HaberciHalil Cibran
Halil Cibran denince öncelikli olarak akla gelen kavram, “Doğu felsefesi”dir. Bu yüzden kitaplarını okumadan önce Doğu felsefesinin mantığını biraz çözümleyebilmek gerekir. Aksi takdirde şiir ve metinlerin ardında yatan anlamı çözebilmek oldukça zorlaşır ve bazen de bu anlatım tarzı pek bir şey ifade etmez.
Burada kısaca ele almak gerekirse, Doğu felsefesi yaşamın anlamı üzerine eğilme ve varlığın özündeki hakikate ulaşma çabasıdır. Batı felsefesinin savunduğu bireyselciliği değil, aksine kolektivizmi temel alır ve bir yandan “ben” kavramının keşfedilmesinde anlam bulmaya çalışırken, diğer yandan da insanların ve hatta grupların eylemlerine ve düşüncelerine odaklanır. Temel ilkesi birlik olmadır. Özetle, Batı felsefesi
“ben” derken, Doğu felsefesi “biz” üzerine düşünce sistemini oturtmuştur. Biri hakikati, diğeri ise anlamı bulmayı kendine hedef edinmiştir. Bu yönüyle de Doğu felsefesi kendince daha çok manevi bir yaklaşım tarzı yakalamış, Batı felsefesi gibi daha bilimsel ve daha akla yakın olmamıştır.
Halil Cibran eserlerinde daha çok aşk, ölüm, doğa ve yurt özlemi gibi konuları işlemiştir ve eserlerini bir nevi kendi dinsel ve mistik iç dünyasını yansıtmak için kullanmıştır. Eserlerinde lirizmle dolu oldukça romantik bir tarz görmek mümkündür.
Yazarın kısa hikâyelerden oluşan bu kitabı da her eserinde olduğu gibi yine ders verici nitelikte kaleme alınmış ve konular yazarın geniş bakış açısıyla değerlendirilip bilge insana dönüşmenin ipuçları okuyucuya sunulmuştur.
Duymaya hazır olmadığımız ve hiç bir zaman olamayacaklarımızın mı, anlamak istemediklerimizin mi ya da kulaklarımızı tıkadığımız hakikatin haberi mi?
Üstümüze sinen sağırlıktan hiç şikayetçi olmadığımız aşikâr, hal böyleyken duymuyor ve anlamıyor oluşumuzu da garipsemiyoruz..
-İnceleme görünümlü iç döküş oldu bu :)
Okuduğum diğer Halil Cibran kitapları gibi düşündürdü... Durup düşündüm ya da düşünüp durdum.
Kısa öykülerin anlatıldığı yaşamdan kesitleri kapsamış derin, anlamlı, akıcı ve anlaşılır (anlamak isteyen için) bir dili var..
Hayatın kalın sayfalarından alıntılanmış ince bir kitap..
Yazarın kalemini sevenler için bu incelik tartışılır, az sayfalı ama çok anlamlı..
Kitaptan alıntılar;
"Yolculuklarımdan birinde bir adada, habire toprak yiyip kana kana deniz suyu içen, insan başlı ve demir toynaklı bir canavar görmüş, uzunca bir süre onu seyretmiştim. Sonra yanına yaklaşıp, "Sen hiç doymaz mısın?"diye sormuştum. "Karnın hiç doymaz mı? Susuzluğun hiç geçmez mi?"
"Evet, karnım tok," diye yanıtlamıştı. "Hatta yiyip içmekten yoruldum. Ama yarın yiyecek toprak ve içecek deniz suyu olmamasından korkuyorum."(s.25 )"
-Neyseki bir canavarın hikayesi,insan böyle mi! :))
"Yalnızlığımın ötesinde başka bir yalnızlık var; yalnızlığımın yalnızlığı kalabalık bir pazaryeri, sessizliğim seslerin tantanası." (s.57)
"Zayıfları sevdiğimi söylediniz, çünkü size göre güç sadece gücü severdi.
(s.61)
"Şimdi artık beni seviyorsunuz.
