Dağların kızı Heidi'yi hepimiz küçük bir kız çocuğu ve büyükbabasının yanında yaşayan birisi olarak biliyoruz. Fakat bu kitapta Heidi'nin büyükbasının yanından ayrılıp başka bir okulda okumasına ve büyümesine şahit oluyoruz. Sadece yaz tatillerinde büyükbabasının yanına gelen Heidi kısa aralıklarla büyükbabası ve manevi babasını kaybeder. O artık genç bir kız ve öğretmendir. Hiçkimsenin öğretmenlik yapmak istemediği bir köye giderek öğretmenlik yapmaya başlayan Heidi başlarda çok zorlanır. Çocukların hepsi okuldan uzak, bakımsız ve yaramazlardır. Fakat Heidi'nin kendine güveni ve azmi ile bu çocuklar bambaşka olur.
Alışık olduğumuz Heidi'nin büyümüş ve öğretmen olmuş olduğu halini okurken duygulanıyoruz. O yine merhametli, yardımsever, başarılı bir kızdır. Şimdiki çocukların birçoğu onu çizgi filmlerden bilseler de kitabını okumak ayrı keyifliydi.
Heidi aslında çok sade ama insanın içine işleyen bir hikâye. Küçük bir kız çocuğu, annesini babasını kaybediyor ve Alpler’de yaşayan huysuz dedesinin yanına bırakılıyor. Başta dedesi de biraz sert, içine kapanık bir adam. Ama Heidi’nin o saf, neşeli ve samimi hali dedesini yavaş yavaş değiştiriyor. Doğayla iç içe yaşaması, keçilerle vakit geçirmesi, Peter’la arkadaşlığı… Oradaki hayat çok sade ama çok huzurlu.
Sonra Heidi Frankfurt’a gidiyor. Orada zengin ama hasta bir kız olan Clara’yla tanışıyor. Frankfurt’taki hayat konforlu ama ruhsuz gibi. Heidi dağları, özgürlüğü ve dedesini özlüyor. İçten içe memleket hasreti çekiyor. En sonunda tekrar Alpler’e dönüyor. Dönüşü hem kendisine hem de dedesine iyi geliyor. Clara da sonradan dağlara geliyor ve orada iyileşmeye başlıyor.
Bence kitabın asıl meselesi şu: İnsan doğadan kopunca bir şeyler eksiliyor. Gerçek mutluluk para ya da şehir hayatı değil; samimiyet, sevgi ve sadelikte. Heidi’nin masumiyeti etrafındaki herkesi dönüştürüyor. Aslında küçük bir çocuğun bile koca bir dünyayı değiştirebileceğini gösteriyor.
Kitabın İngilizce versiyonunu okudum ve okumasının B-1 ile B-2 seviyesinde olduğunu düşünenler için uygun bir kitap. Keyifli okumalar dilerim.
Heidi, anne ve babasını küçük yaşta kaybetmiş bir çocuktur.
Teyzesi Dete, ona bakamayacağını söyleyerek Heidi’yi İsviçre Alpleri’nde yaşayan, toplumdan uzak ve huysuz olarak tanınan Alp Dede’nin yanına bırakır.
Dede başlangıçta soğuk ve mesafelidir;
ancak Heidi’nin içtenliği, merakı ve sevgi dolu tavırları kısa sürede onun kalbini yumuşatır.
Heidi, dağlarda keçileri güden Peter ile arkadaş olur; doğayla iç içe, özgür ve mutlu bir yaşam sürmeye başlar.
Bir süre sonra teyzesi Dete geri gelir ve Heidi’yi Frankfurt’a götürür.
Amaç, zengin bir ailenin hasta kızı Clara Sesemann’a arkadaşlık etmesidir.
Clara yürüyememektedir ve tekerlekli sandalyeye mahkûmdur.
Heidi, Clara ile samimi bir dostluk kurar; ona dağları, doğayı ve özgür yaşamı anlatır.
Ancak şehir hayatı Heidi için çok zordur,
Katı kurallar, kapalı ortamlar ve doğadan uzaklık onu derinden etkiler.
Geceleri uykusunda dolaşmaya başlar ve giderek hastalanır.
Malikane'nin Aile doktoru, Heidi’nin tek iyileşme yolunun dağlara dönmek olduğunu söyler,
Heidi tekrar Alp Dede’nin yanına döner.
Temiz hava, doğa ve sevgi sayesinde kısa sürede sağlığına kavuşur.
Bu süreçte Alp Dede de değişir;
insanlarla yeniden iletişim kurmaya başlar ve topluma karışır.
Daha sonra Clara, doktorunun tavsiyesiyle Alpler’e gelir.
