Dinle Küçük Adam

·
Okunma
·
Beğeni
·
22.656
Gösterim
Adı:
Dinle Küçük Adam
Baskı tarihi:
Mart 2010
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055730277
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kavis Kitap
Freud'un dostu ve yardımcısı Wilhelm Reich'in olağanüstü manifestosu. Tüm insanlığa, hepimize, tüm "küçük adam"lara yöneltilmiş tehditkâr bir söylev. Ama bütünüyle bizim, insanın, halkın yanında. Dinle Küçük Adam, tarihsel sorumluluğunun bilincinde Avrupalı bir aydının kaleminden çıkmış, küçük, parlak, ufuk açıcı bir uyarı. Çoktan klasikleşmiş bir vicdanî başkaldırı. Her okurun kitaplığında bulunması gerekiyor.

Açıkça görülüyor ki, insanın içindeki "yaşamgücü" zayıftır; tehlikelere karşı dayanıksız durumdadır. Vebalı bireye elini uzatsa, kolunu kaptıracak, varı-yoğu alınacak, sonra da kendisiyle alay edilecek ya da ihanete uğrayacaktır; güvendiği herkes onu aldatacaktır. Bu böyle gelmiştir; ancak böyle gitmemelidir. İnsanın içindeki yaşam gücünün korunma ve gelişmesi savaşımında, katılık gerektiği durumlarda katı olunmasının zamanı gelmiştir; insan, hakikatlere korkmadan tutunduğu sürece katı davranışlarla doğallığını yitirecek değildir.
(Tanıtım Bülteninden)
160 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Kitap alamayan çocuklara kitaplar hediye edeceğim Youtube kanalımda, kitaplardaki alıntılar hakkında videolar hazırlıyorum. Destek olmak isterseniz abone olabilirsiniz: http://bit.ly/alintilarlayasiyorum

"Ben kimim ki, kendi fikrim olsun?"

Sen, küçük adam, bir zamanlar Vitruvius'tun. Mimardın. Fikirlerin vardı aslında. Mesela 3 ilken vardı tasarımlarında kullanmak için : Fayda, kalıcılık ve güzellik.

Sen, küçük adam, bir zamanlar Wilhelm Reich'din. Psikiyatrist ve psikanalisttin. Fikirlerin vardı aslında. Mesela 3 ilken vardı yaşamımızın tükenmez kaynağı olarak gösterdiğin : Sevgi, çalışma ve bilgi.

Sen, küçük adam, bir zamanlar Mustafa Kemal Atatürk'tün. Bir geleceğin kurtarıcısıydın. Fikirlerin ülken oldu. 6 ilken vardı : Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılapçılık.

Geçmişinde bu kadar büyük insanlar olabilmişken, ezilip büzülmeyi, seni yönetene karşı kayıtsız şartsız ve sorgusuz itaati, sevgisizliği, gaz odalarını, bilgin yerine tabancayı seçmeyi, kendinden olmayanı asmayı kesmeyi, hırsızlığı, yalan söylemeyi, eski can düşmanını dostun ya da eski can dostunu düşmanın bellemeyi, kişisel özgürlüğünü unutmayı, dedikoduyu, aşkla cinselliğin tanımlarını karıştırmayı, kendi fikirlerin dururken başkasının fikirlerini benimseyecek kadar küçülmeyi nasıl becerdin be?

Nasıl bu kadar ilkesizleşebildin? Bu yazıyı okuyan sen, ben, hepimiz. Nasıl bu kadar ilkesizleşebildik, kendi fikrimizden bu kadar uzaklaşabildik?

Hani Nietzsche'nin üst insanı olmayacak mıydık? Ne oldu? Ne ters gitti, küçük adam? Neden küçülmeye gittin?

Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinde en tepeye çıkmak için hazırlığımızı yıllardır yapmıyor muyduk? Ne oldu? Ne ters gitti, küçük adam? Para ve iktidar hırsı gözünü mü bürüdü yoksa? Bu mudur bu kadar küçülmüşlüğünün nedeni?

Oysa ki sen Hitler'in, Stalin'in, Napolyon'un kontrol ettiği kitlelerin zafer çığlıklarını dinlemiştin. Kendini öyle büyük zannediyordun ki sanki hiçbir zaman ölüm sana gelip çatmayacak, hiçbir ülke senin kılına bile dokunamayacak sanıyordun. Para ve silah dolu depolar eşliğinde dünyanın en büyük insanı zannediyordun kendini. Bu senin en büyük yanılgındı. Çünkü kulaklığında çalan tek şarkı olan savaş naraları açıkken, dünyanın diğer bütün müziklerini kaçırıyordun.

Kütüphaneye gitmiyordun çünkü kitap okumanın insanı küçülteceğini düşünüyordun.

Dans etmiyordun çünkü dans edersen insanlar seni kötüler ve eleştirir diye düşünüyordun.

Harekete geçmek, bir şeyler yapmak, elinden geleni ardına koymamak istiyordun ama insanlar seni onaylamaz, kabul etmez ve takdir etmez diye düşünüyordun.

Oysa ki deli gibi kütüphaneye gitmek, dans etmek ve harekete geçmek istiyordun!

