Adı:
Duvar
Baskı tarihi:
1982
Sayfa sayısı:
179
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Varlık Yayınları
Baskılar:
Duvar
Duvar
Duvar
Duvar
Duvar
218 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Farklı tür hikayeler... Aynı tür anlamlar...

Jean Paul Sartre'nin bu eseri beş altı tane farklı öyküden meydana gelen bir eser.

Sartre, "Duvar" eserinde vermek istediği temel mesaj aslında ilk öyküden itibaren kendisini ele veriyor.

Yazar, genel olarak iç dünyasında yaşadığı şeylerin toplum içindeki yansımasını kaleme almış.

Yani, kitabın adındaki "Duvar" sözcüğü aslında bizim kendimizle ve dış dünya ile aramızdaki duvardan başka bir şey değil.

İş aslında edebiyattan işte birey ve toplum ilişkisine dönüşmüş, ayriyeten de psikolojik açıdan da bu iki kavram aradaki ilişki yansıtılmak istenmiş.

Okunmaya değer bir eser olduğunu düşünüyorum ve içtenlikle tavsiye ederim.
Sartre dünyasına bir de burdan bakın derim.

Keyifli okumalar dilerim...
143 syf.
·3 günde·7/10
'' Biz her şeyi gençliğe bırakacağız. Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir. '' Mustafa Kemal ATATÜRK

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk 'ün gençlere armağan ettiği bu güzel bayram sabahından herkese selamlar ..

Baharın gelişiyle en karamsar düşünceler bile yerini yeni umutlara, hayallere, geleceğin belirsiz gizemlerine bıraktı. Ancak gelin görün ki okuduğum kitapların havasına bürünmek gibi bir huyum var. Şu sıralar okuduğum felsefik romanlardan mı bilemiyorum varlığın derinliklerinde kaybolup duruyorum.
Bir kitap daha bitti ve ben hiç bir yere varamayan soyutluklar içinde neden sorularıyla baş başayım. Sartre 'nin '' Bulantı'' romanında da böyle bir varoluşculuk felsefesinin labirentlerinde gezinmiş en son kaderin dogmatik sınırlarında kendimi bulmuştum.
Sartre, bir yaratıcıya yönlendirmediği varlık özünü kendinde varlık, kendisi için varlık ve başkası için varlık olarak sınıflandırmış. Sonrası derseniz inanın okudum, okudum ve dedim ki inanış (bir yaratıcının varlığını kabul etmek) düşünce sınırlarımı daralttığı için bir kabullenişe varamıyorum. Çünkü varoluşculuk her inananda farklı karşılıklar bulan bir felsefedir.

''Bilinçli bir varlık olan insan 'ne değilse odur, ne ise o değildir. ' diyen Sartre insanın önceden tasarlanan bir şey olmadığını ve insanın var olduğunun bilincinde olarak diğer bilinç dışı var olanlardan ayrıldığını ifade eder.

Sartre 'ye göre ''tüm insanlar birbirinin aynıdır; bir kahraman ya da bir alçak olmak tamamıyla onların elindedir; insan önceden tanımlanmamıştır; ne bir kahraman olarak doğar, ne de bir alçak '' tır. Katılıyor muyum? Her yönüyle olmasa da evet insanlar sadece ikiye ayrılır iyi ya da kötü. Başlangıçta her insan tertemiz bir sayfa gibidir. Ama sonrası seçimler derseniz inanç işin içine giriyor ki; bana göre her şey elimizde değil. Ancak en kötü durumda bile iyi kalmak takdir edilecek en güzel seçimdir, diyerek romana geçiyorum.

Duvar, Jean Paul Satre 'ın yazdığı beş ayrı hikayeden oluşur ve her biri ana fikrinde varoluş felsefesini irdeler. Duvar, Oda, Herosratos, Özel Yaşam ve Bir Yöneticinin Çocukluğu hikaye başlıklarından oluşan eser toplumda kenara itilmiş, kendi hallerinde tiplerin varoluş mücadelelerini ele alır.

