olduğu gibi çıkarcı insanların entrikalarını ele almış bir roman. 1914 senesinde olmayan bir depremi anlatsa da, çıkarcı ve yapmacık devlet insanlarını anlatması bende bazı şeylerin değişmediği noktasında bir aydınlığa yol açtı. Reşat Nuri' den okuduğum ilk roman olsa da insanlar hakkında betimlemeleri insan sarraflığı açısından bence önemli. Saygı ve rahmetle.
Edebiyat
DeğirmenReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 19981,454 okunma
7/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2019 44. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2019 20:04
Reşat Nuri Gültekin'in 1944 tarihinde yayınlanan komedi, güldürü tarzında kısa bir romanıdır. Osmanlı'nın son zamanlarında yaşanan zelzelenin trajik olayı abartılı bir şeklide anlatılmaktadır. Buda haliyle eleştirilere maruz kalmıştır.
DeğirmenReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 19981,454 okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2018 114. kitabı
Değirmen, usta yazar Reşat Nuri Güntekin'in 1944 tarihli güldürü tarzında kısa romanıdır. Romanda, Osmanlı'nın son zamanlarında yaşanan etkisiz bir zelzelenin deprem olmuş gibi büyütülmesi sonucu halkın ve yabancı basının ilgisini çekmesi anlatılmaktadır. Romanın kurgusu zayıf ve gerçek dışı olduğundan eleştirilere maruz kalmıştır.
DeğirmenReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 19981,454 okunma
Puan vermedi·144 syf.·
2016 26. kitabı
Tabii ki dili günümüze göre daha ağır kelimeler eski tarihlerden ama anlaşılır, arada anlamadığınız birkaç kelimeyi de olayın akışına göre değerlendirebiliyorsunuz. Sarıpınar'da bir deprem, aslında olup olmadığı bile tam anlaşılmayan küçücük bir deprem ama gelin görün ki kaymakamın başına ne işler açıyor. Çünkü gazetelerde yer alan bu haber yüzünden valilikten tutun da dış devletlere kadar yardım yağıyor, ama yardımı harcayacakları yıkıntı yok. Resmi makama ait olan bu parayı kendi ihtiyaçları için de kullanamıyorlar haliyle. Sonra ne mi oluyor, geçmiş olsun gidelim hasar çok mu bakalım yardımlarımızı artıralım diyorlar fakat gelin görün ki üst üste duran iki taş bile yerinden kımıldamamış, sadece köyün kendi viraneliğinden, eskiliğinden kaynaklanan yapım onarım gerektiren şeyler var... Yaralısı, ölüsü olmayan bu depremin yarattığı hengamenin altından Halil Hilmi Efendi sağ salim çıkabilecekler mi dersiniz? İyi okumalar dilerim.
DeğirmenReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 19981,454 okunma
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2021 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Ağustos 2021 23:30
Kaymakam Hilmi efendi Sazlı sözlü bir eğlencede iken hafif bir sarsıntıyla deprem oluyor diye panikle iti kakış anında kaymakam hafiften yaralanır. Bir gazeteci de bu durumu abartarak merkeze haber verir ve bu haberin yankıları çok büyür Osmanlıdan dış basına kadar ulaşır ve yardımlar çığ gibi büyür.Şehzade bizzat ilçeyi ve kaymakamı ziyarete geleceğini bildirir ve yalanları ortaya çıkmasın diye deli Kazımın önerisiyle kaymakam kovulmaktan kurtulur üstüne birde hamiyetli göğsünü süsleyecek bir altın Osmanî nişanı gelir.
Siyaset
DeğirmenReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 19981,454 okunma

Yazar Hakkında

Reşat Nuri GüntekinYazar · 37 kitap
Reşat Nuri Güntekin (25 Kasım 1889;, İstanbul - 7 Aralık 1956; Londra), Cumhuriyet dönemi edebiyatında önemli bir yeri olan Çalıkuşu, Yeşil Geceve Anadolu Notları gibi önemli eserlere imza atmış romancı, öykücü ve oyun yazarıdır. Hayatı 1889'da İstanbul’un Üsküdar ilçesinde dünyaya geldi. Babası, askeri tabip Nuri Bey, annesi Kars valisi Yaver Paşa'nın kızı Lütfiye Hanım'dır. Reşide adlı kız kardeşi çok genç yaşta hayatını kaybetti, tek çocuk olarak büyüdü. Babası askeri doktor olduğu için öğrenim hayatı boyunca birçok il gezen Reşat Nuri, ilköğrenimine Çanakkale'de başladı. Çocukluk yıllarında dinlediği Fatma Aliye Hanım’ın Udi isimli romanı hayatına iz bırakıp,sanata heveslendiren eserleri arasına girdi. Babasının Çanakkale’deki evlerinde zengin bir kütüphanesinin olması onu kitaplara iten ve yazı yazma kültürünün gelişmesini sağlayan bir araç oldu. İzmir'deki Frerler okulunda bir süre öğrenim gördükten sonra İstanbul’da Saint Joseph Lisesi’nde öğrenim gördü. Yükseköğrenimini Darülfünun Edebiyat Şubesi'nde 1912'de tamamladı. Böylece öğrenim hayatını yirmi üç yaşında bitirmiş oldu. 1927'ye kadar Bursa ve İstanbul’da çeşitli okullarda Fransızca ve Türkçe öğretmeni