Dinle Küçük Adam, bütün ülkelerin liderlerine ve halklarına yazılmış bir mektup, öğüt, öz eleştiri; kimliklerine karşı tutulmuş bir aynadır. Kendisini hiçbir konuda çaba göstermiyor olarak görüp harekete geçmeye meyilli olan insanlara kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitaptır. Her gün dış görünüşünüze baktığınız aynanın, bir kitap tarafından ideolojik ve siyasi temelle birlikte karşınıza geçmiş harmanlı bir bakış açısı aynası olarak sunulduğu bir tepsidir. Tepsinin üstündekini ister alırsınız isterseniz de almazsınız fakat Reich bu tepsiyi sizin yanınıza çoktan koymuştur, bu mektubu okumaktan, bu öz eleştiri oklarını kendinize saplamaktan başka çare yoktur. Halil Cibran dedi :
"Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar."

Öz eleştiri yapacağız ki kendi çocuklarımız geleceğin yetişkinleri olacak. Öz eleştiri yapacağız ki kendimizde yaptığımız hataları şimdinin küçükleri ama geleceğin büyükleri olan çocuklarımızda yapmayacağız. Atatürk'ün de dediği gibi, bugünün çocuğunu yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevi olacak ki "küçük adam" olarak anılmayacağız. Büyük işler, büyük hayaller, büyük fikirler üreteceğiz. Dünyayı terk etmeyeceğiz mesela, kendimizi kapatmayacağız, başka dünyamız yok ki çünkü, nerede başka dünya, ben göremiyorum, bu dünya bizim, hepimizin, üretmesi de bizim tüketmesi de, kendi hayatımızı üretemiyorsak onu tüketme hakkı neden?

Acı yoksa kazanmak da yok. İdeolojisinde küçük olarak kalmak istemeyen herkes okumalı!

Beni bu kitapla tanıştıran Samet Ö.'ye bolca teşekkürlerimle.
126 syf.
·2 günde
Ben çok sevdim bu kitabı :)
Özellikle "sen" dili ile yazılması, ayrıca olaya etkileyicilik katıyor.
Daha önceden Erdal Öz'ün 'Yaralısın' kitabında karşılaşmıştım "sen" diliyle... Ama orada o dil sayesinde acıyı derinlerde hissediyordunuz, 'Dinle Küçük Adam'da ise aşağılanmayı hissediyorsunuz.
Peki kim bu küçük adamlar?
Aslında çevremizde, orda burda sürekli karşılaştığımız, iğreti duyduğumuz, aşağıladığımız, eleştirdiğimiz hatta zamanla onlara dönüştüğümüz insancıklar...
Geçmişten günümüze dünyayı savaş denilen kıyametlerin ortasına atan büyük adamları, tepemize çıkaran küçük adamlar...
Bilime karşı, tıbba karşı, çağdaşlığa karşı olan küçük insanlar...
Kitap okumak yerine maça gitmeyi tercih eden, hani o göbeğini kaşıyan adamlar...
Ahlaktan dem vurup da her kadına cinsel gözle bakan ve çocuk döven aşağılık insanlar...
Kendi varoluş benliğini tamamlayamamış tutsak bir hayatın içinde cebelleşip duran sıradan adamlar...
Kendini bir türlü geliştirememiş, yenilikçi anlayışa karşı, çok şey bildiğini sanıp aslında bilmedikleri bildiklerinden fazla olan insanlar...
Korkudan kabuğuna çekilmiş, sürekli mutluluk arayışı içinde olan ama özünde mutsuz insanlar...
Ne çemberin dışında ne de içinde olan, dünya üzerinde ne kadar olumsuz olay varsa onların oluşmasına sebep olan kalabalık yığınlar...
Kabahatin çoğunun kendisinde olduğu sessiz topluluklar...
Aşırı rahatsız oldunuz değil mi? Belki yer yer kendinizi buldunuz.
İşte tüm bu küçük adamlara aşağılayarak sesleniyor Wilhelm Reich... Sesleniyor ve artık silkinip kendimize gelmemizi istiyor.
Dönem dönem açılıp okunması gereken, kimlik oluşum sürecinde çocuklara okutulması gereken küçük bir felsefe kitabı 'Dinle Küçük Adam'... İnsanı yine insana anlatan bir deneme...
Artık herkesin üç maymunu oynadığı bir dünyada bu nasihatlari ne kadar dinleyebiliriz bilmiyorum ama dinlemeliyiz!

Dip Not: Sayfa aralarındaki illüstrasyonlara ayrıca bayıldım. Çok başarılıydı :)
  • Dörtlükler
    8.8/10 (815 Oy)784 beğeni2.656 okunma1.612 alıntı15.095 gösterim
  • Zorba
    8.6/10 (682 Oy)642 beğeni1.663 okunma1.460 alıntı18.149 gösterim
  • Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği
    8.3/10 (546 Oy)531 beğeni1.722 okunma1.092 alıntı17.264 gösterim
  • Don Quijote
    8.6/10 (915 Oy)863 beğeni3.803 okunma1.038 alıntı16.848 gösterim
  • Kör Baykuş
    8.4/10 (1.324 Oy)1.145 beğeni3.556 okunma1.597 alıntı25.378 gösterim
  • Ütopya
    8.3/10 (788 Oy)774 beğeni2.735 okunma1.087 alıntı17.010 gösterim
  • Mülksüzler
    8.8/10 (605 Oy)629 beğeni1.566 okunma923 alıntı22.505 gösterim
  • Göğü Delen Adam
    8.6/10 (535 Oy)486 beğeni1.360 okunma520 alıntı15.643 gösterim
  • Palto
    8.7/10 (1.205 Oy)1.064 beğeni3.378 okunma362 alıntı18.209 gösterim
  • Düşüş
    8.3/10 (716 Oy)647 beğeni2.162 okunma1.074 alıntı13.358 gösterim
120 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Size kendimi tanıştırayım.Ben Küçük Adam. Wilhelm Reich gerçekleri yüzüme vura vura bana Küçük Adam olduğumu kabul ettirdi.