Heidi’nin rehberliği, doğanın iyileştirici gücü ve hareket sayesinde Clara yavaş yavaş güçlenir ve sonunda yürümeyi başarır...
Yiğenim sayesinde baya bir geçmişe gitmek nasip oldu diyelim. Çocukluğumuzun, ilk okumaya başladığımız zamanların efsanelerini tekrar okumak güzel oldu. Kitaptan çok o dönemleri anımsamak büyük bir haz oldu.
Good luck with my first English review
then let's get started ;
Oh Heidi! Rose-cheeked girl.
Everyone knows you, "some by reading, some
by watching cartoons on trt1", I'm sure for all of us; you have a different understanding, memory or ending.I recommend this book if you want to recall love, innocence and your elementary school years, "glad" little one with rose-cheeked little one who reminds me of innocence and my childhood. :)
Then, goodbye, love and stay with the book.
İlk ingilice incelemem hayırlı olsun
o zaman başlayalım;
Ah Heidi! Gül yanaklı kız Herkes ,seni bilir "kimisi okuyarak,kimi trt1'de çizgi film izleyerek"eminim hepimiz için ;farklı anlama, anıya veya sona sahipsin.Bana masumluğu ve çocukluğumu tekrar hatırlatan, Gül yanaklı ufaklık seninle "iyi ki" yollarımız birleşti,sevgiyi;masumluğu ve ilkokul yıllarınızı tekrar hatırlamak isterseniz bu kitabı tavsiye ederim. :)
O zaman, hoşçakalın sevgiyle ve kitapla kalın.
Yetim bir kız çocuğu olan Heidi, Alp Dağları’nda yaşayan büyükbabasının yanına gönderilir. Başta sert ve içine kapanık biri olan büyükbabası, Heidi’nin neşesi ve sevgisi sayesinde değişmeye başlar. Heidi doğayla iç içe, özgür bir yaşam sürerken en iyi arkadaşı Peter ile keçilere bakar, çayırları keşfeder. Ancak bir gün Frankfurt’a gönderilir ve şehirde yaşamaya zorlanır. Bu süreçte hem dağların özlemini hem de dostluğun değerini keşfeder.
__**Roman, doğayla uyum içinde yaşamanın, masumiyetin ve iyiliğin insan hayatındaki dönüştürücü gücünü anlatır. Heidi’nin saf sevgisi ve neşesi, hem büyükbabasını hem de Clara’yı iyileştirir.
**__
Heidi ana kitabını kütüphaneden aldığımda, kitaptan çok dergi gibi duran bu kısacık metin de arasındaydı. Ana konuya değinilmiş kısaca, kısa bir masal gibi özetlendirilmiş. Ama tabi ilk kitabı okuyunca kesinlikle tat vermiyor ve yarım bırakılmış, atlanmış ya da çoğu sayfası eksik bir kitabın, başı, ortası ve sonundan birer sayfa okumuş hissi yaratıyor.
HeidiJohanna Spyri · Engin Yayınevi · 20076bin okunma
Ah Heidi! İyi yürekli kız. Hangimiz bilmez ki onu. Çocukken nasıl da severek okumuştum. Geçmişe baktığımda iyi ki o zaman da okumayı seven bir çocukmuşum diyorum. Çocukluk kitaplarım beni çok ama çok duygulandırıyor...
Johanna Spyri, doğum adıyla Johanna Louise Heusser (12 Haziran 1827; Hirzel - 7 Temmuz 1901; Zürih), İsviçreli yazar. Yazdığı Heidi kitabıyla ünlüdür. Yazlarını Chur, Graubünden gibi kırsal kesimlerde geçirmiş daha sonra bu yerleri kitaplarına aktarmıştır.
1852'de Bernhard Spyri adında bir avukatla evlendi. Zürih'te otururken ülkesindeki yaşam hakkında yazmaya başladı. Yazarlığa başlamadan önce bir evhanımııydı.İlk yazdığı kitap Vrony'nin Mezarı Üzerindeki yapraktır Heidi kitabıysa bu başarılarından biri olmuştur. Heidi, Alpler'de büyükbabasıyla yaşayan bir öksüz kız, kitabındaki manzaraları betimlemekteki başarısıyla birlikte çocukların dünyaya duygularıyla nasıl baktığını da anlatmaktadır. Kitaplarının gelirlerini savaş yaralılarına bağışlamıştır.
1884'te eşi ve aynı zamanda tek çocuğu olan Bernhard öldüler. 2007 yılında Heidi 125 yaşına girdi ve bu yılın anısına, İsviçre'de Johanna Spyri'nin resminin bulunduğu demir paralar basıldı.