Düğüm

Knut Hamsun
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2023 205. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2023 23:06
GİZEMLER-KNUT HAMSUN,271 sayfa Gizemler 1892'de, Knut Hamsun’ın ünlü eseri Açlık'tan (1890) sonra yayımlanmıştır. Nagel adındaki bir acayip başkarakterin, yabancısı olduğu bir kasabaya gelmesiyle başlayan, “gizemler”le dolu bir tuhaf hikâyesini anlatır. Kitaba 1920 yılında Nobel Edebiyat Ödülü verilmiş ama sanırım ben yazarı tanımak için yanlış kitapla başladım.Kitabın konusu ne,neyi anlatıyor belli değil.Kitap karakteri Nagel sürekli konuşuyor.Tutarlı ya da tutarsız.Kitabı yarım bırakma alışkanlığım olmadığından ve ne olursa olsun sonunu merak ettiğimden zorla da olsa bitirdim. Kapak tasarımı ve ismi ile doğaüstü olayların anlatılacağı izlenimi veren kitap, bir nevi Nagel adlı karakterin psikolojik iç yapısını,ruhsal değişimlerini,itiraflarını anlatıyor.Nagel öyle hızlı duygu değişimine giriyor ki.Aşırı özgüvenli olduğu anlarda birden umutsuzluğa düşüyor ya da umutlarını yitirmişken birden duygularının doruğuna çıkıyor. “Geçen yaz ortasında Norveç’in küçük kıyı kasabalarından biri epeyce sıra dışı olaylara sahne oldu.Bir yabancı geldi;Nagel adındaki bu ilginç,kendine özgü şarlatan,yığınla tuhaflık yapıp geldiği gibi birdenbire ortadan kayboldu.Dahası genç ve gizemli bir kadın,kim bilir ne için,onu ziyaret etti;ancak birkaç saat kalma cesareti gösterdikten sonra kendi yoluna gitti.Ama olaylar böyle başlamıyor…” Kitabın girişi böyle başlıyor ama konu beklerken sürekli konuşan bir adamla karşı karşıya kalıyoruz.Yeri geliyor aklı başında konuşuyor yeri geliyor tutarsızlaşıyor.Kısacası pek beğenmedim kitabı belki de zamanı değildi henüz okumanın.
GizemlerKnut Hamsun · Monokl Yayıncılık · 2016307 okunma
Her kitap herkes için değildir
5/10
·272 syf.··
2022 59. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2022 22:17
Okuma grubumuzla Iskandinav Edebiyatı örneği olarak beraberce okumaya karar verdiğimiz GizemlerGizemler Knut HamsunKnut Hamsun 'dan okuduğum ilk eser. Kütüphanemde uzun süredir bekleyen AçlıkAçlık ile olsaydı bu tanışma daha mı iyi olurdu emin değilim. Kitaba başlamadan önce göz attığım yorumlardan birinde Fyodor DostoyevskiFyodor Dostoyevski BudalaBudala eserine benzediğini okumuş ve eyvah demiştim Benziyor mu, evet kısmen. Saçma sapan aşk üçgenleri, bir araya geldiklerinde konuşulanlar, karakterin şizofrenik bilinç akışları vb. Bir yorumda da Nagel karakterini çok sevdiğini yazmıştı bir okur. Ben hiç sevmedim, öyle birisiyle tanışmak da istemem. Dengesiz söylemleri, ucubik hikâyeleri beni benden aldı Norveç'in kasvetli havasına soktu. Evet çok satırın altını çizdim, alıntıladım ama hikâyenin bütününde ne vardı ne anladım cevabım yok. Kitap boyunca -sürgit- yazım hatasıyla karşılaşmak da ayrı bir sıkıntı idi. Baştaki ölüm üzerinden devam edecek sonunda gizem çözülecek dediğim olay tamamen gölgede kaldı, teğmen nişanlı figüranlıktan öte gidemedi, karakterler bir avuç olsa da hikâyenin bütününde kenarda köşede kaldılar, Nagel'in öyküsü tam olarak resmedilmedi anlaşılmayan çok nokta kaldı. Her kitap herkes için değildir diyerek sözlerime son veriyor, sevemesem de anılarımda yer tutacak GizemlerGizemler incelemesini buraya bırakıyorum.
Norveç Edebiyatı
GizemlerKnut Hamsun · Monokl Yayıncılık · 2016307 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2021 207. kitabı
“Gizemler’e duyduğum yakınlığı hiçbir kitaba duymadım.” demiş Henry Miller. Gizemler, Nagel adlı yabancı bir adamın, Norveç’te herhangi bir kasabaya gelişiyle başlıyor. Nagel, söyledikleriyle, söylemedikleriyle ilgi odağı oluyor bir anda, kasabada yaşayanlar için.Herkesle ilişki kuruyor Nagel, kurduğu ilişkiler de sıra dışı Nagel gibi. Nagel susmaksızın konuşuyor, her şey herkes hakkında, Tolstoy, Hugo da konuşma konusu.İnsanların maskelerini indirmede çok başarılı. Kendi de maske taşımıyor değil elbette. Çok çok değişik bir karakter Nagel, bana biraz Robert Walser karakterlerini hatırlattı . Çok beğendiğim bir kitap oldu Gizemler.
GizemlerKnut Hamsun · Monokl Yayıncılık · 2016307 okunma
9/10
·272 syf.··
2000 146. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2000 00:00
Roman Hamsun'un okuduğum ikinci kitabı. Bundan sonra Dünya Nimeti ve Göçebe kitaplarını okumayı düşünüyorum. (Kitapları almıştım ve şu an sırada bekliyorlar.) Romanın 23 bölümünün her birine küçük küçük bir şeyler söyleyebilirim. Romanın hikayesini anlatmadan da bunu yapamam. O yüzden size hikayeden bahsetmek istemiyorum. O zaman okurken zevk almazsınız ve bir anlamda keşfedemezsiniz. Kitap hakkında sadece adı ve yazarını bilerek okumaya başlamak kitabı keşfetmektir çünkü. Hamsun bu romanında da merak uyandıran bir giriş yapmış. İlk paragrafı buraya alıntılayacağım : "Geçen yaz ortasında Norveç'in küçük kıyı kasabalarından biri epeyce sıra dışı olaylara sahne oldu. Bir yabancı geldi; Nagel adındaki bu ilginç, kendine özgü şarlatan, yığınla tuhaflık yapıp geldiği gibi birdenbire ortadan kayboldu. Dahası, genç ve gizemli bir kadın, kim bilir ne için, onu ziyaret etti; ancak birkaç saat kalma cesareti gösterdikten sonra kendi yoluna gitti. Ama olaylar böyle başlamıyor..." Açlık ve Dünya Nimeti romanlarının da girişleri böyle merak uyandırıcı. Hamsun'u okumak bana zevk veriyor. Hayat hikayesine bakarsanız oldukça sıkıntı çektiğini, bir sürü farklı iş yapıp bazı yerlere gittiğini görürsünüz. Hayatındaki çeşitliliği romanlarına konu olarak yansıtmış. Bu kitapta ana olay içinde bir sürü farklı konudan konuşma ve çeşit çeşit küçük hikayeler var. Mesela Tolstoy üzerine kıyasıya bir tartışma, sosyalizm ve Marx eleştirisi (bence pek haklı değil) Victor Hugo'ya değindirme ; Martha'ya, Doktor'a, Bayan Kielland'a ve çevredeki diğer insanlara, Nagel'in başından geçtiğini anlattığı anılar, düşler ve garip olaylar... Böyle çeşitliliğin olması çok iyi bence. Sonra Nagel'in uzun konuşmaları var. Bir iki defa bunlar sıktı beni ama onlarda bile bir şeyler buldum. Ve Nagel'in
GizemlerKnut Hamsun · Monokl Yayıncılık · 2016307 okunma
Gizemler
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2021 18. kitabı
Merhaba... Bu kitap için manşetim Etkileyici. Bir çırpıda okuyup bitirdiğim bir eser. Oldukça akıcı bir dille yazılmış ve sizi olayların içine çekiyor. Nagel isimli baş karakter ile adeta bütünleşiyorsunuz. Kitapta geçen olayları anlatmamak için de kendimi zor tutuyorum. Yazıldığı zamanki sosyal çevreyi de oldukça güzel tanımladığından kendinizi küçük bir kasabanın gündelik hayatının içinde buluyorsunuz. Her kitap farklı bir dünyadır derim. Bazı kitaplar sizi dünyasının içine çok rahat alır ve kendinizi başka bir paralel evrende gibi hissedersiniz. Gündelik hayatınızdaki diğer şeylerden biraz uzaklaşırsınız. İşte bu kitapta bunu hissetmek zor gelmedi. Ve kitap biterken kafanızda oluşturduğu soru işaretleri de kitabı bitirmenize rağmen hâlâ kitap ile aranızdaki bağı sürdürüyor. İyi okumalar diliyorum.