Bana göre; Sartre romanda yer alan hikayelerinde kahramanların karakter tahlillerini ve onların içinde bulundukları durumlarda yaptıkları seçimleri; var olma, fark edilme, tanımlanma dürtülerine dayandırır. Her insan için böyle değil midir? Toplumda kabul görmek, varlığını hissettirmek her insanın içine konmuş bir dürtüdür. Hayatta seçimlerimizin oluşturduğu yolda yürürken acaba şöyle yapsaydım değişir miydi, farklı olur muydu? çoğu zaman kendimize sorduğumuz bir soru olmamış mıdır?
Bir yerde okuduğum bilgiye göre evren sonsuz olasılıkta hayal ettiğimiz yaşamların yaşandığı gezegenlerden oluşurmuş.

Adını bilmediğim bir gezegende ressam olan varlığımın olduğunu hayal ederek yazımı sonlandırıyorum:)

Felsefe seven, varlığın özünü, varoluşu, var olma sancılarını merak eden okuyuculara keyifli okumalar...
218 syf.
·8 günde·7/10
Kitabın Duvar ve Herostratus hikayelerini çok beğendim. Gerçi tüm hikayeler çarpıcı bir şekilde yansıtılmış. Ama özellikle Bir Yöneticinin Çocukluğu öyküsü Jean Paul Sartre denince ilk akla gelen varoluşçuluk felsefesini çok fazla yansıttığını düşünüyorum. Bir çocuğun sil baştan kendini önce yok sayarak başlaması ve var olmaya evrilmesi çok güzel işlenmiş. Ayrıca bu öykü de fark ettirmeden ince ince eleştirilerini yapmış. Okuyanlar dikkatli okursa eleştiri yaparken eleştiriyi kimlere ve neye yaptığını anlayacağını düşünüyorum.
218 syf.
·Beğendi·10/10
İçinde birbirinden kıymetli 5 öykünün bulunduğu hüzünlü bir derleme. Sartre kitabında ve içindeki öykülerde insanların doğduklarında eşit olduğunu ama kahraman veya birer sefil olmanın kendi ellerinde olduğunu vurguluyor. Sartre okumaya bu kitaptan başlanabilir.
218 syf.
·15 günde·7/10
Sartre kitaplarında biraz yanlızlık duygumun ağır bastığı bir ruh haline bürünüyorum. Zaman zaman anlamadığım cümleler oluyor; fakat bu cümleler o kadar akıcı ki anlamamış olmam bana fayda sağlıyor okumaya devam ediyorum sıkılganlık hissetmiyorum. Sanırım esas başarı bu. Sartre de bir de Hasan Ali Toptaş kitaplarında alıyorum bu duyguyu okuduğunu anlamamak ama anlamamak duygusunun içinde kaybolmak ve daha çok okumak.
218 syf.
·Puan vermedi
Jean - Paul Sartre - Duvar... Can Yayınlarından çıkıyor. Yıllar evvel okuduğum bir kitaptı. Sartre yıllar içinde tekrar tekrar okuma isteği uyandırıyor bende. Bu isteğe karşı koyamadım, "Duvar"ı bir kez daha rafından indirdim. O, hiç hükmündeki varlığınız egodan şişmiş şişmiş patlayamamışsa, kararsızsanız yada kararlarınızı çok önemsiyorsanız, kronik mutsuz veya devasa beklentiler içindeyseniz, içinizde sizi boğan bir kaçıp gitme her şeyi geride bırakma isteği varsa hoşgeldiniz "varoluşun" saçmalığına diye bir girizgah çekeyim. Tabii Sartre'daki küçük adam/kadının, varoluşun beyhudeliğini fark edişi kaderci bir sürüklenmeye, dünyadan el etek çekmeye götürmüyor. Bilakis insanı bir an evvel eyleme davet eden bir yanı var. Bu kitaba adını veren öykü olan "Duvar"da üç adam, falanjistler tarafından (ispnyol faşistleri) jet bir yargılama ile ölüme mahkum ediliyor. İdam saatini beklerken, öykünün merkezindeki karakter kendi bedenini ikinci bir gözle izliyor. O kadar yabancı ki... Ölümün karşısında altına kaçıran, salya sümük ağlayan, af dileyen, onurlu durmayla bir süre sonra yok olacağını bilmenin acısı arasında, yüreği iki taşın arasındaki buğday tanesi gibi ezilen o insanı müthiş anlatıyor. "Bir Yöneticinin Çoçukluğu" isimli öyküdeki tolumsal cinsiyete ve toplumsal cinsiyetin dayattığı rollerin cinsel eğimlerdeki rolünü de çok başarılı bir şekilde anlatmış Sartre. Diğer öykülerde öfke, şiddet ve seks ve dayatılan seks, aşk temalarını işlemiş Sartre. Velhasıl yine harika bir Sartre kitabı. #sartre #jeanpaulsartre #duvar #öykü #dünyaedebiyatı #bookstagram #book #kitap #kitaplık #iyikitap #varoluşçuluk #neokusam #zorbasahaf
218 syf.
·Puan vermedi
Ölüm, tüm varlıklar için kaçınılmaz, muhakkak bir sondur. Hakkında sayısız yorumlar, tahminler, tanımlar yapılmıştır. Epiküros, “Ben varken ölüm yoktur, ölüm olduğundaysa ben olmayacağım” diyerek ölümü kayıtsız kalınması gereken bir olay olarak yorumlamıştır. Wittgenstein da ölümün, yaşam esnasındaki bir olay olmadığını ve ölümün yaşanmayacağını. Bu sebeple korkulabilecek bir durum olmadığını düşünür. Heidegger, Becker, Kierkegaard gibi bazı düşünürler ise ölümlülüğü, acı verici bir kaygı hali olarak alırlar. Schopenhauer, “yaşam istenci” kavramını vurgu yaparak ölüme karşı varlığın, varoluşunu sürdürme mücadelesi verdiğini söyler. Spinoza’ya göre ise ölüm, varoluşsal bir kaygıdır. (Düşünbil/58) Sartre’ın Duvar adlı kitabında, kitaba adını veren “Duvar” öyküsünde de ölüm, öncesi ile ele alınır daha çok. Kitapta birbirinden bağımsız beş öykü yer alır: Duvar, Oda, Herostratus, Özel Yaşam ve Bir Yöneticinin Çocukluğu. Öykülerin her biri Sartre’ın felsefesini barındırıyor içinde. öykü karakterlerinin her biri – İbbieta, Pierre, Eve, Lulu, hayalci, duyarsız insan ve Lucien- onun felsefi kavramlarını ve görüşlerini ispatlarcasına hareket ediyor adeta. Her öykü de birbirinden güzel. Öyle ki yazarının, karmaşık bir felsefe akımı kurucusu olduğunu okurken unutuyorsunuz. Sürükleyici ve akıcı beş öykü. Hatta ilk defa Sartre okuyacakların bu kitapla başlamalarını önerebilirim. Kitaba ismini veren Duvar öyküsüne bakacak olursak;
Öyküde Franco’nun falanjistlerine karşı mücadele veren üç arkadaşın ölüme mahkûm edilmesi işlenir. Başkarakter Pablo İbbieta yanı sıra Tom ve Juan adlı üç kişi, kendilerine hücre olarak verilen hastanenin mahzeninde ölümlerini beklemektedirler. Vakit gecedir ve sabah kurşuna dizileceklerdir. Ölümü beklerken, bu daracık dehlizde onları bir deney faresi gibi inceleyecek olan doktor da gelir yanlarına. Bu diriyken can çekişen bedenleri seyretmeye gelir adeta. Sabaha kurşuna dizilecek olan mahkumlar, geceden hissetmeye başlarlar ağrıları. “Belki yirmi kez idam edilişimi yaşadım.”
İbbieta karakteri üzerinden ölümü tasvir eder Sartre. Ölümün tüm varlığı sona erdiren bir olay olduğunu ve o ana kadar geçen her şeyin değersizleştiğini vurgular. “Her şeyi ciddiye alıyordum, sanki ölümsüzmüşüm gibi.” En yakın arkadaşının yerini söylediğinde idamdan kurtulacaktır. Ölüm yaklaştıkça, ölümün soğuk nefesini daha yakından hissettikçe, şimdiye dek yaşadıkları anlamsızlaşır, değerini yitirir. “…ama İspanya ve kargaşa vız geliyordu bana. Artık hiçbir şeyin önemi yoktu.” ölüm karşısındaki tutumunu bu sözlerle anlatır İbbieta. Sartre, okuyucuyu hiç de beklenmeyen masalsı bir sonla yanıltmayı başarıyor.
Bu öyküde duvar, mahkumların sıralanıp kurşuna dizildikleri yerdir. Ama aynı zamanda o-görünmeyen bir özelliği de vardır. Varlık-yokluk-ölüm-hiçlik kavramlarının arasında görünmeyen bir duvar vardır.
Kitaptaki diğer bir öykü, Bir Yöneticinin Çocukluğu. Bu öyküdeki başkarakter, Lucien, bana hiç de yabancı gelmedi. Sartre’ın çocukluğunu kaleme aldığı Sözcükler kitabında, “(Annem) sanırım, gerçekten kız olmamı istemişti. Meleklerin cinsiyetine sahip olacaktım belirsiz, ama hafiften kadınımsı. (Sartre’ın uzun saçlarını büyük babası kestirince annesi üzülür bu duruma ve Sartre bunu: Küçük kızını bir oğlancıkla değiş tokuş etmişlerdi, şeklinde yorumlar) yani çocukluğunda, annesinin onun kız olmasını istediğini yazar Sartre. Şimdi de kitabımızdaki Lucien’e bakalım. “Belki de eskiden küçük bir oğlan çocuktu ve ona entariler giydirmişlerdi. -Lucien’e olduğu gibi, geçen akşam- bir kıza benzemek için böyle giyinip durmuştu.” Lucien’e göre var olmak bir haktır. “Varım, çünkü var olmaya hakkım var.” Lucien’in cinsel karmaşası da belirli dönemlere göre evrilme gösterir. “Oidipus kompleksi, sadico-anale ve eşcinsellik. Tüm masumiyetiyle, günümüzde sıklıkla bazı çirkin “zorbalıklara” maruz kalan bir çocukluk, Lucien’inki.
Özetlersek, kitap Sartre felsefesinin hikayeleştirilmesi diyebiliriz. Bulantı romanının ve Sartre’ın çocukluğunun hikaye edilmiş hali. İsmi biraz ağır gelmekle beraber, kitabı Sartre isminden azat ederek okumanızı tavsiye ederim. Çünkü ne diyordu Sartre, adlandırmak, onu öldürmektir.
İyi okumalar.
218 syf.
·Beğendi·8/10
Jean Paul Sartre

Orjinal adı "Le Mur" olan bize "Duvar" adıyla kazandırılan öykü kitabı. Duvar, oda, herostratos, ozel yasam, bir yoneticinin çocukluğu öykülerinden oluşur. Benim en beğendiğim hikayeleri "Duvar" ve "Herostratos" oldu.

Kitap aslında insanın benimsediği tüm ideolojilerinden ölümle yüz yüze gelindiğinde nasıl vazgeçebileceğini anlatmaktadır.İçinizde sıkıntı, merak ve diğer rahatsızlık veren tüm duyguları yaşatmasıyla birlikte bir çırpıda okudum kitabı.
Diğer kitapları ise kitaplığımda ya da okuma listemde.

Tavsiye ederim. Zaten kitabı okuduktan sonra diğer kitaplarını da listenize ekleyeceksiniz :D

İyi okumalar dilerim..
206 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Sanırım Sartre isminden korktuğumdan; bir çekinceyle, anlamaz mıyım düşüncesi /önyargısıyla okudum kitabı. Böyle hissedince aldığım tat da azaldı haliyle.

Duvar ve Herostratus öyküleri en beğendiklerimdi; duvar bir tık önde hatta. Karakterlerin psikolojik tahlilleri, gidiş gelişlerini çok beğendim.

Ancak asıl anlatılmak istenenlerin de bir kısmını kaçırdığımı düşünüyorum. hala emin olamadım.

Sartre bana düşündüğüm kadar ağır değilmiş ama yine de Sartre'ye kadar okuyacak daha çok kitabım varmış.
218 syf.
·Beğendi·9/10
"Ahlaki üstünlükleri maddi simgelerle pekiştirmeli, yoksa yıkılıp giderler. "
Herostratus
Bu kadar sayfa ve hikayeden sonra en çok Herostratus ile bağdastirdim kendimi.
Biz Sartre ile genel olarak insan sevmiyoruz galiba.
Giriş cümlesi bile Roquentin'e has:
"İnsanlara yukarıdan bakmak gerek."
218 syf.
·12 günde·8/10
Kitabı bütünüyle incelemek yerine hikaye hikaye incelemek istiyorum.
Öncelikle ilk hikaye "Duvar" çok etkileyiciydi ölüm teması şahane bir şekilde işlenmiş. Özellikle "İnsan bir kere ölümsüzlüğünü kaybetti mi bugün mü ölmüş 20 yıl sonra mı önemi yoktur" sözleri beni çok etkiledi. Puanım 9/10
İkinci hikayeye gelirsek "Oda" isimli hikayede kendime bir eleştiride bulunmak istiyorum. Hikâyenin kahramanı eğer bir kadın ise maalesef kendimi onunla özdeşleştiremediğim için olay örgüsünün içinde kalmakta zorlanıyorum. Bu hikayeyi pek anlayamadığım için yorumlamam doğru olmaz. 4/10 diyorum.
Üçüncü hikaye Herostratos hikayesi yine duvar gibi çok sağlam bir hikayeydi Kahramanın kendini zayıf, güçsüz hissetmesi ve Tabancasını adeta erkekliği haline getirmesi, kafenin tuvaletinde saklanırken intihar etmeyip silahını bırakması velhasıl kurgusu sağlamdı. 9/10 diyorum.
4.hikayemiz özel yaşam. Kahramanımız evli olduğu Henri'yi küçük görüyor, iktidarsızlığından belki de ona sahip olamamasından hoşnutluk duyuyor. Sevgilisi ise sert, maskülen bir adam ona istediği zaman sahip olabiliyor. Başlarda Henri'den kaçıp sevgilisiyle yolculuğa çıkmayı istese de sevgilisiyle olamayıp Henri'ye eşine geri dönüyor. En etkileyici bulduğum kısmı ise Evden kaçtıktan sonra Sokakta Henri ile karşılaşması ve Henri'nin çaresizliği.
Puanım 6.5/10
Son hikayemiz bir yöneticinin çocukluğu
Kurgu mükemmel, karmaşa,korku, erkekliğe ilk adımlar, kendini bulma arayışında bir takım siyasi gruplara katılmak. Ergenliği çok iyi anlatıyor. Uzun uzun incelemek istemiyorum. Bu hikayeye 9/10 veriyorum ve Eğer bu kitaptan 2 hikaye okumanız gerekirse 1. ve 5.yi okumanız yeterli olacaktır.
İyi okumalar
"Sırtım olmasın isterdim; ben onları görmediğim zaman insanların bana bir şeyler yapmalarından hoşlanmıyorum."
-Beni saat ikide tutukladılar...
-Niçin?
-Bilmem...Kendileri gibi düşünmeyen herkesi tutukluyorlar zaten.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Duvar
Baskı tarihi:
1982
Sayfa sayısı:
179
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Varlık Yayınları
Baskılar:
Duvar
Duvar
Duvar
Duvar
Duvar

Kitabı okuyanlar 953 okur

  • Neclanur Tunçel
  • Zeynep ronay
  • Fatih fb
  • Selma

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.4 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları