Adı:
Five Little Pigs
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780007527519
Kitabın türü:
Çeviri:
İngilizce
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Harper Collins Publishers
Baskılar:
Beş Küçük Domuz
Five Little Pigs
Agatha Christie's ingenious murder mystery, reissued with a striking new cover designed to appeal to the latest generation of Agatha Christie fans and book lovers.Beautiful Caroline Crale was convicted of poisoning her husband, yet there were five other suspects: Philip Blake (the stockbroker) who went to market; Meredith Blake (the amateur herbalist) who stayed at home; Elsa Greer (the three-time divorcee) who had roast beef; Cecilia Williams (the devoted governess) who had none; and Angela Warren (the disfigured sister) who cried `wee wee wee' all the way home. It is sixteen years later, but Hercule Poirot just can't get that nursery rhyme out of his mind...
Beş Küçük Domuz: Beş şüpheli. Sır perdesini sonuna kadar aralayan, tahmin edilmesi güç harikulade bir cinayet romanı. Ve tabii ki Agatha Christie… Hercule Poirot’nun yanı sıra ortaya koyduğu karakterleri zihinde canlandırmayı başaran bir kalemi var, bunu çok iyi yaptığını ilk kitabında görmüş oldum ve polisiye türünde dünyaca ünlü dedektif Hercule Poirot’nun yaratıcısı Agatha Christie romanları kitaplığımda yer bulmaya devam edecek.
16 yıl önce meydana gelen bir Cinayet. Amyas Crale’i zehirleyip öldürmekle suçlanan karısı Caroline Crale yaşamına son vermeden önce kızına şu notu bırakmıştı: “Ben suçsuzum."
Carla Lemerchant bu not üzerine harekete geçer ve dedektif Poirot’ya başvurur. 5 yaşındayken, 16 yıl önce gerçekleşen olayları, annesinin eşine olan bağlılığını, sadakatini anlatmaya çalışarak dedektife annesinin bu cinayeti gerçekleşmediğini, masumiyetini kanıtlamasını ister. Poirot artık iş başındadır.
“Cinayet ustaca işlenmişti, Ama Poirot elindeki şu ipuçlarını değerlendirmeye çalışıyordu.
Baldıran otu… Boş bir esans şişesi… İki mektup… Bir Tablo…
Bir mürekkep şişesi… Kedi otu… Buzlu bira… Bir damlalık…
‘Sokrat’ın ölümü adlı yazı’… Yaseminler…”

Ünlü ressam Amyas’ın yakın arkadaşları Philip Blake ve Meredith Blake, Mürebbiye Williams, Caroline’nin kardeşi Angela Warren,-Caroline’i savunan tek kişidir.- ve son olarak Elsa Greer. Ünlü ressam Amyas’ın evli olduğu süre boyunca evine genç, güzel, hırslı bir kadın olan Elsa Greer’ı getirerek yasak aşkı meşrulaştırır ve en iyi portresini yapmak üzere çoğu zamanını onun resmini yaparak geçirir. Caroline buna göz yumar, kocasıyla bu yüzden kavga etse de onu her şeyden çok sever. Bu tartışmaların sonunda Caroline şu cümleyi söyler:
“Seni öldürürüm, yine de ona bırakmam.”

Portresine günlerce devam eden ressam, bir gün eşinden buzlu bira ister ve Caroline bu isteği yerine getirir. Amyas kısa bir süre sonra fenalık geçirerek ölür. Amyas Crale’in ölümünden karısı Caroline Crale sorumlu tutulur ve mahkemeye çıkarılır. Mahkemede kendini ele verecek tarzda tavırlar sergilemesi, açıklamadan kaçınması ve duygusallığının yanı sıra, bira bardağına Amyas’ın elini bastırdığının kanıtlanmasından sonra Caroline, suçlu damgasını alır.
Caroline Crale kadının gücü timsali. Güçlü olmak, kendini bir şeyler için feda etmek bir insanın iyi bir karakteridir. Sevdikleri karşısında boyun eğmek... Kendisine karşı tüm kötülüklere katlanmak ise bir güçtür, sağlam karakterdir demekten başka geriye bir şey kalmıyor. Böyle bir İnsan canlısı bir kadın katil olabilir mi? sözümüze dedektif izlediği metotlarla cevap verecek. Poirot sır perdesini aralamaya çalışırken nasıl bir yol izleyecektir? Şüpheli beş kişiye yazmasını istediği raporlardan nasıl bir sonuç ve veri edinecektir?
Agatha Cristie’nin son dönem kitaplarından biri olmasından dolayı belki de kurgusu bir hayli sağlam. Yakalamaya çalışanlar görecektir; Poirot’nun yaptığı bir ilüzyon var, insanı mest eden bir şey, gerçekten harikulade.
Geçmiş üzerine kurulu bir cinayetin yıllar sonra aydınlatılması üzerine kurulu bir hikaye…
İşi Poirot’ya bırakın ve okuyun.
Bu küçük domuz pazara gitti.
Bu küçük domuz evde kaldı.
Bu küçük domuz pirzola yedi.
Bu küçük domuza hiçbir şey verilmedi.
Bu küçük domuz, “Vii vii vii,” diye ağladı.