Kitabın içeriğine geçmeden önce yazarımızı biraz tanımamız gerektiğini düşünüyorum.Wilhelm Reich, Avusturyalı bir psikiyatrist ve bilim insanı.Aynı zamanda Sigmund Freud'un öğrencisi.1934'te Hitlerin iktidara gelmesinden sonra kitapları yasaklanıyor ve kendisi sürgünlere yollanıyor.1945'te Hitler'in intiharından sonra da geri ününe kavuşuyor."Dinle Küçük Adam" kitabını da 1948 yılında yayımlıyor.

Kitabın ilk sayfasını açtım.Açmam ile birlikte o değişik saçlarıyla geçti karşıma oturdu Wilhelm Reich. "Dinle Küçük Adam " dedi.Ama öyle sakin değil. Sinirliydi, kırgındı.İşaret parmağını yüzüme sallaya sallaya anlatmaya başladı. Söyledikleri bir tokat gibi yüzümde şaklıyordu. Anlatırken beni azarlıyor, aşağılıyor ve küçümsüyordu. Ve beni içimdeki küçük adamla karşı karşıya bırakıp gitti.Bir hoşçakal bile demeden.

Yazarın küçük adam dediği aslında halk, sokakta yaşayan insan, annemiz babamız, yani biz. Birde " Küçük Büyük Adamlar" var. Onlarda halkın düşünceleri sonucu ortaya çıkan ve insanları peşinden uçuruma götüren insanlar. Yazarın yaşadığı döneme göre bu kişiler Hitler ve Mussolini.Bizim yaşadığımız dönemde büyük görünen küçük adamlar ise Saddam, Kaddafi, Kenan Evren ve benzerleri.Yazar, " Hey Küçük Adam! milliyetçilik naralarıyla Hitler'i Mussolini'yi yaratan sensin " diyor. "Sizler, Nietzche'ye karşı Hitler'i seçmediniz mi? Bu milyonlarca ölümün sebebi Hitler olabilir mi?" diyerek asıl suçun halkta olduğunu söylüyor. Hitler'i iktidara getirenlerle o öldüğünde lanetleyenler aynı kişiler değil mi? Ya da Saddam' ı kral yapıp şakşaklayanlarla ABD'ye karşı hiç savaşmadan verenler aynı kişiler değil mi? Kaddafi örneği de aynı.Onu ilah yapanlarla işkence ederek öldürenler de aynı kişiler.80 döneminde Kenan Evren'i alkışlayanlarla öldüğünde lanetleyenler de aynı kişiler.

İnsanların bu ikiyüzlülüğü, korkaklığı ve güçlünün yanında yer alması dünyayı yaşanılmayacak bir yere getirdi diyor yazar.Dünyadaki savaşların, açlığın sebebi olarak küçük adamların kirli düşünceleri olduğundan sık sık bahsediyor.Ulusal özgürlükten çok kişisel özgürlüğün ve insan olmanın öneminden bahsediyor. Aşağıdaki alıntılarda aslında ne anlatmak istediği daha iyi anlaşılıyor.

"Çatın tepene çöküyor, zemin kayıyor, sen yere düşüyorsun, düşerken " yaşa Führer" diye bağırıyorsun. Su borun patlamış, çocukların aç, eşin hasta ama sen ulusal onurunu koruyorsun "

"Sen küçük Hintli adam, açsın ve milyonlarcanız açlıktan ölüyor ama sen Müslümanlara karşı ineklerin kutsallığını savunuyorsun."

"Ben ne kızıl ırktanım, ne siyah, ne beyaz, ne sarı ırktanım."

Büyük görünen küçük adamların karşısına da bilimi, sanatı ve halkın özgürlüğünü öne çıkaranları koyuyor.
Her türlü ayrımcılıktan uzak güzel bir dünya için Mustafa Kemal Atatürk, Gandhi, Malcom X, Tesla ve Newton gibi bilimi, sanatı ve insani özgürlükler için uğraşanların yanında olalım.Irkımız insan olsun.

Kitap gayet akıcı ve anlaşılır bir dille yazılmış.Okurken insanı etkileyen, ona bir şeyler katan ve insanın kendisini sorgulatan kitaplardan...