ve müdür olarak görev yaptı. Görev aldığı okulların bazıları Bursa Sultanisi, İstanbul Beşiktaş İttihat Terakki Mektebi, Fatih Vakf-ı Kebir Mektebi, Akşemseddin Mektebi, Feneryolu Murad-ı Hâmis Mektebi, Osman Gazi Paşa Mektebi, Vefa Sultanisi, İstanbul Erkek Lisesi, Çamlıca Kız Lisesi, Kabataş Erkek Lisesi, Galatasaray Lisesi ve Erenköy Kız Lisesi'dir. 1927’de Erenköy Lisesi’nden yeni mezun olan öğrencisi Hadiye Hanım ile evlendi. Öğretmenlik mesleğinin yanı sıra edebiyatla uğraşan Reşat Nuri, Halit Ziya’nın eserlerinden aldığı ilhamla hikâye yazma hevesi duymaktaydı . Daha sonra tiyatro edebiyatını benimseyerek bir tiyatro yazarı olmak için uğraştı. Yazı hayatına I. Dünya Savaşı sonlarında başladı. Başlangıçta “Eski Ahbap” (1917) gibi uzun hikayeler, “Hançer”(1920) ve “Eski Rüya” (1922) gibi sahne eserleri, “Gizli El” (1924) gibi romanlar yazan, tiyatro eleştiri ve araştırmaları yayınlayan sanatçı “Çalıkuşu” adlı romanının 1922’de Vakit Gazetesi’nde tefrika edilmesiyle şöhrete kavuştu. Güntekin, 1931'de maarif müfettişi oldu ve bu arada Dil Heyeti'yle birlikte bazı çalışmalarda bulundu. Anadolu’yu baştan başa dolaşmasına neden olan müfettişlik görevi sayesinde ülkenin gerçeklerini yakından görme ve tanıma imkânı buldu. 1939'da ise Çanakkale milletvekili olarak TBMM'de bulundu. Bu görevini 1946'ya kadar sürdürdü. 1941’de tek çocuğu olan kızı Ela dünyaya geldi. 1947'de, Cumhuriyet Halk Partisi'nin Ankara'da yayımlanan Ulus gazetesinin İstanbul kolu olan Memleket gazetesini çıkardı. Güntekin daha sonra müfettişlik görevine geri döndü ve 1950'deBirleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Türkiye temsilciliği ve öğrenci müfettişliği görevleriyle Paris'e gitti. Paris kültür ataşeliği yaptı. 1954'te ise yaşından dolayı bu görevden ayrılmak zorunda kaldı. Emekliliğinden sonra bir süre İstanbul Şehir Tiyatrosu edebi heyeti üyeliği yaptı. Güntekin'e Akciğer kanseri teşhisi konulduktan sonra tedavisi için Londra'ya gitti ve orada hastalığına yenik düşerek öldü. 13 Aralık 1956 günü, Karacaahmet Mezarlığı'na gömüldü. Levent’te oturduğu sokağa “Çalıkuşu” ismi, Kadıköy’de ve İzmir’de bir ilköğretim okuluna ve Fatih'te bir tiyatro sahnesine Reşat Nuri Güntekin ismi verilmiştir. Eserleri Hakkında Bilgiler Yazar, öykü, roman ve oyunlarıyla edebiyatımızda önemli bir yere sahiptir. Kahramanları genelde tek yönlüdür. Olay kahramanlarını çevreyle birlikte verir. Anadolu insanını iyi tanıdığını eserlerinden anlaşılır. Bazı eserlerinde genç cumhuriyetin toplumsal ideallerini işlemiştir. Reşat Nuri Güntekin eserlerine konuşma dilinin zenginliğini zorlanmadan yansıtır. Çalışma Yöntemi Hakkında Bütün romanlarının tiyatro halinde senaryoları olduğunu söyleyen Reşat Nuri, Hikmet Feridun'la yaptığı bir konuşmada çalışma yöntemlerini şöyle açıklar: "Roman ve hikâye yazarken konunun evvela asıl canlı noktası, amudi fıkarisi (belkemiği) gelir. Bu amudi fıkaridir ki bana yazmak arzusunu verir. Bu bazen bir vak'a olur, beni alâkadar eden bir vak'a.. Fakat çok kere pek alakadar olduğum insan tipi. (Şu vak'ayı veya şu insanı, şu tipi yazayım) derim. Bu suretle eserin iki adımı atılmış olur. Mevzuu pek iptidai bir şekilde fikrime gelir. Hiçbir zaman hemen derhal bu mevzunun planını yapıp da yazmağa başladığım vaki değildir. Bulduğum mevzuu zihnimde bir köşeye atarım. Onun francala hamuru gibi kendi kendine kabarması için uzun müddet bırakırım. Çok defa aradan birçok senelerin geçtiği de vakidir. Bu müddet zarfında mevzua bazı ilaveler yaparım. Bazı kısımlarını tayyederim, atarım, çıkarırım. Vakaları retuş ederim. Tipleri develope ederim (geliştiririm).. Yazma işine başladığım zaman da çok muntazam çalışırım. Romanın sonunu nasıl bitireceğimi tayin etmeden yazıya başlamam. Evvela umumi bir şema yaparım. Fakat eser henüz definitif (kesin, belirli) olmamıştır. Ortada şahıslar vardır, vakalar vardır, eserin ana hatları vardır. Fakat yazmaya başladıktan sonra şahıslar ekseriyetle hüviyetlerini değiştirirler, evvelce hiç düşünmediğim vak'alar, yeni şahıslar gelir. (Muhit dergisi, 1933; anan: Muzaffer Uyguner, Reşat Nuri Güntekin, Ağustos 1967) Kişilerine sevgiyle sokulan bir romancıdır Reşat Nuri. Genellikle onların gerçek yaşamlarındaki en belirgin özelliklerini yitirmeden yansıtmaya çalışır. Gözlem yeteneği yaşama çok geniş bir perspektiften bakma imkânını sağladığı için romanları geçiş dönemi yaşayan ülkemizden "insan manzaraları" çizme başarısına ulaşmıştır."