1000Kitap
GizemlerKnut Hamsun · Monokl Yayıncılık · 2016307 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2022 40. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2022 17:36
okuma grubumuzla okuduğumuz gizemler kitabı bende tuhaf bir etki bıraktı. karakterin duygu durumlarının iyi yansıtılması, bilinç akışının kusursuz geçişleri, anlaşılır ama derin bir anlatımının olmasını sevdim. ama konu olarak ve kurgu olarak aynı şeyi söyleyemem. kitabın arkasında bahsedilen ve adındaki gizemin kitabın içindeki eksikliği ya da yeterince işlenilmemesi okurken düşündürdü. kitabın her okuyucuya hitap etmediğini, sabırlı bir okuma gerektiğini de belirtmeliyim.
banakalankelimelerokumagrubu
GizemlerKnut Hamsun · Monokl Yayıncılık · 2016307 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2021 38. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2021 20:30
Knut Hamsun her eserinde okumaya başladığım andan itibaren beni olay örgüsünün geçtiği yere çekmeyi başarabilen bir yazar. Gizemler'e de başlar başlamaz kendimi ormanla ve denizle iç içe olan o küçük kasabada buluverdim. Olay örgüsü Nagel adlı karakterin bu kasabaya gelişi ile başlıyor. Kitaba adını veren Gizemler de Nagel'in gelişiyle başlamış oluyor. Hamsun kitabın başından itibaren öyle bir hava yaratıyor ki karakterlere ve sözlerine güvenebilmek, onlardan emin olabilmek imkânsızlaşıyor. Öte yandan Hamsun diğer eserlerinde olduğu gibi Gizemler'de de olanca özgünlüğüyle bir karakter yaratmayı başarmış. Yan karakterlerin de kendine has yanları olay örgüsüne zenginlik katmış. İyi ve kötünün anlaşılamadığı, doğru ve yalanın ayırt edilemediği, Knut Hamsun külliyatı bakımından önemli bir eser olduğunu düşündüğüm Gizemler benim için keyifli bir okumaydı.
Edebiyat
GizemlerKnut Hamsun · Monokl Yayıncılık · 2016307 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2020 65. kitabı
Gizemler; . . Knut Hamsun un , 'Açlık' kitabı en bilinen ve sevilen kitabıdır. Çok severek ve hüzünle okumuştum. Ama 'Gizemler' kitabı beni hayal kırıklığına uğrattı. Ne belirli bir konu, bir olay nede anlatılmak istenen sonuca varabildim. Bol diyolog ve Nagel isimli karakterin tutarsızlıkları ön plandaydı. Günlük yaşamı olağanlığıyla anlatıyor oluşu belki bir nebze kitabı okunabilir kılar ama yine de tavsiye edebileceğim bir kitap değil benim nezdimde....
GizemlerKnut Hamsun · Monokl Yayıncılık · 2016307 okunma
8/10
·272 syf.··
2018 56. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2018 23:15
Knut Hamsun'ın Açlık kitabından sonra büyük bir heyecanla aldığım kitaptır. Açlıktaki kadar etkilendiğimi ve beğendiğimi söyleyemeyeceğim. İlk başlarda heyecanlansam da kitabın orta ve son bölümlerine doğru bu heyecandan pek bir eser kalmadı. Sonu etkileyici gelmedi. Fakat yine de yazarın kalemi için alıp okunulabilir iyi bir eser.
GizemlerKnut Hamsun · Monokl Yayıncılık · 2016307 okunma
8/10
·272 syf.·
2019 87. kitabı
1920 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Norveç’li ünlü yazar Knut Hamsun’un Gizemler adlı kitabını bitirdim. Hamsun daha çok Açlık kitabıyla biliniyor onu henüz okumadım ama son zamanlarda güzel kitaplar çıkaran Monokl Edebiyat’ın çok beğendiğim kapak tasarımıyla sunduğu bu eseri görünce hemen alıp okumak istedim. Eserde bilinmez bir nedenle Norveç’in ufak bir kasabasındaki bir otele gelip yerleşen, oradaki insanlarla garip ilişkiler kuran, nişanlı birine aşık olup bu aşktan delirme noktasına gelen Nagel’in gizemli serüveni anlatılıyor. Aslında ortada bariz bir gizem yok ama Hamsun karakteri o kadar iyi işlemiş ki son sayfaya kadar her an bilinmeyen bir şey olacakmış duygusuyla okuyor kitabı insan. Yazar bilinçakışı tekniğini de kullanmış yer yer. Aslında bir şey anlatmıyor gibi görünen ama çok şey anlatan oldukça ilginç bir kitap Gizemler. Ben özellikle baş karakterin anlık değişen ruh halinin anlatıldığı kısımları çok etkileyici buldum. Çevirisi de çok başarılı kitabın. Keşke neredeyse 30’u bulan yazım hatası da olmasaydı. Okumayı seven herkesin bu kitapla tanışmasını isterim.
1000Kitap
GizemlerKnut Hamsun · Monokl Yayıncılık · 2016307 okunma

Yazar Hakkında

Knut HamsunYazar · 21 kitap
Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Knud Pedersen (sonradan Knut Hamsun adını almıştır), Norveç'in kuzeyinde Gudbrandsdal sınırları içinde Lom kasabasında doğmuştur. Bir terzi olan babası, kalabalık ailesini alarak, daha kuzeye, Hamsund, Hamaröy kasabasına göç etti. Yazarlıkta kullandığı Hamsun adını, babasının 1863’te yerleştiği Hamsund köyünden aldı. Çocukluğu ve genç­liği kır­­sal bölgede geçti. Hemen hemen hiç resmî eğitim gör­medi. Sekiz yaşında iken dayısının isteği üzerine annesiyle babası onu bir rahibin eğitimine verdiler. On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı. Bir yıl sonra da Tranöy`de daha büyük bir tüccar yanında kalfalığa başladı. Tüccarın kızına aşık oldu fakat tüccar iflas edince ayrılmak zorunda kaldı. Bu sıralarda "Esrarengiz Adam" adında küçük bir aşk romanı yazdı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı. Buradan ayrılınca bir iki arkadaşıyla birlikte ucuz eşyalar satmaya başladılar. Kibrit, mum gibi şeyler satıyorlardı. Daha sonra ayrıldılar. Arkadaşı güneye, Knut kuzeye gitti. İş bulamayınca zanaat öğrenmek amacıyla bir ayakkabıcının yanına gitti. Bir yıl sonra daha büyük, epik bir eser kaleme aldı. Henrik Ibsen'i okumuştu, onun etkisi altında bulunuyordu. "Bir Karşılaşma" adındaki bu kitabını da, Bodö'de bir kitapçı yayımladı. Daha sonra bir aşk hikâyesi daha yazdı. Kitaplarını okuyan ailesi artık bir iş bulmanın zamanı geldi diyerek onu bir bucak müdürünün yanına yardımcı olarak verdi. Bu bucak müdürünün pek çok kitabı vardı. Björnson'un toplu eserlerini okumasına izin verilmişti. Knut bu heyecanla kitaplara sarıldı ve gözlerini bozana kadar okudu. Bu kitapların etkisiyle Knut bir kitap daha yazdı fakat yayıncılar basmaya yanaşmadılar. Knut'un bu kitapları bir yayınevinin desteği olmadan basabilmesi için bir zenginin desteği gerekiyordu. Aradığı kişiyi buldu. Erasmus Zahl adında bir tüccardı bu. Çok gence yardım etmişti. Knut ona yazar olmak istediğini söyledi. Son yazdığım hikâye diye başka bir yazarı verdi. Tüccar kâğıtlara değil yüzüne baktı Knut'un. Genç Hamsun tüccardan çıkarken cebine bin kron indirmişti bile. "Frida" adında bir köy hikâyesi ve şiirler yazmaya başladı. Hikayesini tamamlayınca bir vapur bileti alarak Kopenhaga gitti. Bir kitapçıya, sonra da Norveçli bir şaire eserlerini kabul ettirme çabaları boşa çıkınca Oslo'ya döndü. Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı. Parası tükenen Hamsun tekrar aynı tüccarın yolunu tuttu. Tüccar yardımını esirgemedi. Makaleler, hikâyeler yazıyor bunları satmaya çalışıyordu. Parası tekrar tükenince aç kaldı ve bunu romanlaştırdı. Açlık romanı şöhretinin ilk basamağı oldu. Bu sıkıntılar içerisindeyken, yol yapımında iş buldu. Kum ocağında kâtiplik edecek, çekilen kumların hesabını tutacaktı. Zor değildi bu iş. Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu. Müsveddelere şiirler, makaleler karalıyordu. Zamanla bir hatip gibi konuşabildiğini keşfetti işçilerle sohbet ederken. Tanıştığı bir rahip ona konferans vermesini tavsiye etti. Bunun üzerine Gjövik şehrinde bir salon kiralandı. Konferans edebiyat alanında olacaktı. Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi. Altı kişiden biri olan bir yazı işleri müdürü konferansı beğendi. Çevreye konferansı övdü. Bir sonraki konferansına da sayıları artmıştı. Bu sefer yedi kişiydiler. Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu. Knut evine geri döndü. Yirmi bir yaşındaydı ama çalışmaktan ziyade yazmak istiyordu. Noelde bir arkadaşı onu çiftliğine davet etti. Arkadaşının annesi Knut'u çok sevdi ve ona bir rahip olmasını öğütledi. Ama Knut'un Amerika'ya gitmek istediğini öğrenince bu aile, Knut'a yol parası dört yüz kron ödünç verdi. O da, hemen İngilizce öğrenmeye koyuldu. Ünlü yazar Björnson'a gidip ondan bir tavsiye mektubu aldı. 1882'de Knut Amerika'ya gitmişti. Amerika'da Björson'un mektubu bir işe yaramamıştı. Burada kimse onu tanımıyordu. Henry Johnson adında bir öğretmenle ahbap olup ondan İngilizce dersleri aldı. Onun kütüphanesini taradı. Özellikle Mark Twain onu etkilemişti. Önce Norveççe daha sonra da, İngilizce konferanslar hazırladı. Geceli gündüzlü çalışmalardan sonra Minesota'ya geçti ve orada muhasebe işine başladı. Arkadaşı Johnson karısıyla bir Avrupa gezisine çıkınca işler Knut'a kaldı. 1884 yazı ile güzü bu şekilde geçti. Bir açık arttırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde bir sancı duydu. Öksürük nöbetiyle yere yığıldı. Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi. Knut birkaç ay hasta yattı. Ölürsem Norveç'te gömüleyim diyerek Norveç'e doğru yolculuğa çıktı. Ne kendisinin ne de dostlarının anlayamadıkları bir şekilde yol süresince kendiliğinden iyileşti. Deniz havası iyi gelmişti. Norveç'e döndüğünde bir gazete ile anlaştı. Oraya makaleler yollayacak hiç değilse böylece dinlenecekti. Çalışıyor ve yazıyordu. 1885'de Mark Twain ile ilgili bir yazısında imzası Knut Hamsund, bir matbaa hatası yüzünden Knut Hamsun şeklinde basıldı. O da düzeltmeye yanaşmadı. O tarihten itibaren ismi böyle kaldı. Norveç'te işinden ayrılınca tekrar aç kaldı. Bu açlığa bir yıl katlandı. Daha sonra bir zenginin yardımıyla tekrar Amerika'ya döndü. Amerika'da tramvaylarda biletçilik yaptı. Biletçilik işini becerememişti. Çünkü durakları aklında tutamıyordu. Kitap okumaya daldığı için yolculara haber vermiyordu. Bu yüzden işinden ayrılıp Kuzey Dakota'ya gidip tarlalarda çalıştı. 1887 sonbaharını kapsayan bu çalışmalarda cebinde biraz parayla Amerika'ya ilk geldiğinde kaldığı yerlere döndü. Artık yazmaya başlayabilirdi. Bu sürede Danimarka'ya gitti. Yazmaya azimle başladı. "Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir, Kristiania'da aç gezdiğim günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum. Alt katta bir saatin altıya vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı..." diyordu büyülenmişliğiyle. Kağıtları üst üste yığıyor sürekli yazıyordu. Ne yazdığını iyi biliyordu. Açlık romanıydı bunlar. Yazdığı kısımları Politiken gazetesi yazı işleri müdürlerinden Edvard Brandes'e götürdü. Brandes bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatıyordu: "Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi. Ya o yüzü!. Çok uzundu müsveddeler. Kendisine geri veriyordum ki, birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerindeki ifadeyi gördüm." Behçet Necatigil tarafından dilimize çevrilen "Göçebe" adlı kitabını ise elli yaşlarında tamamlamıştır. Üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap "Sonbahar Yıldızları" altında 1906'da, "Hüzünlü Havalar" 1909'da, "Son Mutluluk" 1912'de Göçebe'de toplanmıştır ve yazarın ağzından anlatılmıştır. Bu defa kitabında evliliğin zor temasını işlemeye yönelir. Hamsun, Göçebe adlı romanıyla 1920’de No­bel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 1930’larda ülkesindeki faşist partiye katıldı. İkinci Dünya Sava­­şı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanları destek­ledi. Ülkesi Norveç'in işgalinden önce başladığı Nazi taraftarlığını ülkesinin işgali sırasında da devam ettirmesiyle ünü ciddi şekilde lekelenmiştir. 1943 yılında aldığı Nobel ödülünü Goebbels'e göndermiştir. Sa­­­­­­vaştan sonra Nazi taraftarlığı nedeniyle tutuklandı, ancak ileri yaşı do­­layısıyla yalnızca para cezasına çarptırıldı. Hamsun’un yalın ve çocuksu üslubu incelikle örülmüş bir düzyazı şiirini andırır. Ya­pıtlarında Rus yazarlarının, özel­lik­le de Dostoyevski’nin ruh­­sal yaklaşımı ile Amerikan ede­­biyatının etkilerini taşıyan kara mizahı birleştirmiştir. Ro­­­manlarındaki neşeli hava, in­­­­­sanın çevresini saran boşlu­ğu gizlemekten uzaktır. 20. yüz­­­­yıl ba­şında gelişen yeni-romantizmin edebiyattaki öncüsü olmuş ve romanı aşırı bir doğalcılığa kaymaktan kurtarmıştır. Ya­­­­­­­pıtları ancak ölümünden sonra ilgi görmüştür. Göçebe, Vik­­­­­tor­ya, Pan, Hüzünlü Ha­valar, İstanbul’da İki İskandinav Sey­­yah, Son Mutluluk başlıca yapıtlarıdır. 19 Şubat 1952 yılında doksan iki yaşında banyoda ölü bulundu. Cenazesi yakılmıştır.