On Küçük Zenci ve Sonunda Ölüm Geldi'nin ardından okuduğum üçüncü Agatha Christie kitabı Beş Küçük Domuz oldu. Günümüz polisiyelerine oranla çok daha az sayfa sayısına sahip olan Agatha Christie kitapları bir çırpıda okunup bitiyor  Beş Küçük Domuz benim okuduğum ilk Hercule Poirot kitabı oldu. Agatha Christie dendiğinde akla gelen ilk şeylerden olan Poirot ile tanıştım. Peki bu karakteri sevdim mi, henüz bu konuda net bir şey söyleyemem ama benim için şimdilik idare ederdi. Beş Küçük Domuz ile ilgili genel bir değerlendirme yapacak olursam bu kitabın benim için karşılığı ortalama bir polisiye kitap olduğudur. Ne çok beğendim ne de hiç beğenmedim diyebilirim.

Beş Küçük Domuz'da dedektifimiz Hercule Poirot on altı yıl önce işlenmiş bir cinayetin ardındaki detayları ortaya çıkarıp, geride kalan şüphe kalıntılarını yok etmeye çalışıyor. Ünlü ressam Amyas Crale on altı yıl önce zehirlenerek öldürülmüştür. Cinayet için tüm oklar Amyas'ın karısı Caroline'ı göstermektedir ve duruşmalar sonucunda Caroline müebbet hapse mahkum edilir. Olaydan on altı yıl sonra Amyas ve Caroline'ın kızları Carla, Poirot'la iletişime geçer ve annesinin masum olduğuna inandığını söyler. Hapiste ölen Caroline  ölmeden önce kızına bir mektup yazmış ve masum olduğunu söylemiştir. Peki on altı yıl önce yaşananların perde arkasında neler var, Caroline doğruyu mu söylüyor, Carla haklı mı, Amyas'ı Caroline öldürmediyse kim öldürdü?

Beş Küçük Domuz üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Poirot on altı yıl önce bu cinayet davasını yürüten avukat, müfettiş vb gibi resmi görevlilerle; ikinci bölümde ise Amyas'ın ölümü sırasında evde bulunan (Caroline hariç) beş kişi ile görüşüyor. Üçüncü kısımda bu beş kişinin o güne dair hatırladıklarını yazdıkları sayfaları okuyoruz. Beş Küçük Domuz'da geçmişte işlenen bir cinayetin yeniden gün yüzüne çıkarılarak araştırılması fikrini genel olarak sevdim. Ancak şöyle de bir durum var: Geçmişteki bir soruşturmanın yeniden açılması mevcut fiziksel kanıtların olmaması gibi bir durumu da beraberinde getiriyor. Yani kitap genel itibariyle anılar ve geçmişe dair konuşmalar ekseninde geçiyor, bu da tempoyu biraz düşürüyor. Kitap genel olarak sonunu merak ettiriyor, ben okurken sürekli nasıl bitecek nasıl bitecek diye düşündüm ama bu merak hissinin üstüne kitabın sonunun basit kaldığını düşünüyorum, son bana rahatlıkla tahmin edilebilir gibi geldi. En azından ben "Evet bunu bekliyordum," dedim. Agatha Christie kitaplarının benim için en büyük eksisi yazarın şüpheli sayısını ve şüphelilerin isimlerini ortaya koyarak okura adeta "Evet bunlardan biri katil, sence hangisi, seç birini!" demesi. Beş Küçük Domuz'da beş şüpheli vardı ve tek yapmanız gereken "oooo piti piti" diyerek birini seçmek. Bana göre bu durum heyecan düzeyini azaltıyor, zaten şüpheliler bariz bir şekilde ortada dolayısıyla içlerinden her birinin katil olma potansiyeli var, gerçek ortaya çıktığında ise bu sizi neredeyse hiç şaşırtmıyor "Katil zaten bunlardan biriydi," diyorsunuz.

Beş Küçük Domuz benim için sonunu merak ettiren ama bu merakı kitap bittiğinde iyi bir şekilde tatmin edemeyen, iyi bir konuya sahip, akıcı ama temposu ve şaşırtıcılığı düşük olan bir kitaptı. Bu kitap için ne harika diyebileceğim ne de çok kötü. Peki okuyun der miyim? Evet bence okuyabilirsiniz. Keyifli okumalar...
Adını bir çocuk tekerlemesinden alan kitapta yer alan kişilerin karekterleri 5 farklı domuza benzetilmiş ve sırayla açıklanmış.

this little piggy went to market.
this little piggy stayed at home.
this little piggy had roast beef,
this little piggy had none.
and this little piggy went "wee! wee! wee!" all the way home

klasik bir konu diye dşünürken ( iki kadın bir adam muhteşem aşk üçgeni tarzında) bir anda cinayetin ortasında buluyoruz kendimizi. 5 şüpheli ? katil kim?

bu arada dedektif poirot artık geçmişe de el attı artık bu kitapta. 16 yıl öncesine ulaştı. yıllar önce ünlü ve yetenekli bir ressam tablosunun başında zehirlenerek öldürülür ve karısı onu öldürmekten hapse atılır o da orada ölür. bu çiftin kızı büyüdüğü zaman poirot'yu bulur ve annesinin gerçekten katil olup olmadığını bulmasını ister.

türkçe'ye -nasıl olduysa- aynen çevrilerek, beş küçük domuz adıyla yayınlanmıştır.

akıcı ve güzel kitap okumak isteyen kişilere öneriyorum.
Yine okuyucuyu ters köşeye yatırdığı güzel bir kitaptı. Katili ortalarda buldum diye düşünüyorsun ama kitabın sonunda sanki okuyucuya böyle böyle düşünmüştün ama değil diyor.
O yüzden şaşırmak istiyorsanız tavsiye ederim bu kitabı.İyi okumalar.
kitap tam menim istediyim kimi bir kitapdi cox gozeldi beyendm agatha charistie'nin basqa kitaplarinida oxuyacam cox beyenirem dedektif kitablarini. bes domuz kucuk cox gozel yazilib.
Agatha Christie'in şu ana kadar okuduğum beşinci kitabı ve diğerlerinden oldukça farklı bir kurgusu var.Agatha Christie'in bazı kitaplarında olayları yakalamak zor iken bu kitapta olay örgüsü ve kişiler çok iyi bir şekilde belirlenmiş.Bir cinayeti çözmek için her zaman somut delillere gerek olmadığını, psikoloji üzerinden kimi zaman soyut kimi zaman somut delillerle de cinayetin çözülebileceğini gösteren bir kitap olmuş.Ayrıca kitabın sonuna kadar katilin kim olduğundan emin olamamak kitabı daha fazla sürükleyici hale getirmiş.
Son derece güzel bir Hercule Poirot romanı. Carla Lemarchant adında bir kız Poirot'a baş vurur. Ressam Amyas Crale'in kızıdır. Amyas'ı annesi Caroline öldürmüştür ve kadın hapse girdikten bir sene sonra ölmüştür. Ancak ölmeden yazdığı bir mektupta kızına masum olduğunu söylemiştir. Carla da buna güvenerek gerçek katili bulmasını ister. 16 yıl önce işlenen bu cinayeti çözmek için Poirot önce resmi makamlarla görüşür. Sonra ise cinayet günü olay yerinde olan Amyas'ın arkadaşları Philip ve Meredith Blake, Caroline'in üvey kardeşi Angela Warren, Angela'nın mürebbiyesi Miss Williams ve Amyas'ın resmini yaptığı ve aşık olduğu Elsa Greer ile görüşür. Onların cinayet günü hakkında yazdıklarını da inceleyen Poirot katili bulur. Acaba Caroline gerçekten suçsuz mudur? Suçsuz ise katil kimdir? Soluksuz okunan bir roman.
Bu defa 16 yıl öncesinde işlenmiş bir cinayete götürüyor bizi Hercule Poirot. Cinayetin beş tanığı var ve Poirot önce hepsiyle yüz yüze görüşmeler yapıyor, sonra da hepsinin cinayet gününü kaleme dökmesini istiyor. Adını aynı isimli bir çocuk şarkısından alan kitabın sonu da gayet zekice kurgulanmış, insanı şaşırtıyor.
Tüm baskıları aynı şekilde mi bilmiyorum ama benim okuduğum Nisan 2014 baskısının redaksiyonu fazlasıyla özensizdi. "Bende", "yapabilirmiyim", "herkesde" gibi örneklere kitabın pek çok yerinde rastlamak olası ve bu da konsantrasyonu olumsuz etkiliyor.
Tam işte ya katili doğru tahmin etmişim derken hahah yanıldın damgasını yedim. Olay 16 yıl önce yaşanmış olarak anlatılıyor.Babasını annesinin öldürdüğüne inanmayan kız dedektifimize başvuruyor ve her şey orada başlıyor. Kitap 5 şüpheliyle görüşmelerden oluşuyor.Yani kitabın hepsi neredeyse tanık ifadelerinden oluşuyor.Bir tek son15 20 sayfada olay çözümü var.Kurgunun güzelliğine gelirsek de bir şey demeye gerek bile yok klasik agatha christie kurgusu mükemmelliği.
Büyük vakaların büyük ustası Hercule iş başında.Katil kesin bu dediğimde bile asla aklıma gelmeyecek kişiyi karşımıza çıkaran yazar.Bu sefer ki eserinde katili herkesin tahmin edebileceği biri yapıyor.Ama olaylar öyle çıkmaza giriyor ki.Okurken hadi canım demekten kendinizi alamıyorsunuz!
"Bu küçük domuz pazara gitti.
Bu küçük domuz evde kaldı.
Bu küçük domuz pirzola yedi.
Bu küçük domuza hiçbir şey verilmedi.
Bu küçük domuz, “Vii vii vii,” diye ağladı."
Tekerlemeden yola çıkarak efsane bir roman yazan Christie! Yine katili bulduğumu sanıp yanıldığım, hayrete düştüğüm bir romandı. Şüpheli sayısı diğer kitaplara göre azdı. Bu kitapta da anladığımız gibi Poirot için imkansız diye bir şey yoktur hatta cinayet on altı yıl önce işlenmiş olsa bile!
Bəyəndiyim dedektiv əsərlərdən biri. Kitab tam da mən istəyən kimi, sarsıdıcı sonla bitir. Məncə, bütün dedektiv romanlarında dedektiv cinayət iştirakçılarını ifşa etməmişdən əvvəl yığışdığı yığıncağı həyəcanla gözləmiriksə, bu demək kitab yaxşı deyil. Bu kitabda gözlədim.
Hayatta karşılaşılan sorunlar modern kitaplardan öğrenilen felsefe kırıntılarıyla çözümlenemez.
Agatha Christie
Sayfa 134 - Altın Kitaplar
İnsanın hakikati olduğu gibi kabul edecek cesareti olmalıdır. Bu cesaret olmazsa, hayatın da anlamı kalmaz.
Agatha Christie
Sayfa 140 - Altın Kitaplar yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Five Little Pigs
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780007527519
Kitabın türü:
Çeviri:
İngilizce
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Harper Collins Publishers
Baskılar:
Beş Küçük Domuz
Five Little Pigs
Agatha Christie's ingenious murder mystery, reissued with a striking new cover designed to appeal to the latest generation of Agatha Christie fans and book lovers.Beautiful Caroline Crale was convicted of poisoning her husband, yet there were five other suspects: Philip Blake (the stockbroker) who went to market; Meredith Blake (the amateur herbalist) who stayed at home; Elsa Greer (the three-time divorcee) who had roast beef; Cecilia Williams (the devoted governess) who had none; and Angela Warren (the disfigured sister) who cried `wee wee wee' all the way home. It is sixteen years later, but Hercule Poirot just can't get that nursery rhyme out of his mind...

Kitabı okuyanlar 294 okur

  • Nuray Kirik

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0