Bu başucu kitabını kesinlikle tavsiye ediyorum.
160 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Bu kitabı okumaya geç kaldığımı düşünüyorum ve hâlâ okumadıysanız hemen okumanızı tavsiye ediyorum.
Öncelikle kitap mükemmel bir dille yazılmış, hiç sıkmadan okumanızı sağlayan kelimeler seçilmiş, araya sıkıştırılan illüstrasyonlar kitap üzerine daha çok düşünmenizi sağlamış.
Evet bu kitap Küçük Adam'a bir eleştiri, aşağılama, kendine gelmesini sağlama amacıyla yazılmış. Yani Küçük Adam'ın Büyük Adam olması için yazılmış. Peki kimdir bu Küçük Adamlar?
* Hakikati aramayı ve öğrenmeyi bankadaki para hesaplarından daha az önemseyenler
* Gösterilen doğruyu inatla görmeyen, gerçeklere kulaklarını tıkayanlar
* Bir amaç için her türlü alçaklığı, aşağılığı yapanlar ama yine de Büyük Adam'ın boyunduruğunda kalanlar
* Kitap okumanın boks maçından, iyileştirmenin öldürmekten, özgüvenin ulusal bilinçten daha önemli olduğunu yadsıyanlar
* Savaşlar, açlık, susuzluk yüzünden binlerce insan ölürken hâlâ ineklerin kutsallığını tartışanlar
* Çocuklarını sevmek yerine hırpalayan, yok sayanlar; çocuk gelinleri alkışlayanlar
* Karısına sarılıp güveni hissettirmek yerine yumruklarının sıcaklığını hissettirenler
* Hayattan bol kepçe almayı bilen, eşine çocuğuna sevgi kırıntısı bile veremeyenler...

Kendinizi bulabildiniz mi bu maddelerin içinde? Ya annenizi, babanızı, öğretmeninizi, patronunuzu, otobüs şoförünü, mahalledeki bakkalı?
Evet! Hepimiz Küçük Adam'larız. Ve görünen o ki asırlarca da •küçük• kalacağız.
123 syf.
·36 günde·8/10
"Küçük adam"ın biz olduğunu da düşüne biliriz. Eğer ki, şahsiyet olamayıp, siyasilere alkış tutup yalakalık yapıyorsak, öz olamayıp kabuk edasıyla her türlü kitle rengine bürünüyorsak. Görünürde bu noktada siyasiler eleştiriliyor. Çünkü yazarımız onlar tarafından incitilmişe benziyor. Ama eser, öz olamayan, şahsiyet olamayan, 'sadelikte büyüklük' çizgisine gelemeyenlere ve "[kendini] büyük [sanan] küçük adamlar"ın hepsine hitap ediyor.

Hakikat acıdır; dokunur. Lakin, o sindirildikten sonra tatlıdır. İçimizi okşar.
Bu, bu kitabın bendeki etkisi!
160 syf.
·2 günde·8/10
"Küçük Adam" bir insan tipidir yada "insan" olmayı bile başaramamış, okumayan, düşünmeyen, haberlerde dinlediği herşeye hemen inanan, sorgulamayan, kendi potansiyelinden habersiz, hedefleri olmayan, aslında neye oy verdiğini bilmeyen ama hemen herşey hakkında konuşabilen iki ayaklı bir varlıktır. Bu varlıkların çokluğu kitleleri ve yığınları oluşturur ki bir ülkenin kaderini büyük oranda bu az bilip çok inanan yığınlar belirler. Bu küçük adamların en belirgin özelliklerinden biri de çok şikayet ve eleştiridir. Birşeyler düzeltmeye gelince gereken çabayı göstermekten kaçarlar... Çözüm ise tabiki eğitim; güçlü ve etkin eğitim sistemi, donanımlı öğretmenler ve bilinçli anne babalar...
160 syf.
·2 günde·10/10
dinle ! küçük adam.
bana devamlı küçük adam diye hitap eden bir kitaptan zevk aldım :') hayır ben hakaret edilmesinden zevk alan biri değilim, bir mazoşist de değilim. dolaylı yollardan aptal yerine koyulmaktan, koyun olmaktansa küçük adam lafını yeğlerim.
kitabı okumadan önce https://youtu.be/w791xuC6t1w youtube da yer alan tiyatro oyununu izledim. okuduktan yaklaşık 2 gün sonra kitabını okumaya başladım. belki biraz hızlı okudum, ama çerçeveletip cüzdanımızda saklamamız gereken bilgiler öğrendim.
yazarımız Wilhelm Reich bir psikiyatrist. cinsel konularda araştırmalar yaptığı için sapık damgası yiyerek bütün deneyleri, deney odaları yakılmış bir insan. Wilhelm Reich, ona yapması gerekenleri söyleyen insanlara kulak asmadigini dile getiriyor. ve her büyük adamın içinde bir küçük adam bulunduğunu, kendinin içinde bir tane küçük adam bulunduğunu söylüyor.
büyük adamların onun yanına geldiğini, hatta geceleri bir hırsız gibi yardım etmesini istediğini ona reçete yazmasını istediğini söylüyor, tiyatro oyunundan aklımda kalan düşünceler bunlar.
peki büyük adamlar kimler ?
büyük adam denilince aklıma ister istemez Soma faciası geliyor, büyük adamların yanındaki sayılardan ibaret olan küçük adamlar.
peki bu büyük adamlar nasıl büyük adam oluyor? bizi onlardan ayıran ne ?
yine bizleriz onları büyük adam yapan, yazı yazmasını bilmeyen bir adamı başbakan yapan bizleriz. onlara bu yetkiyi veren yine bizleriz.
psikolog olmak istemişimdir hep, cesaret edemediğim hayatları birilerinin yaşadığını bilmek o kişiler ile tanışmak hep ilgimi çekmiştir. belki küçük adam olacağım ben, başkalarının acılarından para kazanan. lâkin ilaç vermeyeceğim onlara kitapta geçtiği gibi onlara daima kuttaricilarinin sadece kendileri olduğunu söyleyeceğim. reçete yazmayacagim. bir psikiyatrist değil, bir psikolog olacağım.
nerden nereye geldim..
hava sıcak, düşüncelerimi toplayamiyorum (:
son olarak herkesin bu kitabı okuması gerektiğini, hatta aradan 4-5 yıl gibi bir süre geçtikten sonra tekrar okumasi gerektigini düşünüyorum. ne kadar büyük adam olabildik? belki bu söze bir yanıt verebiliriz bu şekilde.
120 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Reich'ın bu öfke dolu şaheserini neden yazdığını anlamak için eserin yazıldığı dönemi eşelemeye gerek yok. Elbette, son derece kuvvetli bir eser olan Dinle Küçük Adam'ı yazıldığı dönemi bilmeden de ele alamayız. Fakat benim söylemek istediğim; küçük adamlar tarih boyunca farklı yerlerde, farklı durumlarda; farklı şekillerde var oldular. Tarih akmaya devam ettikçe de bambaşka şekillerde var olacaklar. Bizler buna tanıklık edeceğiz, bu değişmeyecek, belki de yıllar boyunca. Değiştirebileceğimiz şey bunu nasıl yapacağımız. Bir küçük adam olarak mı, yoksa bir büyük adam olarak mı?