Çünkü sizi okşayan kılıçları ve yüreğinizi deşen okları seviyorsunuz. Yaralanmak sizi rahatlatıyor; sadece kendi kanınızla sarhoş oluyorsunuz."(s.63)
"Sen kendinin habercisisin, bahçe kapımdan geçen yabancı.""Ve sen hayatın titrek dudaklarında sessiz bir kelimeyken, ben de aynı yerde başka bir sessiz kelimeydim."(s.8)
"Ve bugüne kadar topladıklarımız
Doğunun Nietzsche'si olarak bilinen, Lübnan asıllı filozof, şair ve ressam olan, sevgiyi her şeyin üstünde tutan Halil Cibran ve kaleminden dökülen cümlelerde hissettiğimiz sevginin kutsallığı...
Kısa hikayelerden oluşan bir Halil Cibran klasiği demek yanlış olmayacaktır diye düşünüyorum.
*Yüreğimin derinliklerinden bir kuş uçtu göklere.Uçtukça daha da büyüdü. Ancak yüreğimi terk etmedi. *
RüzgargülüHalil Cibran
Sanırım en sevdiğim yazar Cibran.O kadar kendine has,büyülü bir anlatımı var ki 40 sayfalık kitabın içinde kayboldum.Bu eşsiz ruhla keşke gerçekten tanışlabilseydim diyorum bazen, iyiki yazmış.Kitapta bir hikayede bir Azizle günahkarın sohbetini konu ediyor Cibran günah çıkarmak için Azize giden adam ne derse Aziz bende yaptım,bende ettim,bende günahkarım diyor ve günahkar sorgulu gözlerle bakarak Azizden uzaklaşıyor. Yanındaki adam Azize dönüp ne diye işlemediğin günahlarla kendini suçladın adam artık sana inanmıyor görmedin mi? dediğinde Aziz:bana artık inanmıyor olabilir ama avutulmuş gitti diyor.İşte keseme aldığım hisse bazen sadece ihtiyacımız olanı duymak bilmek isteriz bazen gerçektende yeter. Mutlaka okumalısınız.Keyifli okumalar.
Yüreğimin derinliklerinden bir kuş uçtu göklere. Uçdukça dahada büyüdü. Ancak yüreğimi terk etmedi
Oldukça kısa ve anlamlı bir kitap her sayfası anlam taşıyan okudukça kendimizi bulduğumuz bir eser.
Ne zaman Halil Cibran okusam aynı şeyleri söylüyorum. Genelde kitapları incedir ve anlatımı yalındır. Verdiği mesajları almayı bilirseniz 50 sayfalık kitaptan 150 sayfalık ders çıkarabilirsiniz. Bu kitabı da onlardan biriydi, bir saniye bile sıkılmadan okundu ve bitti.
HaberciHalil Cibran · Karbon Kitaplar · 20183,119 okunma
Fanatikliğe dönüşen bir hayranlık oluyor sanki bende Halil Cibran
Ve kitaplarını sadece benim için yazmış gibi anlıyorum arkadaşların yaptığı yorumları görünce...
Kitabı okumadan yine kitap için yapılan değerlendirme ve verilen notlara baktım da tam bir hayal kırıklığı...
7.4 nedir arkadaşlar gerçekten anlamıyorum sizi...
Halil Cibran sizlere sesleniyor ve diyor ki...
"Sizler kadehlerden içmeyi
seviyordunuz, taşan bir ırmaktan değil."
Halil Cibran'ı keşfetmeye ve Halil Cibran ile keşfe devam...
Bir daha Onunla ile ilgili olumsuz birşey duyarsam çok kızarım ona göre :)
Yazarın 2.eseri olan "Rüzgar Gülü"nün çok düşündüren veya etkileyen ağır dil uslubu yok akıcı bir kitap yazarın bu aralar kitaplarına sarmış durumdayım:)Deli adlı kitabını okuyanlar varsa bilir onun incelemesini yapmamıştım ama yazar aynı tatta yazmış bu iki kitabıda.
.... Fikir zıtlıkları olsada mesaj verme niteliği taşıyor. Deneme ve şiirlerden oluşan bir kitap..
Zengin - fakir, Soylu-halk daha doğrusu anımsattığı kötü krallar ve halk ile arasında geçen çekişmeler gibi masal tadın da da yer yer. İç güzelliği de kötülüğüde süslü cümlelerle anlatmamış akıcı uslubu güzel..
O halde iyi okumalar :)
Rüzgar GülüHalil Cibran · Olympia Yayınları · 20203,119 okunma
Klasik Halil Cibran kitaplarından bir tanesi daha. Konsantre ve her birinin üzerinde ayrı ayrı düşünülmeyi hak eden hikayeciklerden oluşan bir kitap.
Yatırım tavsiyesidir.
Eğer Deli ve Gezgin kitaplarını okuduysanız Halil Cibranın, aynı formattaki eseridir. Başlıklar altında kısa hikayeleri var. Halil Cibran ın okuduğum eserleri içerisinde, en az vurgulayıcı eseri olduğunu söyleyebilirim. Yine onun kalemi, orası kuşkusuz. Ama benim için hikayeleri diğerlerinin oluşturduğu o hazzı yaşatamadı veyahut ben yaşayamadım diyeyim, daha doğru olur. Ama ilk defa Halil Cibran okuyacaksanız bu eseri önermem, beklentinizin altında kalabilir.
Rüzgar GülüHalil Cibran · Avrupa Yakası Yayınları · 20133,119 okunma
Cibran, 1883 yılında Osmanlı İmparatorluğu kontrolündeki Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığı'nda Maruni bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Ailesi ve kardeşleriyle 1895'de ABD'ye göç etti. Annesi terzi olarak çalışırken Boston şehrinde bir okula başladı. Cibran'ın yaratıcılığını fark eden öğretmeni Cibran'ı fotoğrafçı ve yayıncı F. Holland Day'le tanıştırdı. Gibran, Beyrut'taki Collège de la Sagesse'e kaydolmak için on beş yaşında ailesi tarafından memleketine geri gönderildi.
1904'te, Cibran'ın çizimleri ilk kez Boston'daki Day's stüdyosunda sergilendi ve Arapça ilk kitabı 1905'te New York'ta yayımlandı. Cibran, yeni tanıştığı hayırsever Mary Haskell'in mali yardımıyla 1908'den 1910'a kadar Paris'te sanat okudu. Oradayken, Jön Türk Devrimi'nden sonra Osmanlı İmparatorluğu'nda isyanı destekleyen Suriyeli siyasi düşünürlerle tanıştı; Gibran'ın aynı fikirleri ve aynı zamanda antiklerikalizmi dile getiren bazı yazıları, sonunda Osmanlı yetkilileri tarafından yasaklanacaktı.
Eserleri ve düşünceleri dünya üzerinde geniş yankı uyandırdı. Şiirleri yirmiden fazla dile çevrilmiş olan Cibran aynı zamanda başarılı bir ressam idi. Resimlerinin bazıları günümüzde dünyanın birçok şehrinde sergilenmektedir.
Yaşamının yaklaşık son yirmi yılını ABD'de geçiren yazar, ölümüne kadar kaldığı bu ülkede eserlerini İngilizce yazmıştır.
Halil Cibran'ın en ünlü eserlerinden biri olan ve ilk kez 1923 yılında basılan Nebi adlı eseri, toplam 26 adet şiirden oluşan bir karma şiir denemeleri kitabıdır. El Mustafa adındaki bir kahinin 12 sene kaldığı Orphalese şehrinden ayrılıp evine gitmek üzereyken bir grup halk tarafından durdurulması ve ana kahraman ile halk arasında insanlık ve hayatın genel durumu hakkında geçen konuşmalar kitabın kendisini oluşturmaktadır. Cibran'ın bu kitapta El Mustafa isimli şahsa verdiği bu isimle peygamber Hz. Muhammed'i işaret ettiğini iddia edenler vardır. Fakat kitaptaki metinler çoğunlukla Matta'ya göre İncil'in 5. bölümünde yer alan İsa'nın Dağdaki Vaaz'ıyla içerik ve üslup açısından benzerlik ve paralellik gösterir. Yazarın İnsanoğlu İsa adlı kitabındaki çalışmalar da dikkate alınırsa El Mustafa'nın Meryemoğlu İsa Mesih olabileceği iddiaları daha da güç kazanmaktadır. Ermişin Bahçesi Halil Cibran'ın Ermiş kitabının devamı niteliğindedir. Türkçeye çevirisi R.Tanju Sirmen tarafından yapılmıştır. Yayın yılı 1999.