Reich, söylevini küçük adama yöneltiyor. Sözlerini dinlemesi gereken kişiye aktarıyor. Büyük adamlardan ise üçüncü kişiler olarak bahsediyor. O kadar çok noktaya değiniyor ki, okurken zorlanıyorsunuz. Bu zorlanmanın nedeni takip edememekten veya teknik açıdan zor olmasından kaynaklanmıyor. Çünkü "Dinle Küçük Adam" bunlardan hiçbiri değil. Zorlanıyorsunuz, çünkü gerçeklerle yüzleşmek ne zaman kolay oldu ki?

"Sevginin, iş ve bilginin vatanları, gümrük sınırları, üniformaları yoktur. Onlar uluslararasıdır, bütün insanları, her şeyi sarmalarlar."

Küçük adamların mutluluğu sahte, bilgileri yetersiz, işleri maskeli... Küçük adamlar bu yüzden kendi sınırlarını aşamazlar. Sınırlarının dışında kalan şeyler hakkında sadece çene çalabilirler. Sevginin varlığından haberdar olmalarına rağmen, hakkında hiçbir şey bilmezler.

"Sende gerçek büyük adamı tanıyabilecek his ve göz yok. Onun varlığı, acıları, özlemleri, kavgaları, senin için verdiği mücadeleler sana uzak ve yabancı şeylerdir."

Burada da söylenen gibi, büyük adamı tanımak için gereken şeyler küçük adamda bulunmaz. Küçük adam, konuşur. Bunu gözlemlemeden yapar. Küçük adamın lafları, başka bir küçük adamdan yarım yamalak alınmıştır. Küçük adam araştırmaz ve mücadele etmez, araştıran ve mücadele edene karşı çıkar. Çünkü, bu şekilde kendini önemli hisseder. Çünkü, kendini önemli hissetmeye ihtiyacı vardır.

"Sen gerçekler konuşulduğu zaman dinlemiyorsun; sen yalnızca gürültüyü dinliyorsun. Ve sonra 'yaşasın' diye bağırıyorsun."

Küçük adamın bilgi kaynağı budur. Küçük adam gürültüyü sever. Doğru olup olmaması önemli değil; ses çıkarması ve ortalığı ayağa kaldırması yeterlidir.

"Küçük adam üzerinde güçlerini uygulamaları için iktidar sahiplerine yetki veriyorsun. Ama kendin dilsizsin; seni temsil etmeleri için güçlülerin ya da kötü niyetli güçsüzlerin daha fazla güçlenmelerine göz yumuyorsun. Her zaman aldatılanın sen olduğunu çok geç fark ediyorsun."

Buradan da anlıyoruz ki; Dinle Küçük Adam günümüzü ne kadar da iyi görüyor. Yöneten ve yönetilen arasındaki ilişki değişmiyor. Küçük adamlar kendilerini oldukları gibi görmeyi kabul ediyorlar. Yönetilmek istiyorlar, bunun nasıl olduğunu umursamıyorlar. Başlarında ortalığı birbirine katabilen, ağzına gelen yalan yanlış her şeyi söyleyen patavatsız insanların altında ezilmeye bayılıyorlar. Yalnızca ezilmiyorlar, kendilerini iyice ayaklar altına alarak onları yücelttikçe yüceltiyorlar.

"Bütün büyük insanlar yalnızdırlar."

Reich, büyük insan olmanın zorluklarından da bahsediyor. Hatta onun savunduğu, küçük adam olmanın kolay olduğu. Bu yüzden bizlere sesleniyor, hepimizin içinde bir küçük adam var. Onun amacı, büyük olanı ortaya çıkarmak. Çünkü küçük olan, her fırsatta kendine yer açmayı başarıyor ve başımıza iş açıyor.

"Korktuğun için bağırıyorsun."

Çünkü küçük olan, gürültücü ve dikkat çekici. Küçük olanın yaptıklarını üzerimizden atamayız. Tek bir hareketiyle bizi bitirebilir. Her zaman öyle değil midir? Küçük bir yanlış, kocaman doğruları hiç edebilir. Büyük adam olmak kolay değil, fakat tek bir hareketle küçük adam olabilirsiniz.

Bu cesur eseri takdir etmek gerekiyor. Fakat, körü körüne bir bağlılıkla bu kitaba bağlanıp, sayfalarca söylediği her şeye boynumuzu eğersek de bir küçük adamdan farkımız kalmaz. Okuldan çok sevdiğim ve saygı duyduğum bir öğretmenim, verdiği kaynak kitabın söyledikleriyle çeliştiği bir öğrenci tarafından söylenince ona şöyle cevap vermişti: "Size verdiğim kitaba sonuna kadar katılırsam, size bu dersi veremem. Siz de ona körü körüne inanırsanız, hiçbir şey öğrenemezsiniz." O yüzden, öğrenmek için çatışma yaşayın, öğrenmek için mücadele edin. Bırakın öğrenirken içinizdeki büyük olan söz sahibi olsun.
127 syf.
·2 günde·7/10
Doğrusunu söylemek gerekirse kitabı önemli fakat gene de beklentilerimin altında buldum.

İçeriğe girmeden önce şekil açısından dikkatimi çeken bir konuyu ifade etmek istiyorum. Kitapta anlamını kâh sezinlediğim kâh fikir yürütemediğim sözcük ve terimler var; sayrı, sağaltmak, smörgasbord, dirimli gibi. Editör notlarıyla veya daha uygun kelimelerle bunlar daha anlaşılır kılınabilirdi diye düşünüyorum.

Kitap yazarın muhataplarına çektiği bir "nutuk" şeklinde kaleme alınmış. Ancak okur için sayfalarda ilerlemek biraz güç. Bence bunun asıl nedeni kitabın akıcı olmamasından ziyade, yazarın kullandığı üslûp ve hitap tarzı. Yazar aslında her ülkeden, her düşünceden, her kesimden insanlara hitap ediyor olsa da, kitap boyunca sürekli sert ifadelerin, sert eleştirilerin -dolaylı da olsa- muhatabı olmak okuyucuyu biraz rahatsız ediyor.

Yazar, bazen özel bazen de genel düzlemde yaşadığı, gözlemlediği yanlışlıkları, haksızlıkları ifade ederken kendi içinde de bazı çelişkiler yaşamış gibi. Aslında bu noktayı mazur görmek mümkün. Kendince bazı haksızlıklara uğramış, şiddete maruz kalmış, sürgün edilmiş, bilimsel çalışmaları hiçe sayılmış bir kişi olarak yazar insanların gerek kendisine, gerekse hakkını savunamayacak derecede güçsüz diğer insanlara, topluluklara yaptığı haksızlıklara karşı duyduğu kırgınlığı ifade ediyor. Ancak bu kırgınlığı ifade şekli zaman zaman öfke boyutuna varıyor. Üsluptaki sertlik dışında yazarın tutunma noktalarının ideolojik unsurlar içermesi doğruyu anlatma ve gösterme çabasını baltalıyor. Bir başka deyişle, yazarın ve kitabın felsefi derinliği ıdeolojik söylemlerin gölgesinde kalmış (En azından bu benim şahsi düşüncem).

Öte yandan, yazara ve kitaba tümüyle haksızlık yapmama adına şunları da belirtmek lazım.

Yazar eserin genelinde, insanların kitle psikolojisine nasıl körü körüne teslim olduklarına ve egemenlerin de kendilerine devredilen yetkileri istismar etmeye eğilimli olduğuna dikkat çekiyor.

Kitabın adı biraz itici ama yazar eserin giriş bölümünde "sıradan, adi adam" anlamındaki bu yakıştırmanın dönemin devlet adamları, aristokratları, burjuvazisi ve filozofları tarafından yapıldığını ifade ediyor.

Yazar ise küçük adam tabirini; kendini yönet(e)meyen, eğitmeyen, özeleştiri yapmayan, sahip olduğu sorumluluğu üstlenmeyen, kendi geleceğini gönüllü olarak egemenlerin iradesine teslim edenler için kullanıyor (Bu tanımı daha da genişletmek kitabın devam eden bölümlerinde mümkün).

Yazarın eleştirdiği onemli konulardan biri yöneticilerin "bireysel özgürlük", "insana saygı" gibi kavramları rafa kaldırıp bunun yerine "ulusal özgürlük", "devlete saygı" kavramlarını öncelikli kılması.

Bir diğeri de küçük insanların mutluluğu dilediği halde kendilerini sağlama almayı daha çok önemsemesi.

Nazilerin cezalandırılmadan önce pek cok insanı katletmesine seyirci kalınması, doğanın korunması yerine doğanın değiştirilmesi, 1. Dünya savaşından sonra uluslararası yolculuklarda pasaportun zorunlu hale gelmesi, ineğe kutsiyet atfeden Hinduların Müslümanlarla savaşması yazarın eleştirdiği diğer konular arasında dikkat çekenler.

Kitabın bence en güzel yanı ise son bölümde yer alan şu ifadeler:

"Hayatı güzel ve mutlu yaşamak her şeydir. Korkulu ruhlar seni yolundan alıkoysa bile, yüreğinin sesini dinle. Hayat sana acı çektirse de duygusuzlaşma!".
160 syf.
·1 günde
Kitabın henüz yarısındayım lakin şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, gidin alın ve okuyun. Muhteşem bir eser! Sadık Hidayet ve Tezer Özlü'yü üst üste okuduktan sonra sarsılmış, birkaç hafta kitap okuyamamış, ufak tefek kolektif ve sesli kitap dinlemekle yetinmiştim. Bu eser bana ilaç gibi geldi.
Okudum olarak işaretleme sebebim, bu kitabın asla bitmeyecek olması. Dönüp kitabı tekrar tekrar yılmadan okuyacağım.

Wilhelm Reich bilim dünyasının dev kafalarıyla anılan, yaşamına 12 kitap 150 makale sığdıran, üniversitelerde ders veren büyük bir adam. Sigmund Freud okuluyla bir takım anlaşmazlıklar nedeniyle Komünist partisinden ve Uluslararası Psikoanalitik cemiyetinden atıldı. Amerika'da atıldığı cezaevinde yaşamını yitirdi.

''Dinle Küçük Adam'' bir sesleniş eseridir.
''Sesleniş'' varoluş için örnek alınmasını istemiyor. Yaşam sevinci olan bir insanın, duygusal yaşamındaki fırtınaları betimliyor. ''Sesleniş'' kimseyi ikna etmek, kazanmak ya da fethetmek amacında değil. Yaşantıyı yansıtıyor tıpkı bir resmin fırtınalı bir havayı yansıtması gibi. Okurdan ona sempati beslenmesi beklenmiyor. Hiçbir niyeti ya da programı içermiyor. Yalnızca araştırıcıya ve düşünüre de, yazar ve filozoftan hiçbir zaman esirgenmemiş olan, kişisel ifade hakkının tanınmasını istiyor.

İtinayla önerilir, alın okuyun.
160 syf.
Cok guzel bir kitap insani kendine bagliyor ve kitabi hemen bitirmemize yardimci oluyor bu kitabi okumanizi tavsiye ediyorum
160 syf.
·Beğendi·10/10
Freud’un öğrencisi olan Psikanalist Wilhelm Reich, Psikiyatri ve tıp alanında oldukça güçlü araştırma ve çalışmalar yapmış ancak çok fazla anlaşılamamış bir bilim insanı.
Anlaşılamamış olduğunu yaşamından ve kaleme almış olduğu Dinle Küçük Adam (1948) kitabından anlayabiliyoruz.
‘İlkel kozmik enerji’yi araştırarak ‘Orgon Enerji Akümülatörü’ adli bir buluş gerçekleştirmiş. Ancak bu buluş, sermaye ve politik çevrelerin baskısıyla Abd’de mahkeme kararı ile yasaklanarak Reich hapis cezasına çarptırılmış.
Ve tutsak olduğu cezaevinde hayata veda etmiş.
Kitaba gelirsek; 20 yy. İnsanına Küçük Adam/Kadın olarak eleştirel bir şekilde sesleniyor.
Sağlıklı cinselliğin, cinsel özgürlüğün, sevginin, doğallığın, sınıfsız, özgür bir toplumun varolmasının gerekliliğinden; aile yapısının, dinlerin ve ulusallığın, insanlığın, toplumun birey üzerindeki etkilerini çok yönlü ortaya koymuş müthiş bir eser.
Ezik,tepkisiz,biat eden, boyun eğen,asalak, sürekli tüketen, hırsız, koyun olarak yaşamını sürdüren herkese Küçük Adam/Kadın’ların bilime,uygarlığa,çağdaşlaşmaya nasıl engel olduklarını aynı zamanda gelişen bilimsel çalışmalardan nasıl faydalandıklarını hatta sömürülen bu Küçük İnsanların nasıl sömürdüklerini öyle eşsiz anlatmış ki, herbir satırı tekrar tekrar düşündürüyor, sorgulatıyor.
Kitapta insanlık adına yapmış olduğu bilimsel çalışmalardan dolayı bu Küçük İnsan’ların nasıl kendisine zarar vermeye ve engellemeye çalıştıklarını öyle güzel anlatmış ki...
Küçük Adam diye seslendiği hemen hemen her meslekten insanı nasıl da ince ince eleştirmiş..
Kitabın sonlarını doğru yapıcı, onarıcı ve yol gösterici çözümlerini öyle güzel sıralamış ki, katılmamak imkansız...
İnsanlık adına ağır bedel ödemiş, ömrünü adamış bu bilim insanının bu eşsiz kitabını mutlaka OKUYUN, OKUTUN.
Eleştirilmekten kaçınmayan, sürekli korku ve stres içinde yaşamak istemeyen İnsanlar adına okunması gereken muazzam bir BAŞUCU kitabı..
OKUNMALI
Kitapla Kalın
Bu eserle tanışmama vesile olan Melek Yeter’e çok teşekkür ediyorum.
Bütün suç Yahudilerde, diyorsun.
- Yahudi nedir? diye soruyorum.
- Damarında Yahudi kanı bulunan kimse, diye yanıtlıyorsun sorumu.
- Yahudi kanıyla başka kan arasında ne ayrım var peki?
Bu soru karşısında afallıyorsun; kafan karışıyor, sakınımlı bir tavırla şu yanıtı veriyorsun.
-Yani Yahudi ırkı demek istemiştim.
- Peki, ırk nedir?
- Irk mı? Bunu bilmeyecek ne var, nasıl ki Alman ırkı varsa, bir de Yahudi ırkı vardır.
- Yahudi ırkının özellikleri nelerdir?
- Canım işte, Yahudi'nin saçları siyahtır, uzun, kıvrık bir burnu ve keskin gözleri vardır.
Yahudiler çok hırslı ve anamalcıdırlar.
- Sen hiçbir Fransız ya da İtalyan'ı bir Yahudi'yle bir arada gördün mü? Üçünü bir birinden ayırabilir misin?
- Yani.. Pek ayıramam. .
- Peki öyleyse Yahudi nedir? Kanın görünümünde bir ayrılık yok; Fransız ya da İtalyan' dan değişik bir görünümü yok. . Sen hiç Alman Yahudilerini gördün mü?
- Elbette. Almanlara benziyorlar.
- Peki ya Alman nedir?
- Alman, Nordik Ari ırkındandır.
- Amerikan Yerlileri de Ari ırkından mı?
- Elbette.
- Onlar da Nordik mi?
- Hayır.
- Sarışın mı?
- Hayır.
- Bak gördün mü, Alman nedir, Yahudi nedir bilmiyorsun.
- Yahudi diye bir şey var ama.
- Elbette Yahudi var, nasıl ki, Hıristiyan ve Müslüman varsa, Yahudi de var.
- Tamam, Yahudilerin dini demek istemiş tim.
- Roosevelt Hollandalı mıydı peki?
- Hayır.
- Roosevelt'e Hollandalı demiyorsun da Davut'un soyundan gelenlere neden Yahudi diyorsun?
- Yahudiler başka.
- Başka olan nedir?
- Bilmiyorum.
İşte sen böyle saçmalıyorsun, Küçük Adam. Saçmalarından silahlı kuruluşlar oluşturuyor ve bir Yahudi'nin ne olduğunu bile söyleyemeyen sen, on milyon insanı, on milyon «Yahudi »yi doğruyorsun. İnsan bu yüzden sana gülüyor, bu yüzden ciddi bir işi olduğunda sana bulaşmamaya çabalıyor ve bu yüzden sen, batağa saplanıyorsun.
«Yahudi» sözcüğünü söylerken kendini üstün insan sanıyorsun, bu sözcüğü söylemek sana üstünlük duygusu veriyor. Buna gereksinmen var, çünkü gerçekten de duyguların acınacak durumda."
Konuşma ve eleştirme özgürlüğüyle,
gevezelik ve adi şakaları birbirine karıştırıyorsun.
Wilhelm Reich
Sayfa 94 - Payel Yayınları 13.Basım
Önemli olan tek bir şey vardır:

Seni sürüden ayırsa bile, yüreğinden gelen sesi dinle.
Wilhelm Reich
Sayfa 152 - Payel Yayınları 13.Basım
“Boks maçı yerine kitapçıya git, eğlence merkezlerine gitmek yerine uzak ülkelere seyahat et. Doğayı düzeltmeye çalışma, onu kavramayı ve korumayı öğren…”
Bir kadını ben, onunla nikahlı olduğumu kanıtlayan evlilik cüzdanım olduğu ya da cinsel gereksinimimi giderebilmek için değil, sahiden değer verip sevdiğim için kucaklarım.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dinle Küçük Adam
Baskı tarihi:
Mart 2010
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055730277
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kavis Kitap
Freud'un dostu ve yardımcısı Wilhelm Reich'in olağanüstü manifestosu. Tüm insanlığa, hepimize, tüm "küçük adam"lara yöneltilmiş tehditkâr bir söylev. Ama bütünüyle bizim, insanın, halkın yanında. Dinle Küçük Adam, tarihsel sorumluluğunun bilincinde Avrupalı bir aydının kaleminden çıkmış, küçük, parlak, ufuk açıcı bir uyarı. Çoktan klasikleşmiş bir vicdanî başkaldırı. Her okurun kitaplığında bulunması gerekiyor.

Açıkça görülüyor ki, insanın içindeki "yaşamgücü" zayıftır; tehlikelere karşı dayanıksız durumdadır. Vebalı bireye elini uzatsa, kolunu kaptıracak, varı-yoğu alınacak, sonra da kendisiyle alay edilecek ya da ihanete uğrayacaktır; güvendiği herkes onu aldatacaktır. Bu böyle gelmiştir; ancak böyle gitmemelidir. İnsanın içindeki yaşam gücünün korunma ve gelişmesi savaşımında, katılık gerektiği durumlarda katı olunmasının zamanı gelmiştir; insan, hakikatlere korkmadan tutunduğu sürece katı davranışlarla doğallığını yitirecek değildir.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1.811 okur

  • Çalaokur
  • Engin ÖZTÜRK
  • Fikret Loran
  • derya
  • Tuba
  • Uğur Ergün

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.1 (1)
9
%0.1 (1)
8
%0.1 (1)
7
%0.1 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları